Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Ankara Sanayi Odası'nda kamu kurumlarının Türk Lirası'na geçmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Bakan Zeybekci yaptığı açıklamada 'Kamu kurumlarının TL'ye geçmesi kalıcı bir müdahaledir ve olması gereken yöntemdir. Yaklaşık 10 milyar dolar döviz talebini piyasadan çekme ihtimalimiz var. 2017 sonuna kadar 6 Körfez ülkesi ile serbest ticaret anlaşmasını bitirmeyi planlıyoruz. Faize karşı duruşum devam ediyor ama tek bir adım nedeniyle Merkez Bankası "Kötüdür tü kakadır" diyemem. Kura dolar satarak müdahale etmeyelim, diğer enstrümanları kullanalım' dedi.

Zeybekci, Türkiye'nin kısa vadei döviz mükellefiyetlerinde endişe duyacak hiçbir şeyin olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Kurla ilgili Merkez Bankası ve diğer ekonomik aktörlerin müdahale etmesine gerek yok. Devlet olarak bizim de dolardan vazgeçmemiz lazım.  Özelleştirme, Enerji Bakanlığı, kamunun diğer kurum ve kuruluşları dolar üzerinden yapmaya çalışıyor, bundan sonra TL üzerinden yapılmalı. Kamu kurumlarının TL'ye geçmesi kalıcı bir müdahaledir ve olması gereken yöntemdir. AB ile Gümrük Birliği anlaşmasını güncelleme prosedüründeyiz, hiç bir engele takılmadan
devam ediyor. Gümrük Birliği anlaşmasının kapsamını gıda tarım hizmetler kamu alımları e-ticaret olarak
genişletiyoruz, bu AB ile tam entegrasyon demek. Rusya'nın liderliğini yaptığı Avrasya Gümrük Birliği ile de görüşüyoruz. İran ile tercihli ticaret anlaşmamız var, 265 ürün, Aralık sonuna kadar ürün sayısını 400'e çıkaracağız. İran ile sonuna kadar serbest ticaretten yanayım. Japonya ile de STA görüşmelerini son hızıyla devam ettiriyoruz. Yüzde 5'ın altında bir büyüme ile işsizliği düşürmemiz mümkün değil bunun için ihracatı geliştirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Merkez Bankası  8 ay içinde 250 baz puan indirim yaptı, son toplantısında ise 25- 50 baz puan artışa gitti, bu teknik açıdan gerekliydi. Merkez Bankası 250 baz puan indirim yaparken "destekliyorum", sonradan son artışı "desteklemiyorum" diyemem."

 

Cumhurbaşkanlığı himayesinde Uluslararası İş Birliği Platformu (UİP) tarafından düzenlenen "Küresel Gelecek: İnsan Odaklı, Akıllı Ekonomi Temalı 7. Boğaziçi Zirvesi" başladı.

Üç gün sürecek etkinlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan' Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu başta olmak üzere yerli ve yabancı çok sayıda konuk katılım sağladı.

Zirvenin açılışına eski Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci, UİP Global Danışmanlar Kurulu Başkanı Egemen Bağış da katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Four Seasons Bosphorus Otel'de "Küresel Gelecek: İnsan Odaklı, Akıllı Ekonomi Temalı 7. Boğaziçi Zirvesi"nde konuşuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından notlar;

* Tecrübe ve görüşleriyle zirveye katkı verecek herkese şükranlarımı sunuyorum. Bölgemizin her geçen gün yeni sorunlarla karşılaştığı dönemlerde bu tür bir zirvenin önemli olduğuna inanıyorum.

* Zirvenin bu yılki oturumlarında geleceğe ilişkin tekliflerin ele alınacağını görüyorum. Gelecek denince ileri teknoloji akla geliyor. Teknolojide yaşanan gelişmeler akla geliyor. Bu alanda şimdiye kadar şahit olduğumuz durumlar insanların hayatını kolaylaştıran gelişmelerden meydana geliyor.

* Geçmişle mukayese edilemeyecek ürünler hayatımızı kuşatmış durumdadır. Sağlıkta gerçekleştirilen tedaviler ızdırapların sona ermesini sağladı. Denizcilerin yerini akıllı telefonundaki navigasyonu kullanarak istediği yere ulaşan insanlar sürücüsüz çalışan otomobiller aldı.

* Bilim kurgu dediğimiz durumlar somut olarak karşımıza çıkıyor. Japonya'da robotlar tarafından işletilen çiftlikler ortaya çıktı. İnsansız hava araçları, siparişlerin yerine ulaştırılması dahil her alanda kullanılmaya başladı. Tüm bu gelişmeler istihdamdan gelir dağılımına kadar çarpıcı etkiler bununla geliyor.

* Teknoloji kullanımının yaygınlaştığını görüyoruz. Ticaret savaşlarının da yaklaştığının bir işaretidir. Üretimde vasıfsız işgücü yerine robotların kullanımı etkilidir. Daha az yoksulluk, daha fazla refah temasının işlendiği Boğaziçi Zirvesi'nin Küresel Gelecek başlığında toplanması mantıklı.

* Gelişmiş ülkelerde zenginler ve fakirler arasındaki hayat farkının açılmasında üretimde robotların kullanılmasının etkisi var. Teknolojinin istihdamı çok daha şiddetli hissedilecektir.

* Pek çok gencin çok daha düşük ücretle çalışmak zorunda olduğu ifade ediliyor. Demokrasilerdeki olumsuz sonuçlarını görüyoruz. Türkiye'de 3 milyon mülteci var. Biz bunları tehdit görmüyoruz ama Batı tehdit olarak görüyor. Nefret politikaları yönetimleri de esir almaya başlamıştır.

