Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, yaptığı açıklamada, Rusya ile Türkiye arasında, bir süre önce talihsiz bir olay yaşandığını hatırlattı. Rus uçağının düşmesinde ve ardından bu ülkeyle ilişkilerin gerilmesinde, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) ne gibi etkisinin olduğunun da ortaya çıkacağını ifade eden Çelik, "Ama netice itibarıyla biz bu süreçte özellikle tarım ürünleri alanında çok dezavantajlı duruma düştük. Rusya ile ilişkilerin gerilmesi öncelikte tarım kesimini vurdu diyebilirim." dedi.

Çelik, Rusya ile birçok alanda ilişkilerin bulunduğunu ancak tarım kesiminin bu ilişkilerde öncelikli olduğunu vurgulayarak, "Tarım kesiminin beklemeye tahammülü yok. Haftasına gönderdiğiniz narenciyeyi veya sebze-meyvenizi satmak durumundasınız. Bu yönüyle tarım kesiminin dezavantajlı duruma düştüğü doğrudur." diye konuştu.

"FETRET DÖNEMİ" GERİDE KALDI

İlişkilerin dondurulduğu dönemde Rusya ile bazı diyalogların olduğuna işaret eden Çelik, şunları kaydetti:

"Nisan ayında bir teknik heyetimiz oraya gitti. Daha sonra onlar geldiler. Fikir diyaloğumuz oldu ama olay bir siyasi karar olduğu için Sayın Putin'in almış olduğu o kararlar çerçevesinde duraklama dönemini yaşadık. Daha sonra bildiğiniz gibi St. Petersburg'da benim de bulunduğum heyette Sayın Cumhurbaşkanı'mızın son derece verimli ziyareti oldu. O ziyaret esnasında tarım ürünleri de başta olmak üzere bütün ilişkilerimizin uçak öncesine dönmesi, hatta ticaret hacmimizin onu da geçecek şekilde artırılmasıyla ilgili son derece verimli değerlendirme toplantıları gerçekleştirdik."

Çelik, bölgenin iki önemli ülkesi olarak Türkiye ile Rusya'nın ilişkilerinin seyri açısından ziyaretin çok önemli olduğunu, bunun sonucunda iki ülke arasındaki ilişkilerin kademeli olarak yine devam ettiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben inanıyorum ki önümüzde özellikle narenciye dönemine girerken birkaç ay içinde tarımla ilgili ihracatımız, tarımla ilgili potansiyelimiz, iki ülkenin potansiyeli, tekrar büyük bir ivme kazanacak. Yani önde siyasi bir engel kalmadı ama arada malum yaşanan bu 'fetret dönemi' dediğimiz 8-9 aylık dönem içinde iki ülkenin de bağlantıları oldu. Mutlaka Rusya bazı ürünlerin temini için bazı ülkelerle bağlantı kurmuştur. Dolaylı olarak bizim ürünlerimizin Rusya'ya çeşitli ülkeler vasıtasıyla girdiğini de biliyoruz. Yeniden bir olumlu süreç, sayfa açıldı. Beyaz sayfa açıldı ve inşallah kısa süre içinde yine yoğun bir şekilde tarım ürünlerinin ihracatı başlayacak."

BALIKÇILAR 1 EYLÜL'DE "VİRA BİSMİLLAH" DİYECEK

Çelik, denizlerde av yasağının 1 Eylül itibarıyla sona ereceğini belirterek, aynı gün İstanbul'da balıkçıların ''Vira Bismillah'' diyeceği törene katılacağını bildirdi.

Balıkçıların yeni sezonda bereketli bir dönem geçirmesi dileğinde bulunan Çelik, şunları ifade etti:

"Su ürünleri de bakanlığımıza bağlı olduğu için 3 tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizde balıkçılar son derece önemli ama balıkçıların önemi balık sayesinde oluyor. Eğer biz denizlerimizi iyi korursak, deniz ürünlerimizi eğer kurallara göre değerlendirirsek ben inanıyorum ki balıkçılar hep önde olmaya devam edecekler. İkisini birlikte götürüyoruz. Hem balıkçının gelir düzeyini, mesleğinden memnuniyetini artırma hem de denizlerdeki ürünlerimizin kurallara uygun bir şekilde insanların sofrasına gelmesi konusunda da teknik çalışmalarımız devam ediyor."

BİTKİSEL ÜRETİM VE HAYVANCILIKTA CİDDİ DÖNÜŞÜM

Çelik, bakanlığı bünyesinde önemli iki alanda çalışmalarının bulunduğunu belirtti. Bu çalışmalardan birinin bitkisel üretim alanında, diğerinin hayvancılıkla ilgili olduğunu anlatan Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:

"İki alanda da ciddi bir dönüşüme doğru gidiyoruz. Bitkisel üretimde havza bazlı üretime geçiyoruz. Türkiye'nin neresinde ne ekilmeli, verim düzeyine göre neyi ekmemiz gerekiyor, neye ihtiyacımız var ve suyumuzun durumu yani toprakla suyun buluşması nedir? Bunları değerlendiren ve havza bazlı bir üretime geçiş noktasındayız, şu anda bu açıklamaları yapacağız. Hayvancılık noktasında ise hayvan üretimini kendi bünyesinde, ülke topraklarında gerçekleştiren, hayvan varlığını artıran, ithalata dayalı değil içeride üretimi artıran bir hayvancılık. Yani besicilikten ziyade damızlığı öne çıkaran bir hayvancılık sistemini hızlı bir şekilde realize edeceğiz. Bununla ilgili hem Başbakanlık hem de bakanlıklar düzeyindeki toplantılarımız tamamlandı, kararlar alındı ve bakanlığın iki alanı olan bitkisel üretim ve hayvansal ürünler ve hayvan varlığımızla ilgili iki önemli dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Birincisinde topraklarımızı en rasyonel kullanacağız bitkisel üretimde, ikincisinde ise hayvan varlığımızı ithalata değil yerli üretime bina edeceğiz."
AA