Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, TRT Haber'de katıldığı programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Çavuşoğlu'nun açıklamalarından satır başları:

Soçi ve Astana süreçlerinden esasen olumlu neticeler almıştık. Bugün Cenevre konuşabiliyorsa Astana sayesinde olmuştur. Fakat sahada saldırganlık devam ederken, bu sürecin işlemesi zor oluyor. Rejim İdlib'de hunharca saldırıyor. 1 milyona yakın insan yerinden edildi. Dolayısıyla Soçi ve Astana'nın ortadan kalktığını değil ama yara aldığını söyleyebiliriz. Şu anda sahadaki sükunetin sağlanması ve rejimin saldırganlığının durdurulması için adımlar atıyoruz.

Rusya ile toplantılar yapıldı ancak durum istenen düzeyde değil. Şu andaki pozisyonlar arasında farkların olduğu doğru. İhtiyaç olursa belki liderler düzeyinde de toplantılar olabilir. Masada ya da sahada biz bu rejimin saldırganlığını durdurmak için ne gerekiyorsa yapacağız.

İdlib'in bir sınırı var. İdlib içeriside ağır silahlardan arındırılmış bir bölge belirlemiştik. Rejimin İdlib içerisine doğru ilerlediğini görüyoruz. Konuşmalarda haritalar ortaya konuyor. Karşılıklı pozisyonlarımızı belirten kağıtlar verdik. Ruslar bize verdi, biz Ruslar'a verdik. Soçi'nin nasıl uygulanması gerektiğine dair düşüncelerimizi Rus tarafına ilettik.

Gözlem noktalarıyla ilgili tedbirler aldık. Biliyorsunuz 13 şehidimiz var. Ondan sonra İdlib bölgesinde gerekli tedbirler alınmış durumda.

Bizim diplomasideki ilkemiz, sahada ve masada güçlü diplomasi, sahada ve masada güçlü Türkiye. İkisini birlikte götürmeye çalışıyoruz. Naif değiliz, hayalci de değiliz.

Zamanlaması ve son verilecek karar Sayın Cumhurbaşkanımızındır. Adımlar Cumhurbaşkanımızın vereceği kararla atılır. Cumhurbaşkanımız, 'ne gerekiyorsa' dedi, bu havadan ve karadan anlamına gelir.

ABD VE ULUSLARARASI TOPLUMUN İDLİB'E YAKLAŞIMI

İdlib bölgesinde PKK mevcudiyeti fazla yok. Bazı radikal gruplar var. O grupları da Halep'ten, Dara'dan getirip rejim otobüslerle bıraktı. Burada amaç bu teröristleri bahane ederek saldırmak. Biz DEAŞ'a karşı harekat yaptığımız zaman bizim Batılı dostlarımız tamam, güzel diyor. PKK'ya karşı operasyon yaptığımız zaman 'ne yapıyorsun' diyorlar. Burada İdlib konusunda Türkiye'ye destek var. Bazı ülkelerden açık destek geliyor. Diğer ülkelerden bize telefon açıp desteklerini söylüyorlar. Bizim atacağımız adım yeni bir insani felaketi önlemek üzeredir. Dünya açısından baktığınız zaman dünya tarihindeki en büyük insani felaketlerden biri yaşanıyor. Bizim harekatımız bunu durdurmaya yönelik.

Eğer biz doğru bulmadığımız bir adım ya da politika görüyorsak karşı çıkıyorsak. Dolayısıyla Rusya ve ABD gibi ülkelerle ilişkiler gerilebiliyor veya düzelebiliyor. Eskiden Türkiye bu kadar dik duramıyordu. Tüm politikalarımız Türk insanının beklentilerine yönelik. Politikalarımızı gücümüz doğrultusunda yürütüyoruz. Böyle olunca da bazen Almanya'nın işine gelmiyor, bazen ABD'nin işine gelmiyor. Rusya'yla her konuda anlaşamıyoruz. ABD'yle de iyi ilişkiler yürütmeye çalışıyoruz. Burada kimse fırsatçılık yapmadan, kısa vadeli politikalara odaklanmadan, Türkiye'nin önemini bilerek uzun vadeli yaklaşımlarda bulunmaları gerekiyor.

LİBYA VE DOĞU AKDENİZ

Bir sorun başladığı zaman çözüme yönelik politikalar üretmeliyiz. Yaşanan her sorun bizi ilgilendiriyor. Olumlu ya da olumsuz her gelişmenin bize yansıması oluyor. Bizim yaklaşımımız girişimci ve insani dış politika anlayışı ile var olan sorunlara katkı sağlamaktır. Attığımız adımlar olacaktır oluyor. Doğu Akdeniz bizim haklarımızı ilgilendiren bir konu. Yıllardır bize kulak vermediler. Biz tüm uyarıları yaptık, kimse bunları dikkate almadı. Böyle olunca biz hamlelerimizi yaptık. Libya ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılması için bir mutabakat imzaladık. Bu tür adımlarımızı ülkemizin çıkarına atmamız lazım. Kıbrıs Türkleri'nin hakları için de atmamız lazım. Bugünkü dünyada bana dokunmayan yılan bin yaşasın derseniz o sorun mutlaka sizi bulur.

