Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Bülent AYDEMİR / GAZETE HABERTÜRK

Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye Büyükelçisi Hansjörg Haber, AB ile Türkiye arasında göçmen anlaşması ve vize serbestisi konusunun tıkanması üzerine, 12 Mayıs’ta düzenlediği basın toplantısında, “Türk gibi başlayıp Alman gibi bitirmek diye bir sözümüz vardır. Burada tersi oldu” dedi, ardından istifa etti. Türkiye’de 10 ay görev yapan Büyükelçi Haber, istenmeyen sonuçlara yol açan bu açıklamasının ardından Türkiye’den ayrılmadan önce HABERTÜRK’e konuştu.

Bugüne kadar Türkiye’yi, halkını ya da kurumlarını aşağılamak gibi bir düşünce veya tutum içine girmediğini vurgulayan Haber, amacının eleştirmek değil, samimi bir hayranlık ifadesini dile getirmek olduğunu söyledi. “Birilerini kırdıysam üzgünüm ve onlardan özür diliyorum” ifadesini kullanan Haber, görevinden ayrılırken de düşüncelerini yine bir Türk deyimiyle dile getirdi: “Ters giderse insanın işi, muhallebi yerken de kırılır dişi...” Büyükelçi Haber, sorularımıza oldukça samimi ve içten yanıtlar verdi:

VİZE SERBESTİSİ: Umumi pasaport sahibi Türk vatandaşlarının oranı ancak yüzde 10. Dolayısıyla vize serbestisinin uygulamada Türk vatandaşlarının bir bölümünü etkileyeceğini düşünüyorum. Önemli olan, Türkiye ile AB arasındaki ilişkide psikolojik bir eşiğin aşılması olacaktır. Bunun önemi, insanların büyükelçilikler önünde kuyruğa girmeden Avrupa’ya seyahat edebilmelerinin çok ötesindedir.

GÖREVİMDEN YORULMADIM: Diplomatlar olarak ketum olmamız gerekir ve bu durum görev yerinizden ayrılırken de geçerlidir. Tabii ki görevimden yorulmuş değildim. 12 Mayıs’ta medya temsilcileriyle yaptığım sohbet toplantısı ve sonrasında Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmam ve bunun basındaki yankıları ayrılmamın başlangıç noktası oldu fakat bunların hepsi benim açımdan artık geride kaldı. İddia edilenin aksine hiçbir zaman, Türk karşıtı düşünceler ifade etmek ya da Türkiye’yi, halkını ve kurumlarını aşağılama niyetiyle hareket etmedim. Bu tür bir duygum hiç olmadı. Hiçbir şekilde Türk karşıtı değilim ve sanırım özgeçmişim de bunun bir kanıtı.

BÜYÜK BAŞARI: O sözleri hangi bağlamda kullandığıma gelmek isterim; “Alman gibi başlamak Türk gibi bitirmek, bu defa tam tersi oldu” dediğimde konu, vize serbestisi yol haritası konusunda yürütülen çalışmalardı. Bunlar 2013 yılı sonundan bu yana sürdürülmekteydi ve bu yılın mart ayı başlarında toplam 72 kriterin yaklaşık yarısı yerine getirilmişti. Mart ve nisan aylarında, 7’si hariç, hepsi tamamlanmıştı. Bu, bizim de katkımız bulunan büyük bir başarıydı.

TAKDİR VE HAYRANLIĞIN İFADESİ: Bütün bu çalışma muazzam bir başarıydı ve ben de bunları vurgulayarak, artık geriye birkaç kriterin yerine getirilmesi kaldığının ve bunun için ciddi bir çaba göstermemiz gerektiğinin altını çizmek istedim ve “Türk gibi başlamak, Alman gibi bitirmek” deyimini kullandım. Bunu söylerken, bu kez işleri son derece etkin ve ivedi bir şekilde tamamlayanın Türkler olduğunu dile getirmek istedim. Amacım eleştirmek değil, yalnızca samimi bir takdir ve hayranlık ifadesiydi. Birisi etkin bir başlangıç yapıyor; diğeri de etkin bir şekilde bitiriyor. Her ikisi de gerekli. Bunda aşağılayıcı olan ne var?

KIRDIYSAM ÖZÜR DİLERİM: Tabii ki bu sözümden dolayı birilerini kırdıysam üzgünüm ve onlardan özür dilerim ama açıklamaya çalıştığım gibi niyetim kesinlikle bu olmadığı gibi, bunun tam tersiydi. Bu sözle ilgili farklı kişilerden çok şey duydum. Bazıları böyle bir deyim olmadığını, kimileri ise düşündüğümden farklı bir anlamda kullanıldığını söylüyor.

