Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
Davutoğlu: Türkiye seçim psikolojisine girdi
0:00 / 0:00

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, medya kuruluşlarının Ankara Temsilcilerini ağırladı. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Davutoğlu şunları söyledi:

GÜVENLİK ANLAYIŞI: Türkiye, şu anda ülkeyi yönetenler bakımından 20. yüzyılda yaşıyor. Biz ise 22. yüzyıla hazırlanıyoruz. Bu hükümet, Türkiye'de özgürlükleri 90'lı yılların mantığı ile görüyor meseleleri. Son bir yılda geldiğimiz düzey, 90'lı yılları aratır düzeydedir. 22. yüzyıla böyle giremeyiz. Bugünkü iktidarın zihninde güvenliği tehdit eden bir güvenlik anlayışı var. Biz 22. yüzyıla taşımak için kurduk bu partiyi. O yüzden 22. yüzyılın partisiyiz.

REFORM SÖYLEMİ: Keşke reform yapsalar ama yapamazlar. Birincisi oturdukları koltuğu kaybetmekten korkarlar. İkincisi geçmişte yapılan hatalarla yüzleşmek istemezler. 28 Şubat'ın ideologlarından biri sayın Perinçek'tir. Merve Kavakçı, başörtüsü olayının aktörlerin biri sayın Bahçeli'dir. Fikri Sağlar'ın kabul edilemez sözlerine karşı vitrin mankeni argümanını kullanmak hangi insani değerde var. Bunu aklım, mantığım almıyor.

EKONOMİ POLİTİKALARI: Damat Berat Albayrak öncesi ve sonrası politikalar birbirinin tam zaddıdır. 40 gün içinde sayın Erdoğan 675 baz puan faiz artırdı. Dünyada faiz yerlerde sürünüyor. Türkiye, dünya ekonomileri arasında 21. sıraya geriledi; ilk 20'de bile değil. 2016'da 876 milyar dolar milli geliri olan ekonomi bıraktık; şimdi 656 milyar dolar. Kişi başına milli gelir 11 bin dolardan 8 bin dolara geriledi. Vatandaşımız 3 bin dolar fakirleşti. Kasım ayında bir baktık ki bakan yok; fiilen yok. Türkiye ekonomisini bu noktaya getiren bakan fiilen sorgulanamıyor.

NEYE MECBUR EDİYORLAR: Türk tarihinin en bilinemez koalisyonu ile karşı karşıyayız. Aynen geçmişte Sayın Ecevit ile Sayın Bahçeli, Sayın Yılmaz kafa kafaya verip konuşuyorlardı ve ne konuştuklarını kimse bilmiyordu. Şimdi de aynı durum var. Türkiye'nin geleceğiyle ilgili kafa kafaya verip karar alıyorlar ama kimse ne olduğunu bilmiyor. Sayın Erdoğan'ı neye mecbur ettiklerini bilemiyoruz. Türkiye'nin en büyük sorunu güvensizliktir. Türkiye'yi bekleyen en büyük tehlike, dünyayı tanımayan liderlerin Türkiye'yi içe kapatması ve herkesi tehdit olarak görmesidir.

"EYY" DİYE HİTAP EDERDİ: Bazen insanların yetkileri arttıkça ülkede özgürlükler artmaz. Benim tanıdığım Erdoğan kendisine, "Aptal olma" diyen Trump'a, "Mektubu kendisine takdim ettim" demezdi. Çıkıp, "Eyy" diye hitap ederdi. Kendisinden güçsüz aktörler karşısında kükreyen, kendisinden güçlü olan aktörler karşısında meseleyi kişisel ilişkilerle kotarmaya çalışan bir Cumhurbaşkanı var. İçeride ve dışarıda ülkenin zararına olacak bir pazarlığa izin vermeyiz. Bunun takipçisi oluruz. Maalesef siyasi güç, siyasi karakterlerde değişime yol açıyor. "One minute" diyen de "Aptal olma" denilen de Erdoğan...

BAHÇELİ'YE "EYY" DEMELİYDİ: Benim tanıdığım Erdoğan, bu anlamda değiştiyse, sorgulamakla yükümlüyüm. Bunu seçmenin de sorgulaması lazım. Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş'a yönelik sözlerinden sonra benim tanıdığım Erdoğan'ın dönüp, "Eyy Bahçeli" demesi gerekirdi. İçeride ve dışarıda seçici uygulama yapıyor. Bize karşı her türlü eleştiriyi yapıyor. Orada edilgen, bize karşı kükreyen bir üslup... Perinçek'in de Bahçeli'nin de geçmişte Erdoğan'a ne dediği ortada. Şimdi yan yanalar. Sayın Bahçeli, Erdoğan'ı ne kadar tanımış, sayın Erdoğan, Bahçeli'yi ne kadar tanımış. Birbirlerini nasıl yanlış tanımışlar da bu kadar kol kolalar. Ben bu ilişkinin rüya olduğunu düşünüyorum, çünkü ilkelere dayanmıyor.

