Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Herkesin çocuğunun okuyup öğretmen doktor, avukat olması isteğini “Okusun da kalem efendisi olsun” diye tarif ettiği bir  dönemdi. Genç Cumhuriyet’in ilk kadın veterineri Meliha Hanım, bugün adı Darüşşafaka olarak anılan Himaye-i Etfal  Cemiyeti’nin, kimsesiz çocuklar yararına satışa çıkardığı deftere not almaya başladı. Hamileydi ve kendisi gibi veteriner  olan Ali Bey’den ilk çocuğunu İstanbul’dan tayin ile gittiği Konya’da doğuracaktı. Aklında doğacak çocuğunun ilk ağlamasından ergenliğine günlük tutmak vardı. Niyeti biraz büyüdüğünde günlüğü ona vermekti. 1940 Eylül’ünün son cuma günü Konya  harasındaki evinde, yarım kalan at tablosunu bitirmeye çalışıyordu. Meliha Hanım ve eşi Ali Bey bir anda gelen sancıların  sonunda ebe yardımıyla doğan oğullarına ‘uğurlu sabah’ anlamına gelen Tankut adını verdi.

Gazete Habertürk'ten Zülfikar Ali Aydın'ın haberine göre,Meliha Hanım sadece bir veteriner değildi. Veterinerlikten artan  zamanlarda köy okullarında öğretmenlik yapıyor, çocuklara okuma yazma öğretiyordu. Onun için çocuk büyütmek fiziksel olarak büyütmek değildi. Meliha Hanım, oğlunun ülkesine ve milletine hizmet  edecek bir evlat olmasını kendisine bir görev sayan Cumhuriyet kadını ve aydınıydı. Çift Konya’dan sonra Muş’a gitti. Meliha Hanım burada da öğretmenlik ve veterinerliği  
birlikte yaptı. 7 yıl kaldıkları köyde Tankut Öktem’in akranlarından uzak ve yalnız büyümesi belki de resme ve heykele  ya da yontuya karşı büyük yeteneğini geliştirmesine vesile oldu. Meliha Öktem, daha 3 yaşında hasta yatağında uzanırken dişçi hamurundan askerler yapan oğlundaki yeteneği hemen fark etti ve günlüğüne not aldı.

İLK RESİM 4 YAŞINDA
Öktem ailesinin sonraki yıllardaki hayatı danslı valsli gecelere kadınların araba kullanarak gittiği Edirne’deki Yahudi Mahallesi’nde geçti. Tankut Öktem 4 yaşında ilk resmini yaptı. Beşinci sınıfta yaptığı bir resim, yarışma jürisi tarafından lkokul çocuklarının seviyesinden çok yüksek ve üstün başarılı” sayıldı. 13 yaşındayken Edirne Türk Amerikan Derneği Lokali’nde bir resim ve heykel sergisi açtı. Tankut Öktem artık ‘Harika Çocuk’tu. 14 yaşında sayısız tablo ve heykele imza atmıştı. 1960’larda o yılların yarattığı rüzgâra 20’li yaşların heyecanıyla kapıldı. Öğrenci liderlerinden biriydi. İnişli çıkışlı lise  eğitiminden sonra Türk-Alman ortaklığıyla yeni kurulan Tatbiki Güzel Sanatlar Okulu Seramik Bölümü’ne girdi. Ama bu tercihi babasını mutsuz edince aynı anda İktisat Fakültesi’ne de kayıt oldu ve ikisini birden bitirmeyi başardı. O yıllardan sonra kendini soyut formdaki heykel çalışmalarına verecekti.

Meliha ve Ali Öktem

"ATATÜRK OLMADAN KOMPOZE EDİLEMEZ"

Öktem’in bütün amacı Türk halkının ulusal özelliklerini, ruhunu heykel aracılığıyla estetize etmek, anıtlaştırmaktı. Kendisinden önceki heykeltıraşların Atatürk’ü durgun göstermesine de itirazı vardı. Cumhuriyet tarihini meydanlarda heykelleştirmek
istiyordu. Titizdi. Titizliğini “Atatürk’ün gözleri bronzdan bile yapılsa mavi mavi bakmalı bütün ömrümü bunun için  geçirebilirim” diye anlatırdı. Cumhuriyet dönemine olan hayranlığını anlatırken, “Ben Cumhuriyet heykeli yapıyorum. Bir kadın figürünü, bir öğretmeni, bir köylüyü, bir öğrenciyi heykelde kurucu simge Atatürk’ü koymadan kompoze edemezsiniz. Bu insanlar el ele verdiler. Ölüme gittiler. Sonra da devrimleri gerçekleştirdiler” diyordu.

DEV ANITLARDA HEP ONUN İMZASI VARDI

Cumhuriyet dönemini tartışmasız en iyi yansıtan eserlerin sahibi Tankut Öktem’di. Çanakkale ve Anıtkabir’deki anıtların rölyeflerinden, birçok şehirdeki değerli heykel ve anıtlara imza attı. Reklamı sevmediği için yaptığı birçok anıtı yabancı heykeltraşların yaptığını sandı herkes. Öktem, sağlığında bile kendisi hakkında kitap yazılmasına izin vermedi. Oylum Öktem İşözen, babasının ölümünün 10. yıldönümünde babaannesi Meliha Öktem’in günlüğünü “Bir cumhuriyet Annesi’nin Günlüğü/Tankut Öktem’in Ardında 10. Yıl” adlı kitapta yayımladı. Kitap Öktem’in İzmir’de Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde açılan ve halen devam eden Tankut Öktem 10. Yıl Retrospektif Sergisi ile aynı dönemde basıldı. Oylum Öktem İşözen babaannesinin günlüğüne yer verdiği kitabın kendisi için değerini şu sözlerle ifade ediyor: “Benim için günlüğün en önemli bölümü Tankut Öktem’in yeteneğini küçük yaşlarda keşfeden annesinin üstün yetenekli oğluna dair önsezileri, o zor şartlarda ülkesinde heykel sanatıyla oğlunu nasıl bir eğitimle buluşturacağı endişesi, tek başına bir kadının mücadelesini anlatıyor. Babamın eserlerinde onu yetiştiren babaannemin silinmeyen izini görüyoruz. Annesinin temel öğretisi, sevgisi, güçlü bir Anadolu kadın figürü bütün heykellerine yansıyor.

Meliha Hanım’ın günlüğünden bir sayfa