HABERTURK.COM

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz, Habertürk'ten Kübra Par'ın sorularını yanıtladı. Çeviksöz, Türkiye ile Rusya'nın mutabakata vardığı Soçi Mutabakatı'nın gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. 

 

Çeviköz dış politikada yaşanan sıcak gelişmeleri şöyle değerlendirdi: 

Şimdiye kadar şehit verdiğimiz saldırılara misliyle mukabele yapıldı. Yeni bir durum olacağını zannetmiyorum. Allah korusun böyle bir durumla karşılaşmayı elbette istemeyiz. Mehmetçiğe bundan sonra yapılan saldırılarda aynı şekilde cevap verileceğini gösteriyor. CHP öncelikle Mehmetçiğimizin can güvenliğinin sağlanacağı adımlar atılmasını istiyoruz. Sayın Genel Başkanımız grup toplantısında Mehmetçiğin can güvenliğiyle ilgili konuşmuştu. Sayın Erdoğan'ın bugün yaptığı açıklamalarda her yerde Soçi Mutabakatı'nın dışında da olsa böyle bir saldırıyla karşı cevap verilecek, rejimin ordusu hedef alınacaktır diyor. Mevcut gözlem noktalarımızın bulunduğu ortam çok önemli. Bunların 7 tanesi Suriye Ordusu tarafından kuşatılmış durumda. Böyle bir durumun engellenmesi için mutlaka bir çare bulunması gerekiyor. Şimdiye kadar Türkiye İdlib'deki mutabakatları hep Rusya ile yürüttüğü için bu görüşmeleri Rusya ile yapması ve bu tehlikenin önlenmesi için mutlaka adım atması gerekir.

"SOÇİ MUTABAKATI KADÜK OLDU, GÖZDEN GEÇİRİLMELİ"

Türkiye 2018 yılında Tahran zirvesi ve ardından Soçi'de yapılan mutabakatta imkansız tanımlanabilecek bir misyon üstlendi. Bugün söylenen Türkiye bu taahhütlerini yerine getirmediği için böyle bir durumla karşı karşıyayız. Elbette herkes kendi yükümlülüklerini yerine getirmek durumunda. Rusya'nın da yükümlülüklerini yerine getirmesi beklenir. Soçi Mutabakatı'nda Türkiye'nin imza attığı yükümlülükler yerine gelmedikten sonra artık mutabakattan bahsetmek güç. Soçi artık kadük oldu. Bazı maddelerin yeni koşullara göre gözden geçirilmesi gerekir. 1 senelik süre zarfında sahada koşullar değişti. 2019 yılı boyunca Putin, Lavrov ve başka Avrupa ülkelerinden liderler, örneğin Macron ile basın toplantısında dile getirildi. Türkiye bu yükümlülüklerini yerine getirmiş olsaydı bugün çok daha farklı bir durumda olunacaktı. Suriye Ordusu, İdlib'in temizlenmesini istiyor. Rusya ile Suriye İdlib'deki terör unsurlarından temizlenmesini istiyor.

"12 GÖZLEM NOKTASININ KONUMLARI DEĞİŞTİRİLMELİ"

12 gözlem noktasının şu anda bulundukları konumlarının yeniden tarif edilmesi gerekir. M4 ve M5 yolları eğer transit ulaşıma açılsaydı onun güneyinde ve doğusunda Türkiye'nin gözlem noktasına ihtiyaç kalmayacaktı. Mehmetçiğin can güvenliği meselesi önemli. Şu anda Suriye'nin kuşatma altına almış olduğu gözlem misyonlarından çekilmesi isteniyor. 'Bunu yapmadığı takdirde kovalayacağız' dedi sayın Erdoğan. Kovalayacağız demek açıkçası Suriye ile Türkiye ordusunun karşı karşıya gelmesi demektir. Bunun öteki adı da bir şekilde savaştır. Şimdiye kadar vekalet savaşları denen durum neredeyse Türkiye ve Suriye ordusunu karşı karşıya getirmesidir.

"SAVAŞ KARARINI TBMM ALIR, TEZKERE OPERASYON İÇİN"

Burada meşru müdafadan söz etmek mümkün değil. Bu aslında oradaki durumun ne kadar kritik olduğunu aslında bizim tam manasıyla savaşın eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. Bunu gerçek savaşa dönüştürmek TBMM'nin kararıyla olabilecek bir şeydir. Anayasa'nın 12. maddesi gayet açık, savaş ilanını TBMM alır. İdlib'de bulundurduğu kuvvetlerinin gözlem misyonunu tarif ediyor. Bunun adı terörle mücadele deniyor. Suriye ordusuyla karşı karşıya gelmekten bahsedilmiyor. Savaşın bir kişi tarafından karar verilmesi mümkün değildir. Bu siyasi bir ilandır. Elimizde TSK'nın İdlib'deki görev tanımı yapan tezkerenin tarif ettiği tanımın dışına çıkmaması gerekir. Herşeyden evvel problemin barışçı bir şekilde çözülmesini istiyor. Bugün karşı karşıya olduğumuz durumu daha evvel söylediğimiz gibi ki çeşitli defalar kuvvetli ifadelerle dile getirdik, Mehmetçiğin can güvenliğinin risk içinde olduğunu vurguladık. Söylediğimiz ve öngördüğümüz şeylerin başımıza geliyor olmasından dolayı ciddi endişe duyuyorum.

