Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Rahim AK / GAZETE HABERTÜRK

Devletin haklı, haksız, suç veya yasal olup olmadığına bakılmaksızın tüm gelirlerden vergi alma eğilimi kendini bir kez daha gösterdi. Öyle ki Milli Eğitim Bakanlığı’nı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) mahkûm ettirip tazminat kazanan bir şirket devletten kazandığı tazminatın bir kısımını vergi olarak geri ödemek zorunda kaldı. Tabii bu durumda tazminat kazanmanın anlamı da kalmadı. Olay Sivas’ta gerçekleşti. Maliye’ye verilen bir özelgeden, yani emin olunmayan bir konuda Maliye uzmanlarına sorulan bir görüşten anlaşıldığına göre, Sivas’taki bir şirket bir okul yapımı sırasında Okul Yaptırma ve Yaşatma Derneği’ne yaptığı işlerin parasını alamadı.

FARK VARSA VERGİ ÖDERSİN’

Okul Yaptırma ve Yaşatma Derneği kendisini feshettiği ve tüm hakları borçlu sıfatında bulunan Milli Eğitim Bakanlığı’na devredildiği için inşası bitirilen okuldan doğan alacaklarını tahsil edemeyen şirket, iç hukuk yolları tıkanınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitti. Davayı kazanan şirkete AİHM alacağın tahsili halinde yürürlükteki her türlü vergiden muaf olacağını bildirdi. Şirket ise bir terslik olmaması için yine de Sivas Valiliği Defterdarlık Gelir Müdürlüğü’ne tahsil edeceği tazminatın (ana para, faiz, gecikme zammı) kurumlar vergisinden muaf olup olmadığını sordu. Defterdarlık ise kurumlar vergisinin mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safî kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safî kurum kazancının tespitinde ise Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağını hatırlattı. Yani “Kurumlar vergisi ancak şirketin elde ettiği ticari kazançtan doğar” yorumunu yaptı. Ancak bu yoruma göre vergi alamayacak olan gelir müdürlüğü başka bir yasa maddesine sığınarak vergi istedi. Gelir Vergisi Kanunu’nun 38’inci maddesinde; “Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki özsermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce 1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir; 2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur” cümlesini dikkate aldı. Böylece şirkete giren paranın özsermayeye eklendiği ve bu farkın da vergiye tabii olduğu kararına varıldı.

Ardından da şu cümle kuruldu: “Alacaklarınızın şirketinize ödenmesi halinde her türlü vergiden muaf olacağına ilişkin hüküm, söz konusu ödemelerin; herhangi bir kesintiye tabi tutulmadan ödenmesini sağlamaya yönelik olup şirketinize yapılacak ödemelerin bundan sonra da vergiyi doğuran hiçbir olaya konu edilemeyeceği anlamına gelmemektedir.”

'KAZANÇTA DİKKATE AL'

Değerlendirmede şirketin aldığı tazminatı kurum kazancının tespitinde dikkate alması gerektiği sonucuna varıldı.

OYUNUN VERGİSİNİ YERLİ ÜRETİCİ ÖDÜYOR, YABANCI ÖDEMİYOR

İnternetten, mobil oluşumlardan vergi almak Twitter, Google ve Facebook örneklerinde olduğu gibi çok ama çok zor. Vergi uzmanı Ertürk Özer de dünyada önemli bir satış hacmine ulaşan mobil oyun pazarını incelemiş. Özer’in vardığı ilk sonuç kurumlar vergisi ile ilgili. Oyunların üreticilerden ziyade bir platform aracılığı ile satışa sunulduğu tespitini yapan vergi uzmanı, yerel oyun üreticisi firmaların Türkiye ve yurtdışına yapılan satış için vergi ödediğini ancak yabancıların oyunları Türkiye’ye satıldığında vergi ile yüzleşmediğini ifade ediyor. Hangi üreticinin oyununun ne kadar oynandığı bilgisi ancak platformlardan sağlanabiliyor. Bu da üreticilerin bilgilerine doğru ulaşmayı olanaksız kılıyor. İkinci kısım ise KDV ile ilgili. Hem Türk hem de yabancı firmaların Türkiye’de oynanan oyunlar için KDV ödemesi gerekiyor. Ancak mobil oyunların vergilendirilmesi için Türkiye’de bir firma olması şart. Oyunları kullanıcılara ulaştıran platformların vergilendirilmesi ise Türkiye’de neredeyse imkânsız. Zaten bütün alışveriş sanal olduğu için alınan bilgilerin doğruluğu da tartışmalı hale geliyor.