HABERTURK.COM
DIŞ HABERLER

Raporun içerik özetinde Türkiye'nin dış politikasındaki 'eksen kayması' tartışmalarına da vurgu yapıldı. "Buradaki en temel soru, Türkiye'nin Atatürk tarafından oluşturulan batı odaklı yaklaşımından uzaklaşıp uzaklaşmadığı veya ne ölçüde uzaklaştığıdır" ifadesi yer aldı. "Türkiye'nin gözünü kararlı bir şekilde İslami özelliklerinin yolunu kolaylaştırdığı Doğu'ya dikmesi, katma değeri de beraberinde getirmektedir" ifadesi dikkat çekti.



"BÖLGESEL POLİTİKA ABD'Yİ BAZEN MEMNUN ETMİYOR"
Türk Hükümeti'nin neredeyse tüm komşularını içine dahil eden bölgede hem sınırlarından hem de ötesinde istikrarı artırma hamlelerinin bazen ABD'nin hoşnut olduğu bazen olmadığı sonuçlar doğurduğuna dikkat çekilen raporda "Dünyada en fazla Kürt nüfusunun yaşadığı yer İstanbul" denildi.

Rapor, ocak, şubat ve mart aylarında Washington, Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana'da yapılan denetimler çerçevesinde hazırlandı.
Temmuz 2010 tarihini taşıyan ve Başmüfettiş Yardımcısı Harold W. Geisel imzası taşıyan rapor, dün gece "hassas ama gizli değil" ibaresiyle Genel Denetim Bürosu'nun internet sitesine kondu.

Raporun önemli bulgular kısmında, "Türkiye'nin hem bölgesinde hem de kendi içinde yeni bir hareketlilik düzeyi gösterdiği bu dönemde, Ankara'daki büyükelçilik ve tamamlayıcı temsilcilikleri ABD çıkarlarını iyi bir şekilde temsil etmektedir" ifadesi yer aldı.

"KÜRT AÇILIMI OLUMLU"

Raporda İstanbul'a Doğu'dan göçün kentin yapısını değiştirdiği bunun da siyasi düzleme yansıdığı belirtildi. Kürt açılımı ise olumlu bir gelişme olarak nitelendirildi.

Türkiye'nin Irak'taki güçlü diplomatik varlığı ve Kuzey Irak bölgesel yönetimiyle ilişkileri Amerika'yı tatmin eden gelişmeler olarak sıralandı.

"İSLAMİ KURULUŞLAR LAİK ELİTE MEYDAN OKUYOR"
Raporda laik elit ve İslami kuruluş karşılaştırması da var. İslami kuruluşların laik elite meydan okuduğu yorumu da yer aldı. "Bu meydan okumanın demokratikleştirici bir etkisi olsa da Türkiye demokratik yönetimin doğasını tam olarak tanımlayabilmiş değil" ifadesi kullanıldı.
Raporda, Türkiye'nin hem İsrail hem Ermenistan'la ilişkilerinin gelecekteki seyrinin Amerika için önemli bir unsur olmaya devam ettiği vurgulandı.

Ayrıca, Türkiye'nin Kıbrıs, Irak, Afganistan ve İran konusundaki dış politika girişimlerinin Amerikan politik çevrelerince dikkatle izlendiği belirtildi.

"ABD FİRMALARI TÜRKİYE İÇİN HAZIR OLMALI"
Türkiye'nin AB üyelik süreci nedeniyle ekonomisini modernize ettiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye'nin ABD tarım ihracatı açısından 10'uncu büyük pazarı olduğunun da altı çizildi. AB süreci nedeniyle ABD'li firmaların AB'li rakipleriyle rekabet etmek için hazır olması gerektiğinin belirtildiği raporda, ulusal nedenlerden dolayı Türkiye'nin ABD ürünlerine tarife dışı bazı bariyerler uyguladığına da dikkat çekildi. Raporda bu bariyerlerden özellikle ABD soyasına yönelik uygulanan engel ön plana çıkarıldı.
Bu nedenle Türkiye'deki reform çalışmalarının sürmesi, teknik bariyerlerin azaltılması ve fikri mülkiyet haklarının geliştirilmesi konusunda cesaretlendirilmesinin önemine vurgu yapıldı. Bu konuda ABD'li dış ticaret bürokrat ve kurumlarının aktif şekilde çalıştığı da hatırlatıldı.

460 BİN DOLAR TÜRK POLİSİ VE GÜMRÜKÇÜSÜNÜ EĞİTMEK İÇİN HARCANIYOR
Türkiye'nin İran ve Suriye ile vizesiz ilişkilerinin ve coğrafi konumunun ülkeyi narkotik, insan ticareti, organize suç, kara para aklama, terörizm ve nükleer yayılmayla mücadele konusunda ön bölge haline getirdiği de raporda yer aldı.
Bu açıdan ABD'li kuruluşların gerek informasyon paylaşımı gerekse teknik destek açısından Türk yetkililere destek verdiğine dikkat çekilirken, ABD Uyuşturucuyla Mücadele İdaresi'nin Türk polisini ve gümrük görevlilerini eğitme programında kullanılmak üzere 460 bin dolarlık bir fonu yönettiği, bu fonun Uluslararası Narkotik Ortaklığı ve Emniyet Güçleri fonlarının bir bölümünü oluşturduğu da belirtildi.