"BUNLAR TAMAMIYLA TÜKKİYE'NİN ÜSTLENDİĞİ UNSURLARDI"

Üç unsur var. Birincisi İdlib'in merkezinde 20 km. derinliğinde terörden ve terörist unsurlardan arındırılmış bölge yaratılacaktı. 10 Ekim tarihine kadar da bahsedilen 20 km. derinlikteki alanda ağır silahların çekilmesi sağlanacaktı. M4 ve M5 karayollarında transit ulaşımın sağlanması ve Suriye'nin eline geçmesi öngörülüyordu, bunların hiçbirisi yapılmadı. Bunlar tamamen Türkiye'nin üstlendiği unsurlardı. Soçi Mutabakatı metninde bunlar net bir şekilde gözüküyor. Rusya bütün bunlar gerçekleşene kadar Suriye ordusunu kuzeye gelmesini engelleyecekti. Soçi Mutabakatı'nda beklenenler olmadı, Türkiye'nin yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucunda bu durum değişmiştirdendi.

"TÜRKİYE İLK KEZ BU KADAR CİDDİ ULTİMATOM VERİYOR"

Türkiye ilk kez net şekilde oradaki cihatçı, aşırı terörist radikal grupların davranışlarıyla ilgili ilk defa böylesine ciddi bir ultimatom veriyor. Şimdiye kadar görmedik. 3 Şubat'taki İdlib'in hemen doğusundaki saldırıda 8 askerimizin şehit olduğu saldırıdan 2 gün kada evvel Halep'in batısında bir yerde bir Suriye unsuruna bir şekilde saldırı oldu. Orada bulunan Rus birliğine saldırı oldu, 4 Rus uzman öldürüldü. Bu olayın sonucu misilleme olduğu iddiaları var. Böyle bir şey varitse, sayın Erdoğan'ın 'bir daha böyle bir şey olmasına izin vermeyeceğiz' demeliydi. Bir hafta içinde 2 olay yaşadık. Putin Türkiye'nin bu unsurlarla ilgili olarak daha sert tedbir alması gerektiğini söylüyordu. Soçi Mutabakatı Türkiye'nin İdlib'de 12 gözlem noktasını öngörüyordu. Aradan geçen zaman zarfında bu 12 misyondan daha fazlasını Türkiye oraya konuşlandırmış vaziyette. Gözlem noktası olmasa da birtakım muhkem vaziyetler tutmuş vaziyette. Haritalarda Türk askerinin 12'den daha fazla noktayla karşılaşıyorsunuz.

"TÜRKİYE İLE RUSYA BÖLGEDE AYNI POLİTİKALAR GÜTMÜYOR"

Bu konvoyların gerçekten Türk askerine yardım maksadıyla gönderildiğini Rus tarafına net bir şekilde anlatamıyorsak bu bir iletişim eksikliğidir. Böyle bir saldırıyla karşılaşmamız gerekir. Türkiye Savunma Bakanlığı bunların verildiğini, Rusya Savunma Bakanlığı verilmediğini söylüyor. Rusya Savunma Bakanlığı'na inanacak değiliz elbette. Bu çözülmediği müddetçe buna benzer olaylarla karşılaştığımızda Türkiye ile Rusya arasında İdlib'de isteksiz yürütülen mutabakatın sonuna doğru ilerleriz. Bu tehlikeli olur. Türkiye ile Rusya bölgede aynı politikaları gütmüyor. İki politikaya rağmen şimdiye kadar bir şekilde Cenevre'deki anayasa komisyonunun kurulmasına imkan sağlayacak kadar olumlu adımlar atılabilmişti. Bu olumlu ivmeyi muhafaza etmek gerekiyor. Türkiye Suriye'de rejim değişikliği hevesinden vazgeçmelidir. Ben Türkiye'nin rejim değişikliğinden vazgeçeceği kanaatinde değilim. 13 şehit verildiği durumda, kamuoyunun duyarlı olduğu durumda Türkiye'nin Esad'la diyalog sırası değildir diyen çevrelerin varlığını kabul etmek gerekir. Bir diplomat olarak savaş zamanında dahi diplomasiden hiçbir zaman vazgeçilmemesi gerektiğini özellikle vurgulamak isterim. Sahadaki askeri durumla masadaki durumun birbirini bütünleyici şekilde birlikte götürülmesi gerekir. Şu anda derhal Türkiye Suriye'yle görüşmeli anlamı çıkmasın. Vaktiyle diyalog kurulsaydı, 5 milyona yakın Suriyeli sığınmacı meselesi dahi belki de bu kadar büyük problem haline gelmeyebilirdi. Vaktiyle yapılmamış diyalog şehit verildikten sonra şimdi yapılmalıdır demek çok zor.

