Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sefer YÜKSEL / GAZETE HABERTÜRK

FETÖ/PDY terör örgütünün darbe girişiminin püskürtülmesinin ardından, ekonomi cephesinde gözler bankacılık ve finans sektörünün vereceği tepkideydi. Sektör temsilcilerinin beklediği gibi borsa ve kur cephesinde dalgalanmalar dikkat çekti. Ancak bankacılar bu dalgalanmanın çok uzun sürmesini beklemiyor. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, “Bir süre vermek çok doğru olmamakla birlikte, hafta sonuna doğru normale dönülme ihtimalini yüksek görüyoruz. Ama zaman zaman dalgalanmalar olmasını da normal karşılamak gerek” dedi. Darbe girişimi sonrasındaki ilk işgünü tüm piyasaların çalıştığına dikkat çeken Aydın, ihtiyaç duyulan likiditenin olduğunu vurguladı. Piyasada işlem hacimlerinin son dönemlerdeki ortalamalarına yakın seyrettiğini belirten Aydın, “Mevduat piyasasında, kredi piyasasında herhangi bir dalgalanma yaşanmadı. Buna yurtdışı borçlanma dahil. Bu durum orta ve uzun vadede Türkiye’nin siyasi istikrarına kesinlikle olumlu katkıda bulunacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Hüseyin Aydın, son dönemde yaşanan gelişmeleri ve sektöre etkilerini Habertürk Gazetesi’ne değerlendirdi…

Piyasalardaki bu hareketler bankaların borçlanma faizlerinize herhangi bir etki yapacak mı?

Böyle bir şeyin olmasını beklemiyoruz. Pasif maliyetlerimize kayda değer bir etki yapacağını düşünmüyorum. Darbe girişimi sonrasındaki ilk işgünü gördük ki tüm piyasalar çalıştı. İhtiyaç duyulan likidite vardı. Piyasa işlem hacimleri son dönemlerdeki ortalamalarına yakın seyretti. Mevduat piyasasında, kredi piyasasında herhangi bir dalgalanma yaşanmadı. Buna yurtdışı borçlanma dahil. Bu durum orta ve uzun vadede Türkiye’nin siyasi istikrarına kesinlikle olumlu katkıda bulunacaktır. Yukarıda da ifade ettim. Herkesin rasyonel davranmak zorunda olduğu bir dönem.

Piyasayı yönlendiren kim?

Ağırlıklı olarak yabancı yatırımcılar. Şundan emin olabilirsiniz ki, yabancı yatırımcıların Türkiye ile ilgili bilgileri kesinlikle bizden aşağı değil. Türkiye’nin doğru anlatılmaya ihtiyacı var. Bu konuda hepimize görev düşüyor. Türkiye’yi yönetenlerin, ekonomiyi yönetenlerin, medyanın şeffaf oldukları kadar yatırımcılar da şeffaf davranıyor ve piyasa da normalleşebiliyor.

‘HESAP TAŞIMA OLMADI’ 

Yaşananlardan dolayı bankalararası hesap taşıma gözlemliyor musunuz? Özel bankacılık müşterileri Türkiye’den para çıkarır mı?

2008 krizinde bazı müşterilerin paralarını daha güvenli buldukları bankalara yönlendirdiğini görmüştük. Bu geçmişten gelen bir müşteri davranışı ve alışkanlıktır. Bu dönemde böyle bir hareketin olmadığını gözlemliyoruz. Olmasın da. Sektördeki her bankamız yeteri kadar güvenilirdir. Yurtdışına da herhangi bir para çıkışı yapacaklarını düşünmüyorum.

‘DÖVİZDEN TL’YE DÖNÜŞ SÖZ KONUSU’

Kredi talebinde ya da ödemelerde bir sıkıntı olur mu?

Herhangi bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum.Geçtiğimiz haftalarda detaylı bir çalışma yaptık. Takibe dönüşte çok küçük çaplı bir artış var. Ama büyüme rakamıyla kıyasladığınızda oran çok normal. Genel gördüğümüz fotoğrafın dışında bir şey yok. Öte yandan yabancı paradan, TL’ye dönüş var. Kurlardaki istikrar ve geleceğe dönük olumlu beklenti bunu gösteriyor.

‘BU HAFTA NORMALLEŞME İHTİMALİMİZ ÇOK YÜKSEK’

Piyasalardaki tam normalleşmeyi ne zaman görürüz?

