Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Zeynep Kamil Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Çocuk Alerji-İmmünoloji Bölümü Sorumlusu Doç. Dr. Mahmut Doğru, iç ve dış ortam hava kirliliğinin, ölümcül olabilecek solunum ve diğer hastalıklara neden olabildiğini belirterek, "2017'deki Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre; hava kirliliği, pasif sigara içiciliği, kirli sular, sağlık bakım eksikliği ve yetersiz hijyen gibi çevresel kirleticilere bağlı her yıl 1,7 milyon 5 yaş altı çocuk hayatını kaybetmektedir" dedi.

AA'nın haberine göre; doğru, astımın, genellikle kronik hava yolu inflamasyonu (yangı) ile karakterize bir hastalık olduğunu belirtti.

Bronşların daralmasına bağlı olarak hava yolu akımındaki değişikliklerle birlikte tekrarlayan öksürük, hışıltı, nefes darlığı ve göğüste sıkışma şikayetlerinin hastalığın klinik özellikleri olduğunu dile getiren Doğru, sorunun dünyada yaklaşık 300 milyon kişiyi etkilediğinin düşünüldüğünü anlattı.

Doç. Dr. Doğru, hastalığın, ülkelere göre farklılık göstermekle birlikte tüm dünyadaki sıklığının yüzde 1-18 arasında değiştiğini aktararak, "Ülkemizde yapılan çalışmalarda, çocuklarda astım sıklığının yüzde 6-15 arasında olduğu saptanmıştır. DSÖ verilerine göre astım; çocuklarda en sık görülen bulaşıcı olmayan hastalıktır. Sık görülen bu hastalıkta ölüm oranları diğer kronik hastalıklara göre azdır. Düzenli doktor takibi ve tedavilerin uygun şekilde kullanılmasıyla kontrol altına alınabilecek bir hastalık olmasına rağmen, DSÖ'nün 2016'da yayınladığı raporda, 2015'te tüm yaşlarda astıma bağlı 383 bin ölüm olduğu tahmin edilmektedir" ifadelerini kullandı.

Astıma bağlı ölüm oranlarının yaşlılarda daha yüksek olduğunu ifade eden Doğru, hastalığa ilişkin şu bilgileri verdi: "Genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle gelişen astımda hem hastalığın gelişiminde ve hem de semptomlarının tetiklenmesinde önemli çevresel faktörlerden biri de iç ve dış ortam hava kirliliğidir. Hava kirliliği, iç veya dış yaşam alanlarının atmosferin doğal özelliklerini değiştiren herhangi bir kimyasal, fiziksel veya biyolojik maddeyle kirlenmesidir. Soba yakılması, motorlu taşıtlar, endüstriyel tesisler ve orman yangınlarına bağlı olarak oluşan dumanlar hava kirliliğinin en önemli nedenleridir. Büyük halk sağlığı sorunlarına yol açabilen hava kirleticileri arasında partiküler madde, karbonmonoksit, ozon, azot dioksit ve kükürt dioksit bulunmaktadır. İç ve dış ortam hava kirliliği, ölümcül olabilecek solunum ve diğer hastalıklara neden olabilmektedir. 2017'deki DSÖ verilerine göre; hava kirliliği, pasif sigara içiciliği, kirli sular, sağlık bakım eksikliği ve yetersiz hijyen gibi çevresel kirleticilere bağlı her yıl 1,7 milyon 5 yaş altı çocuk hayatını kaybetmektedir."

"HAVA KİRLİLİĞİ, AKCİĞER YAPISINDA BOZUKLUĞA NEDEN OLUYOR"

İç ortam hava kirliliğinin tütün ve biyolojik yakıtlardan kaynaklanan duman ve buharlar dışında, bina yapımında kullanılan asbest ve formaldehit gibi maddelerin, küf, ev tozu akarları ve endotoksinler gibi pek çok farklı kaynak sonucu meydana geldiğini aktaran Doğru, şöyle devam etti: "Dış ortamdaki önemli kaynaklar ise soba yakılması, motorlu taşıtlar, endüstriyel tesisler ve orman yangınlarına bağlı olarak oluşan dumanlardır. İç ortam kirleticilerinden astımla ilişkisi en çok araştırılan kirleticiler partiküler madde ve nitrojen dioksit iken, dış ortam için bu kirletici partiküler maddedir.

Hava kirliliğinin astım üzerindeki etkilerini özetlersek; astım için çevresel risk faktörüdür. Hava kirliliğinin olduğu ortamda büyüyen çocuklarda akciğer gelişimi kısıtlı olmaktadır. Hava kirliliği düzeylerindeki artışla, astım semptomlarında, alevlenmeleri ve buna bağlı hastane başvurularında artış olmaktadır. Bu yüzden astımlı hastalar, hava kirliliğinin belirgin olduğu günlerde ev dışı aktivitelerden uzak durmalıdırlar."

Doç. Dr. Mahmut Doğru, hava kirliliğinin, akciğer yapısı ve dokusunda bozukluğa neden olabildiğini, özellikle çocukların direkt olarak sigara ve soba dumanına maruz kalmalarının sakıncalı olduğuna dikkati çekti.

Doğum öncesinde ve doğum sonrasında sigara dumanına maruz kalmanın, astım sıklığını belirgin olarak artırdığını vurgulayan Doğru, "Bu bebeklerde ilk 1 yaşta hışıltılı solunum görülme olasılığı, annesi sigara içmeyen bebeklere göre 4 kat daha fazladır. Diğer hava kirleticiler gibi sigara dumanı astım kontrolünü bozmaktadır. Sigara, inhaler ve sistemik steroidlere direnç gelişimine ve hava yolu enflamasyonunda artışa neden olabilmektedir. Bu yüzden astımlı çocukların sigara dumanına maruz kalmamaları gereklidir. Astımlı çocukların ebeveynleri kesinlikle sigara içmemelidir" dedi.