Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

TBMM Genel Kurulu'nda, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi. Bakan Avcı, önergenin gündeme alınmaması sonrası AK Parti milletvekilleri tarafından tebrik edildi.

AK Parti Sakarya Milletvekili Mustafa İsen, vakıf, dernek, benzeri sivil toplum kuruluşlarının demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları olduğunu belirterek, "Eğitim alanının daha demokratik, sivil ve çoğulcu hale gelmesini sağlamak amacıyla bu türden kurumlarla bakanlığın politikalarına ve müfredatına uygun olarak, bakanlığın denetim, gözetiminde olmak kaydıyla çeşitli alanlarda işbirliği yapılmasına sıcak bakıyoruz." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı hakkında verdiği gensoru önergesinin gündeme alınıp alınmayacağının görüşmelerinde, gruplar adına söz alındı.

CHP Bursa Milletvekili Lale Karabıyık, eğitim politikasının çağdaş, bilimsel, laik eğitim normlarından uzaklaştığını, bir eğitim politikası olup olmadığını da bilmediğini savundu.

Vakıf, dernek ve cemaatlerin, eğitim sisteminde etkin rol almaya başladığını öne süren Karabıyık, Milli Eğitim Bakanlığının çeşitli kurumlarla 231 protokolü olduğunu, iktidar tarafından desteklenen vakıfların, bakanlığın yerine geçmeye çalıştığını, farklı roller üstlendiğini, ortaöğretim ve yükseköğretim düzeyinde, yasal olmayan şekilde de ilkokul düzeyinde yurtlar açtığını savundu.

YİBO'ların işlevsiz kaldığını, köylerin boşaldığını, öğrencilerin taşımalı eğitimle taşındığını ifade eden Karabıyık, bunu fırsat bilen vakıfların bakanlığın rolünü üstlendiğini belirtti.

Karabıyık, denetimsizliğin, bu kurumları her türlü istismara açık hale getirdiğini, bakanlığın göz yummasının, sorumluluğunu yerine getirmemesinin anayasaya aykırılık anlamına geldiğini ileri sürdü.

AK Parti iktidarında eğitim sisteminin altyapı sorunlarının da çözülemediğini savunan Karabıyık, birleştirilmiş sınıflarda eğitim görüldüğünü söyledi.

Karabıyık, "Vakıflar, nasıl yasal olmayan ve anayasaya aykırı kurumlar açabiliyor, siz nasıl görmezden gelebiliyorsunuz? Siz de baba, belki dedesiniz. Lütfen anneler adına söylüyorum, bunların envanterini çıkaralım, aileleri kamu spotları hazırlayarak bilinçlendirelim, çağrı merkezi faydalı olabilir. Yasal olmayan oluşumları ortadan kaldırdıktan sonra yasal olan yurtlarda da bağımsız bir dış denetim olsun. Lütfen, sizler yurt açınız Sayın Bakan, denetlenen yurtlar açınız. Araştırma Komisyonunun üyeleri, görevinizi yaparken elinizi vicdanınıza götürün, böyle bir olay bir daha yaşanırsa kırılma olursa travma devam ederse burada hepimizin sorumluluğu vardır. Hiçbir şeyden etkilenmeden araştırmayı yapınız" diyerek sözlerini tamamladı.

AK Parti Grubu adına konuşan Sakarya Milletvekili Mustafa İsen, geniş kesimleri ilgilendiren eğitimle ilgili sorunların, sadece bu alanın değil, bütün bir toplumun ilgilendiği milli mesele olduğunu anlattı.

AK Parti iktidarının baştan itibaren bu sorunu milli mesele olarak, ülke için bir beka işlemi olarak değerlendirdiğini belirten İsen, bu yüzden bütçedeki en büyük payı Milli Eğitim Bakanlığına ayırdıklarına işaret etti.

İsen, Avrupa'nın en büyük nüfusuna sahip ülkelerinden biri olduklarını belirterek, bu büyük nüfus ne kadar iyi yetiştirebilirlerse ne kadar iyi ve güncel becerilerle donatabilirse Türkiye'nin geleceğinin de o kadar parlak olacağını anlattı.

