Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

HABERTURK.COM

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, öğretim üyelerine seslenerek, imam hatip okullarında müdür olmaya çağırdı. Erdoğan, " Ben de teklif ediyorum. Bazı profesörlerimiz çıksın ben varım desin, doktorasını yapmış hocalarımız çıksın 'ben imam hatip okullarında yöneticilik yapmaya varım' desin. İşte reform budur" dedi. Erdoğan, Cerattepe'deki eylemlere çok sert tepki göstererek, "Şimdi de Artvin'de bir Cerattepe olayı çıktı. Geziciler neyse bunlar da yavru Gezicilerdir" ifadelerini kullandı.

HDP'li milletvekillerine de yüklenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Fezlekeleleri yürürlüğe koyarak, sığındıkları dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla bunlar yargıda gereken muameliyi görmelidir. Siyaseten canlı bomba gibi hareketlerin hesabını sormak için sabırsızlanıyor millet. Hepsi Kandil'in talimatıyla gelen listeler. Biz eşrefi mahlukatı muhatap alırız" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde, Ensar Vakfı Olağan Genel Kurulu'na konuştu. Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle: 

ENSAR VAKFINI TEBRİK ETTİ

"Türkiye'de imam hatip davasının bugünkü seviyeye gelmesinde Ensar Vakfımızın çok büyük gayreti vardır. İmam hatibi daha ileriye taşımak için çok daha fazla çalışmamız gerekiyor.

Başbakanlığım dönemimde 'dindar nesil yetiştireceğiz' dedim birileri çılgına döndü. Bir başbakan böyle konuşamaz dediler. Ben de niye konuşamayacağımı anlamadım. Bir başbakan olarak hedefimi böyle belirlemişim. Bu demek değil ki dinsize hizmet vermeyeceğiz. Dinsize de hizmet verdik, dindara da hizmet verdik. Biz şunu biliyorduk, bitaraf olan bertaraf olur.

ÖĞRETİM ÜYELERİNE ÇAĞRI

Her geçen yıl daha büyüyerek, şube sayısı şu anda 165'e ulaşan Ensar Vakfı ile bu mücadelemizi başarıya ulaştıracağız. Aramızda benim hocamlarım da var. Geçenlerde MEB Bakanımıza da söyledim, fakat bugün bir şeyi ısrarla söyleyeceğim. Bizim imam hatiplerde proje kollarımız var. Bunlarda seçim yapmak suretiyle bazı profesörlerimiz, doçentlerimiz, yar doçlarımız imam hatiplere müdür olmazlar mı? Nerden çıktı bu diyebilirsiniz. Bunu örnekleri başka okullarda var. Ben de teklif ediyorum. Bazı profesörlerimiz çıksın ben varım desin, doktorasını yapmış hocalarımız çıksın 'ben imam hatip okullarında yöneticilik yapmaya varım' desin. İşte reform budur.

MEHMET AKİF'İN NESLİNİ BEKLİYORUM

Bu bir bayrak yarışı. Bayrağı büyük mücadelelerle bize teslim ettiler. Bizim kuşağımız da 1980 darbesini, 28 Şubatı yaşayarak mücadeleyi bugünlere getirdik. Şimdi sıra gençlerimizde.

Sizlerden bu okullarda eğitim-öğretim gören her evladımızı her değerlerimizle hayata hazırlamanızı bekliyorum. Mehmet Akif'in 'Asım'ın nesli' olarak tarif ettiği bir nesil yetiştirmenizi bekliyorum. Peygamber efendimizin 'gözümün nuru' dediği Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin gibi bir nesil için gecenizi gündüzünüze katmanızı özellikle istiyorum. Biz ancak rükuda eğiliriz, başka yerde eğilmek yok.

"1000 YIL SÜRECEK DEDİLER, 5 YILDA KAPANDI"

Bize düşen ilahi emre uygun olarak doğruluk, hakkın, mazlumun yanında yer almaktır. Yaşadığımız coğrafya dünyanın en zor coğrafyasıdır. Bugün de benzer sıkıntıları yaşamaya devam ediyoruz. Sadece Ensar Vakfı'nın kuruluşundan bugüne geçen 37 yıllık dönemde bu mücadelenin farklı şekillerini görmek mümkündür.