SEÇİME HAZIRIZ: Türk siyaseti hareketlenmiştir. Son günlerde ortaya atılan darbe söylemi, geçmişteki başörtüsü meselelerindeki konjonktür tartışılmaya başlanmışsa bu ülkeye en büyük ihanet yapılıyordur. 15 Temmuz'da bu millet demokrasiye sahip çıktığını gösterdi. Yanlışları eleştiririz ama milli iradeye karşı her türlü teşebbüsün karşısında dururuz. Kimse beka diyerek, darbe-başörtüsü söylemiyle iktidarını tahkim etmeye kalkmasın. Türkiye, bu şekilde 2.5 yıl daha gidemez. Türkiye, seçim psikolojisine artık girmiştir. Bizim görevimiz, her an seçim olacakmış gibi partiyi hazır hale getirmektir. Faiz-enflasyon aldı başını gitti. Kredi musluklarının da eskisi kadar açılamayacağı varsayılırsa, makro ekonomik göstergelerde nispi iyileşmeye rağmen önümüzdeki günlerde kırılganlıklar artacaktır. Şartlar gösterecek ama biz Gelecek Partisi olarak olabilecek her seçime gireriz. Olacak seçime hazırız. Türkiye'yi soğuk savaş psikolojisinden çıkaracağız.

DİYALOG VE ANLAŞMA: İttifak, seçim ortamına girildiğinde konuşulur ama ben diyalog ve uzlaşmayı önemsiyorum. Seçim pusulasında yer alan her partiyle görüşürüz biz. Sayın Erdoğan yolsuzluklarla mücadele konusunda bir yasa getirsin ilk destek verecek olan biziz. "Şunlarla görüşen haindir" demek soğuk savaş mantığıdır. Bu millet, bu kutuplaşmadan bıktı. Şu anda başörtüsü yasağı idari kararla kaldırıldı. Getirsinler yasayı, yasağı kaldıralım. Kim yolsuzluklarla ve yasaklarla mücadele ederse, geçmişte ne yaptığına bakmam onunla uzlaşırım. Sayın Erdoğan da değişsin tamam. Geçmişte ne dediğine bakmam. Mühim olan ilkelerdir.

BOĞAZİÇİ REKTÖR ATAMASI: Hayretle, şaşkınlıkla ve üzüntüyle değerlendiriyorum. İsimlere takılmadan söylüyorum; atama yanlış. Dünyayı sadece kendi fikrinden ibaret görenler, üniversiteyi anlamaz. Üniversiteler, farklı fikirlerin buluştuğu bir yerdir. Kindar nesil açıklaması vardı. Kin üzerine bir nesil inşa edilemez. Üniversite neticede bir iklimdir. Burada bir kalite düşmanlığı var. 12 Eylül-28 Şubat kafasıdır bu. Bunu bir zihniyet yansıması olarak ve üzüntü duyuyorum.

(Eylemler konusunda) Bu ülkenin en bilinen teröristi Osman Öcalan'ı TRT'ye kim çıkardı Allah aşkına. Araya teröristlerin girmesi oradaki protesto hakkını ortadan kaldırmaz. İkisini birbirinden ayırmak gerekir. Oradaki protestoya ben de gidebilirdim bir Boğaziçi mezunu olarak. Çıplak arama hukuk devletinde, insanlık vicdanında kabul edilebilir bir şey değil.

HDP'NİN KAPATILMASI: Partinin kimliği ne olursa olsun, ortada bir suç varsa, suç kişiseldir. Burada ikircikli bir tavır takınılıyor. Sayın Erdoğan da sayın Bahçeli de samimi değil. HDP'nin kapatılması üzerinden kendi seçmenini konsolide etme çabasıdır. HDP de terörle arasına mesafe koymalı.

GEZİ OLAYLARI BENZERİ KAYGI: Demokratik hukuk devletinde ayrımı yapılan ama maalesef otoriter eğilim gösterin yönetimlerde birbirine karıştırılan bir konudur. Türkiye'de herkes görüşünü beyan etmeli. Bu hakkı kullananlar yanlış yola tevessül ederlerse onlar da ayrıştırılmalı. Türkiye'de çok ciddi yoksullaşma var. Kuru ekmek bulabilen ama evinde bilgisayarı, interneti olmayan veliler bize geliyor. Evde 5 çocuk var, nasıl eğitim görecekler diye soruyor. 4 sene önce 11 bin dolar milli gelir şimdi 8 bin dolar. 3 bin dolar erimiş; gitmiş... Bize hep mağdurlar geliyor. Türkiye'nin en büyük sorunu genç işsizliğidir.

Bu haberin seslendirmesi Voiser tarafından yapılmıştır.