Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, enflasyonun, 2012 yılı sonunda orta noktası yüzde 6,5 olmak üzere yüzde 5,3 ile yüzde 7,7 aralığında, 2013 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 5,2 olmak üzere yüzde 3,4 ile yüzde 7,0 aralığında gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini söyledi.
Başçı, enflasyon raporunun tanıtımı amacıyla Sheraton Oteli'nde düzenlenen basın toplantısında, enflasyon tahminlerini oluştururken önümüzdeki dönemde ek parasal sıkılaştırmanın daha sık yapılacağını ve buna bağlı olarak kredilerin yıllık büyüme oranının yüzde 14 civarında seyredeceğini varsaydıklarını belirtti.
Bu çerçevede, enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2012 yılı sonunda orta noktası yüzde 6,5 olmak üzere yüzde 5,3 ile yüzde 7,7 aralığında, 2013 yılı sonunda ise orta noktası yüzde 5,2 olmak üzere yüzde 3,4 ile yüzde 7,0 aralığında gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini belirten Başçı, orta vadede enflasyonun yüzde 5 hedefi düzeyinde istikrar kazanacağını öngördüklerini kaydetti.
Başçı, 2012 yılının ilk çeyreğinde enflasyonun, Ocak enflasyon raporunda sundukları tahminlerle uyumlu seyrettiğini belirterek, Mart sonu itibariyle yüzde 10,43 seviyesinde gerçekleştiğini bildirdi.
Gıda fiyatlarının yıllık artış oranına dair varsayımlarının yıl sonları için tahmin ufku boyunca yüzde 7,5 olarak korunduğunu, petrol fiyatlarında ise yukarı doğru güncelleme yaptıklarını anlatan Başçı, Nisan ayının ilk yarısı itibariyle oluşan vadeli fiyatları da dikkate alarak petrol fiyatları varsayımlarını 2012 yılı için 120 dolara, 2013 yılı için ise 115 dolara çıkardıklarını söyledi.
Başçı, enflasyonun bu yılın son çeyreğine kadar hedefin belirgin olarak üzerinde seyretmesini, 3. çeyrekten itibaren kademeli, son çeyrekte ise belirgin şekilde düşmesini beklediklerini ifade etti.

PARA POLİTİKAMIZIN DURUŞU SIKI
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, faiz koridoru sisteminin sağladığı esnekliği kullanarak, Ekim ayından bu yana, üç kez ek parasal sıkılaştırmaya gitmiş bulunduklarını belirterek, ''Faiz koridorunu geniş tutarak, dönem dönem ek sıkılaştırmaya gitmemiz, para politikası duruşunun sıkı olmasını sağlıyor'' dedi.

Başçı, 2012 Nisan Enflasyon Raporu'nu açıkladığı basın toplantısında, yılın ilk çeyreğinde küresel iktisadi faaliyetin beklendiği gibi yavaşlamaya devam ederken, Avro Bölgesi'ne dair endişelerin azalmasıyla, küresel risk iştahında kayda değer bir iyileşme gözlendiğini söyledi.

Yunanistan'ın kamu borcu yapılandırılmasının tamamlanarak, düzensiz bir iflasın önüne geçilmesi ve Avrupa Merkez Bankası'nın üç yıl vadeli likidite operasyonlarına devam etmesinin, Avro Bölgesi borç kriziyle ilgili algılamaların kısmen iyileşmesini sağladığını kaydeden Başçı, aynı zamanda ABD'de iktisadi faaliyetin beklenenden olumlu bir görünüme işaret etmesinin de güven ortamını pekiştiren bir diğer unsur olduğunu ifade etti.

Başçı, tüm bu gelişmelerin, yılın ilk çeyreğinde küresel risk iştahının artmasını sağlayarak, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını hızlandırdığına dikkati çekerek, ''Ne var ki, yakın dönemde özellikle İspanya ekonomisine dair endişelerin artması sonucu, tahvil getirilerinin yeniden yükselişe geçmesi ve ABD'de istihdam artışlarının beklentilerin altında kalması gibi gelişmelerin, küresel ekonomiye dair algılamalardaki düzelmeyi kesintiye uğrattığını görüyoruz. Bu doğrultuda, ikinci çeyreğin başı itibarıyla gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarındaki oynaklığın devam ettiği gözleniyor'' dedi.

