'Yeni Türkü', 40'ıncı yılını kutluyor.
Grup, ilk albümlerini 40 yıl önce yayınladı.
Bu 40 yılda Türkiye'deki müzik anlayışı birçok kez değişime uğradı.
Grubun üyeleri de öyle...
1979 - 2019 arasında grup üyelerinde 19 değişiklik yaşandı.
Tüm değişimlere rağmen Yeni Türkü kendini günümüze taşıdı.
'Yeni Türkü'nün solisti Derya Köroğlu, Habertürk'ten Mehmet Çalışkan'ın sorularını cevapladı.

40 yıl geriye baktığınızda neler hissediyorsunuz? 40'ıncı yıla ulaşmak neler hissettiriyor?
40 yıl geriye bakamıyorum. Hakikaten uzun. Ama biliyoruz ki zaman böyle gelip geçiyor hızla. Çok şey yaşadık. Başında biraz Nasreddin Hoca gibi 'şu göle maya çalalım' gibi bir maceramız vardı. Onun öncesinde, 1979'taki ilk albümden önce geriye doğru bir 10 yılımız daha var. Orada çok deneysel çalışmalarımız var, Selim Atakan var, Tuğrul Bayrak ve diğer arkadaşlarım var. Yeni Türkü'nün kuruluşu kolay olmadı ama bir kez başladı ve o göle maya çalan ekip hayatına devam etti. Fakat hiçbir zaman sonrasında ne geleceğini çok kestiremedik. Hayatımızda çok önemli kesintiler oldu. İlk albümden sonra 12 Eylül darbesini yedik. Bunlar vahim travmalar. Zaten 1980'ler bu olayın şiddetiyle geçti. Ama biz de bir umut olduk insanlara, şarkılarımızla, sözlerimizle ve şiirlerle. Çünkü şiirler ve şarkı sözleri çok önemli. Sonrasında bazı ayrılmalar oldu, Selim Londra'da kaldı, çok değişik dönemler geçirdik. Bir arada devam etmeye çalıştık ama 1997'den sonra 'Yeni Türkü' ismini yeni ekiple devam ettirdim. 2000'lerde bizim eski albümlerin koleksiyon halinde ortaya çıkmasıyla daha önce vermediğimiz kadar çok sayıda konserler vermeye başladık.

Yeni Türkü'nün ilk üyeleri...
Yeni Türkü'nün ilk üyeleri...

Günümüzdeki Kadrosu
Derya Köroğlu
Erkin Hadimoğlu
Furkan Bilgi
Serdar Barçın

40 yıl önce yola çıkarken hedeflediğiniz amaçlarınıza ne ölçüde ulaştınız?
Türk müziğinde özgün bir yerimiz oldu. Çünkü biz kalıplar içerisinde düşünüp, kalıplar içerisinde müzik yapan insanlar değiliz. Baktığımızda dünyada da örneklerimiz vardı. Güney Amerika Latin Müziği'nde Yeni Türkü anlamına gelecek akımlar var. Yeni Türkü zaten Yaşar Miraç'ın kendi gazetesinin adıydı. Siz gerçekten Yeni Türkü yapıyorsunuz dedi ve ismimiz öyle geldi. Yani geleneksel olanla yeni olanı bağdaştırarak yeni bir soluk... Bunu da yaparken ayaklarımız yere basarak, Türk Müziği'nin içinden çıkarak, makamlar, kullanılmayan enstrümantal besteler ve ut, kanun, klasik kemençe gibi enstrümanları işin içine sokarak başka bir şey ortaya çıkartmış olduk. Bu da Türk Müziği'nde bir köşe taşı oldu. Ondan sonra 1990'lara bakarsak, bu söylediklerim bir yenilik olmaktan çıkmıştı ve herkes kendi müzikleri içerisinde Türk Müziği aletlerini kullanıyordu.

Yeni Türkü, 40'ncı yıl konserlerinden birini de ODTÜ M.D. Vişnelik Çim Amfi'de verdi.
Yeni Türkü, 40'ncı yıl konserlerinden birini de ODTÜ M.D. Vişnelik Çim Amfi'de verdi.

STÜDYO ALBÜMLERİ
Buğdayın Türküsü (1979)
Akdeniz Akdeniz (1983)
Günebakan (1986)
Dünyanın Kapıları (1987)
Yeşilmişik (1988)
Vira Vira (1990
Aşk Yeniden (1992)
Külhani Şarkılar (1994)
Yeni (1999)
Şimdi ve Sonra (2012)

40 yılda müziğe kattıklarınızın nasıl ifade edilmesi sizi mutlu eder?
Yeni Türkü için attığı temellerden şaşmadan, o yıllarda büyüttüğümüz filizler ve hep sadık kalarak gelmemiz yani omurgamızı hep korumamız, benim için çok güzel bir iltifat olur. Hakikaten böyle de yaptık. Kim gelirse gelsin, yeniler, eskiler, ilk önce biz müziğe oturduğumuzda bunu Yeni Türkü için yaptığımızın bilincindeydik hep. Aklımıza geleni yapmak değil ama ortada bir fikir var ve bu fikre hürmeten müzikler yapmak bizim en büyük iltifatımızdır.

