AA

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği'nce (TÜSAD),"Dünya Tüberküloz Günü" dolayısıyla yapılan açıklamada veremin (tüberküloz) tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs gibi solunum yoluyla bulaşan ve önemli bir halk sağlığı sorunu olma vasfını sürdürdüğü bildirildi.

TÜSAD'dan yapılan açıklamaya göre, insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olan verem (tüberküloz),tedavi edilebilir bir hastalık olmasına karşın günümüzde de bir tehdit olarak varlığını sürdürüyor. Robert Koch tarafından verem mikrobunun (Tüberküloz basili) keşfedildiği ve hastalığın teşhis ve tedavisinin yolunu açan tarih olan 24 Mart 1882 gününe ithafen her yıl 24 Mart "Dünya Tüberküloz Günü" olarak anılıyor.

TÜSAD Tüberküloz Çalışma Grubu Yürütme Kurulu adına açıklamada bulunan Doç. Dr. Dursun Tatar, tedavi olmayan bir verem hastasının, her yıl yaklaşık 10-15 kişiyi enfekte edebildiğini belirterek, "Koronavirüs salgını nedeniyle vurgulanan tedbirlere benzer kişisel hijyen tedbirlerini uygulamak, tüberküloz hastalığı bulaşını da önleme konusunda ciddi bir sorumluluk. Tüberkülozun en erken ve en sık belirtisi 2-3 haftadan uzun süren öksürük, ateş, gece terlemesi, iştahsızlık, kilo kaybı, yorgunluk, halsizlik, balgam çıkarma, kan tükürme, nefes darlığı, göğüs ve sırt ağrısıdır. İki-üç hafta veya daha uzun süreli öksürük şikayeti olan herkes en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır." ifadelerini kullandı.
Tatar, tanısı konulmamış tüberküloz hastalarının en önemli bulaş kaynağı olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi:
"Ülkemizde Tüberküloz Daire Başkanlığı tarafından paylaşılan son verilere göre, 2017 yılında tüberküloz tanısı alan hasta sayısı 12 bin 46. Son 10 yılda hastalık sıklığında yıllık ortalama yüzde 5 oranında azalma görülüyor. 2005 yılında tüberkülozlu hasta sıklığı 100 bin kişide 29.4 iken, 14.6’ya düşmüş durumda. Ancak dünya genelinde her yıl yaklaşık 10 milyon kişiye tüberküloz tanısı (5.8 milyon erkek, 3.2 milyon kadın ve 1 milyon çocuk) konuluyor ve 1.2 milyon kişi de bu hastalık nedeniyle ölüyor. Yaklaşık 1.7 milyon kişi de tüberküloz basili ile enfekte olup hastalık gelişme riski taşıyor."
Doç. Dr. Dursun Tatar, öksürme ve hapşırma ile ortama yayılan mikrobun, solunum yolu ile alınması sonucu oldukça kolay bir şekilde bulaşabildiğinden tüberkülozun her dönemde önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkati çekerek şu değerlendirmede bulundu:
"Koronavirus salgını nedeniyle zor günler yaşadığımız bu günlerde, benzer hijyen tedbirleri ile kendimizi, sevdiklerimizi ve çevremizi bulaşıcı hastalıklardan koruyabiliriz. Bu tedbirleri uygulamak tüberküloz hastalığı bulaşını da önleme konusunda ciddi bir sorumluluktur. Tüberkülozlu hastanın etkili bir şekilde tedavi edilmesi hem hasta hem de toplum için hayati önem taşıyor. Hem resmi sağlık kurumlarının hem de sivil toplum kuruluşlarının verdiği tüberküloz mücadelesi halkımızın da bilinçlenmesiyle etkili sonuçlar verdi. Son 10 yıldır yeni vaka sayısında her yıl yüzde 5'lik bir azalma yaşanıyor. Yine son yıllarda tüberküloz hastası ile temas eden kişilerin muayene edilmesi ve gereken kişilere koruyucu tedavi verilmesi daha etkin bir şekilde yapılıyor. Bu durum mücadelenin gücünü daha da artırıyor."
Tüberküloz hastalığından korunmada en etkili yolun erken teşhis ve başarılı tedavi olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tatar, sözlerini şöyle tamamladı:"Sabun ve su ile en az 20 saniye olmak üzere eller sık sık yıkanmalı. Asla sigara içmemeli, içirilmemeli ve sigara içenin yanında durulmamalı. Bulunulan ortam sıkça havalandırılmalı. Dengeli ve düzenli beslenilmeli. Öksürme ve hapşırma sırasında ağız mendille kapatılmalı. Verem tedavisinde kullanılan ilaçlar oldukça etkili. Tedavisi başlanan hastaların bulaştırıcılıklarının 2-3 haftalık bir sürede sona ermesi sağlanıyor. Verem mikrobu, güneş görmeyen ortamlarda havada uzun süre canlı kalabilir. Güneşten gelen ultraviyole ışınları verem mikrobunu kısa sürede öldürür. Bu nedenle hastalar ve hasta temaslıları, bulundukları ortamları sık sık havalandırmalı ve güneş alan odaları kullanmalıdır."