Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Türk Ceza Kanununda, Cinsel istismar suçunda mağdur ile failin evlenmesi halinde fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması veya cezanın ertelenmesine imkan veren düzenleme TBMM Genel Kurulunda tartışmalara yol açtı.

Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'na geçici madde eklenmesi amacıyla AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş ve bazı milletvekilleri tarafından önerge verildi. AK Parti milletvekillerince kabul edilen önergeyle; cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16 Kasım 2016'ya kadar işlenen cinsel istismar suçunda, mağdurla failin evlenmesi durumunda CMK'deki koşullara bakılmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmişse cezanın infazının ertelenmesine karar verilecek.

Zamanaşımı süresi içinde evliliğin failin kusuruyla sona ermesi halinde, fail hakkında hüküm açıklanacak veya cezanın infazına devam edilecek. Fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi durumunda, suça azmettiren veya işlenişine yardım edenler hakkında kamu davasının düşmesine veya infazın ortadan kaldırılmasına karar verilecek.

Önergenin gerekçesinde; "cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın işlenen cinsel istismar suçunda, mağdur ile failin evlenmesi durumunda fail hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın infazının ertelenmesine imkan veren düzenleme yapılmaktadır" ifadesine yer verildi.

"TÜRKİYE'DE YAŞANAN CİDDİ BİR SORUN..."

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, önergenin, Türkiye'de yaşanan çok ciddi bir sorunu çözmek maksadıyla verildiğini belirterek, eski TCK'nin 434. maddesinin uygulamayı sürekli öngördüğünü söyledi.

CHP ile birlikte "küçük yaşta evliliklerin önüne geçmek amacıyla bunu kaldıralım, bu doğru bir şey değil ve bunu teşvik eden bu yapıyı yok edelim." dediklerini ve yeni bir düzenleme yaptıklarını hatırlatan Bozdağ, "Ama takdir edersiniz ki kanunların da bir kültür oluşturma kapasitesi var. Birdenbire böyle bir düzenlemeyi hayata geçirince, geçmiş düzenlemeler var, o dönemden beri gelen bir yapı var ve insanlar bu kanunu öğrenme, algılama konusunda yeteri kadar fırsat bulamadılar ve bir kültürün oluşmasına da bu kanunun uygulaması gerçekten fayda sağladı." ifadelerini kullandı.

Halen cezaevlerinde tutuklanmış ve hüküm giymiş çok sayıda kişi olduğuna işaret eden Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Düğün yapılmış, dernek yapılmış, gelmişler, hediyeleri takmışlar, resmen evlenmişler. Savcı düğününe gelmiş. Sivas'ta bir hanımefendi geldi bana, bir çocuk var yanında epey büyümüş. Bir de hamile. 'Biz düğün yaptık. Düğünümüze ilçenin kaymakamı, savcısı, hakimi, karakol komutanı geldi. Babam köyde tanınan biriydi. Sonra evlendik. Onlar bir de hediye taktılar. Sonra da doğum için hastaneye gittiğimde hastaneden de aynı karakol komutanı geldi, beni aldı. Şu anda eşim içeride, 7 yıl 6 ay yatarı var, benim de durumum bu.' dedi. Burada bir dram var. Biz tecavüz edenlerin tecavüz ettikleriyle evlenmesini öngören bir teklife 'evet' demiyoruz. Bu teklifte de çok açık: '…cebir, tehdit, hile ve iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın…' Yani bu tür evlilikler nedeniyle ortaya çıkan bir durum var. Bu kanunun oluşturduğu yeni kültüre daha etkin bir şekilde gelecekte yaşamasını sağlamak. Çünkü geçici konuyor, ileriye dönük bir uygulaması kesinlikle olmayacak. Şu anda evlenmiş kadın, dışarıda mağdur; çocukları var, onlar ayrı mağdur. Bizim burada bu dramı, 'kamuoyu ne der, falan ne der?' diye bakarsak, burada kadın en büyük mağdur, çocuklar başka mağdur oluyor ve büyük bir sıkıntı var. Biz burada 'zamanaşımı süresince' ifadesini koyduk ki böyle bir durumda kadın mağdur edilecek bir sonuç ortaya çıkmasın diye, lehine koyduk. O nedenle bu, ülkemizde yaşanan bir sorunu çözmeye dönüktür. Yoksa küçük yaşta evlilikleri teşvik etmeye dönük bir adım atmıyoruz. Türkiye genelinde yaklaşık 3-4 bin civarında böyle içeride insan olduğunu değerlendiriyoruz. Bu, Türkiye'nin her yerinde olduğu için de bu cezalar etkin bir kültür oluşturdu ve caydırıcılık da yaptı. Bundan sonra eminim ki aynı şey olmayacaktır."