"RUSYA ZATEN BUNU SAĞLAMAK İÇİN UĞRAŞIYOR"

İleride Suriye'de yeni diyalog imkanlarının geleceğini düşünüyorum. Türkiye'nin belki sahada, karada mevcut bazı unsurların havada kendilerini engelleyen unsurlara bazı donanımları sağlaması sözkonusu olabilir. Karadan atılabilecek roketler olabilir. Türkiye'nin son 1 hafta içinde çok ciddi bir tahkimat yaptığı, zırhlı personel taşıyıcılar, kamyon ve TIR'larla tanklar taşıdığı söyleniyor. Böyle bir şeyle belki bunu bertaraf etmek düşünülebilir. Bu hiçbir zaman böylesine çapı mevcut koşulların üzerinde aşamaya doğru evrilen sıcak çatışmada hava kuvvetlerinin yerini tutamaz.

Rusya'nın tutum değişikliğinden söz etmek mümkün değil. Astana süreci 4 çatışmasızlık bölgesi tarif etmişti. Türkiye ile Rusya'nın ortak sorumluluk aldıkları yer İdlib'dir. Bu çatışmasızlık bölgesinin zorluğu 2016 yılında Halep'te yaşanan çok büyük faciadan sonra oradan ayrılan sivil halkın, silahlı muhalefet olarak adlandırdığımız başkalarının da terörist gruplar diye adlandırılan grupların gelmesiyle İdlib bu hale geldi. Suriye'nin kendi toprakları üzerinde kontrolü sağlaması için geldiği son aşamadır. Rusya da bunu sağlamak için buna uğraşıyor.

"BU İNSANLAR AFRİN VE EL BAB'A KAYDIRILABİLİR"

Rusya Türkiye'ye de saygı duyuyor. Türkiye'nin silahlı muhalefeti desteklediği için ona söz getirebileceğini umuyor. Olabildikçe suhuletle, büyük trajediye dönüşmeden, büyük insan kaybı olmadan gerçekleşmesine çalışıyor. Ama bu olmadı. Suriye ordusu bu sonucu kendisi almak için bir şekilde harekete geçti. Türkiye şunu yapabilir, oradaki sivil insanların kuzeye doğru Türkiye'ye ilerlemesi yerine belli bir noktadan itibaren Suriye ordusunun daha fazla ilerlememesi için Rusya aracılığı ile mutabakat sağlanabilir. Türkiye sınırı ile o bölge arasında güvenli bölgede o insanlar yaşamlarını sürdürebilirler. Türkiye'nin kontrol altında bulundurduğu Afrin ve El Bab bölgelerine bu insanların bir kısmı kaydırılabilir. Kendi topraklarımızın içine girmedikleri müddetçe uluslararası camianın da yardımını da alarak BM, AB başta olmak üzere uluslararası toplumun sığınmacılar sorununu birlikte çözecek şekilde adım atmaları gerekir. Türkiye ile Rusya ilişkileri birtakım iniş, çıkışlar yaşadı. 2015 yılında Rus uçağını düşürmemizle gerginlik yaşadık. 9 ay ilişkiler belki de en kritik dönemini geçirdi. Bu Türkiye'yi turizm ve ekonomik açıdan etkiledi.

"TÜRKİYE İLE RUSYA'NIN KARŞILIKLI MENFAATLERİ VAR"

İki ülke karşılıklı olarak birbirine ihtiyaç duydukları için bu krizi aşabildiler. Bugün Rusya ve Türkiye arasında karşılıklı bağımlılıkları var. Türkiye çok ciddi bir şekilde enerji ithalatını Rusya'dan yapıyor. Ayrıca nükleer enerji çalışmalar Rusya'nın liderliğinde sürdürülüyor. Türkiye'nin en önemli ticaret ortaklarından biri Rusya. Yılda 5 milyonun üzerinde Rus turist geliyor Türkiye'ye. İki ülkenin karşılıklı menfaatleri gözetecek bir şekilde yürütmesi gerekir. Farklı politikalar gütmelerine rağmen bugüne kadar yürütebildiler. Hala aynı politikayı gütmedikleri anlaşılıyor. Bunun aslında Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin doğasından kaynaklanan iniş çıkışın, inişe geçtiğini düşünüyorum. Türkiye'nin bir şekilde Suriye ordusuyla karşı karşıya gelmesini engellemek için Rusya kendi askerlerini araya sokarsa herhalde Türkiye ile Rusya savaşacak değildir. Bunu biz Fırat Kalkanı Harekatı'nda gördük. El Bab'ın içine kadar ilerledikten sonra TSK, bir yerden itibaren Suriye ile Türkiye arasına Rusların yerleşmiş olduğu unsurlar ateşkesi sağladı. Bu durumla İdlib'le de karşılaşabiliriz.