Üçüncü sondaj gemimiz de geliyor. Bunun nereye gönderileceği belli değil henüz. Sismik araştırmaların ardından arkadaşlarımız buna karar veriyor. Ege mi, Karadeniz mi, Doğu Akdeniz mi Enerji Bakanlığımız karar verecek. İhtiyaç olduğu zaman üçüncü bir gemiyi göndermekte tereddüt etmeyiz.

Libya'da attığımız adımlar net. Attığımız adımlarla bir denge sağlayıp, ateşkesi sağlayacağız dedik. Bir ateşkes çağrısı yaptık. Bu çağrıdan sonra Serrac hükümeti ateşkesi destekleyeceğini söyledi. Ruslar, Hafter'i ikna edecekti. Biz üzerimize düşeni yaptık. Moskova'da Hafter ateşkesi imzalamadan adeta oradan kaçtı. Berlin Konferansı bizim sayemizde başarılı oldu. Orada da aldığımız ortak deklarasyona Hafter destek vermedi. Tüm ülkeler çaba sarf etmesine rağmen Hafter, toplantı mekanına bile gelmeyip otelden takip etti. 

En son Hafter ihlalleri artırıp, Trablus limanına saldırınca Serrac görüşmeleri terk ettiğini açıkladı. Ateşkes devam etmeden siyasi sürecin devam etmesi çok zor. Dünya kınıyor evet ama Hafter'i durdurmak için ne yapılıyor. AB denizden denetleyeceğim diyor. Bunun için Serrac ile işbirliği yapılması lazım. Şu anda uluslararası sistem içerisinde bir koordinasyon yok.

AB ülkelerinin birçoğu göçmen gelmesin de ne olursa olsun düşüncesinde. AB'nin bu konularda net bir politikası yok. Her konuda olduğu gibi AB'nin içinde çatlak sesler de var. 

YUNANİSTAN İLE İLİŞKİLER

Yunanistan'la gerginliği azaltmak için attığımız adımlar oldu. Biz iktidara geldiğimiz zaman rahmetli İsmail Cem zamanında kurulan mekanizmayı sürdürdük. Çipras hükümetine kadar görüşmeler iyi gidiyorduk. Yunanistan'da sol partiler aşırı ulusalcı oluyor. Yeni hükümetle birlikte bu görüşmeleri sürdürmek için temaslarımızı kurduk. 

Yunanistan, Rum Kesimi ile beraber, bazen Mısır'la bazen İsrail'le beraber Türkiye'yi dışlama çabasında oldu. Biz de karşı hamlelerimizi yapınca tabi Yunanistan rahatsız oldu. Biz Yunanistan'a diyoruz ki, biz sizinle anlaşma yaparız. Yeter ki uzlaşmaya hazır olun. Doğu Akdeniz'de paylaşmaya razı olun. Ama Kıbrıs Türkü'nün hakkını yerseniz biz bu adımları atmaya devam ederiz. Gerginlik olmadan biz tüm adımları atmaya hazırız. Ama karşı taraftan da samimiyet bekliyoruz.

Irkçı, aşırı ırkçı, Neo Nazi siyasetçilerin adımlarından bahsetmiyorum. Merkezdeki partiler de maalesef kamuoyu baskısı yüzünden yapamıyorlar. Ben Dışişleri Bakanı olarak gayrı resmi olarak Rum Kesimi lideri ya da Dışişleri Bakanı ile görüşebiliyorum. Ama Yunan tarafı KKTC konusunda aynısını yapamıyor. Kamuoyu baskısı nedeniyle bu tip görüşmeler yapamıyorlar.

ALMANYA'DAKİ AŞIRI SAĞ SALDIRILAR

Avrupa'da ırkçılık çok tehlikeli bir boyuta geldi. Artık merkez sağ ve merkez sol partiler ırkçılardan farklı bir tutum sergilemiyor.

Bu ırkçılık nereye gidiyor? Daha önce anti semitizm olarak vardı. Şimdi İslam düşmanlığı olarak ortaya çıktı. Türkiye, İslam dünyasının ve Müslümanların haklarını güçlü bir şekilde savunuyor. Almanlar sadece PKK'lıları takip ediyor musunuz diye sorular soruyor. Ama Türklere yönelik saldırılar hiç gündeme getirilmiyor. 

Avrupa ülkeleri kendi içlerinde bunu (ırkçılığı) durduramazsa bu çok tehlikeli yerlere gider. Yarın Avrupa ülkeleri bunu durduramazlarsa, Avrupa'yı çok büyük kaosa sürükleyebilir. Avrupa artık büyük güç olmaktan çıkıyor. 

Dün gece Almanya'daki saldırıyla ilgili arkadaşlarımız bilgi topluyorlar. İlk gelen bilgilere göre, kesin söylemek doğru değil ama ırkçı motifli bir saldırı olduğu söyleniyor. Ama kesin bir şey söylemek mümkün değil şu anda.

ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU

Antalya Diplomasi Forumu'nu Münih'te tanıttık. Dünya hızlı değişiyor ve biz de bundan etkileniyoruz. Artık dijital çağdayız. Dünyada buna benzer forumlar var. Davos var, Doha var. Biz de artık diplomasiyle ilgili konular Türkiye'de tartışılsın. Akademisyenler, bakanlar, iş dünyası, fikir insanları bir araya gelsin, yeni fikirler ortaya koysun diye böyle bir forum oluşturduk. Davetiyeleri gönderdik. Temamız da dijital çağda diplomasi. Önümüzdeki yıllarda, 10 sene sonra bir Davos gibi olmak istiyoruz.