"KÜRESEL FİNANS PİYASALARINDAKİ KIRILGAN YAPI SÜRÜYOR"
Ocak ayının sonundan bugüne yaşanan gelişmelerin, küresel finans piyasalarındaki kırılgan yapının sürdüğünü ortaya koyduğunu belirten Başçı, küresel krizin başlangıcının üzerinden dört yıla yakın süre geçmesine rağmen, gelişmiş ülkelerde bilanço düzeltme sürecinin devam ettiğini söyledi.

Avro Bölgesi'ne dair sorunların, ABD ve Çin ekonomilerine ilişkin belirsizlikler ve enerji fiyatlarındaki arz yönlü risklerin gündemdeki yerini koruduğuna işaret eden Başçı, varlık piyasalarının hızlı yükselişler gösterdiği ve gelişmiş ülkelerin para politikalarının gevşek bir duruş sergilediği dönemlerde dahi borçlanma piyasalarındaki faaliyetin durgun seyrettiğini ve bu piyasalarda faaliyet gösteren kurumlara ilişkin endişelerin canlı kaldığının görüldüğünü söyledi. Başçı, bu durumun, küresel risk algılamalarındaki oynaklığın devam edebileceğini gösterdiğini ifade ederek, bütün bu gelişmelerin, esnek bir para politikası çerçevesinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu da kaydetti.

"BÜYÜME KOMPOZİSYONU, DAHA SAĞLIKLI BİR GÖRÜNÜME KAVUŞTU"
Başçı, Merkez Bankası olarak, 2011 yılının ilk yarısında artan makro finansal riskler karşısında ekonomiyi kademeli olarak daha sağlıklı bir büyüme kompozisyonuna doğru yönlendirmeyi amaçladıklarını daha önce ifade ettiklerini hatırlatarak, bu çerçevede, bir yandan kredilerin makul oranlarda büyümesi için diğer kurumların katkısıyla birlikte gerekli tedbirleri alırken, diğer yandan döviz kurunun iktisadi temellerden her iki yönde de aşırı ölçüde sapmasına karşı politikalar uyguladıklarını anlattı.

"AÇIKLANAN VERİLER EKONOMİDEKİ DENGELEME SÜRECİNİN ARZU EDİLEN ŞEKİLDE GERÇEKLEŞTİĞİNİ GÖSTERİYOR"
Açıklanan verilerin ekonomideki dengelenme sürecinin arzu edilen şekilde gerçekleştiğini gösterdiğini belirten Başçı, 2011 yılının ikinci yarısından itibaren kredi büyüme hızlarının belirgin şekilde yavaşlarken, cari işlemler dengesinde de kayda değer bir iyileşme gözlendiğini kaydetti. Bu dönemde, yurt içi talep büyümesinin kontrol altına alınırken net ihracatın katkısının belirgin şekilde arttığının görüldüğünü belirten Başçı, büyüme kompozisyonunun daha sağlıklı bir görünüme kavuştuğunu rahatlıkla söyleyebildiklerini ifade etti.

Başçı, makro finansal risklerin dengelenmesi konusunda arzu edilen sonuçların alınmasının ardından, Ekim 2011 döneminden itibaren fiyat istikrarına odaklandıklarını kaydetti. Başçı, ithalat fiyatlarındaki artışların ve Türk lirasındaki değer kaybının birikimli etkilerinin, yönetilen ve yönlendirilen ürünlerde yapılan vergi ayarlamalarının ve işlenmemiş gıda fiyatlarındaki keskin artışların yılın son çeyreğinde enflasyonda hızlı bir yükselişe neden olduğunu söyledi.

Söz konusu gelişmelerin büyük ölçüde geçici unsurları yansıtsa da enflasyonun ulaştığı yüksek seviyelerin beklentilerin bozulma riskini beraberinde getirdiğini belirten Başçı, enflasyondaki yükselişin fiyatlama davranışlarında bir bozulmaya neden olmaması için, Ekim ayından itibaren faiz koridorunu yukarı yönlü genişleterek etkin likidite operasyonlarıyla güçlü bir parasal sıkılaştırma gerçekleştirdiklerini kaydetti.

Başçı, faiz koridoru sisteminin sağladığı esnekliği kullanarak, Ekim ayından bu yana, üç kez ek parasal sıkılaştırmaya gittiklerini belirterek, bu sıkılaştırma dönemlerinde, miktar ihalesi ile yapılan fonlamayı azaltarak, piyasaya sağlanan likiditenin ortalama maliyetini belirgin şekilde artırdıklarını söyledi.