"ABD'NİN İFADELERİ BİZİ HOŞ TUTAN İFADELER"

Uzun zamandan beri özellikle Suriye problematiği ortaya çıktığından beri başta ABD olmak üzere bazı NATO müttefiklerimiz Türkiye yavaş yavaş NATO ittifakından uzaklaşıyor, Rusya ile yeni bir arayışa mı giriyor diye endişe ediyorlardı. S-400'lerden sonra ciddi boyuta ulaşmıştı. Birçok yerde de Türkiye'yi kaybediyoruz diye ifadelerle karşılaştık. İdlib'de Türkiye ile Rusya arasında pürüzsüz bir şekilde yürüyen mutabakatta bir sıkıntı ile karşılaştık. ABD bu durumdan yararlanarak acaba Türkiye ile arası açılan mesafeyi kapatabilmek için ne yapabilirim arayışına girdi. Bunlar siyasi beyanlar, kuvvetli beyanlar tabii. Uzun yıllardır süren bir müttefiklik ilişkisi var. Böyle bir desteğin ve beyanların gelmesi beklenir. NATO'dan da buna benzer ifadeler geldi. Bunlar yapılması gereken ve bizim de beklediğimiz, bizi hoş tutan ifadeler. Ancak somut Rusya ile Türkiye üzerinden ABD ile Rusya'yı karşı karşıya getirecek şekilde evrileceğini zannetmiyorum.

"ABD İLE RUSYA ARASINDA İKİLİ ANLAŞMALAR VAR"

Hava sahası konusu çok tehlikeli ve orada ABD ile Rusya arasında şimdiye kadar kazaya yol açmayan bir anlayış yürürlükte. Ülkenin doğusu ile batısını bölmüş olmalarından kaynaklanan bir işbölümü. Biz ABD ile hep Fırat'ın Doğusu ile bir alanla ilgili görüşmeler yürüttük. ABD Suriye'nin batısında yok. Batıda hep Rusya ile görüştük. İki ülke orada uçakların uçmasıyla ilgili kendi aralarında kurdukları ikili anlaşmayla yürütüyorlar. ABD ile birlikte hareket eden bazı Avrupa ülkelerinin bu mutabakata katıldıklarını biliyoruz. ABD İdlib ile ilgili olarak Rusya ile yeni anlayış içine girer mi? ABD bunu tek başına yapamaz, yani uçuşa yasak bölge için. Türkiye ABD'nin uçuşa yasak bölge ilan ederek, Rusya ile anlaşarak yapmaması halinde Amerika'nın bazı imkanlarından yararlanmayı talep edebilri. ABD ile Rusya arasındaki iletişimi kullanmayı planlayabilir.

"TÜRKİYE ABD'DEN SİLAH YARDIMI İSTEYEBİLİR"

Türkiye'nin tek başına altından kalkabileceği bir sorun değil. Aşağı yukarı 1 milyon insanın beklediği söyleniyor. Bunların uluslararası toplumla birlikte çözülmesi gerekir. ABD'den belki silah yardımı istenebilir. Bunlar Suriyeli ılımlı muhalefete verilecek silahlar olabilir. ABD'nin Türkiye'den farklı düşündüğü noktalar sözkonusu olabilir. BM'nin Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı karar İdlib'de El Nusra ve El Kaide ile örgütlerle mücadeleyi öngörür. Türkiye kendinden başka hiç kimseye güvenmemeli. NATO Konseyi'nin böyle bir karar alması zor. NATO, BM Güvenlik Konseyi'nin aldığı kararlardan çıkarsamalar yaparak karar aldırır ve İdlib'le ilgili karar alması sözkonusu değil.

"SURİYE RUSLARIN DESTEĞİ İLE BİRTAKIM MEVZİLER ELDE ETTİ"

Fırat'ın Doğusu'nda ABD ile Suriye arasında bir gerginlik olabilir. Burada hala çekilmemiş olan ABD kuvvetleri var. Bizim Barış Pınarı'ndan sonra Rusların desteğiyle Suriyeliler orada birtakım mevziler elde etti. Bu bir emme basma tulumba şeklinde düşünülebilir. Fırat'ın Doğusu şu anda Suriye'yi çok fazla meşgul edecek değildir. Suriye'nin İdlib'teki unsurları temizlemek birinci önceliğidir.