Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Eyüp TATLIPINAR / HABERTURK.COM

1 Kasım seçimleri yaklaşırken herkes benzer sorulara yanıtlar arıyor. AK Parti tek başına iktidarı sağlayacak oy oranını yakalayabilecek mi? HDP bu kez ne kadar oy alacak, baraj altında kalma ihtimali var mı? MHP'den AK Parti'ye oy geçişi yaşanacak mı? Güvenlik politikalarının öne çıktığı bugünlerin gerilimli ortamı oyları nasıl etkileyecek?

Soruların yanıtları için başvurulan kaynaklar elbette ki anketler. Yine birbiri ardına açıklanıyorlar... Fakat son zamanlarda dünyadan gelen haberler, zaten her dönem belli kuşku paylarıyla yaklaşılan anket sonuçlarını mizahunsuruna dönüştürecek kadar ilginç.


Syriza lideri Çipras, 3 seçimden de galip ayrıldı

9 AYDA 3 SEÇİM VE HİÇBİRİNİ TUTTURAMAYAN ANKETLERİN TRAJEDİSİ


Yunanistan, 9 ayda 3 kez seçime gitti. Anketlerse (yanlış anlamayın; bir anket şirketi değil, bütün anketler) bu üç seçimde bir kez bile tutturamadı. Önce genel seçimlerde Syriza sürprizini göremediler, ardından 'evet' ve 'hayır' oylarının başabaş gittiğini öngördükleri, kreditörlerin talepleri üzerine gerçekleştirilen referandumda 'hayır' oyları 'evet'leri ezip geçti ('hayır': yüzde 61.32, 'evet': yüzde 38.68). Son olaraksa Syriza ile Yeni Demokrasi Partisi'nin başabaş gittiğini söyledikleri erken seçimleri Syriza açık ara kazandı (Syriza: yüzde 36.3, Yeni Demokrasi Partisi: yüzde 27.8).

Dikkatinizi çekmiştir; öngörememe durumu öyle 1-2 puanla değil, dramatik farklarla gerçekleşti.

Neden peki? Bu manzarayı sıklıkla karşımıza çıkan bir eleştirideki gibi, anket şirketlerinin siyasi merkezlere yakınlığıyla açıklamak yetersiz kalabilir. Konuyla ilgili uzmanların yanıtları çeşitli; seçmen kızgın, kararsızların oranı yüksek, oy kullanma oranı düşük, seçim yorgunluğu, kriz zamanlarında insanların kararlarının hızlı değişimi...


Ed Miliband kazanacağından emin, bir programda rakibi olan Başbakan David Cameron'un yerine tavuğu koymuş.

52 DAKİKADA 3 PARTİ LİDERİNİ İSTİFA ETTİREN SÜRPRİZ

Ortalığı epey karıştıran bir hikaye de Britanya'dan, bu yılın mayıs ayındaki genel seçimlerden:

Anket şirketleri ve tüm Britanya, solcu ya da sağcı seçmenler, İşçi Partili ya da Muhafazakar Parti'li yöneticiler... Seçimlerin resmi sonuçları açıklanmadan hemen öncesine kadar herkes oldukça emindi; iktidardaki Muhafazakar Parti ile ana muhalefetteki İşçi Partisi arasında nefes nefese bir çekişme yaşanıyordu ve sonuçta biri 'kıl payı' kazanacaktı.

Fakat öyle olmadı. İşçi Partisi yüzde 30.4 oy oranıyla 1987'den beri en ağır yenilgisini aldı. Onca anket arasında, 300 milletvekili kazanabileceğini gösteren bir tanesi bile yokken Muhafazakar Parti yüzde 36.9 oy oranıyla 331 milletvekili çıkardı.

Sonuçların açıklanması sonrasındaki 52 dakikada, aralarında İşçi Partisi lideri Ed Miliband'ın da bulunduğu 3 partinin lideri istifa etti.