Şubat ayında Avro Bölgesi borç krizine dair algılamaların iyileşmesine bağlı olarak, küresel risk iştahının artması üzerine faiz koridorunun üst limitini sınırlı ölçüde indirdiklerini belirten Başçı, buna rağmen, sıkı parasal duruşu koruduklarını kaydetti.

Başçı, bu doğrultuda, Para Politikası Kurulu olarak, Nisan ayında enerji fiyatlarındaki yüksek oranlı fiyat ayarlamalarının ve diğer geçici unsurların enflasyon görünümünü bozmasını engellemek amacıyla parasal sıkılaştırmayı daha sık uygulayabileceklerini vurguladıklarını kaydederek, ''Ayrıca küresel ekonomiye dair belirsizliklerin devam etmesi nedeniyle para politikasında esnekliğin korunmasının uygun olacağını belirttik'' dedi.

Faiz koridorunu geniş tutarak dönem dönem ek sıkılaştırmaya gitmenin para politikası duruşunun sıkı olmasını sağladığını belirten Başçı, getiri eğrisinin aşağı yönlü eğiminin bu görüşü desteklediğini belirtti. Başçı, ayrıca, tüketici kredilerinin büyüme oranlarındaki yavaşlama ve kredi faizlerinin göreli olarak yüksek seyretmesinin de parasal ve finansal koşulların sıkı olduğunu teyit ettiğini söyledi.

"YILIN İLK ÇEYREĞİNDE KÜRESEL EKONOMİ VE DIŞ TALEBE DAİR GÖSTERGELER ÖNGÖRDÜĞÜMÜZ GİBİ GERÇEKLEŞTİ"

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, yılın üçüncü çeyreğinden itibaren enflasyonun kademeli olarak düşeceğini, özellikle son çeyrekte bu düşüşün belirginleşeceğini tahmin ettiklerini bildirdi.
Başçı, 2012 Nisan Enflasyon Raporu'nu açıkladığı basın toplantısında, 2012 yılının ilk çeyreğinde enflasyonun, Ocak Enflasyon Raporu'nda sundukları tahminlerle uyumlu seyrederek Mart sonu itibarıyla yüzde 10,43 seviyesinde gerçekleştiğini, bu dönemde, petrol fiyatlarının varsayımlarından yüksek seyretmesi nedeniyle enerji fiyatlarındaki artışların öngörülenin üzerinde gerçekleştiğini, işlenmemiş gıda fiyatlarının beklenenden daha olumlu bir seyir izlediğini söyledi.

Döviz kuru hareketlerinin birikimli etkilerinin hafiflemesiyle temel mal fiyatlarının yıllık artış oranının yılın ilk çeyreğinde gerileme eğilimine girdiğini ifade eden Başçı, hizmet fiyatlarının ise ılımlı seyrini koruduğunu, bu gelişmeler çerçevesinde temel enflasyon göstergelerinin uzun bir süreden sonra tekrar düşüş eğilimi sergilediğini kaydetti.

Başçı, 2011 yılının son çeyreğine ilişkin milli gelir verilerinin, toplam talep koşullarının Ocak Enflasyon Raporu'nda ortaya koydukları görünüm ile büyük ölçüde uyumlu seyrettiğini gösterdiğini belirterek, yurt içi talep kaynaklı olarak ivme kaybeden iktisadi faaliyetin, net ihracatın pozitif katkısıyla yavaşlayarak da olsa büyümesini sürdürdüğünü anlattı.

2012 yılının ilk aylarına dair sanayi üretimi verilerinin yılın ilk çeyreğinde iktisadi faaliyetin beklenenden bir miktar daha zayıf seyrettiğini gösterdiğini belirten Başçı, ancak, bu gelişmenin büyük ölçüde olumsuz hava koşulları ve dış belirsizlikler gibi geçici unsurları yansıttığını düşündüklerini, bu doğrultuda ikinci çeyrekten itibaren ılımlı bir toparlanma eğiliminin başlayacağını tahmin ettiklerini söyledi. Başçı, nitekim, sipariş ve tüketim göstergelerinde Şubat ve Mart aylarındaki eğilimin yukarı yönlü olmasının da iktisadi faaliyetteki gerilemenin geçici olduğuna işaret ettiğini vurguladı.