Bu gibi dönemlerde piyasalarda iniş çıkışların yaşanması doğaldır. Eğer başka gelişmeler olmazsa, piyasalardaki oynaklığın çok uzun süreceğini düşünmüyorum. Demokrasinin dayanıklılığı artmıştır. Orta ve uzun vadede ülkemiz ekonomisi ve finansal piyasaları bundan olumlu etkilenecektir. Bu süreci yeter ki iyi yönetelim. Türkiye, hikâyesini doğru anlatabilmelidir. Bir süre vermek çok doğru olmamakla birlikte, hafta sonuna doğru normale dönülme ihtimalini yüksek görüyoruz. Ama zaman zaman dalgalanmalar olmasını da normal karşılamak gerek. Bu durumun hiçbir etkisi olmadı olmayacak da demiyoruz. Muhtemel riskleri tanımlayıp, ölçüp yönetmeye çalışıyoruz. Bu gibi durumlarda piyasaların açık ve çalışıyor oluşu çok önemli. Piyasaları hiç kapatmadık. Bunun için ihtiyaç duyulan likidite ve piyasa derinliği konusu diğer önemli bir husus. Fiyatın doğru oluşması buna bağlı. Aksi takdirde, likidite olmaması nedeniyle piyasalarda doğru fiyat oluşma kabiliyeti azalıyor. Bu konuda Merkez Bankası gerekli düzenleme ve kolaylıkları sağlayacağını duyurdu zaten. Mal satmak isteyen alıcısını, almak isteyen satıcısını bulsun. Bunun için likidite olması lazım.

‘YABANCILAR DOĞRU KARAR ALIYOR’

Türkiye’deki yabancı bankaların tavrı nasıl oldu bu olayda? Onlar da Türkiye’de iş yapıyor. İyi günde iş yapmak ama puslu zamanlarda iş yapmamak olur mu?

Buradaki yabancı bankaların başındaki yöneticiler zaten hep yerli arkadaşlar. Bunun şu faydası var. Türkiye’yi biliyorlar. Sadece dışarıdan iki dergi, bir gazete, bir haber ajansı yorumuna bakarak Türkiye’yi anlamaya çalışmıyor bu bankalar. Piyasadaki davranışı bilmek gerekiyor. Yabancı bankaların Türkiye ayağında Türk yöneticiler, Türkiye’de neler olup bittiğine daha çok hâkim olunca, patronları ile birlikte daha doğru karar alıyorlar. Dolayısıyla bu son olayda bankalar arasında bir ayrışma söz konusu olmadı.

‘AHMET EFENDİ’NİN DEĞİL 80 YILLIK ŞİRKETLERİN BORCU’

Varlık barışı ve vergi affının pozitif bir etkisi olur mu?

Merkez Bankası ile yapılan toplantıda gündeme getirdiğimiz bir konu vardı. Cari açığı doğru finanse etmek ve yönetmek zorunda olan Türkiye, diğer ülkelerin tasarruflarını ülkeye getirmek zorunda. Bunu hazine, bankalar, şirketler vb. kurumlar aracılığıyla yapıyoruz. Gündemde tutulan bir konu ağırlıklı olarak kurumsal segmentte yer alan şirketlerin yabancı para cinsinden borçlanmaları. Ağırlıkla az sayıda ve kurumsal yapıdaki bu şirketlere ait döviz cinsinden borçlanmalar. Ve bu firmalar, Türkiye’nin en büyük firmaları. Yani yabancı para cinsinden borçlu olan firmalar, bunları yönetebilecek kabiliyette. Tıpkı bankalar gibi. Yani sokaktaki Ahmet Efendi’nin borcu değil. 80-100 yıllık, dünyanın farklı ülkelerinde de faaliyetleri olan firmalar. Bu bizim zayıf gösterildiğimiz noktalardan biri. Sürekli ısıtılıp karşımıza getiriliyor. Bu şirketler, kur risklerini, faiz risklerini yönetme kabiliyeti olan firmalar. Bankacılık sistemi de bu konuda ihtiyaç duyulan ürünleri müşterilerine sağlıyor. Ayrıca, bankacılık sektörümüz de hangi koşullarda döviz girdisi olmayan bir firmaya döviz kredisi verileceğini tabii ki biliyorlar. Elbette sermaye akımı olmazsa bir sıkıntı olur. Ama altını çiziyorum; bankaların, firmaların dış piyasadan borçlanmada da bir sorunu yok. Zaman zaman maliyetlerde yükseliş olabilir. Ama temininde bir sorun olmaz. Vegi affı, barışı vb. yollarla gelmesi muhtemel kaynaklar konusunda bir şey söylemek kolay değil. Umalım ki bu yönde ülkeye gelecek girişler yüksek olur. Ama bankacılık sektöründe kimse buna bakarak planlama yapmıyor.