Eğitim alanında OECD ülkeleri seviyesinin yakalandığına dikkati çeken İsen, şunları kaydetti:

"Demokrasimizin işleyişi ve geleceğimizin ortak bir biçimde inşası açısından rasyonel eleştirilerine ihtiyaç duyduğumuz muhalefet partileri, ilerlemeleri görmemekte, yapılan her şeye kategorik bir tutumla, ideolojik bir tepkisellikle karşı çıkmaktadır. Gensoru önergesi de yıllardır aşina olduğumuz bu tutumun tipik bir örneğini oluşturuyor.

Gensoru önergesi gerekçesinde, bakanlığımızla imzalanan protokoller yoluyla vakıf, dernek, cemaatlerin eğitim sisteminde etkin rol aldığı iddiası var. Vakıf, dernek, benzeri sivil toplum kuruluşlarını demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak görüyor, bunları ilgi ve uzmanlık alanlarına göre, eğitim alanındaki paydaşlar olarak kabul ediyoruz. Bunlardan hiçbirine ideolojik ön yargıyla yaklaşmıyoruz. Eğitim alanının daha demokratik, sivil ve çoğulcu hale gelmesini sağlamak amacıyla bu türden kurumlarla bakanlığın politikalarına ve müfredatına uygun olarak, bakanlığın denetim, gözetiminde olmak kaydıyla çeşitli alanlarda işbirliği yapılmasına sıcak bakıyoruz ancak bu yöndeki çalışmalar gensoru sahiplerinin iddia ettiği gibi yalnızca vakıf ve derneklerden oluşan birkaç kurumla sınırlı tutulmamakta, üniversitelerden büyükelçiliklere, içlerinde muhalefet partilerine mensup belediyelerin de olduğu yerel yönetimlerden özel sektör kurumlarına, sendikalardan muhtelif meslek örgütlenmelerine kadar uzanan oldukça geniş ve zengin bir alana yayılmakta, ilgili tüm aktörlerle, paydaşlık ilişkisi geliştirilmektedir. Eğitim meselesine katkı sağlamak, taşın altına elini koymak isteyen, uygun şartları taşıyan bütün paydaşlarla işbirliği yapmaya açığız. "

"17 GÜNDE BAKANLIK OLARAK SORUMLULUĞUMUZUN GEREĞİNİ YAPMIŞIZ"

Karaman'daki cinsel taciz iddialarıyla ilgili ilk şikayetin 7 Mart 2016 tarihinde İl Milli Eğitim Müdürlüğüne geldiğini, aynı gün idari soruşturma açılarak, savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu anlatan Avcı, "15 Mart'ta soruşturma tamamlanmış ve aynı gün Bakanlığımız Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmiş. Savunmayı bile elden takip ederek almışız, 24 Mart'ta yapılan toplantıda ihraç kararı vermişiz. 17 gün içinde biz Bakanlık olarak sorumluluğumuzun gereğini hem idari hem adli bakımdan yapmışız." değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Avcı, 2001-2016 yıllarında memurluktan çıkarma talebiyle Bakanlığa 2 bin 494 dosya geldiğini, bunlardan bin 498'inin kabul edilerek, ilgili kişinin meslekten çıkarıldığını belirterek, 2001'de 451 olan dosya sayısının 2015 yılında 188'e düştüğünü kaydetti.

Gündeme gelen dosyaların yüzde 40'ında iddia edilen suçlar sübuta ermediği için ihraç kararlarının reddedildiğini ifade eden Avcı, ihraç kararı verilen dosyalardan bin 498'inin yüzde 7'sinin hırsızlık, yüzde 13'ünün devamsızlık, yüzde 41'inin cinsel suçlar, yüzde 2'sinin darp, yüzde 22'sinin zimmet, yüzde 6'sının siyasi suçlar, yüzde 4'ünün de sahtecilik suçundan dolayı verildiğini anlattı.

Bakan Avcı, 2015 yılında toplam 127 ihraç kararı verildiğini anımsatarak, bunlardan 70'inin, yüzde 55'inin cinsel suçlarla olduğuna işaret ederek, bin 498 ihraç kararında 621'inin yani yüzde 41'inin cinsel suçlar kapsamında verildiğini söyledi.

Avcı, "Son dönemde cinsel suçların medyada çok sık yer alması bu suçun arttığı anlamına gelmiyor. Son 15 yıl içinde en fazla cinsel suç sebebiyle ihraç kararı verilen yıl 2011, 80 kişiye ihraç kararı verilmiş. 2013'te 43, 2014'te 50, 2015'te 70 personel bu gerekçeyle ihraç edilmiş." diye konuştu.

AA