ODTÜ M.D. Vişnelik Çim Amfi'deki konserde Hayko Cepkin, Jehan Barbur ve Pinhani, Yeni Türkü'nün konuğu oldu.
ODTÜ M.D. Vişnelik Çim Amfi'deki konserde Hayko Cepkin, Jehan Barbur ve Pinhani, Yeni Türkü'nün konuğu oldu.

FİLM MÜZİKLERİ ALBÜMÜ
Film Müzikleri (1983)
Süper Baba - Film Müzikleri (1995)

Türkiye'de müzik anlayışı ve beğenisi birçok değişime uğradığı halde Yeni Türkü hangi meziyetleri nedeniyle hiç eskimedi?
Yeni kuşaklara da eski şarkılarla ulaşıyor olmak değişik bir şey gerçekten. Bunu yapabilen herhalde bir elin parmakları kadar grup veya sanatçı vardır. Şanslılardan biri de biziz. Çünkü biz yaptığımıza özen gösterdik ve samimiyetimizden ayrılmadık. Samimiyet ciddi bir estetik kaygıdır. Ticari olmak, yapılan şu tuttu, ben de buna benzer bir şey yapayım demek başka bir şey, sizin kendi özgün yolunuzu kendinizin açabilmesi başka bir şey. Bu tabii sevilebilir, sevilmeyebilir ama bizim örneğimizde sevildi çünkü sözlerimiz de çok kuvvetli. Şiirlerimiz var, Can Yücel babamız var. Bizimle birlikte yürüyen çok isim var... Biz, şarkılarımızı onların çok güçlü kalemleriyle yaptık. Bu da çok önemlidir.

KONSER ALBÜMLERİ
Çekirdek Sanat Evi Resitali (1984)
Rumeli Konseri (1991)

Müzik konusunda, gelecek adına en büyük hayaliniz nedir?
'Yapacağımızı yaptık demek' olmaz, mutlaka daha yapılacak çok iş var. Biraz daha ferah, dostluk ve barış ortamında yaşayarak çok daha güzel şarkılar üretebiliriz. Belki daha senfonik yollar olabilir. Biz enstrümantal müziğe de çok önem verdik, 1982'de yapılmış 'Deli Kan' adlı bir film var, onun müzikleriyle başlayan ve hep devam eden belgesel, uzun metraj film ve dizi müzikleri var. Ve orada çok önemli bir ilki de biz gerçekleştirdik; ilk defa bir dizi müziği CD'si çıktı; 'Süper Baba'... Bu çok önemliydi, kimse dizilerin, filmlerin müziğinin bir albüm olacağını düşünmemişti ama ondan sonra devamı da geldi. Bunu özellikle enstrümantal müzikte de devam ettirmek istiyoruz ama seyirci, izleyici karakteri de çok değişti.

TOPLAMA ALBÜMLER
Günebakan / Dünyanın Kapıları (1990)
Her Dem Yeni (1996)
Koleksiyon (2003)
Koleksiyon 2 (2004)
Koleksiyon 3 (2006)
Koleksiyon 4 - 2008

40 yıllık deneyim doğrultusunda genç meslektaşlarınıza en elzem tavsiyeniz ne olur?
Hep şunu söylüyorum; kendi yollarından ayrılmasınlar. Kendi içsel süzgeçlerinden geçen müzik, başkalarının kopyalanması değil, artık bu kes-yapıştır meselesi hiçbir yere götürmüyor insanları. Tekniği düşük olsun mesela. Zaten Youtube böyle bir mecra. İnsanlar o samimiyeti buldukları zaman, birden bire milyonlar izlenmeye başlıyor. Kendi kalplerinin yolunu bulsunlar, benim diyeceğim bu.

SİNGLE
Telli Telli Remixes (1996)
Böyle Gitmez (2012)

Yeni Türkü'nün hak ettiği konumda olduğunu düşünüyor musunuz?
Konum derken, insanların kalbindeki konumumuzdan çok memnunum. İnsanların kalplerinde yer alabilmek için biz varız. Onların hatıralarıyla biz de yaşıyoruz ve kalplerindeyiz. Ama maddi olarak hiçbir zaman karşılığını almadığımız söylenebilir. Bunun en büyük nedenlerinden birisi fikir eserleri kanunlarının çalışmaması. Eskiden beri bunun bir yandan mücadelesi veriliyor. O anlamda Batı'yla karşılaştıracak olursanız, oradaki bir grup, satış veya yaptığı konserler kadar bizim bulduğumuzun on katı, belki daha da fazla bir karşılık buluyor.

Ülkemizde müzik adına büyük bir sorun var mı?
Sorun şöyle; telif haklarının ve fikir eserleri kanunlarının çok daha iyi çalıştırılması lazım ama sanatçı tarafı da doğru dürüst yapmıyor işini. İki tane ayrı meslek örgütümüz var, bunun birleşmesi bir türlü gerçekleşmedi. Aynı veri tabanında kimin neyi yayınladığı belli, bunu iki tane ayrı örgütün takip etmesi kadar mantıksız bir şey yok. Dolayısıyla herkes bunun için çabalamalı. Hem sanatçılar hem de kanunlar ve devlet tarafı. Bunun dışında sanatçının özgür bir ortama ihtiyacı var. Kimse söylediği fikirlerden dolayı bir töhmet altında, bir suç altında kalmamalı. Özgür bir ülkede özgürce sanat yapılırsa ancak bu herkes için geçerli fakat özellikle de müzik ve edebiyat için mesele budur.