Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türkiye'de bir meslek moda olmaya görsün hemen kurs piyasasındaki yerini alıyor. Özellikle yüksek gelir getirdiği düşünülen iş kolları medyada da popüler olunca eğitim merkezleri hemen tabelasını değiştirip, dersini vermeye başlıyor. Şimdilerin gözde mesleği bilirkişilik. "Her gün haberlerde duyup hakkında çok az şey bildiğimiz bilirkişilik, aylık 7 bin lirayı aşan kazançları ile dikkat çekiyor. Hakimin hukuki bilgisi dışında, çözümü özel bilgi gerektiren durumlarda görüşüne başvurulan bilirkişilik, ayda binlerce lirayı bulan kazancı ile dev bir sektöre işaret ediyor" dedik, sonrasında olan oldu.

Geçtiğimiz haftalarda, ilk kez Serbest Piyasa'nın sayfalarında 'Bilirkişi A.Ş.' adıyla yayınladığımız haberde sektör temsilcileri ile ortalama dosya sayısı ve talebi baz alarak kabaca bir hesap yaptık. Tahmini kazanç basında ve sosyal medyada geniş yer bulunca bizim bilirkişiliğin adı 7 bin liralık işe çıktı.

UZMANLIĞIN EĞİTİMİ OLMAZ

Ülkemizdeki serbest piyasa koşullarında hiçbir şey boşa gitmiyor. Bu işe artan ilgi ve merak duygusunu fırsat bilenler ise işin piyasasına bodoslama dalmakta gecikmedi. Bu sıralar, herkes bilirkişilik eğitimi veriyor, çoğu kayıtdışı. Üstelik 72 saati 5 bin liraya. Ancak uzmanlara göre, bilirkişiliğin kursu olmaz. Nedeni ise çok basit; hali hazırda yaptığınız mesleğin eğitimini alamazsınız. Sektör temsilcileri, kazanç vaatlerine inanarak bu tür kursların yolunu tutmamanız konusunda uyarıyor.

İş öyle bir noktaya gelmiş ki bazı özel üniversitelerin sürekli eğitim merkezlerinde bile bölümü açılıyor. Bir takım kişiler de cep telefonunuza otomatik mesaj göndererek bilirkişilik eğitimi verdiklerini iddia ediyor. Denetimsiz olduklarını söylemeye gerek yok.

KURS FİYATLARI BİN 5 BİN LİRA

Bu yerlere telefon ile ulaştığımızda ücretlerin bin ila 5 bin arasında değiştiğini öğreniyoruz. Kurstan alacağınız sertifika ile 7 bin lira kazanacağınızı vaat ediyorlar. Bu kişilere detay sorduğumuzda ise, “Siz hangi alanı isterseniz o konuda eğitim verebiliriz” cevabını alıyoruz. Nedense buna şaşırmıyoruz.

ÜLKE ÇAPINDA 71 BİN EĞİTİM MERKEZİ

Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı merkezler yanında özellikle merdivenaltı yani kayıtdışı yerler ön plana çıkıyor. TÜİK Yaygın Eğitim Faaliyetleri Araştırması'na göre, 2015 yılında 71 bin 127 kurs düzenlenirken bir önceki yıla göre yüzde 11,9'luk bir artış meydana geldi. Bu kurslara katılan sayısı 5 milyon 711 bin 116, bitiren sayısı ise 5 milyon 526 bin 14 kişi olarak gerçekleşti. Bitiren kursiyerlerin yüzde 62,9'u kurslar ve özel dersler, yüzde 32,9'u seminerler, yüzde 4,2'si ise iş başında rehberli temel eğitim aldı. Eğitici sayısı 2015 yılında bir önceki yıla göre %31,5 artarak, 190 bin 928'e yükseldi.

ADLİYE KORİDORUNDA DOSYA SAVAŞI

Arama motorlarına 'bilirkişi sertifika' yazdığınızda bile ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Avukata 'İş hukuku' alanında eğitim verdiğini iddia eden, sosyal medya bilirkişisi olabileceğinizi vadeden, 7 bin lira kazanacağınızı büyük başlıklarla yayınlayan herkes 'Bilirkişi AŞ'den nemalanmaya çalışıyor.

YÜZLERCE MESLEK SIRADA

İşi yapmak için yüzlerce meslekte en az 3 yıldır çalışıyor olmanız yeterli. Adalet Bakanlığı tarifesine göre, fiyatlar 165 ila 330 lira arasında değişiyor. Hal böyle olunca yüksek ücretleri duyan, bir umut bilirkişilik sevdasına kapılıyor. Kendinizi geliştirmek için eğitim ya da bilirkişilik faaliyeti içindeki rapor yazma gibi konularda yardım alabilirsiniz. Ancak uzmanlara göre, bunun içeriği kesinlikle bilirkişi yetiştirmek gibi birşey olamaz.