Bizler için 1970'li yılların imtihanı büyüktü. 23 Şubat'ta Metin Yüksel kardeşimizin şahandet yıldönümünü geride bıraktık. Fatih Cami avlusunda şahadet şerbetini içti. O dönemde bu tür nice acılar yaşadık. Tüm Türkiye bu acılara maruz kaldı. 12 Eylül o günlerin üzerine tuz basarak acıyı daha da artırarak ülkenin üzerinden silindir gibi geçti. Çok büyük fedakarlıklarla kendimize yeni yollar açma çabası içine girdik. Önce belediyeler vasıtasıyla şehirlerimizin, sonra hükümete gelerek ülkemizin yönetimine gelerek başarılara imza atmaya başladık.

Darbeciler yine durmadı. Bu dönemde 28 Şubat denilen alakaranlık kuşağını karşımızda bulduk. Kızlarımız üniversitelere sokulmadı, okulların kapısından geri çevrildi. Yılmadık, yeise kapılmadık, mücadeleden taviz vermeden yolumuza devam ettik. Ne dediler o zaman '1000 yıl sürecek' dedikleri o parantez 5 yılda kapandı.

Hamd olsun 'imam hatip nesli ne anlar, onlar gitsin cenaze yıkasın' diyenlere en güzel cevaptır bu süreç. Bu hizmetleri yapan başka kadro gelebildi mi? Halep oradaysa, arşın burada. Ülkemizde demokrasi, insan hakları, hak ve özgürlüklerin kurumsallaşması bakımında en büyük mesafa kat edildi.

"DARBECİLER, PARALELCİLER RAHAT DURMUYOR"

Bunlara rağmen karşımızdakiler rahat durmuyor. Darbeciler, paralelcilerin saldırıları hiç bitmedi, bitmeyecek. Özellikle son 3 yılda şöyle bir gözümüzün önüne getirelim. Önce İstanbul'da Gezi olayları denilen park, ağaç bahanesiyle çok ince planlanmış provaksyonla çıktılar. İçerisi, dışarısı bu işi birlikte planladılar. O kadar enterasan ki yurt dışı seyahatlerimizde bunun ipuçlarını bulduk.

"YUVRU GEZİCİLER"

Şimdi de Artvin'de bir Cerattepe olayı çıktı. Geziciler neyse bunlar da yavru Gezicilerdir. Bunlar Rize'de, Giresun'da, Samsun'da bulamadılar çıldırdılar. Görünüşte 3-5 ağacın kesilmesine karşı çıkmak için başlatılan eylemler de öyle bir çevre felaketi yarattılar ki, yürüyüşlerde 'hala anlamıyor musunuz, mesele ağaç değil' diyerek niyetlerini ortaya koydular. Bu provakasyon amaçlarına ulaşmadan hızını kesti.

Milletimizin hayır duygularını istismar ederek, habis bir ur gibi büyüyen bir yapı ortaya çıktı. Kim, paralel devlet yapılanması. Özellikle güvenlik ve yargı içinde yapılanmış ve ağabeylerinden emir alan, bir bürokrasi darbesine sahne olduk. 17-25 Aralık darbe girişimini milletimizin desteğiyle boşa çıkardık.

"YAN YANA, OMUZ OMUZALAR"

Bunların bu girişimi ümmeti parçalama girişimidir. Yavrularını babadan anneden ayırdılar. Buna karşı duruşumuz çok dik oldu. Hepsini gördük, hepsinden öte bölücü terör örgütüyle bunlar yan yana, omuz omuza görmek bu işin nereye gittiğinin çok açık ifadesidir. Anadoluyu dolaşırken bunları gördüm. Bölücü terör örgütüyle bunları sırt sırta gördüğümde gerçekten kahroldum.

Geziciler, paralelciler, bölücüler bugün kol kola, omuz omuza bize karşı mücadele yürütüyor. Birbiriyle alakasız kesimler yukarıdan aldıkları hedefle bize karşı duruyor. En çok gençlerimizi istismar ediyorlar. Paralel yapının üst yönetimindekiler yurt dışına kaçıp kendilerine müreffeh hayatlar kurarken, zihinlerini afyonladıkları gençlerin geleceğini umursamıyorlar.

