Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Esenyurt'ta arkadaşıyla hırsızlık şüphesiyle gözaltına alındıktan sonra kaçan Ömer Barış Topkara'nın, teslim olmak için durduğu sırada ölümüne sebep olduğu iddia edilen polis memurunun yargılanmasına devam edildi.

AA'nın haberine göre, Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu polis memuru H.D.S. ile Topkara'nın babası Seyfettin Topkara ve kardeşi Neslihan Aydın katıldı. Mahkeme Heyeti Başkanı İlhami Yılmaz, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın avukatı Büşra Öztürk'ün davaya katılma talebinde bulunduğuna ilişkin dilekçe gönderdiğini belirtti. Yılmaz, kamera kayıtlarındaki konuşmaların dudak okuma analizine ilişkin bilirkişi raporunun dosyaya geldiğini söyledi.

Ulusal Kriminal Büro tarafından hazırlanan raporda, kamera kayıtları üzerinde dudak okuma çalışması yürütüldüğü, ancak polis memurunun genç erkek şahıslara karşı söylediklerinin tespit edilemeyeceği belirtildi.

Başkan Yılmaz, olay anına ilişkin kamera kayıtlarının inceleyen teknik bilirkişi Mustafa Çamlıbel tarafından hazırlanan raporun da gönderildiğini kaydetti.

Raporda, hırsızlık olayının ardından yakalanıp birbirlerine kelepçelenen maktul ve arkadaşının kaçmaya çalışması üzerine polisin silahını çekerek peşlerinden koştuğu, bunun üzerine maktul ve yanındakinin durduğu, maktulü yakalayan polisin sağ elindeki silahı havaya kaldırdığı ve maktule doğru vurmak için indirdiği, maktulün sağ olmuz bölgesine vurduğu anda silahın namlu uç bölgesi ile şahsın sağ kafa bölgesi arasında gaz oluşumu göründüğü, silahın da bu anda ateş aldığı ifade edildi.

Sanık polisin maktulün omuzuna silahın kabzasıyla vurduğunda sağ işaret parmağının tetik bölümünde olduğu vurgulanan raporda, vurmanın etkisiyle polisin tetiğe bastığı anın yapılan görüntü iyileştirme çalışmaları sonucunda net bir şekilde tespit edildiği kaydedildi.

"ELİM TETİKTE DEĞİLDİ"

Polis memuru H.D.S, ilk duruşmada verdiği ifadesinde, "Şahıslara yere yatmadıkları ve benim de tek kişi olmam sebebiyle bana karşı mukavemet edip tekrar kaçacaklarını düşündüğümden, şahısları yere yatırıp muhafaza altına almak için müdahale ettim. Bu esnada elim tetikte olmamasına rağmen, silahım ateş aldı. Şahsın yere düştüğünü ve başından kan geldiğini gördüm. İlkyardım uyguladım. Üzüntü sebebiyle sinir krizi geçirip bayılmışım." söylemişti.

Duruşmada söz alan Sanık H.D.S, olayda kastı olmadığını belirterek, üzgün olduğunu, aileye tekrar başsağlığı dilediğini söyledi.

Müşteki avukatı Fatih Köse, bilirkişi raporuna göre sanığın sağ işaret parmağının tetikte olduğu, vurma neticesinde polisin tetiğe basma anının iyileştirilen görüntülerde net olarak tespit edildiğini belirterek, "Bu olası kast ile kasten adam öldürme hususunun delilidir. Suçun vasfı ve öngörülen ceza miktarı göz önüne alınarak sanığın tutuklu kalmasını talep ediyoruz." dedi. Sanığın avukatı Mustafa Yücel, raporu kabul etmediklerini söyledi.

Mahkeme, sanık polisin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Üye hakim Halil Serin, atılı suçun vasfının değişme ihtimalini, önemli delillerin toplanması ve tutuklanmanın tedbir olmasını, tutuklu kaldığı süreyi dikkate alarak, karara sanığın tahliye edilmesi yönünde muhalefet şerhi koydu.

Esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için dosyanın Cumhuriyet savcılığına gönderilmesini karara bağlayan mahkeme, duruşmayı erteledi.

KOVALAMACA 150 METRE SÜRDÜ

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, 16 Şubat 2017'de Ömer Barış Topkara (16) ile arkadaşının hırsızlık sonrasında kolluk kuvvetleri tarafından yakalandığı, ardından sağlık raporu alınmak üzere Esenyurt Devlet Hastanesi'ne götürüldüğü belirtildi.


İddianamede, elleri birbirine kelepçeli Topkara ile arkadaşının işlemleri sırasında kaçarken takipteki polis memurunun hastane kapısında havaya bir el ateş ettiği anlatılarak, ''Söz konusu kovalamacanın yaklaşık 150 metre sürdüğü, çocuklar teslim olmak üzere durmalarına rağmen polis sanık H.D.S'nin (20), maktul Ömer Barış Topkara'nın omuz hizasına silah bulunan eliyle vururken silahın ateş alması sonucu maktulün vefat ettiği anlaşılmıştır." denildi.

Sanığın olası kastla hareket ettiği, olayın kastedilenden daha ağır sonuçlandığı aktarılan iddianamede, sanık H.D.S'nin ''çocuğu, beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak kişiyi olası kast ile öldürme'' suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılması istendi.