Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Beyaz Saray'da iki dönemdir oturan ABD Başkanı Barack Obama, 8 Kasım'daki başkanlık seçimlerine katılabilmesi halinde Cumhuriyetçi Donald Trump karşısındaki şansına ilişkin, "Bu yıl yarışabilsem seçimleri kazanabilirdim." dedi.

Obama, görevinin sona ermesine sayılı günler kala Amerikan CNN kanalı için hazırlanan "Axe Files" adlı programa verdiği mülakatta, başkanlık dönemini ve ABD'nin yeni başkanı seçilen Trump karşısındaki şansını değerlendirdi.

Amerikan halkının kendi politikalarına onay verdiğini savunan Barack Obama, seçimleri kazanarak 20 Ocak'ta koltuğa oturmaya hak kazanan Donald Trump karşısında yarışma imkanı olması durumunda sandıktan galip çıkabileceğini iddia etti.

Yasal olarak en fazla iki dönem başkanlık yapılabilen ABD'nin 44'üncü başkanı olan Obama, "Bu yıl yarışabilsem seçimleri kazanabilirdim." yorumunu yaptı.

Başkan Obama, "Bu vizyondan eminim, çünkü eğer bir kez daha aday olabilseydim Amerikan halkının büyük kısmını bu vizyon etrafında mobilize edebilirdim." ifadelerini kullandı.

"CLİNTON SEÇMENLE DUYGUSAL BAĞ KURAMADI""

Eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın adaylığındaki Demokratların "Amerikan halkının büyük kesiminin sesini yeterince duyamadığını" ve bunun da seçimlerin Cumhuriyetçilere karşı kaybedilmesine sebep olduğunu savunan Barack Obama, özellikle ekonomik beklentiler konusunda Clinton'ın düşük bir performans sergilediğini ima etti.

Clinton'ın kazanacağına "emin olan" Amerikan medyasının yaklaşımının da seçim sonuçlarına dolaylı etki ettiğini savunan Obama, Demokratların seçmenle duygusal bağ kuramadığına vurgu yaptı.

20 Ocak'ta görevi Trump'a devrettikten sonra bir süre dinleneceğini anlatan Başkan Obama, kendiyle baş başa kalmak istediğini dile getirdi.

Bu dönemde başkanlığıyla ilgili kitap çalışmasına başlayacağını söyleyen Obama, ailesiyle birlikte başkent Washington'da yaşamaya devam edeceklerini belirtti.

2008 yılındaki başkanlık seçimlerinde ülke tarihinin "ilk siyahi başkanı" olarak Oval Ofis'teki koltuğa oturan Barack Obama, 2012'deki seçimleri de kazanmıştı.

Birkaç hafta sonra görevi Cumhuriyetçi Trump'a devredecek olan Obama, özellikle ikinci dönemindeki dış politika tercihleriyle hem ülke içinde hem de uluslararası arenada yoğun bir şekilde eleştiriye maruz kalmıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Filistin topraklarında inşa edilen Yahudi yerleşim birimlerine ilişkin kararın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) kabul edilmesinden ABD Başkanı Barack Obama yönetiminin sorumlu olduğunu belirtti.

Netanyahu, İsrail hükümetinin haftalık toplantısının açılışı sırasında yaptığı konuşmada, "BMGK kararının kabul edilmesinin arkasında Obama yönetiminin olduğundan şüphemiz yok." dedi. Obama yönetiminin geleneksel ABD politikasına aykırı bir yol izlediğini ve BMGK'da İsrail'e yönelik "düşmanca" bir karar alındığını ileri süren Netanyahu şunları söyledi:

"Bu karar BMGK’ya yakışmıyor. Kararın İsrail’e zarar vermemesi için çabalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Buradan Bakanlarımıza konuşma ve davranışlarında sağduyulu ve sorumlu davranmalarını söylüyorum."

Netanyahu ayrıca, "Dönem dönem ABD yönetimlerinde İsrail’in Yahudi yerleşim birimleriyle ilgili faaliyetlerine ilişkin farklı eğilimler oluşmuştur. Ancak bu mevzunun tartışılacağı yerin BMGK olmadığı konusunda anlaşmıştık." şeklinde konuştu.