Yılın ilk çeyreğinde küresel ekonomi ve dış talebe dair göstergelerin de öngördükleri gibi gerçekleştiğini ifade eden Başçı, gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerde büyüme oranlarındaki düşüşün devam ederken özellikle Avro Bölgesi'ne dair büyüme görünümünün zayıf seyrini koruduğunu söyledi.

Özetle, yurt içi ve yurt dışı iktisadi faaliyetin görünümünde bir önceki rapora kıyasla önemli bir güncelleme yapmadıklarını belirten Başçı, bu çerçevede, Ocak Enflasyon Raporu'nda olduğu gibi, enflasyon tahminlerini üretirken yılın ikinci çeyreğinden itibaren ekonominin yeniden ılımlı büyüme patikasına yöneleceği ve toplam talep koşullarının enflasyona düşüş yönünde verdiği katkının süreceği bir görünümü esas aldıklarını kaydetti.

GIDA FİYATLARI İLE PETROL VE DİĞER İTHALAT FİYATLARI
Gıda fiyatlarının yıllık artış oranına dair varsayımlarını, yıl sonları için tahmin ufku boyunca yüzde 7,5 olarak koruduklarını anlatan Başçı, öte yandan, petrol fiyatlarında yukarı yönlü güncelleme yaptıklarını, petrol fiyatlarının Ocak Enflasyon Raporu'nun yayımlanmasından itibaren geçen süre zarfında arz yönlü gelişmelere bağlı olarak öngörülerinin oldukça üzerinde bir seyir izlediğini belirtti.

Bu çerçevede, Nisan ayının ilk yarısı itibarıyla oluşan vadeli fiyatları da dikkate alarak, petrol fiyatları varsayımlarını, 2012 yılı için 120 dolara, 2013 yılı için ise 115 dolara çıkardıklarını anlatan Başçı, öte yandan, enerji dışı ithalat fiyatlarındaki düşüşe paralel olarak ithalat fiyat endeksinin beklenenden olumlu bir seyir izlediğini ifade etti.

Başçı, enerji dışı ithalat fiyatlarının yılın ilk çeyreğinde beklediklerinden olumlu gerçekleşmesine rağmen, tüketici fiyat endeksi üzerinde daha etkili olan enerji fiyatlarındaki yukarı yönlü güncelleme nedeniyle, toplamda ithalat fiyatlarının 2012 yıl sonu enflasyon tahminlerinin üzerindeki etkisinin sınırlı oranda yükseltici yönde olduğunu söyledi.

KAMU MALİYESİ
Kamu maliyesine dair, her zaman olduğu gibi, Orta Vadeli Program (OVP) projeksiyonlarını temel aldıklarını, dolayısıyla, faiz dışı harcamaların GSYİH'ye oranının yatay seyredeceğini ve yapısal bütçe dengesinde bozulma olmayacağını varsaydıklarını anlatan Başçı, ayrıca, 5 Nisan itibarıyla kamuoyuna duyurulan 'Yeni Teşvik Sistemi' kapsamında yapılması öngörülen vergi indirimleri ve diğer devlet yardımları şeklindeki uygulamaların bütçe dengesini bozmadığı bir çerçeveyi esas aldıklarını vurguladı.

Tütün fiyatlarının 2012 yılı boyunca sabit kalacağını, 2013 yılının Ocak ayında ise 2011 yılının Ekim ayında ilan edilen vergi düzenlemelerinin ima ettiği oranlarda artacağını varsaydıklarını ifade eden Başçı, öte yandan, diğer vergi ayarlamalarının ve yönetilen/yönlendirilen fiyatların enflasyon hedefleri ve otomatik fiyatlama mekanizmaları ile uyumlu olacağı bir görünümü esas aldıklarını kaydetti.

Başçı, sonuç olarak, enerji fiyat varsayımlarında 2012 yılına dair yaptıkları güncellemelerin enflasyon üzerindeki olumsuz etkisine rağmen, para politikası duruşunda bu etkiyi telafi edecek bir sıkılaşmaya giderek yüzde 6,5 olan yıl sonu enflasyon tahminlerini değiştirmediklerini söyledi. Başçı, bu doğrultuda, Ocak Enflasyon Raporu;na göre kredilerin bir miktar daha ılımlı büyüyeceği ve toplam talep koşullarının enflasyondaki düşüşe verdiği desteğin artacağı bir görünümü esas aldıklarını anlattı.

