Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Sema EREREN / HABERTÜRK CUMARTESİ

Londra Barbican Sanat Merkezi’nde sergilendiği günden beri herkesin kendi şehrine gelmesini beklediği, biletleri anında tükenen tasarım, film, müzik ve video oyunu sergisi Digital Revolution, Londra, Stockholm ve Atina’dan sonra Zorlu PSM ile İstanbul’da.

Sergiyi Barbican International Enterprises’ın Başkanı Neil McConnon ile gezdik. Dijital kelebekler aracılığıyla dilek diledik, dev ekranda kanatlanıp uçtuk ve daha fazlası...

Takım elbisesinin altına giydiği renkli tabanlı spor ayakkabılarıyla gelen Neil McConnon, sergi alanına girerken parka giden çocuklar gibi kendimizi kaybettiğimizi görmüş olacak ki ilk sözü “Acele etmenize gerek yok, sizle sergiyi gezmekiçin buradayım! Tadını çıkarın” oldu. Dolaşırken de kıkırdayarak bizi izledi. Amma eğlendik! E, öyle olacak tabii, Türkiye’de gerçekleşen en kapsamlı teknolojik sergi bu...

1970’li yıllardan bu yana teknolojinin izlediği yolu sanatla harmanlayan, hayranlık uyandırıcı işleri deneyimleme fırsatı sunan ve dijital kültürün gerçekte ne olduğunu anlatan ve herkesi kucaklayan bir sergi, Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde açıldı. Adı da içeriğe pek uygun, Digital Revolution (Dijital Devrim)! Barbican International Enterprises’ın Başkanı Neil McConnon ile önce gezdik,
sonra sohbet ettik.

■ Bu sergi sanat ve teknolojinin kucaklaşmasını temsil ediyor. Biraz daha açın, neler var sergide?

Teknolojiyle iç içe geçmiş işler yapan moda tasarımcıları, son 20 yılda ikonikleşmiş filmlerin yapımcıları,özel efektçiler ve önde gelen müzisyenler gibi değişik alanlardan insanlarla, yani dijital dünyanın odak noktasının önemli figürleriyle çalışarak hazırladığımız bir çağdaş sanat işi... Digital Revolution, gerçeklik kavramını yeniden belirleyen ve bunu izleyicisine yeni yollarla deneyimleten, ilham veren bir sergi.

■ Gelenekseli varken neden dijital?

Bu bir tercih meselesi değil. Ayrıca gelenekseli de çok severim... Ama bu, yeni bir konsept. Demin bahsettiğim farklı alanlarda çalışan insanların da ulusal sanat galerilerinde çalışan ressam ve geleneksel sanatçılar kadar sanatçı olduğunu göstermek istedik.

■ Dijitalin sanata dönüştüğü nokta nedir?

Sanat, teknoloji ve dijital birbirlerinin yerine geçebilir. Önemli olan yapılan sanatın iyi ya da kötü olduğudur. Son 10 yılda çağdaş sanatla dijitalin önemini dünyada pek çok müze anladı. Sanatın her formunda olduğu gibi asıl mücadele, en iyi parçayı ortaya koymak.

■ Öyleyse dijital devrimi nasıl özetlersiniz?

Devrim özellikle boyut meselesinde... 1970’lerdeki bilgisayarların ve şimdi avuca sığan bilgisayarların boyutlarını düşünün. Sonra bir de cep telefonlarına bakın, onlarsız hayatı hatırlamakta bile güçlük çektiğimiz bir dünyada yaşıyorsak, işte bu bir devrimdir...

■ Sizce bu iş nereye varır?

Tüm hızıyla sürecek. Teknoloji kıyafetlerimizin hatta vücudumuzun bir parçası olacak. Günlük hayatın vazgeçilmezi olmayı sürdürecek. Artık şarj aletlerini taşımamıza gerek bile kalmayacak, zaten bir parçamız haline gelecek!

‘İNSANLAR DÜNYAYI YENİ YOLLARDAN GÖRMEYE BAŞLAYACAK’

■ “Sanat sanat için mi, sanat toplum için mi?” tartışmasını size uyarlayıp sorayım, sanat dijital için mi, dijital sanat için mi?

Umudum, gelecekte sanatın ne olduğunu tartışmak yerine çevremizde bizi büyüleyen, farklı şekilde düşünmeye iten her neyse onu görebilmek. Şimdi dijital olan güncel, çünkü yeni! Bugüne kadar hayal edemediğimiz şeyler gerçekleşti; şimdiki nesil dijital olmadan nasıl yaşanacağını tahmin bile edemez. Dijital artık kendimizi ifade edebilmenin yeni yolu kısaca...