STAJYER AVUKATA ÖZEL GÖREV

Şimdi sıkı durun, işin piyasasını biraz daha takip edince, adliye koridorlarında bilirkişi savaşlarının başladığını öğreniyoruz. Özellikle avukatlık büroları, mali müşavirler daha fazla iş ve gelir amacıyla birbiri ile yarış halinde. Bu tarz şirketler avukat adaylarını adliyelere göndererek bilirkişi raporu kapmaları için adeta bir satış elemanı gibi kullanıyor. İşin içinde özellikle şirketlere onbinlerce hatta yüzbinlerce liralık bilirkişi danışmanlık hizmeti var. Söylediğimiz gibi, iş başlı başına bir sektöre dönüşünce kursundan avukatına herkes piyasaya akın ediyor.

"7 bin liralık kazançlı iş" dedik piyasada fitne ateşini yaktık. Daha ne isteriz? Ama siz tedbiri elden bırakmayın, rakamlara da aldanmayın. Zaten bize kalsa, tembelliğin, aylaklığın, akıp giden nehrin kenarında öylece oturmak isteriz. Kendi halindeki mutlu anların bilirkişisi olmak isteriz. İstanbul'da yağmur hızlandı bir an önce eve gitmek isteriz.

Yeni Şafak

Çocuk, okul çağına gelinceye kadar 'part-time' çalışma hakkı sadece kadınlara değil, erkeklere de tanındı. İşverene bu hakkını kullanmak istediğini söyleyen çalışanın talebi kabul edilmek zorunda. Aksi halde işveren 3 yıllık kıdemi olan asgari ücretli çalışanına ortalama 25 bin TL tazminat ödeyebilir.

Kadın çalışanlara doğum sonrası part-time çalışma hakkı tanıyan kanun geçtiğimiz nisan ayında yasalaşmıştı. Yönetmelik de hayata geçince konunun detayları netleşti. Doğum sonrasında kadın çalışanların 2, 4, 6 ay part-time çalışma hakkı var. Diğer yandan çocuk ilköğretim çağına gelinceye kadar part-time çalışma hakkı yalnızca kadın çalışanlara değil, erkeklere de tanınmış durumda.

NE ŞEKİLDE KULLANABİLİR?

Bundan sonra çalışan bir baba işverene 'Ben çocuk bakacağım, part-time çalışıyorum' diyebilecek. İşverenin bu talebe 'Evet' demesi şart. Yoksa tazminat ödemesi gerekecek.Yeni düzenlemeyle doğum sonrası kadın çalışanın önüne iki seçenek geliyor. Doğumdan sonra 8 haftalık rapor süresi biten kadın çalışan, isterse 6 aylık ücretsiz izin kullanacak, isterse doğumun kaçıncı doğum olduğuna göre part-time çalışacak.

MAAŞIN YARISI İŞKUR'DAN

Eğer kadın çalışanın ilk doğumu ise 2 ay, ikinci doğumu ise 4 ay, üçüncü doğumu ise 6 ay part-time çalışma hakkı var. Yani haftanın 6 günü çalışılan bir işyerinde kadın çalışan 3 gün işe gidip, 3 gün evinde kalabilecek. Diğer yandan haftanın 6 günü sadece Sabah veya öğleden sonra işe gelme şeklinde de bu hakkın kullanılması mümkün. 2, 4, 6 aylık part-time çalışma dönemi boyunca kadın çalışan, ücretinin yarısını işverenden alacak. Diğer yandan bu süreler boyunca İŞKUR’dan yarım çalışma ödeneği de alınabilecek. Yarım çalışma ödeneğinin alınabilmesi için kadın çalışanın İŞKUR’a başvuru yapması gerekecek. Eğer kadın çalışan adına son üç yıl içerisinde en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödenmiş ise İŞKUR yarım çalışma ödeneği ödeyecek.

TEK ŞART İKİSİ DE ÇALIŞMALI

Kadın çalışan doğum sonrasında ücretsiz izin veya 2, 4, 6 aylık part-time çalışma hakkını kullandıktan sonra 5.5 yıl part-time çalışma hakkını kullanabilir. Bu hakkın baba tarafından da kullanılması mümkün. Bu hakkın kullanılabilmesi için tek şart, annenin de, babanın da çalışması. Aksi halde anne ya da babanın çalışması durumunda geçerli olmuyor.

5.5 YIL TALEBİNE BİR AYDA YANIT VERMEK ZORUNDA

Eşi doğum yapan bir baba, anne part-time çalışma hakkını kullandıktan sonra 5.5 yıl süreyle part-time çalışma talebinde bulunabilecek. İşverene bu yöndeki talebini sunan çalışanın dilekçesine işverenin 1 ay içerisinde yanıt vermesi gerekiyor. Bu yanıtın olumsuz olma ihtimali söz konusu değil. Diğer yandan part-time çalışma hakkını kullanmak isteyen babayı bu nedenle işten çıkartan işveren, yüklü miktarda tazminat ödemek zorunda kalabilir. İş güvencesi hükümleri kapsamındaki bir işçinin bu nedenle kovulması halinde konu mahkemeye taşınır ve işe iade davası açılırsa, kanundaki açık hüküm nedeniyle bu fesih geçersiz bir fesih olarak değerlendirilecek ve işçinin işe iadesine karar verilecektir.

