Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Fatih ALTAYLI / GAZETE HABERTÜRK

Sevgili dostum Orhan Gorbon, Türkiye’nin en iyi yelkencilerinden biridir hiç kuşkusuz.

Sabah Gazetesi’ni yönettiğim dönemde Nice- Kuşadası arasında yapılan Le Figaro Cup’a Sabah Gazetesi için hazırladığımız yelkenliyle katılıp en iyi dereceyi yapan Türk teknesi olmuştu. Yıllardır da Türkiye’nin en iyi yelken organizasyonlarından biri olan Bosphorus Cup’ı düzenler durur. 3 tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen denizcilikle pek alakası olmayan memleketimizde pek duyulmaz bu organizasyon ama Yeni Zelanda’dan Kanada’ya kadar tüm dünyada yelken dünyası bu yarışı bilir ve izler.

İKNA EDİP GETİRMİŞ

Bu yıl da Orhan Gorbon beni Bosphorus Cup’a davet etti ama İstanbul dışında olacağım için gelemeyeceğimi söyledim. Israr etti. “Çok acayip bir tekne getirdik” diye.

Meğer dünya yelkenle hız rekorunu elinde bulunduran Hydros.ch adlı trimaranı Türkiye, Bosphorus Cup’a getirmişler.

“Nereden çıktı bu ve nasıl razı ettiniz?” diye sordum anlattı. Bu yıl Bosphorus Cup’a sponsor olan Turkcell, “Bizim 4.5G hızımızı tanıtmaya uygun hızlı bir tekne getirin” demiş.

Orhan da gidip en hızlı tekneyi, Hydros.ch’yi ikna edip getirmiş.

MARMARA TURU ATTIK

Hydros aslında bir vakıf.

Enerji verimliğini denizlere taşımak ve sürdürülebilir, yenilenebilir enerji ile deniz ulaşımını artırmak, deniz ulaşımında enerji tasarrufu sağlayacak yöntemler bulmak üzere kurulmuş bir vakıf ve dünyanın çeşitli üniversiteleriyle birlikte çalışıyorlar. En küçük yelkenlilerden dev şileplere, tankerlere, yolcu gemilerine kadar tüm teknelerin daha az enerji ve daha az fosil yakıt harcayarak daha süratli bir seyir sağlamasına yönelik fikirler, projeler üretiyorlar. Vakfın başında Jeremie Lagarrigue adlı 37 yaşında genç bir mühendis var. Aynı zamanda Hydros. ch isimli teknenin de skipper’ı, yani bir anlamda kaptanı. Jeremie ile Hydros. ch üzerine sohbet ederek güzel bir Marmara turu attık. Hydros.ch 10 metre boyunda bir trimaran, yani üç gövdeli bir tekne.

SIFIR SÜRTÜNME

Ancak yeterli hıza ulaştığı zaman üç gövdesi de sudan dışarı çıkıyor ve tekne hydrofoillar üzerinde yol alıyor. Yani sürtünme ve suyun karşı koyma etkisi hemen hemen sıfıra iniyor. Tekne bir anlamda uçuyor.

Zaten Jeremie’nin de söylediği bu. “İyi bir tekne dizaynırı size çok iyi bir suda giden tekne üretebilir ama uçan tekneyi beceremez. Biz ona uğraşıyoruz” diyor.

Jeremie yaptıkları işi Formula 1’e benzetiyor. “Biz teknolojileri geliştiriyoruz, daha sonra sektör bunu günlük teknelere uyguluyor” diyor.

ALABORA TEHLİKESİ HER ZAMAN VAR

Hızımız 21 knota ulaştığında kabaran dalgaların arasından geçerken Hydors’un gövdesi de kıvrılıp bükülüyor.

Jeremie’ye teknenin yeterince rijid olmadığını söylüyorum.

“Evet haklısın. Biz bunu Lac Lemans’da yani gölde gitmek için yaptık. Orada bu kadar dalga olmuyor ama korkma kırılmaz” diyor. Ama alabora olma tehlikesi her zaman mevcut ve “Kendini geriye doğru at hemen” diye uyarıyor.

Bu arada fotoğraflarımızı çekmek için bizi takip eden sürat teknesi hızımıza yetişemediği için doğru düzün fotoğraf çektiremiyoruz.

1 saati aşkın bir süre hayatımın en keyifli yelken seyahatini yapıyorum.

Tüm bu araştırma-geliştirmeler denize hayli uzak İsviçre’de yapılırken dört tarafı deniz Türkiye’mizde niye böyle işler olmuyor diye de hayıflanıyorum.

21 KNOT SÜRATLE UÇARAK İLERLİYORDUK

Hydros.ch içinde yol aldığı rüzgâr hızının 2.7 katı katı kadar bir sürate ulaşabiliyor. Bosphorus Cup’a katılan tekneler rüzgâr beklerken, biz 21 knotla yüzümüze çarpan yağmur damlalarının kırbaç etkisine maruz kaldık.

BOYU 2 METRE UZATILABİLİYOR

Hydros Vakfı, geçtiğimiz yıllarda America Cup’a katılan bazı teknelere de teknoloji ve dizayn konusunda destek vermiş.

Alinghi, Oracle ve New Zeland takımlarının yarıştığı teknelerde Hydros imzası var.

“O tekneler ile bu tekne arasında ne fark var?” diye soruyorum Jeremie Lagarrigue’e.

“Onlar 2007 teknolojisi. O günden bugüne çok yol kat ettik. Çok daha ilerdeyiz” diyor.

Hydros.ch 10 metre boyunda bir trimaran. Genişliği de hemen hemen aynı. Ancak boyu teknenin süratine ve dalgalara göre iki metreye kadar uzatılabiliyor ve burna aşağı yukarı inip kalkabiliyor.

HER ŞEY İNSAN GÜCÜYLE

Bunun amacı pruvanın dalgayı kesme açısını ayarlamak ve tekneyi havaya kaldırmak. Bunun yanı sıra trimaranın iki yandaki gövdelerinin altında ayarlanabilir foillar var ve tekne hızlandığı zaman bunlar aşağı indirilip tekne bunların üzerinde uçuyor. Ayrıca yanlardaki gövdelerde iki hava girişi var ve bunlar su basıncı ile sıkıştırılıp arkadan jet gibi püskürtülen hava ile ekstra güç sağlıyor. Toplam yelken alanı 250 metrekareden biraz daha büyük. Ana yelken 90 metrekare. Buna ek olarak bir genoa, bir de spinakker var. Teknede her şey insan gücüne dayalı. Hidrolik pompalar, tulumba gibi elle çalıştırılıyor ve teknenin boyunu ayarlayıp, foilları indirip kaldırıyor. Yelken vinçleri de aynı şekilde.