Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Suriye'de rejime ait savaş uçaklarının ülkenin kuzeyindeki Halep kentinin doğusunda muhaliflerin bulunduğu yerleşim yerine düzenlediği saldırıda 4 kişinin öldüğü, 10 kişinin yaralandığı bildirildi.

Halep'teki sivil savunma yetkililerinden Zekeriya Hanan, AA muhabirine yaptığını açıklamada, rejime ait savaş uçaklarının Halep'in doğu kesimlerinde yönetim karşıtlarının denetimindeki Muyesser semtinde yerleşim yerlerine saldırı düzenlediğini söyledi.

Bombalı saldırıda aralarında çocukların da bulunduğu 4 kişinin öldüğünü, 10 kişinin yaralandığını ifade eden Hanan, ''Muyesser semtinde yerleşim yerine düzenlenen hava saldırısında 5 katlı bir bina hedef alındı. Sivil savunma ekipleri binanın üst katında enkaz altında kalan iki kız çocuğuna ulaştı. Ekipler yoğun çalışma sonucunda bir kızı sağ olarak çıkarmayı başardı.'' dedi.

Suriye'de son 1 haftada rejim güçleri tarafından düzenlenen ve Rus Hava Kuvvetlerinin destek verdiği saldırılarda, Halep kent merkezinin doğusunda 342 sivil hayatını kaybetmiş, bin 150 sivil yaralanmıştı.

Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, Suriye yönetimine ve Rusya'ya, Halep'e yönelik saldırılarına son vermeleri çağrısında bulundu.

Berlin'de BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ile bir araya gelen Steinmeier, yaptığı açıklamada, "Sivil hedeflere yönelik saldırılarınıza son verin. Bu böyle devam edemez." dedi.

Steinmeier, sadece Suriye'de çatışan tarafların değil, diğer ülkelerin de terör örgütü DEAŞ'a karşı mücadele edebileceğini, ancak Esed rejimi ile muhalifler arasındaki asıl sorunun sadece siyasi yollarla çözülebileceğinin bilincinde olmaları gerektiğini söyledi.

Mistura da Almanya'da koalisyon ortağı olan Sosyal Demokrat Parti (SPD) tarafından düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmada Esed'in, Donald Trump'ın resmi olarak ABD başkanlığına başlayacağı güne kadar bu süreyi "yıkıcı bir saldırı dönemi" olarak kullanacağı yönünde izlenim edindiğini belirtti.

"Suriye hükümetinin, şu sıralar ihtilafı hızlı bir şekilde ve askeri açıdan çözebileceğine olan inancı çok fazla." şeklinde konuşan Mistura, Esed'in, Halep'in doğusunun işgal edilmesi ile muhaliflerin moralini bozacağına inandığını, ancak bu stratejinin başarısız kalacağını ifade etti.

MİSTURA'YA ONUR ÖDÜLÜ 

Öte yandan Berlin'de, ''BM için Alman Toplumu'' adlı dernek tarafından akşam düzenlenen törende, Mistura'ya, 2016 yılı Dag-Hammarskjöld Onur Madalyası verildi.
Törende konuşan Steinmeier, Mistura'nın her zaman kendisine gösterilen yoldan gitme kolaylığını göstermediğini, barışın ve güvenliğin sağlanması için zaman zaman farklı cesur girişimlerde de bulunduğunu söyledi.

İnsani yardım konularında ve siyasi çabalarda bugüne kadar başarı sağlanamamış olsa da Mistura'nın, barış çabalarını hiç ara vermeden sürdürdüğünü belirten Steinmeier, umutların tümüyle kaybolduğu anlarda bile Mistura'nın doğru sözleri seçerek, çatışan tarafları görüşmelere ikna etmeyi başardığını ifade etti.

