T24'e konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ortak yayın öncesi moderatör İsmail Küçükkaya'nın CHP adayı Ekrem İmamoğlu ile görüşmesiyle ilgili tartışmaları değerlendirdi. Görüşmenin 'gizli' olarak yansıtılmasını ahlâki bulmayan Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:

 

"Bu demokrasi açısından vahim bir şey. İki açıdan bakmak gerekiyor. Birincisi otel yöneticileri siyasi iktidara hizmet eder bir konumdalar. Onlar güvenlik kamerasından alınan görüntüler, orada korunması lazım. İkincisi ise devletin istihbarat kanadının bir bölümünün siyasal iktidara çalışmış olması. Bu da ikinci bir yanlış. Dolayısıyla burada ahlâki olan bu tartışmanın kamuoyunun önünde olmasıdır. Ahlaki olmayan ise telefonla ve yüzyüze yapılan görüşmelerin bir şekliyle sanki çok gizli bir görüşme yapılıyormuş gibi bir otelden alınan kameralarla toplumun önüne çıkıp, 'bak bunları, bunları yaptılar' diye devletin istihbarat örgütünün, bir bölümünün, hepsini kast etmek istemem, siyasal iktidara hizmet etmesi. Bu daha çok nerede rastlanır? Baskı rejimlerinde rastlanır.

 

İMAMOĞLU: KRONOMETRE TUTMADIM

Öte yandan CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, tartışmalarla ilgili olarak şunları söyledi:

"Ben kronometre tutmadım. Benim en fazla konuştuğum 2-3 dakika. En fazla 15 dakika bir arada durduk. Bilemiyorum. 15 derim, 16, 20 ölçersiniz ona bir şey diyemem. Çok itibar etmeyin. Ben o ara buhar alıyordum sesimle ilgili. En fazla 3-5 dakika, iki cümle kurduk. Çünkü neden itibar etmeyin? 'Gazeteciler benden korkuyor' diye de açıklama yapmıştı. Ben hiçbirinizin yüzünde korku görmüyorum. Gayet rahatsınız. İstediğiniz soruyu sorabiliyorsunuz. Hatta biraz da rahatlık olduğunu görüyorum soru sorarken. Bazılarının, soruları nasıl engellediğini de biz biliyoruz. O bakımdan biz rahatız ama bu uydurma işlere itibar etmeyin. Bir de konu olacak bir şey değil. Altı ayda zor kurduk bu masayı. Ben aralıktan beri yalvarıyorum. Böyle bir masa kuralım, konuşalım. Herhalde altı ay da bunu konuşacaklar. Anlamış değilim. Bence bu stratejilerini gözden geçirmeliler."

 

"DAVA AÇACAĞIM BİR DURUM DEĞİL"

Ekrem İmamoğlu, Küçükkaya ile görüştüğü oteldeki görüntülerin servis edilmesiyle ilgili suç duyurusunda bulunup bulunmayacağının sorulması üzerine, "Biz o otelde epeyce faaliyette bulunduk. Yanılmıyorsam dört proje toplantımızı da orada yaptık. Mevki olarak İstanbul'un en merkezi yerinde olmasından ötürü, Taksim Meydanı'nın simgesel yönünden ötürü. Bir otelin gizliliği esasları üzerinden çok büyük ayıp yapmışlardır, ayıp etmişlerdir. Benim dava açacağım bir durum değil. Mesleki ahlaka aykırı bir davranışta bulunduklarını düşünüyorum." dedi.

"MODERATÖRÜN ADAYLARLA SOKAK ORTASINDA GÖRÜŞMESİ BEKLENEMEZ

Öte yandan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'nun katıldığı ortak yayın öncesinde programın moderatörü İsmail Küçükkaya'nın CHP adayıyla bir otelde görüşmesiyle ilgili, "Görüşme gizli değildir. Moderatörün görüşmeyi adaylarla sokağın ortasında yapması beklenemez. Biraz siyasetin nasıl oluştuğunu bilen herkes bilir, İstanbul'da bu görüşmeler otellerde yapılır." dedi.

CHP İstanbul Seçim Koordinasyon Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Altay, bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal'ın, Ekrem İmamoğlu'nu yalan söylemekle itham ettiklerini söyledi.

Engin Altay, "İmamoğlu, 16 Haziran gecesi ortak canlı yayında, Binali Yıldırım'ın da benzer ifadeleri karşısında üç kelimelik bir şey söylemişti. 'Kötü söz sahibine aittir.' Ben de bugün Sayın Ünal ve Sayın Erdoğan'a diyorum ki, kötü söz sahibine aittir." diye konuştu.

 Adayların ortak yayın öncesi sürecin, 8 Haziran'da Mahir Ünal ile yüz yüze görüşmeleriyle başladığını anlatan Altay, şunları kaydetti:

"Ünal, '20 soru üzerinde mutabakat sağlayalım ve moderatöre o soruları verelim' dedi. Kim dedi? Sayın Ünal. Bu bir resmi teklif değil, masada bir görüşme belki ama söyleyen kendisi. Şimdi aracılığınızla kamuoyuna soruyorum. Sayın Ünal o masada kimi temsil ediyor? Sayın Binali Yıldırım ve AK Parti'yi. Ben kimi temsil ediyorum? Sayın Ekrem İmamoğlu'nu ve Cumhuriyet Halk Partisi'ni. Şimdi size soruyorum, kamuoyuna soruyorum. Sayın Ünal'ın masaya getirdiği teklifi benim ve Sayın İmamoğlu'nun, Binali Yıldırım'ın teklifi ve önerisi diye düşünmekten daha doğal ne olabilir?"

Ünal'ın 15 Haziran günü kendisini aradığını belirten Altay, "Ünal, 'Küçükkaya, Binali Yıldırım ile görüşmemiş. Ekrem Bey ile görüştü mü?' diye sordu. 'Bilmiyorum.' dedim. Hakikaten bilmiyordum. 'Öyle hoş değil, bir bakalım.' dedi. 'Arar mısın?' dedi. Aradım, bana İsmail Bey'in her ikisiyle de görüştüğünü ama yüz yüze değil, telefonla görüştüğünü söyledi." ifadelerini kullandı.

"KÜÇÜKKAYA OTELE BACADAN MI GİRSEYDİ?"

İmamoğlu-Küçükkaya görüşmesinin gizli olmadığını dile getiren Altay, şöyle devam etti:

"Görüşme gizli değildir. Moderatörün görüşmeyi adaylarla sokağın ortasında yapması beklenemez. Biraz siyasetin nasıl oluştuğunu bilen herkes bilir, İstanbul'da bu görüşmeler otellerde yapılır. Otel deyince akla sadece yatılacak yatak gelmez. Kongre salonları, toplantı salonları irili ufaklı fuayeler vesaire.

Küçükkaya'ya her iki adayla görüşmesini söyleyen ben ve Sayın Ünal'ız. Ne yapsaydı, İsmail Küçükkaya otele bacadan mı girseydi? Garajdan mı girseydi? Otele, otelin kapısından girilir."

İmamoğlu'nun "yalancı" olmadığını ifade eden Altay, "İmamoğlu'nun 'Binali Yıldırım soruların önceden görülmesini istedi.' demesinden daha doğal ve doğru bir şey olamaz. Bunun için İmamoğlu'na yalancı demek çok garip bir tablodur. Çünkü Ünal da ilk görüşmeye bu teklifi getirmediğini söylemiyor. Bilakis getirdiğini söylüyor." dedi.