Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Teoman Tosun, uçağın bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, güvenlik anlamında uçağın kabininin de, bagajının da bir olduğunu söyledi.

Güvenlik açısından bakıldığında bagajdaki bir patlayıcının uçağın her yerinde aynı etkiyi yapacağını ifade eden Tosun, bugünün teknolojisinde akıllı telefonların, dizüstü bilgisayarların tüm kabiliyetine sahip olduğunu ve tüm işlemleri yapabildiğini anlattı.



Tosun sözlerine şöyle devam etti:

"Kısıtlamaların olduğu ülkelere baktığınızda, genelde gelişen havacılık sektörünün önde giden ülkeleri ön plana çıkıyor. Türkiye, Katar ve Dubai... Tabii ki burada ticari kaygılar çok önde. Gelişen bir Türkiye havacılığı ve gelişen bir Orta Doğu havacılık sektörü var. Bu ülkeler ABD uçuşlarını çok kullanıyor. THY de ABD uçuşlarını yapıyor. Belki yakında şirket olarak biz de kullanacağız. İngiltere'nin de koyduğu bir yasak var. Ancak İngiltere, Katar ve Dubai'ye bu yasakları uygulamadı. Çünkü o taşıyıcıların başında İngilizler var. Dolayısıyla o kadar ticari koku var ki, güvenlik söylemleri geride kaldı. Zaten güvenlik ön planda olsa buna Afganistan, Gürcistan, Pakistan ilave edilebilirdi. Böyle bir şey var. Birkaç ülke dışında tamamen gelişen havacılığın olduğu yerlere yasak geldi."



"TRANSİT YOLCULAR İÇİN ÇOK SAÇMA BİR UYGULAMA"

Transit yolcuların bu sorun karşısında nasıl bir çözüm bulunacağı ile ilgili açıklamalarda bulunan Teoman Tosun, uygulamanın bu yolcular için saçma olduğunu dile getirdi.

Tosun, "Diyelim ki bir yolcu Pekin'den İstanbul'a, buradan da Los Angeles'e devam edecek. Bu yolcu transite geçiyor. Pekin'de sınırlandırma yok, transite geçerken sınırlandırmaya tabi. Şimdi bu yolcunun laptop'unu alıp bagaja mı koyacaksınız? Pratik uygulaması çok zor. Mesela, bu adam laptop'u yanında olarak ABD'ye gitti. Ne olacak? Geri mi gönderilecek? Senin el çantanda laptop var diye mi bakılacak? Özellikle bu uygulama transit yolcular için çok saçma." şeklinde konuştu.