Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması

Muharrem SARIKAYA / GAZETE HABERTÜRK

AK Parti iktidara geldiğinde ilk icraatından biri oldu.

Güneydoğu’da devam eden ve 4’er aylık sürelerle uzatılan Olağanüstü Hal ( OHAL) uygulamasının devamına 30 Kasım 2002’de izin vermedi.

Türkiye’nin bir bölgesinde on yıllar boyunca süren OHAL uygulaması bu kararla son buldu.

AK Parti, ülkenin demokratikleşmesine olan katkısını anlatmak için bu icraatını her zeminde dile getirdi.

Ancak yaşanan darbe girişiminde kendi uçaklarınca atılan bombalarla tahrip olmuş TBMM’nin kulislerinde şimdi Türkiye’nin tamamında OHAL’e geçileceği iddiası konuşuluyor.

Sözü edilen, ekonomiyi kapsamayan Anayasa’nın 120-121. maddelerindeki şiddetin engellenmesine yönelik OHAL...

Gerekçe olarak da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün gece yarısı İstanbul’daki evinin önündeki kalabalığa hitabındaki, “Milli Güvenlik Kurulu’nun ardından Bakanlar Kurulu toplantısıyla önemli bir kararı açıklayacağız” cümlesi gösteriliyor.

Başbakan Binali Yıldırım’ın dün CHP ve MHP liderleriyle görüşmesinde dile getirdiği, “Çok süratli hareket etmeliyiz, buna ilişkin bazı kanunları süratle çıkarmamız gerekiyor” cümlesinden yola çıkılıyor.

Başbakan Yardımcısı Canikli’nin dün Habertürk’teki “Sıkıyönetim değil ama Anayasa’da yeri olan bir durum olacak” sözü de beklentiyi güçlendiriyor.

SICAK BAKMIYORLAR

Nitekim bu sözler CHP’de, “Ülkeyi Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkararak yönetmek için OHAL ilan edecekler” diye okunuyor.

Ancak CHP, OHAL’e destek vermemekte kararlı.

“Dört parti darbeye karşı duruşunu bildiriyle de ortaya koymuşken, ne gerekiyorsa getirin Meclis’ten hemen geçirelim” düşüncesini dile getiriyor.

MHP ise konuyu tartışıyor, bazı milletvekilleri AK Parti’nin “kendilerinin istemediği her şeyi yapar hale gelebileceği” kaygısını taşıyor.

MHP’deki ağırlıklı görüş, kapsamının önceden ilan edilmesi kaydıyla sınırlı destek verilmesi yönünde.

HDP ise tamamen karşı.

Çünkü şiddet olaylarının yaygınlaşması nedeniyle çıkarılacak OHAL yasasının TBMM’de kabul edilmesi halinde, özgürlüklerin kısıtlanmasından, televizyon, sosyal medya, gazete, dergi, broşür, kitap el ve duvar ilanı ve benzerlerinin yayını, basımı ve dağıtımının yasaklanmasına kadar her karar alınabilir.

Ayrıca istediği yasal düzenlemeyi de Meclis’e ihtiyaç duymadan çıkarabilir.

Ancak OHAL’e, hem Avrupa Konseyi hem de AB sürecini etkileyeceği kuşkusuyla AK Parti içinden de sıcak bakmayanlar var.

Nitekim dün kırık cam ve çerçevelerin arasında kuliste sohbet ettiğimiz eski TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin şunları söyledi:

“Yaşadığımız korkunç olayın bir daha yaşanmaması özgürlükleri kısıtlayan, tekil yapıyla değil, tam tersine özgürlükleri artıran çoğulcu yapıyla mümkündür. Bu olay parlamenter sistemin ne kadar önemli olduğunu gösterdi...”

YILDIRIM’IN YAŞADIKLARI

Meclis’te dün bunlar konuşulurken, Başbakan’ın muhalefet liderleriyle buluşmasında da ilginç detaylar kulise yansıdı.

Aktarıldığına göre Başbakan o gece yaşadıklarını aktarırken, “Köprüden geçtikten 10 dakika sonra askerin kapattığı haberini aldım” diye söze başlamış.

O ana kadar darbe girişimi olacağına dönük herhangi bir bilginin kendisine ulaştırılmadığını da vurgulamış, Ankara üzerinde uçakların da uçmaya başladığının bildirilmesi üzerine Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarını aradığında ulaşamadığını aktarmış.

İstanbul’daki evine girmesiyle çıkması bir olmuş, Ankara’ya hareket ettiğinde tankların yolu kapattığını görmüş.

Tank geniş bir çift yol ağzında durduğu için yanından geçip Bolu’daki Karayolları merkezine kadar varmış.

Oradan Cumhurbaşkanı ve bakan arkadaşlarıyla konuşmuş, ilk TV konuşmalarını da buradan gerçekleştirmiş.

Yıldırım, darbe girişimi başarılı olsaydı kimin hangi göreve getirileceğine ilişkin isim listesinin olduğu kitabı da liderlere göstermiş. Darbeye kalkışanların uyuyan hücreler olduğunu, takiye yapıp kendilerini gizlediğini belirterek bu kadronun orduda ve dışındaki güçleri hakkındaki endişelerini dile getirmiş.

Hukuk içinde kalarak sorunu çözeceklerini bildirmiş, “Ancak hızlı hareket etmek zorundayız” demiş.

Darbe girişiminin sistemde yarattığı etki kolay geçecek gibi görülmüyor.