"YILIN İKİNCİ ÇEYREĞİNDE ENFLASYONUN DALGALI SEYİR İZLEMESİNİ BEKLİYORUZ"
Yılın ikinci çeyreğinde geçici unsurlar ve baz etkileri nedeniyle enflasyonun oldukça dalgalı bir seyir izlemesini beklediklerini ifade eden Başçı, nisan ayında, elektrik ve doğalgaz fiyatlarındaki artışların tüketici enflasyonuna doğrudan etkisinin 0,5 puan civarında olacağını, bu nedenle yıllık enflasyonun geçici olarak yükselip tepe noktasına ulaşacağını öngördüklerini söyledi. İşlenmemiş gıda fiyatlarındaki baz etkileri nedeniyle yıllık enflasyonun Mayıs ayında keskin bir düşüş göstereceğini, Haziran ayında ise bu düşüşün bir kısmının geri alınacağını tahmin ettiklerini ifade eden Başçı, şöyle konuştu:

''Ekim ayından bu yana uyguladığımız sıkı para politikasının ikincil etkileri sınırlamasını, böylece geçici fiyat hareketlerinin yıllık enflasyon üzerindeki birikimli etkilerinin kademeli olarak ortadan kalkmasıyla enflasyonun aşağı yönlü bir seyir izlemesini bekliyoruz. Bu çerçevede, yılın üçüncü çeyreğinden itibaren enflasyonun kademeli olarak düşeceğini, özellikle son çeyrekte bu düşüşün belirginleşeceğini tahmin ediyoruz. Bu noktada, açıklanacak her türlü yeni veri ve haberin para politikası duruşunu değiştirmemize neden olabileceğini tekrar vurgulamak isterim. Dolayısıyla, tahminlerimizi oluştururken para politikasının görünümüne ilişkin ifade etmiş olduğum varsayımlar tarafımızca verilmiş bir taahhüt olarak algılanmamalıdır.''

RİSKLER VE PARA POLİTİKASI
Enflasyonun ulaştığı yüksek seviyeler ve son dönemde kısa vadeli enflasyon beklentilerinde gözlenen bozulmanın, fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturduğunu ifade eden Başçı, 2011 yılının son üç ayında gerçekleşen keskin fiyat artışları nedeniyle enflasyonun bu yılın son çeyreğine kadar hedefin belirgin olarak üzerinde seyretmesini beklediklerini, bu durumun, fiyatlama davranışlarının dikkatle izlenmesini gerektirdiğini söyledi.

Başçı, ekim ayından itibaren gerçekleştirdikleri parasal sıkılaştırma ve iç talepteki ılımlı görünümün, ikincil etkilerin ortaya çıkma olasılığını azaltmış olsa da önümüzdeki dönemde temkinli bir yaklaşımla enflasyon görünümünü dikkatle takip ederek orta vadeli enflasyonun hedefle uyumlu olması için gereken tedbirleri alacaklarını vurguladı.

ZORUNLU KARŞILIKLAR
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, zorunlu karşılık oranlarıyla ilgili şu anda herhangi bir sinyal vermediklerini söyledi.

Başçı, yılın ikinci Enflasyon Raporu'nun tanıtıldığı toplantıda yaptığı konuşmasının ardından gazetecilerin ve ilk kez enflasyon raporu toplantılarına katılmaya başlayan banka ekonomistlerinin sorularını yanıtladı.

Başçı, bir banka yöneticisinin bugün bazı gazetelerde yer alan değerlendirmeleri hatırlatılarak, bu değerlendirmeler dikkate alındığında zorunlu karşılık oranlarında herhangi bir düşüşün olup olmayacağını sorması üzerine, ''Zorunlu karşılık oranlarıyla ilgili şu anda herhangi bir sinyal vermiyoruz'' dedi.

TCMB Başkanı, söz konusu banka yöneticisinin takibe düşen kredi oranlarında yükselişe yönelik değerlendirmesine karşılık olarak da 2010 yılında kredi büyüme hızının yüzde 35 seviyesinde olduğunu, 2011 yılında ise bu oranın alınan tedbirlerle yüzde 25'e yakın bir seviyeye indirildiğini hatırlattı.

Bu sene için de baz senaryoda bu konuda yüzde 15'lik bir tahmine yer verdiklerini anlatan Başçı, bugün açıkladıkları raporda bu oranı yüzde 14 seviyesine çektiklerini anımsattı. Başçı bunun, kredilerde takibe dönüşme oranları üzerinde ''mekanik'' bir etkisi olduğunu söyledi.