"Günümüzde bir siyasi sürecin var olmasını mümkün kılan sen oldun. Bu vahşi savaşın siyasi bir çözüme kavuşturulması şansının garantisi sensin. Biliyorsun ki benim, bizim tam desteğimize sahipsin." şeklinde konuşan Steinmeier, BM'nin uluslararası alanda düzeni koruyabilmesi için Mistura gibi yaratıcı ve cesur insanlara ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Mistura da yaptığı kısa teşekkür konuşmasında, kendisine verilen madalyayı Suriye'de görev yapan doktorlara adadığını söyledi.

2016 yılı Dag-Hammarskjöld Onur Madalyası, BM'nin eski silahsızlanma işleri yüksek temsilcisi Angela Kane'e de verildi.

BM'nin 2. genel sekreteri olan Dag Hammarskjöld, ağırlıklı olarak Ortadoğu sorununun çözümü için çaba harcamış ve 1961 yılında bir uçak kazasında yaşamını yitirdikten sonra da Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmüştü.

ABD'nin BM Büyükelçisi Samantha Power, Suriye'de kentlere, yerleşim yerlerine ve sivillerin yaşadığı binalara düzenlenen saldırılardan Suriyeli komutanları sorumlu tuttu ve 13 kişinin adını verdi.

ABD'nin BM Büyükelçisi Power, Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmada, Suriye genelinde devam eden ölümcül saldırılardan ve hapishanelerdeki işkencelerden Suriyeli komutanlar Tümgeneral Adib Salameh, Tuğgeneral Adnan Abud Hilveh, Tümgeneral Cevdet Salbi Mavas, Yarbay Süheyl Hasan ve Tümgeneral Tahir Hamid Halil'i sorumlu tuttu.

Halep'teki "açlık, bombalama ve kuşatmadan" Beşşar Esed rejimini ve müttefiki Rusya'yı sorumlu tutan Power, "Suriye genelinde, Rusya ve Esad rejimi, kuşatmaları içeren, insani yardımları engelleyen, sivil alanları gelişigüzel bombalayan ve varil bombaları kullanan bir harekat yürütüyor." dedi.

Power, Mezzeh askeri havaalanındaki Hava Kuvvetleri İstihbarat Araştırma Şubesini, Tişreen ve Harasta askeri hastanelerinin ismini vererek ABD'nin, Suriye'de nerelerde işkence yapıldığını da bildiğini vurguladı.

Buralarda görev yapan Tümgeneral Cemil Hasan, Tuğgeneral Abdülselam Fajr Mahmud, Tuğgeneral İbrahim Ma'la, Yarbay Kusay Mihub, Tuğgeneral Salih Hamad, Tuğgeneral Şefik Masa, Tümgeneral Refik Şihadeh ve Hafız Makluf'un isimlerini açıklayan Power, "ABD, bu kişileri işledikleri nefret suçlarından sorumlu tutmak için mücadele etmeye devam edecek." ifadesine yer verdi.

Makluf, Hasan ve Mihub'un halihazırda ABD yaptırımlarına tabi olduğunu kaydeden Power, "Şu anda, arkalarındaki rüzgarla bu kişiler kendilerini dokunulmaz hissediyor." diyerek kendini dokunulmaz sanan Sırp lideri Slobodan Milosevic ve Liberya'nın eski Devlet Başkanı Charles Taylor'ın yakalanarak Uluslararası Ceza Mahkemesinde hesap verdiğini hatırlattı.

Power sözlerine şöyle devam etti:

"Soruyorum, Rusya, Esed rejimi tarafından yapılan saldırıları bugün bu oturumda ya da herhangi bir gün kınayacak mı? Esed rejiminin yerle bir ettiği hastanelerden ya da okullardan birini seçin. Rusya, müttefiki Beşer Esed'i burada, Konsey'de bu saldırılardan tek biri için kınayacak mı hiç? Biz beş yıldan fazla süredir bunun gibi oturumlara katılıyoruz. Lakin Rusya, ortağı olduğu rejimin döktüğü kanla ilgili tek bir eleştiri dahi yapmadı."

Diğer yandan Power, uluslararası kamuoyunun Suriye'deki katliama seyirci kaldığını ve "bir gün herkesin sorumlu tutulacağını" sözlerine ekledi.