Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen Suriye Halkının Dostları Grubu'nun İkinci Konferansı kapsamında gerçekleştirilen basın toplantısında soruları yanıtladı.

Bir gazetecinin, ''Acaba burada ya da başka yerlerdeki görüşmelerinizde uluslararası camianın hiç Bosna'dan ders alıp almadığını görüştünüz mü?'' sorusu üzerine, Davutoğlu, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı'nın, kendileriyle birlikte olduğunu ve konuşmasında, Saraybosna'da yaşanan facialara ve oradaki büyük acılara değindiğini anlattı.

"BOSNA'DA OLDUĞU GİBİ GECİKİLMEMELİ"
Davutoğlu, Bosna'da uluslararası camianın çok yavaş davrandığını vurgulayarak, şunları kaydetti:

''Birçok inisiyatif vardı. Ama gerçek anlamda bir eylem yoktu ya da eylemin etkinliği yeterli değildi. Bu nedenle 250 bin kişi hayatını kaybetti ve 3 yıl sürdü. Ruanda, Fildişi Sahili, Libya'dan gelen temsilciler de hep kendi deneyimlerini gündeme getirdiler. Suriye'de uluslararası camia, Bosna'da olduğu gibi gecikmemelidir. Bunu söylüyoruz. Kararlı olarak ve çok net bir biçimde hiç gecikmeden harekete geçmeliyiz. Bu nedenle Kofi Annan'ın görevi, aslında yeni bir girişim değil, yeni bir arabuluculuk çabası değil. Yani bu açıdan Suriye rejimine zaman kazandıracak gibi düşünülmemeli. Burada misyon, Arap Ligi Planı'nın uygulamaya sokulması ve Birleşmiş Milletler yaklaşımının derhal uygulanmasıdır. Yanlış anlaşılmamasında fayda var, sanki bu sayede Suriye'deki rejime daha fazla zaman tanınacak ve bu şekilde bütün şiddet ve öldürmeler devam edecek. Böyle olmamalı. Bu, Bosna'da bir kere yaşandı. Aynı hata bir kere daha Suriye'de yaşanmamalı. Bu nedenle tek bir birleşik konum, pozisyon sahibi olmalıyız ve mutlaka Suriye'deki sivillerin haklarını, yaşamlarını savunmalıyız. Ayrıca tek bir inisiyatif, tek bir eylem planı çerçevesinde aynı hedefe kilitlenmeliyiz. Her şeyden önce, Suriye'ye insani yardımın girmesi ve şiddetin ve her türlü öldürmenin durmasıdır.''

"HER TÜR YOLU DENEYECEĞİZ"
Davutoğlu bir başka soru üzerine de, ''Yani varoluşlarını sürdürebilmeleri için temel ihtiyaçlarını karşılamak... Bu konu, bizim ortak bildirimizde de deklare edildi. Bütün bu destekler, yardımlar Suriye'nin Dostları Grubu tarafından koordine edilecek ve aynı zamanda BM'nin kuruluşu ile de bir koordinasyon yapılacak. Yani her yolu kullanmak suretiyle bu insani yardımı Suriye insanlarına ileteceğiz'' diye konuştu.

Diğer adımlar ve önlemler konusunda da öncelikle bugünlerde neler olacağını bekleyip görmek istediklerini ifade eden Davutoğlu, ''Özellikle sayın Kofi Annan'ın misyonu konusunda ne gibi gelişmeler olacak? Ondan sonra bütün alternatifleri kullanarak Suriye'nin halkına yardım edeceğiz. Bakın 'bütün alternatifler' diyorum. Yani, iki ulus ve uluslararası organizasyonlar arasında bunlar tam bir dayanışma içinde yapılacak'' dedi.

ASKERİ TAKVİYE VAR MI ?
Bir gazetecinin ''Nihai belgedeki önemli noktalardan biri, 'Suriye halkı tarafından alınan meşru girişimleri onaylamaktadır. Kendilerini koruma amacıyla aldıkları meşru önlemler...' Bundan ne anlıyorsunuz? Türkiye veya grubunuz, bir askeri takviyede bulunacak mı?'' sorusuna Davutoğlu, şöyle yanıt verdi:

''Hayır, bence bu cümle yeterince açık. Geçtiğimiz yıl mart ayında sadece barışçıl gösteriler yapılıyordu. Ama daha sonra keskin nişancılar ve makineli tüfeklerle insanlar öldürülmeye başlandı. Yani ağır silahlar kullanılmaya başlandı, sivil halka karşı ve helikopterler kullanıldı. Bunun karşılığında, Suriye'nin sivilleri, kendilerini koruma hakkına sahipler ve hatta Ürdün'e, Lübnan'a ve Türkiye'ye kaçma hakkına sahipler. Peki bunu yapamayanlar ne yapacak? Sınırlara yakın olanların yaşamlarını kurtarmak gibi bir şansları var. Peki diyelim ki sınırlardan uzakta olan kentlerde yaşayanlar ne olacak? Onların acıları inanılmaz... Humus'ta görev yapan bir doktorun anlattıklarını bugün dinledik. Bunu dinlemek bile çok acı vericiydi. Çünkü ülkedeki durum, uluslararası medyanın anlattığından çok daha vahim... Çünkü zaten uluslararası medya pek çok kente erişimden yoksun. Önlem dediğimiz şey, bu insanlar, bu ağır silahlı saldırılara maruz kaldıklarına göre, ellerinden gelen her şeyi yaparak hayatta kalma hakkına da sahipler.''

SURİYE HALKI YALNIZ DEĞİLDİR
Ahmet Davutoğlu, bugünkü toplantının mesajının son derece net olduğunu ve bu mesajın, ''Suriye halkı yalnız değildir'' olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

"DEMOKRATİK SURİYE'YE KADAR..."
''Kendilerine tam bir dayanışma göstereceğiz. Acılarıyla başa çıkmada tam bir dayanışma sergileyeceğiz. Elimizden gelen her şeyi yaparak, katliamları, her türlü diğer trajedinin durmasını sağlayacağız. Suriye halkının dostları olarak, buradan acı çekmiş olanları, onurlu bir yaşam için hayatlarını kaybetmiş olanları saygıyla anmak, selamlamak istiyorum. Uluslararası camianın görevi, Suriye'nin bugün cesaret sergileyen halkıyla omuz omuza davranmaktır. Hama'da, Humus'ta, Dera'da, İdlib'de, Halep'te, Suriye'nin her noktasında o cesur insanlara vereceğimiz mesaj çok nettir, biz hep onlarlaydık, onlarlayız ve onlarla olmaya devam edeceğiz, ta ki Suriye Halkının Dostları Grubu Konferansı, Şam'da, demokratik bir Suriye'de toplanana kadar...''

AA