YOKSA BİR DÖNÜM NOKTASI MI: 'YÖNTEMLERİMİZİ GÖZDEN GEÇİRECEĞİZ'

Anket şirketleri büyük hata payları için özür diledi. Britanya Seçim Konseyi anket sonuçları hakkında inceleme başlatacağını açıkladı. Siyaset bilimcilerden Rob Ford “Farklı yöntemler uygulayan farklı anketler, ama hiçbiri sonucu bilemedi. Bu çok büyük bir ıska ve nedenini bilemiyoruz. Şoke olduk” dedi. Önemli anket şirketlerinden Populus'tan, “Seçim sonuçları tüm anketçiler için ciddi soru işaretleri doğurdu. Yöntemlerimizi gözden geçireceğiz” açıklaması geldi. 'Survation and ComRes' şirketi, "artık ulusal eğilimlerin etkili olmadığını, bölgesel eğilimlerin ağır bastığını" söylerken farklı seçmen bölgelerinin oluşturduğu parçalı yapıyı çözemediklerini itiraf etti.

Britanya ve Yunanistan'daki yanılgılar hakkına fikir oluştururken, anketlerin yine bu yılın mart ayındaki İsrail genel seçimlerinde de topluca yanıldığını göz önünde bulundurun.

Tüm dünyada siyasi gündem fazlasıyla hareketliyken, yerlerine oturması onlarca yıl almış siyasi kıtalar çatırdamaya başlamışken kim bilir; anketler, araştırma şirketleri de bir dönüm noktasının eşiğine gelmiş olabilir. Bu yöndeki açıklamalara, yazılara artık sıklıkla rastlıyoruz.


Siyasi tarihe geçen fotoğraf; büyük sürpriz yapan Truman, Chicago Tribune'ün 'fiyasko' manşetini gösteriyor.

KOMEDİ FİLMİ DEĞİL, ABD BAŞKANLIK YARIŞI

Birkaç anketin birkaç puanla yanılmasından öte, herkesin, bütün anketlerin topluca yanılmasına ilk kez tanıklık etmiyoruz aslında. Dönüm noktalarından biri, sonucunda bugünkü metodların ortaya çıktığı, anketlerin anavatanı ABD'deki ilginç bir yanılma hikayesine uzanıyor.

1948 seçimleri... Cumhuriyetçi Parti'nin adayı New York valisi Thomas Dewey, Demokrat Parti'nin adayı Henry Truman... Seçim kampanyası bitmiş, oyların sayılması bekleniyor. Herkes ama herkes Cumhuriyetçilerin kazanacağından o kadar emin ki, Demokratların lideri Truman oylar sayıldığı sırada, sessiz sedasız gittiği memleketi Kansas City'de tek başına vakit geçiriyor.

Truman'ın mesai arkadaşları gelen teklifleri değerlendirip yeni işler bulmuşlar mesela. Bahislerde Truman'ın kazanma ihtimaline 1'e 15 verilmiş, seçimlerden hemen önce gazetelerde 'Başkan Dewey'den beklentiler' türünde köşe yazıları çıkmış, bugünkü Guardian'ın öncülü olan Manchester Guardian'da seçim günü, dönemin popüler yazarı Alistair Cook'un “Harry Truman: Başarısızlığın Analizi” başlıklı yazısı yayınlanmış.

Oylar sayılmaya başlanırken gece ilk sonuçlar geliyor; Truman önde görünüyor ama kimse oralı değil. Radyo yorumcuları Dewey'in ilerleyen saatlerde öne geçeceğini anlatıyor. Chicago Tribune'ün ertesi günkü manşeti baskıya gidiyor bile: 'Dewey Truman'ı bozguna uğrattı'.

Sabaha bütün ABD büyük şaşkınlık içinde uyanıyor. Bir bozgun yaşanıyor evet ama düşünüldüğü gibi değil. Truman, Dewey'i yaklaşık 5 puan farkla (yüzde 49.6 – yüzde 45.1) geçip seçimi kazanıyor.

ANKETLERİN ANAVATANI

Sonuçlar neden bu kadar şaşırtıcı olmuştu? Çünkü anketler...

1910'lu yıllarda ABD'de ortaya çıkan seçim anketleri, 1936'daki seçimlerde 'anketçi' George Gallup'un yıldızının parlamasıyla popülerleşir, güven kazanır. 1948 seçimlerinde duvara çarpana kadar... O seçimlerde Gallup'un anketlerine göre Dewey 5 puan farkla kazanacaktır, etkili diğer bir ankete göreyse Dewey'ın Truman'a attığı fark 15 puandır.

