Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Vesife Hatısaru, kendisinin korktuğu bu dersi lisedeki matematik öğretmeni sayesinde sevip meslek edinmeye karar verdiğini söylüyor.

Gazete Habertürk'ün haberine göre, Hatısaru, matematik derslerinde sürekli öğretmenin aktif olmasının başarıya engel olduğunu vurgulayarak, şunları anlatıyor:

1600 ÖĞRENCİYE ‘MATEMATİK’ ÇİZDİRDİLER

“Öğrenciler öğrenim hayatlarına matematik kaygısıyla başlamıyor. Kaygı sonradan oluşuyor. Örneğin Ankara bölgesinde yaklaşık 1600 ortaokul öğrencisiyle yaptığımız bir çalışmada öğrencilerden bir matematik resmi çizmelerini ve çizdikleri resmi açıklamalarını istedik. Matematik tutumlarını belirlemeye yönelik sorular sorduk. Çoğu öğrencinin yoğun bir matematik sevgisine sahip olduğunu ve matematiğe değer verdiğini gördük. PISA 2015 sonuçlarına göre de Türk öğrencilerin okulu ve matematiği sevme ortalaması OECD ortalamasının üzerinde. Öte yandan, bu sevgi başarıya dönüşemiyor. Başarı için okul ve ev kaynaklarının yeterli olması, okullar arası başarı farkının minimum düzeyde tutulması, öğretmen niteliği, öğretim stratejileri gibi birçok temel etken bulunmakta. Ülkemizde matematik sınıflarında büyük oranda sürekli öğretmenin konuştuğunu, çoğunlukla doğrudan öğretim yöntemi kullanıldığını, sınıfta kullanılan öğretim araçlarının tahta, kalem ve kitaplarla sınırlı olduğunu ve öğrencilerin genellikle yazılı sınavlar yoluyla değerlendirildiğini görüyoruz.”

‘FARKLI YÖNTEMLER KULLANILMALI’

Farklı algı ve ilgi düzeyi olan öğrencilere tek tip öğretme metoduyla ulaşmaya çalışmanın yetersizliğine değinen Hatısaru, şunları ifade ediyor: “Birbirinden farklı 25-30 öğrencinin olduğu bir sınıf düşünün. Öğrencilerin birçoğunun matematik altyapısı veya geçmişi, öğrenme stili, ön bilgisi birbirinden farklı olacaktır. Bu sınıfta tek tip bir öğretim metodu kullanmak, kaynaklarda çeşitlilik olmaması veya hep aynı değerlendirme yöntemini kullanmak, örneğin sadece sınav yapmak, tüm öğrencilere erişimi sınırlar. Olması gereken, mümkün olduğunca, o gruptaki tüm öğrencilere ulaşabilecek farklı öğretim yöntemleri, farklı öğretim araçları ve hatta farklı değerlendirme yöntemlerini harmanlamaktır.”