"BU VEBALİN ALTINDAN KALKAMAYIZ"

Cizre'de, Sur'da, Kandil'de ve pek çok izbe köşede gençleri ölüme iterken, kendilerine ikbal kurmaya çalışan kan tüccarlarıdır. Biz tüm gençlerimizi burada olduğu gibi, medeniyetlerini ihya gayretlerini, yeni Türkiye inşa çabası içinde görmek istiyoruz. Bundan sonra medeniyet yürüyüşümüzde kendimize gönüldaş yapamadığımız her bir gencin sorumluluğunu üzerimizde hissedeceğiz. Bir tek evladımızın bizim eksiğimiz yüzünden paralel örgüt veya bölücü örgüt içinde heder olursa bunun vebalinin altından kalkamayız. En büyük görev Ensar Vakfı olmak üzere bu tarz vakıflara aittir.

"HODRİMEYDAN DİYORUZ"

Geçtiğimiz 40 yılda, bu davanın 40 defa tümsekte kalacağını sananların hüsranına şahit olduk. Bugün de paralel örgütle, bölücü terör örgütüyle, Suriye üzerinden ülkemizi köşeye sıkıştırabileceğini sanan yedi düvelle, kifayetsiz muhterislerle hepsine birden hodrimeydan diyoruz.

Tarih kendisini yenilmez sanan zalimlerin, ibretlik hikayeleriyle dolu. Yarının Türkiyesinde ne paralel yapı, ne bölücü terör örgütü olacak, ne Bizans oyunu çevirenler olacak. Yarının Türkiyesinde sizler olacaksınız.

Bugün yaşadıklarımız karşısında istikametini şaşırmayan herkes yarın milletimizin gönlündeki şerefli yerini alacaktır. Anadolu'daki ilk imam hatip okullarının kuruluş hikayelerini bir araştırın. Her birinde samimi bir mücadelenin izlerini bulacaksınız. Bölgemizde ve dünya çapında yürüttüğümüz mücadelenin anlamının ileride daha iyi anlaşılacağına inanıyorum.

"O ALÇAK VE ALÇAKLARA DİYORUM Kİ..."

Dün gece TBMM Bütçe Görüşmelerinde, bölücü terör örgütünün kölesine dönüşmüş bir partinin mensupları yine şahsıma dil uzattılar. Ben parlamentoda değil, her oturumda Cumhurbaşkanına saldırırlar anlamıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nden başlayarak 3 milyar dolarlık malvarlığım olduğu Meclis kürsüsünü kirletiyorlar. Ben buradan o alçak ve alçaklara diyorum ki, iddiasını ispatla mükellefsiniz. Haklarında manevi tazminat davası açılacak. Bunu ispatlamakla mükellefsiniz. Başbakanlığım döneminde de bu iftiralar çok atıldı. Anamuhalefetin başındaki zata da ispat et, edemezsen alçaksın dedim. Olmayan şey ispat edilmez.

"BURALARI İHYA EDECEĞİZ"

Milletimiz bu tartışmaya bakıyor iki taraf görüyor. Belediyelerin iş makinalarıyla şehirleri hendeklerle, çukurlarla, baktığınız zaman tiksinecek hale getiren kim, sizsiniz siz. Baktığınızda sefalet görürsünüz. Neyle yaptını belediyenin iş makinalarıyla yaptınız. Şimdi güvenlik güçlerimiz üzerine gidiyor. Bırakmak yok. Kentsel dönüşümle buraları ihya edeceğiz. Özgün projelerle dönüşüm yapacağız. Van depreminden sonra Van'ı bu hale nasıl getirdiysek, buraları da o hale getireceğiz.

"BİZ EŞREFİ MAHLUKATI MUHATAP ALIRIZ"

Muhtarlar toplantısında ifade ettim. Artık parlamento milletin beklentilerine cevap vermelidir. Fezlekeleleri yürürlüğe koyarak, sığındıkları dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla bunlar yargıda gereken muameliyi görmelidir. Siyaseten canlı bomba gibi hareketlerin hesabını sormak için sabırsızlanıyor millet. Hepsi Kandil'in talimatıyla gelen listeler. Biz eşrefi mahlukatı muhatap alırız."