Sonuçta anket şirketleri büyük yanılgıdan dolayı özür diler. Anketlerde, bilimsel olma çabasıyla bugünkü yöntemler kullanılmaya başlanır.


Anketleri yanıltan Nurettin Sözen, 1989 Haliç Yarımaratonu'nu izlerken...

'ANKET ŞENLİĞİ' TÜRKİYE'DE... VE İLK BÜYÜK SÜRPRİZ

Anketlerin topluca, büyük farklarla yanıldığı, eğlenceli anekdotlara dönüştüğü seçimler Türkiye'de de yaşandı.

İlk anket çalışmasının 1983 genel seçimlerinde yapıldığı, ardından her seçimin anket şenliğine dönüştüğü Türkiye'de 1989 yerel seçimlerine gidelim. Hani şu SHP'nin Türkiye genelinde patlama yaptığı seçimlerde, İstanbul'daki efsaneleşmiş Bedrettin Dalan – Nurettin Sözen yarışına...

İki önemli anket şirketi vardı; o ilk zamanlarında başında Prof. Emre Kongar'ın bulunduğu Kamar ve Tarhan Erdem'in Konda'sı... İkisine göre de Dalan seçimi açık farkla kazanacaktı. Kamar, Dalan'a (ANAP) yüzde 40.1, Sözen'e (SHP) yüzde 26.1 vermişti araştırmasında. Sonar'a göreyse Dalan yüzde 45, Sözen yüzde 27'yle seçimi tamamlayacaktı.

Yerel seçimin İstanbul sonuçları iki anket firmasını da epey farklı biçimde yanılttı: Oyların yüzde 35.95'ini alan Sözen, yüzde 26.12'de kalan Dalan'ı ezip geçti.


Kamuoyu onu öngörememişti; Recep Tayyip Erdoğan 1994'te Sultanahmet'teki seçim mitinginde...

HESABA KATILMAYAN BİR 'YARIŞMACI'


Diğer örnekler kadar büyük olmasa da ilginç sürprizlerden bir diğeri, bu kez tüm yurtta Refah Partisi'nin 'patladığı' 1994 yerel seçimlerinde, yine İstanbul'da yaşandı. Seçimlerin, kamuoyunda konuşulan iki yıldızı vardı: SHP adına yarışan sanatçı Zülfü Livaneli ve ANAP adına yarışan İlhan Kesici.

Anketçiler ikiye bölündü... Strateji-Mori yüzde 26.20, Konda yüzde 25 ile Livaneli'nin İstanbul'u kazanacağını öngördü. Diğer iki şirkete göreyse Kesici galip gelecekti: Verso yüzde 23.9, Sonar yüzde 25.8 vermişti Kesici'ye. Kiminde ikinci kiminde üçüncü sırada gösterilen bir'yarışmacı' daha vardı; Refah Parti'sinin adayı Recep Tayyip Erdoğan.

Seçimler şu yüzdelik oranlarla tamamlandı: Erdoğan 25.19, Kesici 22.14, Livaneli 20.30, Dalan (DYP) 15.46, Necdet Özkan (DSP) 12.38, Ahmet Vefik Alp (MHP) 1.87, Ertuğrul Günay (CHP) 1.40.

Sonuçların açıklanmasının ardından SHP ile CHP'nin ittifak yapmamış olması fazlasıyla eleştirilirken, Türkiye'nin kaderini etkileyecek türden bir sürprizle aradan Erdoğan sıyrılmış oldu. O seçimlerin ardından gelen 20 yıl boyunca siyaset dünyasındaki etkisi devamlı arttı. Şimdi, 1 Kasım seçimlerinin en heyecanlı bekleyenlerinden kuşkusuz.

'ŞENLİKTEN' MAHRUM KALMAYA GEREK YOK

1 Kasım öncesinde birbiri ardına açıklanan anketler hakkında iddialı bir yargıda bulunmak zor olsa gerek, bekleyip göreceğiz. Olası bir yanılgıdaysa dünyadaki tartışmaya Türkiye de katılacak gibi. Şimdiden medyada bu konudaki yazılara, yorumlara rastlıyoruz. Fakat bu durumun bizi 'şenlikten' mahrum bırakmasına gerek yok. İnternette dolanan bir 'geyik' şöyle diyor; anketlere fazla inanmayalım anketsiz kalmayalım.