Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması

Seni tanıyalım. Nereden mezunsun? Ne yapıyorsun?

Ben Görkem Sofu. Reklam yönetmeniyim. Bir prodüksiyon şirketinin de sahibiyim. Çoğunlukla, metinlerini kendimizin yazdığı televizyon ve dijital reklam filmleri çekiyoruz. Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Lisans, Maastricht Üniversitesi Yüksek Lisans mezunuyum. Bir süre Brüksel’de kendi alanımda çalıştıktan sonra aklımda olan şeyi, yani stand up’ı yapmak için Türkiye’ye gelip film sektöründe çalışmaya başladım.

Underground mizah nedir?

Aslında böyle bir tabir kendi kendini oluşturdu. Ama kabaca filtresiz mizah ya da yapım aşamasındaki stand up diyebiliriz. Büyük sahnelere hazırlanırken oluşturulacak metinlerin piştiği atmosferdir diyebiliriz yeraltı mizah. Amatörlükten doğan enerji hepimizi besliyor, heyecan veriyor. Cem abi’nin (Yılmaz) ilk zamanlarda sahne aldığı mekanlarda yaptığı şey de yeraltı mizah.

Siz ne yapıyorsunuz? Bu macera nasıl başladı?

Yurt dışında çokça yapılan bir mizah konseptini yapıyoruz. Yani bir mikrofon var bir kaç komedyen var, belirli süreleri var ve sıra sıra çıkıp sizi güldürüyorlar. Bizim anlatacak çok tespitimiz ve hikayemiz vardı fakat çıkacak sahnemiz yoktu. Biz de ilk Ankara’da terk edilmiş bir tiyatro sahnesinde amatör komedi geceleri düzenledik. Hem ilginin çokluğu hem de çıkıp anlatacak insanların sayısı bizi şaşırtmıştı. Doğru bir hareket yaptığımızı o gün anlamıştık. İlgi arttıkça ufak ufak sahnelerde birden çok bağımsız organizasyon olmaya başladı. Biz de bunu İstanbul’a taşıdık. Pek çok mekanda gösterilerimize devam ettik.

Peki neden hala çok az sayıda komedyen var?

Ben bu aşamayı Türkçe Rap’in gelişim serüvenine benzetiyorum. Önceleri mekanların kullanılmayan boş alanlarında 10-15 kişiye konser veren rapçi arkadaşlarımız, sonrasında böyle bir algı ve isteğin oluşmasıyla tanınarak çok güzel işler başardılar. Ve bunu kendi elleriyle inşa ettiler resmen. 5 yıl önce Rap diyince akıllara 3-5 isim gelirdi, şimdiki durumu görüyorsunuz. Stand Up’ta da tamamen aynı durum var. Bizim de totalde bu algıyı yaratmak için maksimum bir kaç yılımız kaldı. Ama bu sırada tek tük çıkanlar kesin olacaktır.

Kendilerini göstermede bir sorun var diyebilir miyiz?

Kesinlikle diyebiliriz. Ürünü sattıran ambalajdır. Bize gelip de fazla doz gülmeden ayrılan yok. Bu ne demek? İçerik var, yatırımcıya ve ambalaja, birisinin bizi ya da tek tek bizleri pazarlamasına ihtiyaç çok. Burası bu amaca hizmet ediyor bir vitrin. Zaten bunu kurmamdaki amaç da tam olarak böyle bir ihtiyacın hasıl olmasından.

Pera’da yaptığınız komedi gecelerinin detayı nedir?

Eylül'den beri pera komedi geceleri adı altında her hafta Maestro Donizetti’de stand up yapıyoruz. Bu hafta bir gala düzenliyoruz. Bu haftaki performans bir internet televizyonu için kayda alınacak. 25 Şubat salı günü saat 21:00'de kapı açılış ve kokteyl, 21:30'da sahne.

Sonraki planların nelerdir?

Aslında Stand Up 1. Dünya Savaşı'ndaki motivasyon konuşmacıları sonrasında batının (İngiltere, Amerika, İrlanda, İskoçya vs.) geliştirdiği bir konsept olarak pazarlansa da, bizdeki tarihi çok daha eski. Meddahlık bizde yüzlerce yıldır var. Biz asla kendimize Meddah demiyoruz, fakat o dönemki ustalara ve enerjiye, oluşan ilgiye öykünüyoruz. Direklerarası'ndaki pek çok mekanda bundan yüzlerce yıl önce oyunlar düzenlenirmiş. Şimdi o direkler bile yıkıldı yerinde yok. Biz de gösterilerimizi özellikle tarihi, ruhu olan yerlerde yapmayı tercih ediyoruz. Çünkü bunun alt metni tarihimize ve kültürümüze sahip çıkmak amacıyla bizim için çok değerli. Mesela Meastro Donizetti’de yapacağımız gösterinin bir amacı da Pera’yı eski günlerine döndürmek. "Taksim bitti” kelimesi cidden bitsin istiyoruz.