Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

Avrupa Konseyi'ne bağlı Irkçılığa ve Ayrımcılığa Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI),Avrupa'da ırkçı ve yabancı düşmanı söylemlerin eşi görülmemiş şekilde arttığını vurgulayarak İslamofobinin de artık marjinallikten çıkıp sıradanlaştığı uyarısını yaptı.

ECRI’nin 2016 yılını kapsayan ve Avrupa Konseyi üyesi ülkelerde ırkçılık, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı, İslamofobi, antisemitizm ve ayrımcılığın ele alındığı raporu yayımlandı.

Komisyonun 2016 yılında çalışma alanına giren üç önemli konunun ön plana çıktığı raporda bunlar, sığınmacı krizinin Avrupa ülkelerindeki yansımaları ve krize bağlı gelişmeler, ırkçı ve yabancı düşmanı söylemlerin güçlenmesine neden olan ulusçu popülizmin yükselmesi ve terör saldırıları karşısında Avrupa ülkelerinin gösterdiği tepkiler ve saldırılara karşı alınan kararlar olarak sıralandı.

Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland, raporla ilgili yaptığı açıklamada, "Avrupa’da sığınmacı ve göçmenler başta olmak üzere azınlıkların hedef alındığı popülist politikaların artışının derin kaygı uyandırdığını" belirterek tüm sorumlulara bu tehlikeli gidişe dur demek için ellerindeki yetkileri kullanmaları çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği'nin (AB) sığınmacıların kabulü ve paylaşımıyla ilgili aldığı kararın 2016’da uygulamaya geçirilemediği vurgulanan raporda, sığınmacıların kabul ve entegrasyonunda en büyük zorluğu çeken yerel yönetimlerin, yerel halkın gösterdiği tepki ve ırkçı saldırılara da maruz kaldığı belirtildi.

Raporun sığınmacılar ve göçmenlerle ilgili bölümünde vurgulanan bir başka konu ise küçük yaştaki sığınmacılar oldu. ECRI raporu "Ebeveynlerinden ayrı küçük yaştaki çocuklar öncelikli olarak tehlikeyle karşı karşıyadır" ifadeleriyle çocuk sığınmacıların durumuna dikkati çekti.

Raporda, Avrupa ülkelerinde yabancı düşmanı nefret söyleminin zirveye çıktığı ve ırkçı nefret söyleminin sıradan hale geldiğinin altı çizildi.

ECRI Başkanı Christian Ahlund, nefret söyleminin siyaset ve medyada zemin bulduğu ve yayıldığı uyarısında bulunarak "Nefret söylemini suç sayıp, cezai yaptırımlar belirleyip, gözlemlemek yetmez, onu yok etmek gerekir" ifadelerini kullandı.

Çok sayıda ülkede, insanların dini veya etnik aidiyeti, dili ve ten rengi gibi özellikleri nedeniyle "biz ve onlar" şeklinde ayrıştırıldığı kaydedilen raporda, bu durumdan sadece yeni gelen göçmen ve sığınmacıların değil, Avrupa’da uzun süredir yaşayan azınlıkların da etkilendiği belirtildi.

ECRI raporunun popülizmle ilgili bölümünde, "Avrupa ülkelerinde oy kaygısıyla çok sayıda geleneksel siyasi partinin de bu popülist söylemleri uygulamaya başladıkları" bildirildi.

Raporun bu bölümünde yine nefret söylemiyle mücadelede idari ve adli yaptırımların dışında siyasi, dini ve kültürel sorumluların, spor ve sanat dünyasının da üzerine düşeni yapması çağrısında bulunuldu.

Terör saldırılarının yoğun olduğu 2016’da üye ülkelerin bu saldırılar sonrası, olağanüstü hal ilanı, sınırların kapatılması ve sınır kontrolleri dahil çok sayıda önlemi uygulamaya soktukları belirtilerek "Bazı olaylarda, asker veya polis operasyonu sırasında ırkçı veya etnik profillerin çıkarıldığı görülmüştür" denildi.

"Müslüman karşıtı söylemler artık sadece marjinal kesimin gerçeği değil, aynı söylemleri geleneksel siyasi partilerin yöneticilerinin de kullandığını gözlemliyoruz." uyarısıyla başlayan raporun İslamofobi ile ilgili bölümünde, İslam karşıtı tutumun kişisel tavırlarda ortaya çıktığı gibi kurumların uygulamaları ve politikalarıyla da kendini gösterdiği ifade edildi.

İslam dinine dair korku, nefret ve düşmanlığın, Müslümanlara karşı aktif ayrımcılığın sıklıkla nefret söylemi ve fiziksel şiddete dönüştüğü belirtilen raporda, "Müslümanlar başta eğitim, istihdam ve barınma olmak üzere, sosyal hayatın çok sayıda alanında ayrımcılığa maruz kalmaktadır." ifadeleri yer aldı.

Çok sayıda ülkede Müslümanların özellikle başörtüsü gibi dini semboller nedeniyle ayrımcılığa uğradığı ve sıklıkla haksız engellerle karşılaştıkları kaydedilirken "Bu olumsuz tecrübeler toplum içerisinde yalnızlığa çekilme duygusu geliştirebilir ve kapsayıcı toplumun inşasına engel oluşturabilir." uyarısı yapıldı.

Raporda Müslüman din adamları ve sivil toplum kuruluşları sorumlularının bu ayrımcı, ötekileştirici ve dışlayıcı tutumların Müslüman toplumlarda derin yaralar açtığı yönündeki uyarılarının arttığı da kaydedildi.