Türkiye'nin 728 bin dekar dikili alanla yıllara göre değişiklik gösterse de 500 ila 900 bin ton arası fındık ürettiğini bildiren Gürsoy, bu yıl verimin iyi olduğunu ve yıl sonunda 800 bin ton civarında fındık üretimi olmasını öngördüklerini kaydetti.

Üreticiler olarak özellikle altyapıda olan sorunların üzerine gittiklerini belirten Gürsoy, "Biz ihracatçıyız ama fındığın üretimindeki sorunlara da eğilmek zorundayız. En önemli sorun, özellikle kırsal kesimden büyük şehirlere önemli bir nüfus akımı var. Kırsalın boşalması hem fındık üretiminde verimin düşmesine aynı zamanda maliyetin artmasına sebep oluyor. Bugün Karadeniz çiftçisinin yaklaşık yüzde 70'i şehirlerde yaşıyor. Yani, üretime emeğini veren insan sayısı gittikçe azalıyor." diye konuştu.

En önemli sorunlardan bir diğerinin de bahçelerin yaşlanması olduğunu vurgulayan Gürsoy, "Yaşlanan bahçede de verim düşüyor. Bunu engellemek için bahçelerin yenilenmesi lazım ama yenileme operasyonu masraflı bir operasyon, aynı zamanda emek isteyen bir operasyon... Yeni fındık bahçesi 4-5 yılda verime geçiyor, dolayısıyla zaman isteyen bir mesele." ifadelerini kullandı.

"VERİMİ YÜKSEK ÇEŞİTLERİN DİKİLMESİ LAZIM"

Dursun Oğuz Gürsoy, Türkiye'de bundan sonra dikilecek fındıkların yüksek kalite olması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Türkiye'de yeni dikim yapılacağı zaman belli kalitede fındıkların dikilmesinde de yarar var. Yani hem verimi yüksek, aynı zamanda global ısınmadan kaynaklanan iklim değişikliklerine dayanıklı, verimi yüksek çeşitlerin dikilmesi lazım. Bu konuda İhracatçı Birlikleri olarak Giresun'daki Fındık Araştırma Enstitüsü'ne bir gen laboratuvarı projelendirdik ve tanıtım grubumuzdan da destek aldık. Önümüzdeki günlerde bu laboratuvar vasıtasıyla yeni fidanlar üretilecek. Daha evvel enstitünün yapmış olduğu araştırmalar neticesinde amacımız, verimi yüksek ve don hadiselerine dayanıklı çeşitlerin bölgede yayılmasını sağlamak."

Türkiye dışındaki diğer ülkelerin de fındık üretiminin arttığına işaret eden Gürsoy, "Bu artışta da en büyük payı Gürcistan ve Azerbaycan gibi ülkeler alıyor. Bu yılki rekolteleri düşük ama devamlı dikim var. Dolayısıyla artık Türkiye'nin geleceğe farklı bir şekilde bakması lazım. Rekabeti, fiyat politikasını ve özellikle maliyet politikasını çok ciddi şekilde gözden geçirmesi lazım. Aksi takdirde maliyetleri bizden çok daha ucuz olan ve verimi çok yüksek olan ülkeler Türkiye'ye rakip olacaklar." şeklinde konuştu.

TÜRKİYE FINDIKTAKİ BU DÖNÜŞÜMÜ BAŞARACAKTIR

KFMİB Başkan Yardımcısı Gürsoy, Türkiye'nin, büyük bir ülke olduğunu ve fındıktaki bu dönüşümü başaracağına inandığını ifade ederek, dünyada trendlerin çok değiştiğini söyledi. Gürsoy, insanların bilinçlendikçe, eğitim düzeylerinin arttıkça ve ülkelerin geliştikçe tüketim alışkanlıklarının değiştiğini kaydetti.

Yeni pazarlara açılmanın önemine işaret eden Gürsoy, "Bundan 15-20 yıl evvel Çin'e yıllık 300 ton fındık satıyorduk. Bugün sadece eylül ayında bin 250 ton fındık sattık. Yani, Türkiye, Çin'e 2009'da yapılan ihracatı 3 haftada yaptı. Bu şunu gösteriyor; yeni pazarlara açılmamız gerekiyor. Bu pazarlarda önümüze çıkan vergi bariyerlerini aşmamız için devletler arası anlaşmaları yeniden gözden geçirmemiz ve özellikle fındığın vergi baskısını ortadan kaldırmamız lazım." dedi.

"BU SEZON 310 BİN TON FINDIK İHRAÇ EDİLEBİLİR"

Dursun Oğuz Gürsoy, 2023 hedeflerine de değinirken, şu görüşleri dile getirdi:

"2023 hedeflerine baktığınız zaman işlenmiş ürün ihracatının geliştirilmesi, 350 bin ton ihracat, 3,5 milyar dolar fındık ihracatı hedeflenmişti. Bu hedefe ulaşıp ulaşamayacağımızı zaman gösterecek ama bu yıl ihracat gayet güzel gidiyor. Sezonun ilk ayında (eylül) geçen yıla göre ihracatımız yaklaşık yüzde 75 artmış durumda. Bir ayda 46 bin ton civarında iç fındık ihracatı yapıldı. Bu hızla devam ettiğimiz takdirde bu sezon, yani 2019/2020 sezonu 310 bin ton fındık ihraç edilebilir."

Bazı ülkelerde özellikle işlenmiş fındık üzerinde çok büyük ithalat vergisi yükü bulunduğunu ifade eden Gürsoy, "Bizim daha yüksek katma değerli ürünleri satmamız lazım. Maalesef Türkiye bugün, ürününün yüzde 57'sini natürel formda, geri kalanı işlenmiş olarak satıyor. Bu oranı değiştirmemiz lazım. Fındığı işlenmiş formda, çikolata, pasta ve bisküvinin içinde satabilirsek ülkemize uzun dönemde 5-6 milyar dolar getiri sağlamamız mümkün olacaktır." dedi.

24 SAATGÜNÜN ÖZETİ
24 saat
24 saat günün önemli haberleri ve gelişmeleri