OKULA BAŞLAYANA KADAR

Doğum sonrası ücretsiz izin ve part-time çalışma hakkı kadın çalışanlara tanınan haklar. Bunun yanında çiftlerin her ikisi de çalışıyorsa, anne veya babanın çocuk ilköğretim çağına gelinceye kadar part-time çalışma hakkı da var. Bu hak babaya da tanımlanmış durumda.

YA DA İŞE GERi ALACAK...

Dava sonrasında işçiyi işe başlatmayan işverenin cebinden çıkacak tazminat ise işe başlatmama tazminatını en yüksekten belirlenmesi halinde 19 bin TL’yi geçecektir. İşçinin 3 yıllık kıdeminin bulunması halinde toplam tazminat, kıdemle birlikte 24 bin 705 TL’ye yükselebilir.
Akşam

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, istifa dilekçesinde "ailevi nedenlerle" işten ayrıldığını belirten kadının, tazminat talebini reddeden yerel mahkeme kararını bozdu. Daire, kadının evlendiği için iş akdini feshettiğini belirtmese de evliliğin ailevi nedenlerden olması nedeniyle tazminat alabileceğini kararlaştırdı.

Adıyaman'da yaşayan Y.K, evlendikten 7 ay sonra "şahsi-ailevi" sebeplerden dolayı kendi isteğiyle ayrıldığını belirterek iş akdini feshetti.

İş yerinden kıdem tazminatı alamayan Y.K, bunun için dava açtı. Y.K, dava dilekçesinde, çalışma hayatının evliliğine olumsuz yansıdığı gerekçesiyle iş akdini feshettiğini bildirip kıdem tazminatının tahsilini istedi.

Davalı işveren ise Y.K'nin istifa ederek işten ayrıldığını, bu nedenle kıdem tazminatı talep edemeyeceğini savundu.

Adıyaman İş Mahkemesi, Y.K'nin istifa belgesinde "ailevi nedenlerle" işten ayrıldığını belirttiği, evlilik nedeniyle işten ayrıldığını beyan etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verdi.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin gündemine geldi. Daire, yerel mahkemenin davacı kadının tazminat talebini reddeden kararını bozdu.

Dairenin bozma kararında, yasaya göre, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde evlilik sebebiyle kıdem tazminatına hak kazanabilecek şekilde iş akdini feshedebileceği bildirildi.

"EVLİLİK DE AİLEVİ SEBEPLER ARASINDA"

Kadın işçinin evlilik sebebiyle fesih hakkının, evlilik tarihinden itibaren başladığı anlatılan kararda, bu hakkın sadece kadın eşe tanındığı, resmi evlilik işleminin tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde kullanılması gerektiği vurgulandı.

Somut olayda, Y.K'nin "şahsi-ailevi" sebeplerden dolayı kendi isteğiyle ayrıldığını belirterek, iş akdini feshettiği aktarılan kararda, dava dilekçesinde çalışma hayatının evliliğe olumsuz yansıdığının belirtildiğine işaret edildi.

Kararda, "Her ne kadar davacı, fesih dilekçesinde açıkça evlilik nedeniyle iş akdini feshettiğini beyan etmemiş ise de ailevi nedenlerle iş akdini feshettiğini, dava dilekçesinde de çalışma hayatının evliliğine olumsuz yansıdığını bildirmiştir. 'Evlilik' de ailevi sebepler arasında olduğundan ve yasal süresi içinde talep edilmiş bulunması nedeniyle iş akdinin evlilik sebebiyle feshedildiğinin kabulüyle kıdem tazminatının hüküm altına alınması gerekir." ifadeleri yer aldı.

Böylece Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ailevi nedenlerle işten ayrılmayı kadın için haklı fesih nedeni saydı.

"EVLİLİĞE DAYALI FESHİN ARDINDAN BAŞKA İŞYERİNDE ÇALIŞABİLİR"

Öte yandan, kadın işçinin, iş sözleşmesini evlilik nedenine dayalı feshine rağmen başka bir işte çalışmaya başlamasının yasal hakkın kötüye kullanımı olup olmadığının, her bir somut olay yönünden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çekilen kararda, şunlar kaydedildi:

"Evliliğin kadına yüklediği toplumsal sorumluluğun bir gereği olarak, yasada belirtilen fesih hakkı tanınmıştır. Çalışma hayatının evlilikle birlikte gereği gibi yürütülemeyeceği düşüncesi, aile birliğinin korunması ve kadının aile ile ilgili görevleri, yasa koyucuyu bu doğrultuda bir düzenlemeye yöneltmiştir. Bununla birlikte Anayasal temeli olan çalışma hak ve hürriyetinin ortadan kaldırılması düşünülemez. Kadın işçinin evlilik nedenine bağlı feshinin ardından kısa bir süre sonra yeniden çalışmasının gerekleri ortaya çıkmış olabilir. Hatta kadın işçi, evlilik nedenine dayalı feshin ardından ara vermeksizin başka bir iş yerinde çalışmaya başlayabilir ve bu durum, evliliğin kadına yüklediği görevlerin yerine getirilmesi noktasında daha olumlu sonuçlar doğurabilir."