Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Fatih ALTAYLI/GAZETE HABERTÜRK

Zannederim otomobil tarihinde böyle bir şey yaşanmamıştır.

Bir otomobil neredeyse 40 yıldır hiçbir önemli değişime uğramadan imal edilmemiş ve prestijini giderek artırarak satılmamıştır.

Bu işi beceren ilk ve tek otomobil Mercedes Benz’in efsanevi G serisidir. Mercedes Benz’in G serisini üretmeye başlamasının fikir babası ise İran Şahı Rıza Pehlevi’dir.

Pehlevi İran Şahı iken ve Mercedes’in de büyük ortaklarından biri iken, Mercedes yönetimine “askeri amaçlı bir arazi otomobili üretmeleri” teklifini sundu. Mercedes de bu teklifi kabul etti ve ilk G serisi Mercedes 1979 yılında yollara merhaba dedi.

Ancak bu “acayip” arazi aracı Mercedes’in Almanya Stuttgart’taki fabrikasında değil, Avusturya’da Steyr fabrikasında üretiliyordu. (Bugün de hâlâ orada üretiliyor.)

Önceleri sivil kullanım için değildi ve Mercedes’in kamyon ebadına yakın Unimog’unun küçük bir alternatifi gibiydi. 1980’lerin başında Türkiye’de de Devlet Su İşleri’nin arazide kullandığı G’ler dışında ne sosyetik hanımların, ne de sosyetik beylerin G serisi Mercedes ile bir alakası yoktu.

Benim Mercedes G ile tanışmam ise her daim garip otomobiller bulup alan amcamın, yanlış hatırlamıyorsam bir G270’i 80’lerin başında, nereden bulduysa almasıyla oldu.

Babamın, amcama “DSİ’de işe mi başladın” diye takılmasıyla ve konforsuz haliyle o otomobili hâlâ hatırlarım.

G serisi uzun yıllar niş bir pazara hitap etti. Öyle ki, 1990’ların ortasına kadar Mercedes’in en büyük pazarı olan ABD’de satışa sunulmadı.

Türkiye’de ise sadece çok meraklı olanların otomobili oldu.

Ancak 2000’lerde G birdenbire “patladı”, ama bu sırada Mercedes, G serisini üretimden kaldırma ve bir süre sipariş üzerine imal ettikten sonra tamamen piyasadan çekme kararı aldı.

Ancak Mercedes’in bu kararı G’ye olan ilgiyi daha da artırdı ve SUV piyasasının en “cool” aracı haline geldi. Ve hâlâ ilk günkü şekli pek az değişerek üretiliyor ve hâlâ çok tutulup seviliyor. İşte bugün size G serisinin en küçük motora sahip üyesi G350d’yi anlatacağım.

Otomobilin dış görünümünde aslında anlatılacak fazla bir şey yok.

Dışarıdan baktığınız zaman dümdüz hatlara sahip, kutu gibi, hatta daha açık söylemek gerekirse “konserve kutusu” gibi bir araç Mercedes G. Aslında bu şekli askeri karakterinden geliyor. Tamir, bakım, onarım ve parça değişikliğinin kolay yapılması, standardizasyonun kolay olması için şekillendirilmiş bir araç G.

Her şey dayanıklılık, kullanım kolaylığı ve işlevsellik üzerine planlanmış.


BENDE SPORCU KADIN HAVASI UYANDIRDI

Mercedes’in 2005’te yeni bir iç tasarım konseptine geçip şıklaşmasıyla birlikte Mercedes G’ler de giderek daha şık bir içe kavuşmuş.

2016 Mercedes G350’nin iç donanımı da bir önceki modele göre şıklaşıp güzelleşmiş vaziyette. Dashboard neredeyse tamamen deri, ahşap ve kaliteli bir plastik karışımı.

Kaba bir güzelliği var. Bende uyandırdığı izlenim sporcu bir kadın havası. Hafif makyajlı, abartılı olmayan kaslı bir görünüm.

Gaz ve fren pedalları da benzer bir metalik görüntüye sahip. Otomatik vitesin topuzu ise Mercedes’lerden çok BMW’nin vites topuzunu andırıyor. Direksiyondan otomatiğe geçen Mercedes, G’yi buna geçirmemiş. Ses düzeni iyi. Navigasyon sistemi tüm Mercedes’ler, hatta Porsche hariç tüm Alman otomobillerinde olduğu gibi kötü.

Kapılardaki cam, koltuk ve kilit kumandaları biraz tıkış tıkış. Ancak her şey son derece sağlam, son derece kaliteli görünüyor.

Designo koltuklar şık. Koltukların yanında ise yan destekleri ve bel desteklerini ayarlayan kumandalar var. Oldukça işlevsel ve çok faydalı. Arka yolcu tarafında hiçbir konfor unsuru yok. Diz mesafeleri de çok iyi değil. Aslında bu mesafeler biraz daha iyi olsa G serisinden çok da iyi bir makam otomobili çıkar.

 BOLCA DERİYLE ZENGİN OYUNCAĞI

Jeep Wrangler ile kıyaslanırsa, Jeep sadeliğini korurken Mercedes “zengin oyuncağı” haline gelmiş. Doğal sonucu olarak da plastik kaplamalar, kumaş koltuklar yerini kaliteli kumaş tavan ve bolca deriye bırakmış.

ARAZİDEKİ BAŞARISI BİRAZ DA LASTİĞE BAĞLI

7 ileri g-tronic şanzıman otomobile çok uymuş ve 190 kms’lik son sürate ulaşmanız kabul edilebilir bir sürede gerçekleşiyor. Frenler ise 2.6 tonluk otomobili büyük bir başarıyla durduruyor. Bu sınıfta böyle bir frene sahip başka bir araç yok diyeceğim ama bu sınıfta zaten başka araç yok,

G başlı başına bir sınıf. G’nin arazi başarısı da iyi ancak arazideki başarı biraz da lastiklere bağlı.

Dün İstanbul’u seller götürürken, bataklığa dönmüş bir arazide deneme gafletinde bulunduğum arazi yetenekleri lastiklerin kapasitesiyle sınırlı kalınca hayli zor anlar yaşadığımı söylemeliyim.

Ve birkaç kez, “Keşke şunda bir de vinç olsaydı” diye içimden geçirmedim değil ama tipini bozmamak için kimse G’lere vinç takmıyor... Yine de çok kabiliyetli bir arazi aracı olduğunu, hatta safkan bir arazi aracı olduğunu söylemem lazım.

Doğrusunu isterseniz ben Mercedes G’yi Patek Philippe saatlere benzetiyorum.

Torunlarınıza miras bırakabileceğiniz bir otomobil.

Kusuksuz bir sağlamlık, zamansız bir tip. Tek rakibi olarak görülebilecek Jeep Wrangler’la “cool”luk yarışında bir aç adım önde. Üstelik Jeep’ten çok daha kaliteli, çok daha lüks ve haliyle çok daha pahalı. Ancak ikinci elde de çok az değer kaybeden bir arazi aracı G. Bu yüzden de 40 yaşına yaklaşmasına rağmen hâlâ çok popüler ve daha uzun süre de bu popülaritesini koruyacak gibi duruyor.

Ve yine bu yüzden Mercedes artık arazi kabiliyeti olan veya var gibi görünen tüm modellerinin başına bir G harfi koyuyor. Tek sorunu fiyatı.

700 bin TL civarlarında dolaşan etiketiyle bazılarımız için sadece güzel bir hayal...