Hakim Mustafa Ö., FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından açığa alındı. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında 17 Temmuz 2016’da gözaltına alındı, 19 Temmuz’da ise nöbetçi hakimlik tarafından “anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs ve terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuklandı. Tutuklama kararının kesinleşmesinin ardından Mustafa Ö., 12 Ağustos’ta Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu.

7 AY SONRA TAHLİYE EDİLDİ

Dosya yetkisizlikle önce Ankara’ya ardından da İstanbul’a gitti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebi üzerine Mustafa Ö., 7 ay sonra yani 20 Şubat 2017’de İstanbul Sulh Ceza Hakimliği tarafından adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Bu karar sonrasında dosya yeniden yetkisizlik kararı ile Bursa’ya gönderildi.

SAVCILIK CEZALANDIRILMASINI İSTEDİ

Soruşturmasını tamamlayan Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, Mustafa Ö.. hakkında “terör örgütü üyesi” olduğu iddiasıyla iddianame düzenledi. Bazı örgütle iltisaklı isimlerle telefon irtibatı, sosyal medyada örgüt propagandası yapılan hesapların takip edilmesi ve KHK ile kapatılan YARSAV üyesi olması gibi bulgular “örgüt üyeliği delili” olarak iddianamede yer aldı.

MAHKEME BERAAT KARARI VERDİ

Mustafa Ö., Savcılığın bu isnatları uyarınca Bursa 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Mahkeme 2 Nisan 2019’da tamamlanan yargılama sonucunda Mustafa Ö.’nün “silahlı terör örgütü üyeliği” suçlamasından beraatına karar verdi. Mahkemenin gerekçeli kararında; sosyal medyada örgüt propagandası yapılan hesapların takip edilmesi ve KHK ile kapatılan YARSAV üyesi olması gibi tespitlerin örgüt üyeliği için yeterli delil olmadığına vurgu yapıldı. Savcılık bu kararı İstinaf’a taşıdı.

AYM: KİŞİ HÜRRİYETİ VE GÜVENLİĞİ HAKKI İHLAL EDİLDİ

Dosyanın İstinaf incelemesi sürerken, Anayasa Mahkemesi eski Hakim Mustafa Ö.’nün bireysel başvurusunu karara bağladı. Yüksek Mahkeme, 7’ye karşı 9 oyla Mustafa Ö.’nün; “tutukluluğun hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği” hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Yüksek Mahkeme, 7 ay cezaevinde kalan Mustafa Ö.’ye 27 bin 500 TL tazminat ödenmesini de kararlaştırdı.

GEREKÇEDE ÇARPICI TESPİTLER

Yüksek Mahkeme’nin gerekçeli kararında FETÖ soruşturmalarıyla ilgili çarpıcı tespitlere yer verildi. O tespitler şöyle:

İHRAÇ KARARI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL: Darbe teşebbüsü sonrasında ilan edilen olağanüstü hâl döneminde alınan görevden uzaklaştırma, kamu görevinden veya meslekten çıkarma tedbirlerinin yukarıda belirtilen özellikleri, bu tedbirlerin uygulanabilmesi için gerekli şartların niteliği birlikte dikkate alındığında başvurucu hakkında görevden uzaklaştırma ve/veya kamu görevinden çıkarma tedbirlerinin uygulanmasının -tek başına- suç işlediğine dair kuvvetli bir belirti olarak kabulü mümkün değildir.

YARSAV ÜYELİĞİ İÇİN ‘TALİMAT’ KRİTERİ: Suçlamaya esas alınan olgular arasında başvurucunun YARSAV üyesi olmasının yer aldığı görülmektedir. Anılan Derneğin hâkim ve savcılara yönelik bir sivil toplum örgütü olarak 2006 yılında kurulduğu bilinmektedir. Ancak kuruluşundan bir süre sonra FETÖ ile bağlantılı bazı yargı mensuplarının bu Derneğe üye olduğu FETÖ ile bağlantılı olarak yürütülen birçok soruşturma ve kovuşturma belgesinde ifade edilmiştir. Öte yandan darbe teşebbüsünden sonra ilan edilen olağanüstü hâl döneminde alınan tedbirler kapsamında 667 sayılı KHK ile YARSAV ‘FETÖ'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatının belirlendiği’ gerekçesiyle kapatıldı. Bununla birlikte YARSAV üyeliğinin örgütsel bir faaliyet olarak değerlendirilmesi ancak bunun terör örgütünden alınan bir talimat uyarınca gerçekleştiğinin ortaya konulması hâlinde mümkündür. Aksi durumda farazi bir kabulden hareket edilerek kuvvetli suç belirtisi değerlendirmesi yapılması söz konusu olabilir. Nitekim Yargıtay’ın içtihadı da bu doğrultudadır. Bu bağlamda somut olay incelendiğinde 2010 yılında YARSAV'a üye olduğu anlaşılan başvurucu için bu yönde bir tespitin olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir.

TELEFON GÖRÜŞMELERİNİN İÇERİĞİ YOK: Soruşturma mercilerinin başvurucunun, hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma yürütülen kişilerle telefon görüşmelerinin olduğunu belirterek bu hususu da suçlamaya dayanak bir olgu olarak değerlendirdikleri görülmektedir. Başvurucu, belirtilen görüşmelerin görev nedeniyle mesleğe yönelik olarak yapıldığını savunmuştur. Soruşturma makamlarınca söz konusu telefon görüşmelerinin örgütsel bir ilişki çerçevesinde yapıldığı yönünde bir tespit ya da iddiada bulunulmadığı görülmektedir. Görüşmelerin içeriğine ilişkin herhangi veri de mevcut değildir. Ayrıca söz konusu görüşmelerin FETÖ'nün yargı alanındaki yöneticileriyle gerçekleştirildiğine dair bir belirlemede de bulunulmamıştır. Öte yandan yargı mensuplarının yaklaşık üçte biri hakkında FETÖ ile bağlantılı suçlardan soruşturma yürütüldüğü, toplamda ise anılan suçlar dolayısıyla yüz binlerce kişi hakkında soruşturma açıldığı hatırda tutulmalıdır. Bu durumda somut olayın koşulları itibarıyla -içeriği belli olmayan- bu telefon görüşme kayıtlarının örgütsel bir ilişki bakımından kuvvetli suç belirtisi olarak kabulü mümkün görünmemiştir.

