CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Yapılanların şehit ailesine ve cenazesine büyük saygısızlık olduğunu belirten Öztrak, bu olayı sıradan bir protesto ve basit bir tepki olarak görmenin mümkün olmadığını ifade ederek, “Adına gazete denilen paçavralarda, bugün hala milleti parçalamak amacıyla atılan manşetleri görmek gerçekten hepimizi çok büyük üzüntüye boğmaktadır. Bunlar tehlikeli gelişmelerdir.” diye konuştu.

Seçim kampanyası boyunca milletin arasına ekilen kin ve nefret tohumlarını seçimin siyasi bir tortusu olarak görmenin hiç mümkün olmadığını belirten Öztrak, “İçişleri Bakanının birinci görevi bu olayı önlemektir. İkinci görevi bu olay olduktan sonra bu olayı tarafsız bir şekilde soruşturmak, sorumlulukları yargıya teslim etmektir. İçişleri Bakanı bugün bu olayı basite indirgemeye, seçim öncesi tortuları gerekçe göstererek köylülerin bireysel, basit bir eylemi olarak göstermeye çabalamaktadır. Burada ciddi bir linç girişimi olduğunu görmemek olsa olsa sorumluluk sahibinin bu sorumluluktan kaçma çabası olabilir.” şeklinde konuştu.

Dün bu devletin kurucu partisinin Genel Başkanına organize bir linç girişiminde bulunulduğunu kaydeden Öztrak, Kılıçdaroğlu’nun 1,5 saat bir evde mahsur kaldığını vurgulayarak, “Başkentin bir mahallesinde ortadan kaybolmuştur. Devlet ricali vardır ama devlet ortada yoktur. Dün görevini yerine getiremeyen İçişleri Bakanı bugün görevini yapmak yerine kamuoyunu yanıltmaya devam etmektedir. İçişleri Bakanı, güvenlik biriminden Genel Başkanımızın cenazeye katılacağıyla ilgili bilgi verilmediğini ifade etmiştir. Bu doğru değildir. Genel Başkanımızın koruma birimi devletin güvenlik protokollerine harfiyen riayet etmiştir.“ ifadelerini kaydetti.

Öztrak, açıklamasına şu şekilde devam etti:

“Biz bu meseleden birileri gibi siyasi rant devşirme peşinde değiliz. Biz siyasete malzeme edilmeyecek kadar ciddi bir konuyla karşı karşıya olduğumuzu düşünmekteyiz. Toplumumuzu bölen zehirli bir dil devletimizin bekası için ciddi bir tehdit haline gelmiştir. Demiri soğutmak her şeyden önce ülkeyi yönetme sorumluluğu taşıyanlara düşer. Bu da sözle değil ancak eylemle gerçekleşebilir. Kimse bizleri şehitlerimizin cenazelerine katılmaktan alıkoyamaz. Bayrak, vatan, şehitlerimiz hepimizindir. Asker ocağının ve şehitlerimizin siyasi partisi olmaz. Terörist kurşunu şehitlerimize parti sormaz. Eğer iktidardakiler koruyamıyorsa, biz Genel Başkanımızı korumayı biliriz. Unutulmasın ki biz Kurtuluş Savaşı meydanlarında kurulmuş Kuvay-ı Milliye’nin partisiyiz.“