Konuşurken bu hatayı yapmaktan kaçının! Karşınızdakini farkında olmadan uzaklaştırıyor
Söyleyeceğini bastırmak güvenli bir refleks gibi gelir. Araştırmacıların deneyi tam tersini gösteriyor: o sessizlik karşı tarafa hissettiriyor.
Bir sohbetin ortasındasınız. Aklınıza bir şey gelir. Tam söyleyecekken durur, "yok, bu saçma olur" deyip yutarsınız. Yerine daha güvenli ve daha cilalı bir cümle çıkar ağzınızdan. Çoğu insan bunu gün içinde defalarca yapar, çoğu zaman hiç farkına varmadan.
Bu küçük frenleme zararsız görünür. Hatta ölçülü ve dikkatli bir tavır gibi durur. Oysa Oxford Üniversitesi ve King's College London'dan bir grup araştırmacının 2021'de PLOS ONE'da yayımladığı deneysel çalışma, bu refleksin sandığımız kadar masum olmadığına işaret ediyor.
Sessiz kalmak "güvenli" hissettiriyor fakat bedeli var
Psikolojide bu davranışın bir adı var: güvenlik davranışı. Kötü bir sonucu engellemek için önceden alınan küçük önlemler. Konuşurken araya mesafe koymak, göz temasından kaçınmak, fikrini en yumuşak haline indirip söylemek ve bazen hiç söylememek.
Mantığı basit görünür. Yanlış bir şey söyleyip mahcup olmaktansa az söylersiniz ve garantiye oynarsınız. Beyin bunu bir koruma olarak okur. Sorun şu ki koruma sandığınız şey, asıl korkulan duyguyu besliyor.
Eleanor Leigh ve ekibinin yürüttüğü çalışmada katılımcılar kısa konuşmalara sokuldu. Bir kısmından bu güvenlik davranışlarını bilinçli kullanmaları, bir kısmından ise olabildiğince açık ve doğal olmaları istendi. Kendini geri çeken grup, konuşma bittiğinde daha kaygılı hissettiğini söyledi. Fren rahatlatmadı ve endişeyi yukarı çekti.
Karşı taraf bunu fark ediyor
Aynı çalışmada konuşmaların diğer tarafı da değerlendirildi.
Kendini süzen, mesafeli davranan kişiyle konuşanlar, o kişiyi ölçülebilir biçimde daha az sempatik buldu. Yani sessizlik içeride kaldığını sandığınız bir şey değil. Karşıdaki insan, ne olduğunu adlandıramasa da bir tutukluk, bir soğukluk seziyor ve o sezgiye göre bir yargıya varıyor.
Bunu çoğu kişi bir yerden tanır. Bir insanla konuşurken arada cam varmış gibi hissedersiniz ve neden olduğunu çıkaramazsınız. Çalışma o camın nereden geldiğine dair bir ipucu veriyor. Çoğu zaman bağı zayıflatan, söylenen hatalı bir cümle değil; hiç dile gelmeyen ve geri çekilmiş cümle oluyor.
Bu sadece çekingen insanların meselesi değil
Akla şu gelebilir: bu mekanizma sosyal kaygısı yüksek insanlara özgüdür. Çalışmanın bulguları bunu boşa çıkarıyor.
Kaygı düzeyi düşük katılımcılar da güvenlik davranışını uyguladıklarında daha kötü hissetti, onlar da karşı tarafça daha az sıcak bulundu. Demek ki bu, "kaygılı insan" hatası değil herkesin başvurduğu bir refleks. Filtreyi açtığınız anda etkisini görüyorsunuz, başlangıçtaki ruh halinizden bağımsız olarak.
Bir sınırı atlamamak lazım. Bu deney ergenler üzerinde yapıldı ve güvenlik davranışı mekanizması yetişkinlerde de ayrıca belgelendi, ama tek bir çalışmadan yetişkin hayatının tamamına dair kesin bir kural çıkarmak doğru olmaz. Yön gösteriyor, son sözü söylemiyor.
Fark yaratan, bir anlık küçük bir kayma
Bu, "sürekli içinizi dökün" demek değil. Her aklınıza geleni söylemek de bağ kurmaz, çoğu zaman tersini yapar.
Araştırmanın işaret ettiği nokta daha ince. Bir konuşmada o tanıdık fren devreye girdiğinde, bazen onu bir an es geçip cümleyi olduğu gibi bırakmak, karşı tarafta beklenenin tersi bir etki yaratıyor. Kendini fazla koruyan kişi değil, biraz daha görünür olan kişi daha sıcak okunuyor.
Sohbetin ortasında o "yok, söylemeyeyim" anını yakaladığınızda, en azından neyi geri çektiğinize bir bakın. Çoğu zaman geri çektiğiniz şey, karşıdaki insanı size yaklaştıracak olan cümledir.