* 2001'den beri sadece Almanya'da cami ve Müslümanlara yönelik 416 saldırı gerçekleşmiştir. Bu nefret saldırıları artarak sürecektir. Bugün göçmenlere karşı yürütülen kampanyaların robotlara karşı yapılması kimseyi şaşırtmasın. Yoksulluğu azaltan gelişmelerin önünü açmadan demokrasiler ayakta kalamaz.

* Daha düne kadar hayal edilemeyecek uygulamalar. Ekonominin doğası talep üzerine kuruludur. Talebi ne robotlar ne de finansal araçlar üretebilir. Talebi insanlar ortaya çıkarabilir. Sürdürülebilir büyümenin yolu insandan geçiyor. Önümüzdeki dönemde ticaret ve savaşta kazananı belirleyecek olan insandır. Nüfus artışı olmadan finansal sistem tesis edilmeden sağlıklı bir küresel gelecek inşa edilemez. Teknoloji yasaklanamayacağına göre buna uygun yöntemler geliştirmek en doğrusudur.

* Eğitim yeni küresel sistemde de en önemli araçtır. Serbest ticaret anlaşmaları elbette önemlidir. İşini kaybeden insanları eğitmeden kapıları açmak zor sıkıntıları beraberinde getirir. Teknoloji giderek ele geçireceği için yeni yetenekler kazandırmanın yolları aranmalıdır.

* Üzerinde durmamız gereken bir diğer önemli husus verimliliktir. Biz insanlar olarak verim mi israf ekonomisi üzerinde mi duracağız. Bir ailede 2-3 tane araba var. Bunun adı israf ekonomisidir. Verim ekonomisinde devreye yatırımlar ve istihdam girecek. O toplumda sonrasında ise rekabet başlayacaktır. 2014'te BM'nin yaptığı tahmine göre küresel gıda ihtiyacı yüzde 60 fazla olacaktır. Topraktan daha fazla ürün elde edeceğimiz anlamına geliyor.

* Küresel gıdaların 3'te biri atığa dönüşüyor. Gıda israfı neredeyse Sahraaltı'nın yıllık üretimine denktir. Toplam 222 milyon tonluk gıda israfı yapılıyor. İnsan odaklı ekonomi temellerinden birinin de verim ekonomisi, tutumluluk ekonomisi olduğu anlamına geliyor.

* Diğer önemli detay şehirleşme. Şehirde yaşayan nüfus oranının yüzde 56'ya çıkması bekleniyor. Yeni dönemde telefon ve internet ekonominin de vazgeçilmezi olacak. İletişim imkanları çok önemli bir fırsattır. Mirasçısı olduğumuz medeniyet içinde yapmalıyız. Aksi takdirde yolumuzu da yönümüzü de kaybederiz. Özgürlüğümüzü muhafaza etmeliyiz. Yerlilik ve milliliği kaybetmemeliyiz.

* 15 Temmuz bu mücadelenin adı ve adresidir. Devletimiz iradesine canı pahasına çabalayacağını anlatmıştır. Biz uluslararasında hep birlikte altını devreye sokalım. Döviz baskısından piyasaları kurtaralım. Yerli para birimleriyle borçlanmanın yollarını arayalım. Dövizle borçlanmayı bırakalım. Hükümetimiz medya vs. sağolsunlar. Ama AVM'lerde vs hep döviz yoluyla kiralamayı seçiyorlar. Bunlarla ilgili gerekirse geçici bir düzenleme yapılır. Yerli para birimiyle bu süreci atlatmalıdır. Diğerinde emperyal mantık var. Öbür tarafta çırpınan battı batacak durumunda olan esnaf var. En sinsi işgal teşebbüsünü atlatan bu millet ekonomik baskılara karşı da kendisini müdafa edecektir.

* Avrupa Birliği tam üyelik müzakerelerimizi yokuşa sokmakta ısrar etti. 53 yıl bu ülkeyi kapısında bekleten Avrupa Birliği var; sen bulunmaz Hint kumaşı değilsin ya. Dünyada birçok ülkeye bu tür baskılar yaptınız n'oldu bitirdiniz mi? Türkiye'yi hiç bitiremezsiniz. Bugün çalıştığımızın 2-3 katı çalışırız. Asla boyun eğmeyiz. Avrupa Birliği defterini kapatmış değiliz. Ama Türkiye'nin önünde çok fazla alternatif mevcut. Bunlardan birini tercih eder yolumuza devam ederiz.  Burada şu anda ifade etmeyi doğru bulmuyorum ama alternatiflerle görüşmeyi devam ettiriyoruz.

* Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanımız bir şey ifade etti. Onlara da hala aynı. Avrupa Birliği diyor ki Kıbrıs'ı ver bize karışma, oldu şehit kanı var orada. Utanmadan sıkılmadan tek bayrakla geliyorlar. Orada iki ayrı devlet olduğunu öğrenecekler. Sen Güney Kıbrıs'sın Kuzey'de Türk Cumhuriyeti var. Bunu göreceksin. Bu yılın sonuna kadar bir yere varılması lazım. Bu topraklar bize ait olacak, işler öyle yürümez. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış bunların yaptığı bu.

* Bu platformu hayata geçirmek için tek ihtiyacımız olan yaklaşık 60 devletin birliğini önemsiyorum. Ortak ticaret dili gibi standartlaştırmalarla mevcut düzen kurmak mümkündür. Çerçevesini çizdiğim bu ticari platform daha büyük bir birliği teşkil edebilir. Boğaziçi Zirvesi'nde bu tür konuların da tartışılacağına inanıyorum. Küresel mütabakat metninin ilk aşamasının yapılmasını temenni ediyorum. Yerli parayla ithalat ihracat mevzusunun da unutulmaması gerektiğini tekrar devreye sokuyorum.

AYRINTILAR GELİYOR...