Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Gündem Politika Başbakan Davutoğlu yazarımız Muhsin Kızılkaya'nın sorularını yanıtladı Başbakan Davutoğlu'ndan önemli açıklamalar Davutoğlu: Kürt gramer kitabı aldım

        MUHSİN KIZILKAYA / HT GAZETE

        Partisinin Diyarbakır ve Batman il kongrelerine katılan Başbakan Ahmet Davutoğlu, gündemdeki konulara ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.

        Davutoğlu, “Cumhurbaşkanı’mızla aramda yetki ve sorumluluk çatışması yoktur” dedi.

        “Çözüm süreci kamu düzenine bağlı” diyordunuz. Kamu düzeni tam olarak sağlanmış olsaydı çözüm süreci hangi noktada olacaktı?

        İyi şeyler olacak, oluyor. Sokaklarda olağanüstülük yok. Mesafe alınmadı değil. Bugün sokaklarda muazzam ilgi vardı. Selahattin Demirtaş Konya’da ne kadar kolay kongre yapıyorsa, HDP Konya’da ne kadar kolay siyaset yaptıysa AK Parti ya da başkaları da burada aynı rahatlıkla siyaset yapmalı. Hiçbir Konyalının aklından baskı yapmak gelmez, burada da gelmemeli. Belediye çöpçüsü görüntüsü altında baskı yapıyorlar. Buna kimsenin hakkı yok. Birçok insani bölgeden sürme çabası var. n

        “Çözüm sürecinde nehrin yarısı geçildi” demiştiniz. Diğer yarısı için bir süre verebiliyor musunuz?

        6-7 Ekim olayları sırasında çok büyük vandalizm oldu. Ama PKK, HDP, HÜDA PAR’ı bir kenara koyun. Halk nehrin yarısını geçtiğini gördüğü için tepki gösterdi. Kamu düzeni olsun diye devleti çağırdı. Öldürülen çocukların aileleriyle görüştük. Bir hanım dedi ki, ‘Biz sizi yanımızda görmek istedik ama göremedik’ dedi. ‘Siz derken neyi kast ediyorsunuz?’ dedim. ‘Devleti görmek istedik, polisi görmek istedik’ dedi. Polis oradaydı ama her yere ulaşmak mümkün olmadı. ‘Devleti görmek istedik’ dedi. Devlet oradaydı. Birileri oradan Kobani gibi şeyler çıkarmak istedi. Buraları yaktı, yıktılar. 1 ay içinde yeniden inşa ettik. O travmayı atlattık. İnsanların yüzleri gülüyor. Caddeler pırıl pırıl oldu. Biz yaptık bunu. Çözüm süreci için yoğun görüşmeler sürüyor. Seçime gidiyoruz. İnşallah sükûnet içinde seçimleri yaparız.

        Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlık ettiği Bakanlar Kurulu toplantısına ilişkin olarak bugüne kadar değerlendirme yapmadınız. Ne diyeceksiniz?

        Bunun olumsuz bir sonucu hiçbir şekilde olmaz. Cumhurbaşkanı’mızla konuştuk, iyi bir istişare oldu. Kendisinin tecrübelerinden istifade ettik. İkinci ise bugünkü hukuki zemin içinde hesap verme Bakanlar Kurulu’na ve Başbakan olarak bana aittir. Yanlış giden şeyler olursa Cumhurbaşkanı’mız ilzam edilemez. Hesap verecek olan hükümettir. Burada bir sorumluluk ve yetki çatışması bekleyenler art niyetli bir tutum içindeler. Cumhurbaşkanı’mız hükümetimize kanaatleriyle, fikirleriyle destek verir. Üçüncüsü ise Türkiye’de özgürlükçü bir Anayasa reformuna ihtiyaç vardır. Anayasa reformu için de siyasal sistemin ne olması gerektiğine ortak akılla yeniden bakarız. Ama seçimlere giderken hesabı verecek olan hükümettir. Cumhurbaşkanı’mızla benim aramda bir yetki ve sorumluluk çatışması yoktur. Böyle bir değerlendirme hem art niyetlidir hem siyasi sürece zarar verir. Bundan bizim olumsuz etkileneceğimizi kimse düşünmesin.

        Yüce Divan oylamasında AK Partiden 50’ye yakın fire var. Parlamentodan çıkan kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

        Değerlendirmeleri takip ettim. Parlamentoda bulunmayışım herhangi bir kasta mebni değil (kasta dayanmıyor). Cameron Türkiye’ye geldiğinde o tarihi tespit ettik. Ben orada tam 9 toplantıda konuştum. Ocak ayını Avrupa ayı olarak ilan ettim. Volkan Bozkır’a da talimat verdim. ‘Ocak ayında Almanya, İngiltere, Brüksel’e gitmek istiyorum’ dedim. Türkiye’de bazen olan olaylara olduğundan fazla anlam yükleme alışkanlığı var. 5 Ocak’ta bunun erteleneceğini bile bilmiyorduk. AK Parti’nin bütün milletvekilleri aynı yönde oy verselerdi bu sefer de ‘Grup kararı alındı, milletvekillerinin iradelerine baskı yapıldı’ diyeceklerdi. Ben ta başında söyledim; “Komisyona en ufak bir müdahalem olmaz”. Zaten Anayasa’ya aykırı. Grupta AK Parti’nin birliği ve beraberliği önemli. “Bu bir darbe teşebbüsü” dedim. AK Parti ve parlamentonun genel aklı, 17 Aralık’ın bir darbe teşebbüsü olduğu kanaatini teyit etmiştir. AK Parti Grubu ve Meclis, bir ortak akıl etrafında oy kullanmıştır. Bu arada farklı kanaate sahip arkadaşlar da o kanaatleriyle oy kullanmışlardır. Bu AK Parti’nin farklı bir kanaati olduğu anlamına gelmemiştir. Ha AK Parti’nin grup kararı aldığı bir konu olsaydı o zaman AK Parti’nin birlik ve beraberliği test edilmiş olurdu. Örneğin iç güvenlik reformunda AK Parti grup kararı almıştır. Orada farklı kanaat olmaz. Ama yasa “Herkes tek başına karar verir” dediği konuda, bu sonucu fire ve AK Parti içinde çatlak olarak değerlendirmem. Arkadaşlarımızın değişik kanaatleri olmuşsa herkes ona saygı duymak zorundadır.

        'KÜRTÇE GRAMER KİTABI ALDIM'

        Kürtçe’yi nasıl öğreneceksiniz?

        Aslında yavaş yavaş öğreniyorum. Dikkat ederseniz bir ilerleme var. Eve çok güçlü bir Kürt gramer kitabı aldım. Kürt edebiyatı üzerine de epey iyi bir koleksiyonum var. Aslında hiçbir Kürtçe altyapım yok. Yalnız her Türk iyi dinlerse Kürtçe’yi anlar. Kürtçe’de de Türkçe’de de çok fazla Arapça ve Farsça kelime var.

        Size ilk defa “Serok Ahmet” denildi...

        Memnun oldum (Gülerek). “Biji Serok Ahmet...” Güzel bir his. Boşnakça “Başbakan Ahmet” demiş olsalardı bundan rahatsızlık duyar mıydım? Duymazdım. Hatta gurur duyardım. Yurtdışında denilince rahatsız olmazdım da Türkiye’de Kürtçe biri “Serok Ahmet” dediğinde niye rahatsız olayım?

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