CUMHURBAŞKANI’NI KASTETMEDİM: (Bu sözü söylerken kastettiğiniz Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan değildi o zaman?) Hayır, hayır, tabii ki değildi. Kastettiğim, hükümetteki ve Meclis’teki muhataplarımızdı ve tekrar belirtmek isterim, olumlu anlamda söylenmiş bir sözdü. Kendisi, AB’nin en önemli ortakları arasında yer alan bir ülke olan Türkiye’nin özgür iradesiyle seçtiği Cumhurbaşkanı olarak saygımızı hak etmektedir.

SÜTTEN AĞZI YANAN...: Türk deyimlerini çok sevsem de duruma bakılırsa bu konuda daha ihtiyatlı davranmam gerekiyor. Bildiğiniz üzere sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer. Ama madem sordunuz, son bir teşebbüste bulunacağım. Sizi ve okuyucuları temin ederim ki bu sözü sadece kendime atfen kullanıyorum: “Ters giderse insanın işi, muhallebi yerken de kırılır dişi...”

"HEYECANLA ÇALIŞIYORUZ"

Büyükelçi Hansjörg Haber, İngiltere’nin AB’den ayrılma süreci, Türkiye- AB ilişkilerinin geleceği ve vize serbestisi konusundaki sorumuza şu yanıtı verdi: “Değerlendirmemi AB-Türkiye ilişkileriyle sınırlı tutmak istiyorum. İki tarafın sarf ettiği sürekli çabaların adilane bir değerlendirmesi olmadığını düşünsem de ilişkilerde belli bir durağanlık yaşandığı yönünde bir görüş var. Oysa, kasım ve mart aylarında göçmen krizinin etkisiyle, ama onun çok ötesine geçen bir perspektifin ortaya çıkmasıyla, AB ve Türkiye birlikte ilişkilerine yeni bir ivme kazandırma kararı aldı. Yeni fasılların açılması, vize serbestisi yol haritası ve gümrük birliği reformu gibi masadaki tüm konularda bu fırsattan istifade etmeliyiz. Şu anki önceliğimiz gerçekleştirdiğimiz anlaşmalardan en iyi şekilde istifade ederek, bu süreci ilerletmek ve bunu son 5-6 yıldır olduğundan daha süratli bir şekilde ileriye götürmek. En önemlisi Türkiye ile AB arasındaki ilişkide psikolojik bir eşiğin aşılması olacaktır. Zira bunun önemi insanların büyükelçilikler önünde kuyruğa girmeden Avrupa’ya seyahat edebilmelerinin çok ötesindedir. Bu nedenle bu konunun üzerinde bu kadar heyecanla çalıştık ve halen de çalışmaktayız.”

‘TÜRKÇE HOCAMIN ANADİLİ KÜRTÇE’YDİ’

SIRA ARKADAŞIM TÜRK’TÜ: Yaş grubumda Türklerle yakın temas kuran ilk Almanlardanım. Münih’te ilkokula gidiyordum. Herkes Katolik, tek ben Protestan’dım. Sınıfın en arkasına oturttular. 1961’de ilk Türk işçiler geldi ve aramıza bir Türk çocuk katıldı, adı Savaş’tı. Yanıma oturttular. 1 yıl sonra ailesi başka kente taşındı, izini kaybettim. Sonra İngiltere’ye okumaya gittim. Seçtiğim konu, Osmanlı Türkiye’sinin Tanzimat’tan Kurtuluş Savaşı’na uzanan dönemi oldu. Diplomat oldum, 1992’de Türkiye’ye tayin edildim. Dışişleri istisnai şekilde 1 yıl önce almıştı bu kararı, Türkçe öğrenecek zamanım oldu. Öğretmenimin anadili Kürtçe’ydi. Ama Türkçe’ye hayrandı ve dilbilgisi konusunda aşırı titizdi.

HANSJÖRG HABER KİMDİR?

Alman diplomat. Uzun yıllar AB’de görev yaptı. 1992-1996 yılları arasında Ankara’daki Almanya Büyükelçiliği’nde çalıştı. 2008’de Rusya-Gürcistan savaşı patlak verdiğinde Almanya’nın Lübnan Büyükelçisi’ydi. AB, Gürcistan’a bir gözlemci heyeti gönderdi. 2011’e kadar 3 yıl boyunca bu heyetin başkanlığını yürüttü. Afganistan’dan Kongo’ya, Kosova’dan Libya’ya ve Gürcistan’a kadar AB’nin 11 sivil misyonundan sorumluydu. Geçen yıl AB Delegasyonu Başkanı olarak Ankara’da görevlendirilene kadar Kahire’de büyükelçi olarak görev yaptı. Ankara’daki görevi, 10 ay sürdü.