Bununla ilgili tespitlerini çok daha önceden Bankalar Birliği ile de paylaştıklarını belirten Başçı, ''Zannedersem bahsettiğiniz genel müdür o toplantıya katılmamıştı, arkadaşları da kendisine iletmemişler. Kredilerde yaşlanma etkisi diye bir etki vardır. Bu etki kredi büyüme hızı yavaşladığında takibe dönüşme oranını yükseltir, bu istatistiksel bir sonuçtur. Herhangi bir ekonomik soruna işaret etmez. O anlamda şu ana kadar olan gelişmeleri o şekilde okuyoruz sektörün geneliyle ilgili'' diye konuştu.

"ENFLASYONDA TEK HANE KUVVETLİ BİR İHTİMAL"
Erdem Başçı, memurların toplu sözleşme sürecine girecekleri hatırlatılarak, enflasyon özelinde TCMB'nin bu gelişmeyi satın alıp almadığının ve bu noktada bir endişelerinin bulunup bulunmadığının, ekonomi yönetimine harcamaların kısılması yönünde bir uyarılarının olup olmayacağının sorulması üzerine de enflasyonun bu ay doğalgaz ve elektriğe yapılan zamlardan kaynaklı olarak 0,5 civarında geçici bir yükselme göstereceğini, Mayıs ayında baz etkisinin ters çalışması dolayısıyla oldukça belirgin bir düşüş göstereceğini söyledi.

''Tek haneye düşme ihtimalimiz oldukça kuvvetli'' diyen Başçı, Haziran'da ise kısmi bir yükseliş olacağını, ama yılın son aylarında oldukça kuvvetli bir düşüş meydana geleceğini ifade etti.

Bunların çoğunun baz etkilerinden ve geçen sene yapılan geçici fiyat artışlarından kaynaklandığını belirten Başçı, ''O yüzden biz yüzde 6,5 enflasyon tahminimizi bu yıl için koruyoruz. Buna ulaşma yönünde herhangi bir engel çıkarsa gerekli tedbirleri gecikmeksizin alacağımızı taahhüt ediyoruz. Merkez Bankası olarak çok kuvvetli bir taahhüt veriyoruz.

2013 yılının ortalarında yüzde 5'e erişmeyi taahhüt ediyoruz. Bu çok da kuvvetli bir önerme. Dolayısıyla bu tür görüşmeler yapılırken bunların baz alınmasında enflasyon tahminleri oluştururken fayda var. Onun dışında demokratik bir süreç, çoklu görüşme süreci yeni anayasa çerçevesinde devam edecektir'' dedi.

"TÜRKİYE HERKESİN BİLDİĞİ ÖRNEK"
Başçı, mali disiplin konusunda da şunları kaydetti:

''Mali disiplin konusunda artık benim çok fazla birşey söylememe gerek yok diye düşünüyorum. Mali disiplini olan ülkelerle olmayan ülkelerin büyüme performansı, ekonomik performansı, işsizlikle ilgili durumları çok net. Siyahla beyaz kadar çok rahat ayırabiliyorsunuz. Bu konuda soru işareti olan ülkelerde istihdam düşüyor, işsizlik artıyor, büyüme oranları eksiye gidiyor. Burada Türkiye örneği herkesin bildiği bir örnek. Biz, bütün uluslararası platformlarda bunun öneminden dem vuruyoruz ve Türkiye örneğini defalarca hatırlatıyoruz. Bizim görüşümüz bu yönde çok net, en ufak bir bulanıklık yok. Temel olan; piyasaya güven sağlamak ve kamu borç sürdürülebilirliği konusunda güven vermek. Aynı çerçevede OVP'yi bu konuda Türkiye için yeterli görüyoruz ve OVP'deki varsayımlara uyulduğu sürece herhangi bir sorun görmüyoruz. Türkiye, yüzde 1-1,5 civarında bir faiz dışı fazla üreterek önümüzdeki yıllarda çok rahatlıkla kamu borç yükünü azaltmaya devam edebilir.''

Bir gazetecinin ''Finansal İstikrar Komitesi özelinde soruyorum; TMSF ve BDDK başkanının görev süreleri doldu. Finansal açıdan baktığınızda bu sizin için bir zafiyet oluşturuyor mu?'' şeklindeki sorusuna karşılık da Erdem Başçı, Finansal İstikrar Komitesi'nin şu ana kadar çok faydasını gördüklerini ve bugüne kadar 8 toplantı yaptıklarını söyledi.

Bu toplantılarda genellikle yapısal reformlar üzerinde çalıştıklarını anlatan Başçı, ''Onların da bir kısmını yakın zamanda Maliye Bakanımız açıkladı. Vergiyle ilgili konuları Maliye Bakanlığı yakın zamanda hayata geçirecek. Bu çok sağlıklı bir işleyişe işaret ediyor. O yüzden şu ana kadar işleyişten memnunuz. Elbette bir an önce kurum başkanlarının belirlenmesini, atamaların yapılmasını biz de herkes gibi bekliyoruz'' dedi.

FAİZ KORİDORU DARALIR MI?
Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, şartlar değişir, dünyada belirsizlikler ve kısa vadeli sermaye akımlarının oynaklığı azalırsa uyguladıkları faiz koridorunun daralabileceğini, bu anlamda bir sorun bulunmadığını söyledi.

Başçı, yılın ikinci Enflasyon Raporu'nun tanıtıldığı toplantıda yaptığı konuşmanın ardından gazetecilerin ve ilk kez enflasyon raporu toplantılarına katılmaya başlayan banka ekonomistlerinin sorularını yanıtladı.

Erdem Başçı, bir gazetecinin ''faiz koridoruna gerekçe olarak küresel belirsizlikleri gösteriyorsunuz ama görünen o ki buradaki sorunlar kolay kolay çözülmeyecek. Bu durumda faiz koridoru uygulaması daha ne kadar sürecek'' şeklindeki sorusuna yanıt verirken, para politikasında araçların birden fazla olmasının likidite politikasının aktif olarak kullanılmasının ''faydalı'' olduğunu, o yüzden gerektikçe bunu ileride de kullanacaklarını söyledi.

Başçı, ''eğer (faiz koridoru daralır mı?) diye soruyorsanız; elbette... şartlar değişirse, dünyada belirsizlikler ve kısa vadeli sermaye akımlarının oynaklığı azalırsa o zaman elbette faiz koridoru da daralır. O anlamda herhangi bir sorun yok, ama elimizde bir politika aracı olarak onu koruruz ve gerektiğinde tekrar genişletiriz. İster kuzeye doğru, ister güneye doğru, ister simetrik, ister asimetrik bir şekilde faiz koridorunu ileride kullanmaya devam ederiz'' diye konuştu.

Faiz koridorunun daraltılmasının küresel şartlarda normalleşmenin bir işareti olarak okunabileceğini belirten Başçı, bu normalleşmenin çok gecikmeden hayata geçmesini umut ettiklerini dile getirdi.

Başçı, ''Türkiye'nin yüzde 4'lük büyüme hedefinin ulaşılabilir olduğunu söylemeniz Merkez Bankası'nın ileride büyümeyle ilgili politikalarını şekillendireceği şeklinde mi okunmalı?'' diyen bir gazeteciye cevap verirken de büyüme hedef ve projeksiyonlarının Orta Vadeli Program'da (OVP) olduğuna dikkati çekti ve ''Merkez Bankası açısından bu bir hedef değil'' dedi.

OVP'de Merkez Bankası'nın enflasyon ile ilgili görüşünün de birebir yansıtıldığını ifade eden Başçı, ''Böyle bir iş bölümü var. Hükümet büyümeye bakıyor, Merkez Bankası enflasyonla ilgili fiyat istikrarına bakıyor. O yüzden bizim büyümeden bahsetmemizi, her zaman için ekonominin gidişatıyla ilgili ne düşündüğümüzü ifade etmemiz olarak algılamanız gerekir'' diye konuştu.

Yüzde 4'ün şu anda kendiliğinden, rahatlıkla ulaşılabilir olduğunu düşündüğünü dile getiren Başçı, büyüme potansiyeli açısından bakıldığında Türkiye'de emek kıtlığının, sermaye kıtlığının olmadığını, verimliliğin de artmaya devam ettiğini, dolayısıyla arz tarafından bakıldığında Türkiye'nin çok rahatlıkla büyüyebileceğini kaydetti.

''Neyin gerçekleşeceğini hep beraber göreceğiz'' diyen Başçı, kendilerinin bu yıl Türkiye için ilk çeyrekte zayıf ve ikinci çeyrekten itibaren tekrar toparlanan bir büyüme, ılımlı bir büyüme öngördüklerini bildirdi.