■ Serginiz İstanbul’a gelmeden nereleri gezdi?

İngiltere’de başladı. Barbican Sanat Merkezi’nin 35 yıllık tarihinde en başarılı sergisi oldu. 2 yıl önce sergiyi açtığımızda tüm zamanların rekoru kırıldı. Ardından Stokholm’e ve Atina’ya gitti, ilgi çoktu.. İstanbul’daki ziyaretçilerin de seveceğinden eminim. 250 binden fazla kişi Digital Revolution’ı gezdi. 250 bin kişi çok fazla görünmeyebilir ama çağdaş sanat için fazla.

■ İstanbul’dan sonraki durağı neresi olacak?

Çok güzel soru, henüz bilmiyorum. Birkaç fikir var kafamda. Bazı sanatçılar işlerini, kendi görmek istediği şehirlere götürmeye alışıyor. Kararı sonra vereceğiz.

■ İstanbul’daki ziyaretçilerden beklentiniz ne?

İnsanlar bugüne kadar bilmediği pek çok şeyi keşfedecek, dünyayı yeni yollardan görmeye başlayacak. Eser sahiplerinin sürprizleri karşısında şaşıracaklar.

■ Yani herkes gelsin mi bu sergiye?

Teknoloji fobisi olanlar bile... Kesinlikle! Teknolojiyle hiç alakası olmayanlar da gelsin. Belki işi başka tarafından görmeye başlarlar. Şimdi neler oluyor, dijitalin gelecekteki potansiyeli ne, hepsini görsünler... Üstelik küçük çocuklar için de uygun.

■ Sergiyi gezdikten sonra nasıl hissedeceğiz kendimizi?

Daha yüksek modda olacaksınız. Hayatınızın geri kalanını farklı pencerelerden görmeye başlayacaksınız.

■ Sizin favori eseriniz hangisi?

Chris Milk’in eseri.

‘SÖZCÜKLER İSTANBUL’U ANLATMAYA YETMEZ’

■ İstanbul’a ilk gelişiniz mi?

Şanslıyım ki ilk değil, 3-4 kez geldim ama iş içindi. Vakit bulduğum her an şehri keşfetmek için gezdim. Sözcükler İstanbul’u anlatmaya yetmez; büyüleyici ve her köşesinde gizem var.

■ Var mı “Uğramadan dönmem” dediğiniz bir yerler?

Doğru telaffuz edemeyeceğim muhtemelen ama Karokoy?

■ Karaköy.

Evet! Ama İstanbul’un her köşesini seviyorum. Kaybolması bile güzel...


Zorlu Performans Sanatları Merkezi Genel Müdürü Murat Abbas:

ATİNA'DAN DAHA GÜZEL YAPTIK

■ Barbican’dan sergi getirme fikri nereden çıktı?

Kokteyl, defile, iş toplantıları için kullandığımız Sky Lounge, sergi alanına çevrildi. Buraya yakışacak sergileri araştırırken dünyanın en önemli sergi alanlarından Londra’daki Barbican Sanat Merkezi ile yollarımız kesişti. Digital Revolution’nun iyi bir başlangıç olacağını düşündük. Üstelik bu Barbican ile anlaşmalı son sergi de değil. Önümüzdeki yılbaşında Game On’u da getireceğiz. Hatta yapım aşamasındaki, dünyayı gezecek yeni sergisinin de ortağı olacağız. Başka işler de yapacağız. Mesela bu yaz Toronto Film Festivali’nden bir dijital sanat sergisi getireceğiz.

■ Sergi aklınızdaki etkiyi verdi mi?

Atina’dan daha güzel yaptık, daha etkili oldu. Bu kadar güncel bir içeriğin İstanbul’a gelmesi yurtdışına gitme imkânı olmayan
için de bir fırsat.

■ Digital Revolution kime hitap ediyor?

Teknoloji, delilerinin malı olmaktan çıktı. Dijital artık anneannelerimizin de elinde... Yani klişe olacak ama 7’den 70’e
herkese açığız.

■ İstanbul’daki sanat dönüşümünü nasıl yorumluyorsunuz?

Huzurlu bir coğrafyada yaşasaydık her şey daha farklı olabilirdi. Yurtdışından gelen sanatçılar buranın enerjisinin çok yüksek olduğunu söylüyor... Oysa şehrin fırsatlarından tam anlamıyla yararlanamıyoruz. Yine de sergi sayısı arttı, içerikler renklendi. Ayrıca toplumun her katmanına yayıldı. Bugünleri atlattığımızda bizdeki sanatsal dönüşüm yakın coğrafyalara da yayılacak.