Mısır tarafından çarşamba günü BMGK'ya sunulan ve daha sonra yine Mısır'ın talebi üzerine ertelenen oylama, bu defa karar tasarısına destek veren Yeni Zelanda, Malezya, Venezuela ve Senegal tarafından Konseye getirilerek oylanmıştı.

İsrail'in işgali altındaki Filistin topraklarında yasa dışı tüm yerleşim faaliyetlerini "derhal ve tamamen" durdurmasını talep eden karar, 14 oyla BMGK'da kabul edilmişti.

Cumhuriyetçilerin önde gelen isimlerinden Arizona Senatörü John McCain, Halep'in düşmesi konusunda Barack Obama yönetimini eleştirerek "Başkan Obama, adaletsizliğe tanıklık etme sorumluluğunu taşımaktan bahsediyor ancak Halep için başka bir şey de yapmadı. Kadın ve çocukları, hastane ve fırınları hedef alan akıllı bombaların kullanımına, varil bombaların geniş kitlelerin üzerine yağdırılmasına sadece seyirci kaldık." görüşünü aktardı.

Arizona Senatörü Cumhuriyetçi McCain, Washington Post gazetesi için kaleme aldığı "Suriye'de bir payımız var ama hiçbir şey yapmadık" başlıklı makalesinde Halep ve Suriye konusunda Obama yönetimine sert eleştiriler yöneltti.

Esed rejiminin, Rusya ve İran'ın da desteğiyle 5 yıldır süren iç savaşta sayısız katliama imza attığını belirten McCain, Halep'in rejimin eline düşmesinin bir nedeninin de "Obama'nın başarısız Suriye politikası" olduğunu savundu.

"HALEP İÇİN BİR ŞEY YAPMADI"

McCain, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Başkan Obama, adaletsizliğe tanıklık etme sorumluluğunu taşımaktan bahsediyor ancak Halep için başka bir şey de yapmadı. Kadın ve çocukları, hastane ve fırınları hedef alan akıllı bombaların kullanımına, varil bombaların geniş kitlelerin üzerine yağdırılmasına sadece seyirci kaldık."

Suriye ile ilgili birçok kırmızı çizgiden bahsedildiğini ve bunlar geçildiğinde hiçbir yaptırımın olmadığını vurgulayan McCain, Obama'nın 2013 yılı BM Genel Kurulu toplantılarındaki "Bir Ruanda veya Srebrenitsa karşısında dünyanın çaresiz olduğunu mu kabul etmeliyiz?" sözlerini hatırlattı.

"AHLAKİ ÇÖKÜNTÜ" VE "SONSUZ UTANÇ"

Halep'te yaşananların Ruanda ve Srebrenitsa'yı anımsattığını ve buna karşılık dünyanın hiçbir şey yapmadığını ifade eden McCain, durumu "ahlaki çöküntü" ve "sonsuz utanç" şeklinde nitelendirdi.

ABD'nin Suriye ile ilgili beklemekten başka bir şey yapmamasının hiçbir işe yaramadığını dile getiren Cumhuriyetçi Senatör, Washington'ın atacağı bazı adımlarla hem Suriye'deki savaşın sona ermesine yardımcı olabileceğini hem de Suriye'de El Kaide'nin yeniden yükselişe geçmesine engel olabileceğini vurguladı.

McCain, Esed rejimi, Rusya ve İran'ın DEAŞ'la mücadele etmediğini aktararak bu güçlerin Suriye'deki eylemlerinin DEAŞ gibi terör örgütlerinin ortaya çıkışına zemin hazırladığına işaret etti.

Halep'in düşmesinin Esed rejimini Suriye'deki diğer kentlere yönlendireceğine dikkati çeken McCain, "Amerika'nın dünyadaki her kötülüğü durduramayacak olması, onun birçok adaletsizliği sona erdirme gücünü kullanma sorumluluğundan kaçabileceği anlamına da gelmez." görüşünü kaydetti.