Partisinin seçim beyannamesini değerlendirip, sorularımızı yanıtlayan Devlet Bakanı Ali Babacan, "32 milyar dolarlık cari açığı doğrudan yabancı sermaye girişi ve uzun vadeli borçlanmayla çeviriyoruz. Güven zedelenmesi olur, yabancı sermaye girişi yavaşlar, borç vadesi kısaya dönerse, 200 km hızla giden arabanın önüne duvar örülmüş olur" dedi.

DEVLET Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye’nin 32 milyar dolarlık cari açığı doğrudan yabancı sermaye girişi ve özellikle özel sektörün uzun vadeli dış borçlanmasıyla çevirebildiğini belirterek, "Eğer Türkiye’nin mevcut ekonomik yapısında, güven ortamında bir değişiklik olur, yabancı sermaye girişi yavaşlarsa, borçlanmada vade kısalırsa, o zaman 200 kilometre hızla giden aracın önüne duvar çekilmiş olur. Araç da o duvara toslar. Aracın içindekilerin halini düşünmek bile istemiyorum" dedi. Babacan, bir soru üzerine cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili son iki ayda yaşanan gerginliği, "200 kilometre hızla giden aracın ufak tefek çukurlara girmesi"ne benzetti.

HUKUK, BİNANIN ALTINI OYUYOR:

Ali Babacan, "AKP Seçim Beyannamesi"ni değerlendirdi, sorularımızı yanıtladı. Babacan, seçim beyannamesinde önceliği yargı reformu ve Anayasa değişikliğine verdiklerini belirterek, şöyle konuştu: "Yargı reformunu gerçekleştiremediğimiz için artık ekonomi olumsuz etkileniyor. Geçen dönemde binamızı anlamda depreme karşı daha dayanıklı hale getirdik. Ekonomimiz sarsıntılara karşı güçlendi. Ancak, mevcut yargı sistemimiz depreme dayanıklı binamızın altını oyuyor. Bunu Yatırım Danışma Konseyi’ne katılan yabancı CEO’lar da söylüyor. Yayınladıkları bildirgenin en önemli maddesini yargı reformu oluşturuyor. Demokrasinin kalitesini sorguluyorlar."

ŞİRKETLER HAKKINI ARAYAMIYOR:

Türk yargı sistemindeki aksaklıklardan, gecikmelerden dolayı yabancı-yerli birçok şirketin Türkiye’de hakkını arayamadığını savunan Ali Babacan, "ABD’li Motorola şirketi, Uzan Grubu’ndan alacakları konusunda Türkiye’de hakkını arayamadı. Bu sorun yüzünden ABD sermayesi Türkiye’ye o dönemlerde hep tereddütlü baktı" dedi. Babacan, "Sama Dubai’nin İETT Garaji arazisi ihalesinde karşılaştığı dava da buna bir örnek sayılır mı?" sorusuna, "Elbette" yanıtı vererek, şunları söyledi: "Hak arama sıkıntısı çeken sadece yabancı şirketler değil, aynı şey yerli şirketler için de söz konusu. Yargı sistemine güven olursa, sorun çıktığında hak aramanın rahat yürüyeceği inancı yerleşirse, o ülkeye gönül rahatlığıyla yatırım yapılır."

DAHA FAZLA SERMAYE GELİRDİ:

Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yaşananlar yüzünden Türkiye’ye yönelen yabancı sermayenin kendi beklediğinden aşağıda kaldığını ifade eden Ali Babacan, şu görüşleri dile getirdi: "Eğer son iki aydaki gerginlikleri yaşamasaydık, Hem doğrudan, hem de kısa vadeli sermaye girişi şimdikinden daha fazla olurdu. Olumlu esen global rüzgardan son iki ayda yeteri kadar yararlanamadık."

AKLISELİME GÜVENDİLER:

Babacan, "Seçim ortamına ve yaşanan gerginliklere rağmen, Türkiye’ye yabancı sermaye girişi durmuyor, piyasada panik havası yaşanmıyor. Neden?" sorusunu şöyle yanıtladı: "İnsanlar eninde sonunda Türkiye’de aklıselimin galip geleceğine güveniyor. 32 milyar dolarlık cari açığı rahat çevirebiliyor olmamız da bundan kaynaklanıyor. Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye girişi sürüyor, özel sektör uzun vadeli borçlanabiliyor. Eğer bu durumda bir aksama olursa, o zaman 200 kilometre hızla giden aracın önüne duvar çekilmiş olur."

Seçimden sonra faizler hızla düşer, hedefimiz tek hane

TÜRKİYE’de faizlerin yüksek düzeyde bulunduğu görüşünü savunan Devlet Bakanı Ali Babacan, şu değerlendirmeyi yaptı: "Merkez Bankası özellikle enflasyon riskine göre hareket ediyor. Seçimden sonra eğer bir aksilik olmazsa, faizlerin artık hızla düşmeye başlayacağını düşünüyorum. Merkez Bankası’ndaki kadro da bu ülkenin düşmanı değil. Onlar da ülkemizin iyiliğini düşünüyor. Seçimden sonra ortam müsait olursa, Merkez Bankası da faizleri indirme adımlarını atar. Bugün içerideki reel faiz, Türkiye’nin gerçek riski değil. Daha çok enflasyon ve kurdaki gelişmelere göre ayarlanıyor. Türkiye’nin gerçek riskini gösteren, uluslararası piyasalarda ihraç ettiğimiz tahvillerin faizleridir. Oradaki risk oranımız dolar bazında 1.8 puanı geçmez. Enflasyon riski azalmaya başladığı anda Merkez Bankası da faizlerini aşağı çeker. Bizim yeni dönemde hedefimiz faizde de tek haneye düşmek. Bunu Türkiye’nin 2013 yılından önce görebileceğini düşünüyorum."

Enflasyon hedefi uzun yıllar yüzde 4 olacak

ENFLASYONUN bundan sonra "zor düşeceği" şeklindeki görüşlere katılmadığını belirten Devlet Bakanı Ali Babacan, şunları dile getirdi: "Merkez Bankası’nın tahminlerine göre 2008 yılı sonunda enflasyonun yüzde 4’ün altına da düşmesi söz konusu. Ancak, biz Türkiye’de enflasyonun uzun yıllar yüzde 4’ün altına düşmemesinden yanayız. Hedeflerimizi de bu yönde belirlemek istiyoruz. Eğer enflasyonu yüzde 1-2’lere çekmeye kalksak, Türkiye’de müthiş bir durgunluk olur, büyümenin önüne set çekilir. Oysa Türkiye’nin hálá yılda yüzde 6.5-7 düzeyinde büyümeye ihtiyacı var. Örneğin 2013 yılında 800 milyar dolarlık milli gelir ve 10 bin dolarlık kişi başına gelir de yüzde 6.5-7’lik büyüme öngörüsüne dayanıyor. Türkiye belki de AB’ye tam üye olduktan sonra, Euro bölgesine girmeye karar vereceği günlerde enflasyonu yüzde 1-2’lere düşürme hedefine odaklanmalı."

Sosyal güvenlik primi için 5 puan indirim

DEVLET
Bakanı Ali Babacan, seçim beyannamelerine sosyal güvenlik primini 5 puan indirmeyi koyduklarını belirterek, şunları söyledi: "Vergilerde önemli indirimler yaptık, daha da yapılması gerekiyor. Çünkü, vergi oranları düştükçe, kayıt dışılık azalıyor. Bunu deneyimlerimizle gördük. Yalnız vergisi KDV’si yüzde 1 olan ürünlerde bile kayıt dışılık görülebiliyor. Bu durumda denetimlerin artırılması gerekiyor. Önümüzdeki dönemin ilk işlerinden biri BSMV ile KKDF’yi düşürüp, bankacılık sektöründeki yükleri hafifletmek olacak. Ayrıca damga vergisini kademeli olarak kaldıracağız. Buradan yıllık gelir 3-4 milyar YTL dolayında. Ayrıca işçilik maliyetini düşürmek için sosyal güvenlik primini 5 puan düşüreceğiz. Sosyal güvenlik priminin düşmesiyle kayıt dışı istihdamda azalma olabildiğini 49 ile verdiğimiz teşviklerde çok iyi gördük."