TANIK BEYANI YOK: Başvurucu hakkındaki tanık beyanlarında da başvurucunun FETÖ üyesi olduğu veya bu yapılanma ile örgütsel bir ilişkisinin bulunduğu yönünde bir açıklama mevcut değildir.

BYLOCK TESPİTİ YETERSİZ: Somut olayda soruşturma mercilerince başvurucunun ByLock programı kullandığına veya kullanmak üzere telefonuna indirdiğine dair bir iddiada bulunulmamıştır. Başvurucuya ait olduğu ifade edilen bir elektronik posta adresinde bu uygulamaya ait izler bulunduğu belirtilmişse de kapsamı ve mahiyeti anlaşılamayan bu izlerin başvurucunun söz konusu uygulamayı kullandığını ya da yüklediğini ortaya koymadığı anlaşılmaktadır. Nitekim ilk derece mahkemesince de anılan izlerin ByLock kullanımı bakımından yeterli bir veri olarak kabul edilmediği görülmektedir.

ÖRGÜT HESAPLARINI TAKİP ÖRGÜT MENSUBİYETİNİ ORTAYA KOYMAZ: Başvurucunun konutunda ve işyerinde ele geçirilen dijital materyallerin internet geçmişi çıkarımlarından, örgütün propagandasını yaptığı bilinen sosyal medya hesapları ve internet sitelerini takip ettiği, buralarda paylaşılan bazı ses ya da video kayıtlarını izlediği, haber ve yorumları okuduğu belirtilmiştir. Kişilerin örgütün propagandasını yapan sosyal medya hesaplarını ve internet sitelerini çok farklı amaçlarla takip edebildikleri bilinen bir gerçektir. Kamu makamlarının, bir kimsenin örgütün propagandasını yapan internet sitelerine ve sosyal medya hesaplarına girmesinin ve bunları takip etmesinin örgütsel amaçla yapıldığını gösteren somut olguları ortaya koyamadığı sürece bunların suç işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Somut olayda soruşturma ve kovuşturma makamları başvurucunun örgütsel bir amaçla bu siteleri ve sosyal medya hesaplarını takip ettiğini ortaya koyabilmiş değillerdir. Bu nedenle başvurucunun örgütün propagandasını yaptığı bilinen sosyal medya hesapları ile internet sitelerini takip etmiş olmasının başvurucu ile FETÖ arasındaki mensubiyet ilişkisini ortaya koyan bir olgu olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir. Yargıtay’ın benzer nitelikteki verilere ilişkin olarak yaptığı değerlendirmelerin de aynı özellikte olduğu görülmektedir.

SUÇ İŞLENDİĞİNE DAİR BELİRTİLER ORTAYA KONMALI: Tutuklama tedbirinin uygulanması suretiyle bireylerin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına keyfi olarak müdahale edilmemesini sağlayacak güvencelerin başında suç işlendiğine dair belirtinin ortaya konulması gelmektedir. Suç işlendiğine dair belirtinin bulunması tutuklama tedbiri için ön koşul olduğundan aksi durumun kabulü, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin tüm güvencelerin anlamsız hâle gelmesi sonucunu doğurur. Dolayısıyla -hangi nedenle benimsenmiş olursa olsun- olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde de kişilerin suç işlediklerine dair belirti bulunmadan tutuklanmaları durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olarak kabul edilemez. Somut olayda soruşturma makamlarının başvurucunun suç işlediğine dair belirtileri somut olgularla ortaya koymadan tutuklama tedbirine başvurdukları sonucuna varılmıştır.

7 ÜYEDEN MUHALEFET ŞERHİ

AYM’nin bu kararına 7 üye muhalefet etti. 7 üye birlikte kaleme aldıkları muhalefet şerhlerinde özetle şu tespitlere yer verdi:

“İlk tutuklama anında ülkenin içinde bulunduğu genel koşullar ile isnat edilen suçun niteliği, ayrıca HSYK 2. Dairesi’nce başvurucunun FETÖ üyeliği şüphesiyle açığa alınmış olması olgusu birlikte dikkate alındığında, başvurucunun tutukluluğunun hukuki olmadığı sonucuna katılmaya imkân görülmemiştir. Soruşturma aşamasında elde edilen ve yukarıda işaret edilen bilgi, tespit ve olgular da bu kararı teyid eder mahiyettedir. Başvurucunun yargılama sonunda beraat etmesinin (ki bu karar da Cumhuriyet Savcısınca aleyhe temyiz edilmiş olup yargılama İstinaf Mahkemesin de derdesttir) ise ilk tutuklama bakımından bir sonuç doğurmayacağı, beraat/mahkûmiyete ilişkin delil değerlendirmesinin, ilk tutuklamada dikkate alınacak tutuklama nedenlerinin hukukiliğini müspet ya da menfi yönde etkileyecek bir mahiyetinin olamayacağı izahtan varestedir. Açıklanan nedenlerle; başvurucu hakkındaki ilk tutuklama kararında suç işlediğine dair kuvvetli belirtilerin yeterince ortaya konulduğu, dolayısıyla bu tedbirin uygulanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlâl edilmediği kanaatine vardığımızdan; aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.”

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri