Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
AA

Adıgüzel, Fatih Projesi’ne ilişkin hazırladıkları raporu, düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyu ile paylaştı.

Hazırladıkları, "Milli eğitim sisteminde teknoloji entegrasyonu: 2020'ye nasıl girdik?" raporunda, eğitim teknolojisi konusunda bugüne kadar yapılmış en büyük bütçeli yatırım olan Fatih Projesi'nin detaylı olarak ele alındığını aktaran Adıgüzel, raporun 4 bölümden oluştuğunu söyledi.

Raporun, Fatih Projesi'nin çıkışı ve bileşenlerinin incelendiği birinci bölüm, öğretmen görüşlerinin incelendiği ikinci bölüm, projenin teknoloji entegrasyon modeline göre değerlendirildiği üçüncü bölüm ve eğitim politikaları geliştirme önerilerinin yer aldığı dördüncü bölümden oluştuğunu dile getiren Adıgüzel, raporda, farklı coğrafi bölgelerde bulunan 8 şehirden, farklı okul türlerinde ve öğretim kademelerinde çalışan 250'den fazla öğretmenin görüşlerine de yer verildiğini söyledi.

İktidarın bir seçim vaadi olarak 2010'da ortaya attığı ancak harcanan milyarlarca liralık kamu kaynağına rağmen başarısızlıkla sonuçlanan projelerin başında Fatih Projesi'nin geldiğini savunan Adıgüzel, şöyle konuştu:

"Fatih Projesi'nin kamuoyuna duyurulması 'fırsat eşitliğini' artırma gibi eğitimin toplum açısından en hayati işlevlerinden birisi üzerine yapılmıştır. Ancak gerek projenin yapılandırılma süreci gerekse öğrenci-öğretmen ve okul ekosistemine uygun olmayan plansız uygulamalar nedeniyle bu işlevin gerçekleştirilmesi mümkün olamamıştır. O günün şartlarında eğitimde dijitalleşme herkesin duyduğu zaman heyecanlandığı eğitimde fırsat eşitliği için önemli bir adım olabilirdi. Fakat geldiğimiz noktada değerlendirdiğimizde, 10 yılımızın boşa harcandığını görüyoruz. Eğitimdeki eşitsizliği ortadan kaldırmak için harekete geçen Fatih Projesi, ne yazık ki Türkiye'deki eşitsizliği bir kademe daha artırmıştır. Teknoloji alanındaki büyük yatırımlardan biri olan bu projenin herhangi bir ölçme, değerlendirme sistematiği yok."

- "8 milyar liraya mal oldu"

Yaklaşık 8 milyar liraya mal olduğu söylenen bu projenin 1,7 milyarının Evrensel Hizmet Fonundan karşılandığını aktaran Adıgüzel, "Bu fon, haberleşme üzerinden alınan vergilerden toplanan bir fon. Amacı teknolojiye ulaşamayan insanların bu fırsat eşitsizliğinin üstesinden gelmesi. Fakat burada bir fırsat eşitsizliğinin üstesinden mi gelmiş yoksa eşitsizlik mi yaratmış iyi incelemek lazım." diye konuştu.

İktidarın en önemli sorunlarının başında, planlamanın ve şeffaflığın olmaması, bilimselliğe inanmamasının geldiğini vurgulayan Adıgüzel, ayrıca muhalefeti, sendikaları, sivil toplum kuruluşları ve sürecin bileşenlerini bu konulara hiç dahil etmemesinin de en önemli sorun olduğunu aktardı.

Projenin bütüncül bir vizyon, yol haritasıyla yürütülmediğinin en önemli örneğinin, bunun başlamasından 8 yıl sonra tablet dağıtmanın yanlış olduğu, onun yerine klavyeli bilgisayar dağıtılacağının açıklanmasının geldiğini aktaran Adıgüzel, "1 milyon 437 bin tablet dağıttıktan sonra yapılan politika değişikliği, kamu kaynaklarının, vergilerimizin nasıl fütursuzca israf edildiğinin açık göstergesidir. Öte yandan, projenin başlangıcından bu yana geçen 10 yıla yakın sürede yapılan insan kaynağı, teknoloji, zaman ve kaynak israfı yalnızca 'başarısızlık' denilerek geçiştirilecek bir süreç değildir. Bu kaynakların israfında sorumluluğu olanların hesap vermesi şarttır." şeklinde konuştu.

- Uzaktan eğitim süreci

Dünya genelinde yaşanan koronavirüs pandemisi ile mücadelede okulların kapanması ve uzaktan eğitime geçilmesi ile ortaya çıkan aksamaların, eğitimde fırsat eşitsizliğini artıran bir sürecin kapılarını da araladığını bildiren Onursal Adıgüzel, Fatih Projesi'nin doğru, kapsayıcı ve şeffaf bir planlamanın ürünü olarak ortaya çıkması ve iddia edildiği üzere eğitimde fırsat eşitliğini yakalamayı başarması halinde bugün milyonlarca öğrencinin yaşadığı sıkıntıların bertaraf edilmesinde öncü rol oynayabileceğine işaret etti.

Bundan sonraki süreçte gelecek kuşakları teknolojik gelişmelerin salt tüketicisi değil, aynı zamanda üreticisi konumuna da taşıyacak eğitim hamlelerinin hayata geçirilmesi gerektiğine vurgu yapan Adıgüzel, ancak bu hamlelerin, "Ben yaptım, oldu" düşüncesi ile değil, uzmanların, eğitimcilerin, öğrencilerin ve konunun tüm paydaşlarının görüş ve önerilerine başvurularak atılması gerektiğine değindi.

Onursal Adıgüzel, daha sonra projenin detaylarının ve gelinen noktaların ele alındığı rapora ilişkin bilgiler paylaştı.