’Ombudsmanlık’ta ısrarlıyız, A-B-C’miz artık hukuk olacak

DEVLET
Bakanı Ali Babacan, Cumhuriyetin temel ilkelerinden asla vazgeçilmeden, Türkiye’nin artık daha net ve kısa Anayasa’yı ortaya koyması gerektiğini savunarak, şunları söyledi: "Örneğin, halen 27 Avrupa Birliği (AB) ülkesinde uygulanan ’ombudsmanlık’ sistemini getirmek istedik, Anayasa’ya aykırı bulundu. 27 AB ülkesinin kullandığı bir sistemi biz neden kuramayalım. Böyle bir sistem, sorunları daha hızlı çözer, yargının yükünü de hafifletir. Biz yeni dönemde ’ombudsmanlık’ modelini yeniden denemeyi düşünüyoruz. Yeni dönemde bizim A-B-C’miz yargı reformu olacak. Aksi halde bütün ekonomik kazanımlarımız elimizden gider."

IMF’yle nasıl devam edileceği kararı 2008 Mayıs’ında verilir

AKP’nin seçim beyannamesinde Uluslararası Para Fonu’yla (IMF) ilişkiler konusunda bağlayıcı bir bölüme yer verilmediği dikkati çekti. Devlet Bakanı Ali Babacan, soru üzerine bu konuda şunları söyledi: "IMF’yle stand-by’ın süresi Mayıs 2008’de doluyor. Türkiye, IMF’nin 184 üyesinden biri. İlişkilerimizi asla kesmek niyetinde değiliz. Ortaklık payımız arttı, aslında daha da artmalı. Önümüzdeki dönemde duruma göre, ihtiyati stand-by’dan (kredili, ancak kredisi kullanılmadan bekletilen) sadece gözden geçirmeleri içeren programlara kadar değişik modeller var. Günü geldiğinde değerlendirmesi yapılır, kararı verilir. Şunu iyi bilmek gerekir ki IMF gibi uluslararası kuruluşlarla yapılan programlar, dış güven açısından önemli rol oynuyor. IMF’ye borcumuz 8.7 milyar dolara düşmüş bulunuyor."

Merkez Bankası’yla zaman zaman ters düştüğümüz oluyor

DEVLET
Bakanı Ali Babacan, "Merkez Bankası’nda geçen yıl yaşanan atama krizi, sizin ’türbanlı eş’ kriterinizden kaynaklanmadı mı? Ayrıca Albaraka Türk’ün Genel Müdürü Adnan Büyükdeniz faizsiz bir sistemi yönetirken, Türkiye’nin faiz politikasının dümenine getirmek istemeniz ne kadar doğruydu?" sorusunu şöyle yanıtladı: "Bizim atamalarda ’türbanlı eş kriteri’ uyguladığımız görüşüne asla katılmıyoruz. Bugün sokağa çıkın, 100 kişiye sorun, çoğunluk ’başörtüsü’ yanlısı çıkar. Sokaktaki durum, ister istemez yukarılara da yansıyor. Belki de geçmişte yapılan atamalarda tersine haksız bir durum vardı. Bizim atamalarda dikkat ettiğimiz tümüyle kişilerin yetenekleridir. Adnan Büyükdeniz de para politikası konusunda çok önemli bir arkadaşımızdı, olmadı. Durmuş Yılmaz’ı atamış olmaktan da memnunuz. Ayrıca, bugünkü Para Politikası Kurulu da tümüyle bizim dönemimizde belirlenmiş oldu. Zaman zaman hükümete ters düşen açıklamalar da yapıyorlar ama biz arkadaşlardan memnunuz. Çünkü, Merkez Bankası’nın kredibilitesi, enflasyonla mücadele açısından çok önemlidir."

Şarap vergisi AB ile uyumlu hale gelecek

DEVLET
Bakanı Ali Babacan, "Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, şarap vergisinin düşürülmesi konusunda Başbakan Erdoğan’ın talimat verdiğini söylemişti. Yeni programınızda şarap vergisini düşürmek de var mı?" sorusunu şöyle yanıtladı: "Tütün ve alkollü içeceklerin vergisinin AB’yle uyumlu hale getirilmesi, bu konudaki müzakerenin kriteri. Uyumu sağlamadan müzakereyi tamamlamak söz konusu olamıyor. Yani, eninde sonunda tütün ve alkollü içkilerde vergiler AB’yle uyumlu hale gelecek. Şu anda ithal ürünlerle içeride üretilenler arasında vergi uyumsuzluğu var. AB’ye uyumlu hale gelmesi, vergi indirimi şeklinde beklenti yaratmasın. Eğer AB’nin şarap vergileri bizimkinden daha düşükse, o zaman düşer."

HÜRRİYET

VAHAP MUNYAR