Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Meltem ERSOY - Gazete HABERTÜRK / Haftanın röportajı

Fiba Holding, Türkiye’de en sürpriz, en başarılı satış ve satın almalara imza atan holding. Bunda şüphesiz kurucu Hüsnü Özyeğin’in payı büyük. 

Babasından aldığı bu ‘mirası’ aynı bakış açısıyla sürdüren Fiba Holding Yönetim Kurulu üyesi Murat Özyeğin, “Biz portföyümüzü sürekli test ederiz, getirisinden çok zamanımızı çalıyorsa o işin suyu kaynamıştır” sözleriyle varlıklara bakışını anlatıyor.

Fiba Holding, banka satışından yurtdışına açılmaya kadar pek çok konuda Türk özel sektörünün öncü isimlerinden. Ancak Özyeğin Ailesi için gözbebeği her zaman isimlerini verdikleri Özyeğin Üniversitesi. Murat Özyeğin ile Çekmeköy’deki Özyeğin Üniversitesi’nde buluştuk, makroekonomiden yakın dönem hedeflerine, sorularımızı yanıtladı:

- Fiba Holding likiditesi güçlü bir grup, yatırım planlamasında ise daha temkinlisiniz. Bu yıl likitte kalmak daha mı akıllıca size göre?

Doğru, likiditemiz var. Şöyle düşünüyoruz: hani ABD’liler der ya, bu tozlu hava nerede durulacak, beklemek lazım. 2016’ya nasıl bir konjonktürde girdiğimiz malum. Ülkemizde öngörülebilirliğin biraz daha artmasını bekliyoruz. Çünkü Rusya, Ukrayna, Romanya’da son 10 yıllık deneyimimiz gösterdi ki, bizim yine en sağlam yatırım yapabileceğimiz ülke Türkiye. Bununla ilgili hiç şüphe yok. Biz aslında yurtdışına açılmanın öncülerindeniz, Çin’e kadar uzandık. Tüm bu ülkelerde yaptığımız yatırımlara baktığımızda halen ülkemizde yaptığımız yatırımın sonuçlarından daha memnunuz.

- Biraz bela sizi gittiğiniz ülkelerde de takip etmiş gibi...

Doğru. Belki biz de çok doğru seçmedik ülkeleri, olabilir. Ama bu bölgeler yakın zamana kadar Türklerin iş yapma fırsatı gördüğü ülkelerdi. O anlamda o dönem bu ülkeleri bir çeşitlenme fırsatı olarak görürken, şimdi görüyoruz ki, ülkemizde yatırımlarımız daha bir kontrolümüzde, kendimizi daha rahat hissediyoruz. Açıkçası Türkiye’de ne yaptıysak çok şükür memnunuz.

- Bundan sonra Fiba yurtdışında yoğurdu daha üfleyerek yiyecek diyebilir miyiz?

Aslında yurtdışını ikiye bölmek lazım. Hollanda’da, İsviçre’de de bankamız var. Onlar konjonktürden daha az etkilendi. Batı’dan daha memnunuz. Gelişen ülkelerdeki, Türkiye’ye benzer sandığımız ama Türkiye’den negatif yönde ayrışmış ülkelerdeki işlerden biraz daha Türkiye’ye göre az memnunuz.

Bu ülkelerde beklentimiz daha yüksekti. Gelişen ülkelerde kriz olunca hepsi birden aşağı gidiyordu, ama Türkiye’nin dayanıklılık gücü daha var. Yeni ülkelerde daha yoğurdu üfleyerek yiyoruz desek gayet doğru olur. Çok şükür hiçbirinde zararımız, büyük kaybımız olmadı. Ama göreli olarak Türkiye’deki işlerimizden yurtdışındaki işlerimize göre daha memnunuz.

- Haberlere konu olduğu gibi Credit Europe satışa çıktı mı, çıkacak mı?

Satışla ilgili genel bakışımızı anlatayım önce. Biz satmayı düşünmediğimiz bir varlığımıza iyi teklif gelirse hızla satışa dönüştürebiliriz. Bir anı anlatayım: Bir gün bir borçlumuz kredi borcu ödemek yerine bize sinemasını teslim etti. Dedik ki “Bu sektörde olacaksak bu boyutta olamayız.” Ne var ne yok baktık, TepeMax diye bir sinema grubu satılıyordu, gittik sabah 10’da ihaleye girdik, kazanamadık, Mars Grubu aldı, aynı akşam saat 17’de “Bunu alamadıysak, bir ölçek yakalayamayacaksak bu sektörde olmamız anlamsız” dedik ve kendi sinemamızı AFM’ye satmak için mutabakat imzaladık. Sabah işe giriyorduk, akşam o işten çıktık. Biz portföylerimize böyle bakıyoruz. Küçük ölçekler bizim çok zamanımızı alan işlere dönüşüyorsa, oradan çıkıyoruz. O yüzden Credit Europe bizim için satılık diyemeyiz, orada sorun yaşamıyoruz.

‘Rus Merkez Bankası ilgilendi’

Bize orada bu süreçte Rus Merkez Bankası da çok sıcak yaklaştı, “Sorununuz var mı? Her şey yolunda mı?” diye ilgilendi. Samimi olarak söylüyorum, hiç baskı hissetmedik. Basılan bankalar arasında yoktuk. Ama biz genel olarak gruptaki portföye alınıp satılabilir işler olarak bakarız. Talipler oluyor, şu an alınmış kararımız yok.


‘Üniversitede göz göre göre ve gururla açık veriyoruz’

- Eğitim sektörü sizin için kârlı bir alan mı?

Özyeğin Üniversitesi bizim için en değerli işimiz, dileriz ki binlerce yıl CV’lerde, kampuslarda yaşayacak bir isim olsun. İsmimizi verdiğimiz tek işimiz. Üniversite bizim tamamen sosyal yatırımımız, kâr amacı gütmüyoruz. Aslında bugün burs oranlarımızı YÖK’ün öngördüğü minimum rakamlara çeksek üniversitemiz artı da verir. Ama her sene zarar yazıyoruz. Çok iyi öğrencilerle çok iyi hocaları bir araya toplamak adına çok yüksek burs oranını koruyoruz. Burslu öğrenci oranı yüzde 85. Yani biz burada göz göre göre ve bilerek ve gururla açık veriyoruz. Yani önümüzdeki yıllarda da bilerek, isteyerek zarar edeceğiz!

Fiba Holding’i 2016’da sürpriz bir işle, atakla duyacak mıyız, yoksa temkinli mi geçireceksiniz yılı?

2016’ya hepimizin bildiği dinamiklerle girdik. Çin yavaşlaması, AB ve mülteci krizi, Suriye kaynaklı güvenlik problemi, ülkemizin içinde bulunduğu PKK ile savaş hali, Rusya krizi 2016’yı çok zorlaştırıyor. Olumlu olarak, bütçe dinamiği, güçlü kamu harcama düzeni var. Yellen’in verdiği faizlerin hızlı artmayacağı mesajı olumlu. Bunlar belki 2016’yı daha hafif atlatmamıza yardım eder. Ama tabii orta uzun vadede peşimizi bırakmayacak bazı sorunların içinden geçiyoruz. Fiba olarak biz var olan tüm yatırımlara devam ediyoruz. Ama yepyeni bir sektör, bizden normalde beklenen tarzda satın alma tarzı yeni bir işe girme durumumuz yok. Yepyeni yatırım, sektörel giriş kararı almıyoruz. Bu yılı böyle geçirmek istiyoruz.