HEM ESNEK HEM ÖNGÖRÜLEBİLİR PARA POLİTİKASI
Başçı, bir banka ekonomistinin ''daha önce (2012 para politikası açısından belirsizliklerin azaldığı bir yıl olacak) demiştiniz ama belirsizliğin azaltılmadığı yününde eleştiriler var'' şeklindeki yorumu ve ''bankacı olsanız fiyatlandırmayı koridorun hangi seviyesinde yapardınız'' şeklindeki sorusu üzerine de şunları kaydetti:

''Amerika'da yüzde 2'lik bir enflasyon hedefi ifade edildi, daha önce sayısal olarak bir hedef verilmiyordu. Aynı şey Japonya'da da oldu. (Bunlar aslında bizim uygulamamıza yaklaştıklarını gösteriyor) diyebilir miyiz? Enflasyon hedeflemesi uygulamasına tam olarak geçmeseler de bu anlamda adımlar atıyor ülkeler ama politika araçları çok farklı. Biz de de aslında miktar ve fiyatı ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Şu anda ABD'de faizler 0'a geldiği için miktar kullanılıyor ama Avrupa'da da yüzde 1 seviyesinde faiz var ve yine miktar kullanıyor uzun vadeli borç verme operasyonlarında... Orada borç verme miktarı bir politika aracı olmuş oluyor.

Türkiye'de de benzer bir şey söz konusu, biz 5,75'i söylüyoruz ama 5,75'ten piyasaya çok fazla miktarda para vermiyoruz. O kadar az veriyoruz ki parayı zaman zaman 5,75'in oldukça üzerinde kısa vadeli faizler oluşabiliyor ve bu anlamda miktarı kontrol ederek koridor içinde faizlerin geçici olarak yükselmesine izin verebiliyoruz. O anlamda benzer bir çerçevede değerlendirilebilir.''

''Hem esnek hem öngörülebilir para politikasının olabilmesi için hangi koşullarda ek parasal sıkılaştırma yapacağını söylemeniz gerekir'' diyen Başçı, bir Merkez Bankası'nın eğer biri normal, biri istisnai iki para politikası rejimi varsa ve hangi durumlarda istisnai rejime geçileceği kamuoyuyla paylaşılırsa o zaman daha öngörülebilir bir esnekliğe sahip olmuş olunacağını söyledi.

2011 yılında politikanın son derece öngörülemez bir esnekliğe sahip olduğunu ve faiz koridorunun ''güneye doğru'' geniş olduğunu anlatan Başçı, kısa vadeli faizlerin anlık olarak yüzde 1'lere, 2'lere kadar düşebildiğini, bunun da kısa vadeli sermaye akımlarını caydıran en önemli etken olduğunu kaydetti.

Şu an itibariyle yine faiz oranlarında bir esneklik olduğunu belirten Başçı, ''Ama daha öngörülebilir şekilde bunu nasıl okumamız gerekir? Enflasyon hedefine ulaşmamızda en ufak bir tehdit gördüğümüzde... ki kredi büyümesi, döviz kurları, enflasyon beklentileri olabilir, başka dışsal şoklar olabilir, petrol fiyatlarında çok ani bir artış, tahammül sınırlarının dışında bir artış olursa, enflasyon açısından ikincil etkiler riski ortada ve ön plandaysa ona biz derhal gecikmeksizin ek parasal sıkılaştırma tepkisi verebiliriz. Bunları anlattığımız sürece hem esnek hem öngörülebilir olmuş oluyoruz. Biz buna zamana bağlı değil, duruma bağlı para politikası diyoruz'' diye konuştu.

"BANKACILAR DOĞRU YÖNE BAKIYOR"
Başçı, bankacılık sektörü tarafından neyin fiyatlamada kullanılması gerektiğinin çok net bir şekilde anlaşıldığını da söyledi ve ''Zaten epeyce bir süredir ona göre fiyatlıyorlar. O yüzden faiz koridorunun üst ucunu 1 puan aşağı çektiğimizde kredi maliyetleri de benzer şekilde bir miktar düşürüldü, bankacılık sektörü tarafından. Dolayısıyla bankacılık sektörü şu anda doğru yere bakıyor, orada herhangi bir belirsizlik yok. Gün içi dalgalanmalarına bakmaya onların hiç ihtiyacı yok. Uzun vadeli faizlere bakacaklar, bir de koridorun daha ziyade üst tarafına bakacaklar. Zaten o amaçla bu koridor sistemi tasarlanmıştı'' dedi.

BAKMADAN GEÇME