"TECAVÜZCÜSÜYLE EVLENEN KAVRAMI..."

CHP Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan, önerge üzerinde yaptığı konuşmada, düzenlemenin geçmişte TCK'da bulunduğunu belirterek, tecavüzcüyle evlenme halinde açılan kamu davasının ertelenmesinin yeniden gündeme getirildiğini, bunu kabul etmenin mümkün olmadığını söyledi.

Aldan, "50-60 yaşında bir adam 11 yaşındaki bir kız çocuğunun ırzına geçtikten sonra yıllar geçip evlendiğinde bunun cezasını çekmek zorunda. Ona evlenme dolayısıyla cezasızlık hakkı verirseniz kızcağız ömür boyu hapse mahkum olmuş olur. O adamın bir anlamda uşağı konumunda. Evlilik, karşılıklı sevgi, saygı ve sadakata dayalıdır, zorlamaya dayalı olamaz. Eğer böyle bir eylemi gerçekleştiren varsa bunun cezasını çekmeli, çıktığında o kişiyle isterse evlenebilir. Böyle bir dayatmaya evet demememiz lazım. Bunu çok iyi düşünmek lazım. 'Tecavüzcüyle evlenen' kavramı yarın bütün basında yer alacaktır. Herkes buna çok dikkat etsin." dedi.

Düzenlemenin 16 Kasım 2016'dan önceki eylemlere ilişkin olduğuna işaret eden Aldan, şöyle devam etti:

"Peki, bundan sonra ne olacak? Bundan sonra Anayasa Mahkemesine gidilecek, eşitlik ilkesi gereğince AYM teşmil kararı uygulayacak. Bu alışkanlık haline, yasal düzenleme haline gelecektir. CMK'de hükmün açıklanmasının ertelenmesine dair bir düzenleme var. Sadece 2 yıla kadar olan suçlar için geçerlidir. Oysa yapacağınız uygulama, 18 sene hapis cezası yemiş insanlar için uygulanacak. Bu da başka bir garabet halidir. Yarın ağırlaştırılmış müebbet hapis alan birine dahi hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair düzenleme yapılabilir. Hangi anlamda bakacak olursak olalım, bu düzenlemenin iler tutar yanı yok. Eski TCK'de bu madde beş yıl süreyle bir ertelemeye amirdi. Böyle bir evlilik halinde tecavüzcüyle evlenen kişi halinde, 5 sene süreyle bekleniyor, bu süre içinde kocanın kusuruyla bir boşanma vuku bulursa tekrar o kişi cezaevine girebiliyordu. Ama bu düzenlemede, sonsuza kadardır. Yani sonsuza kadar küçük bir çocuk, o hiç istemediği adamın, kendisine tecavüz edenin yanında kalmak durumunda kalacak. 'Cebir, tehdit, hile ile bu ırza geçme olmuşsa işte biz bunları kapsam altına almıyoruz' demekle, bu işten kurtulunmaz. Irzına geçilen kişi çocuktur, 15 yaşından aşağı bir çocuktur. Cezaevinde bu nedenle yatan ya da yatmak durumunda olan binlerce kişi olabilir. Asıl amacınız, cezaevlerini boşaltıp yerine insan doldurmak da olabilir ya da toplumdaki belli kültürel düzeye sahip insanların küçük yaşta bu tip eylemleri dolayısıyla onlara bir nevi değişik bir af getirme anlayışı içinde de olabilirsiniz. Ama şunu unutmayalım; hepimizin çocukları var. Böyle bir uygulamanın ileride başımıza neler açabileceğini çok iyi hesaplayalım."

Komisyonun takdire bıraktığı, Bozdağ'ın katıldığı önerge, AK Parti milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi. Önergenin açık olmasında AK Parti'lilerin kabul yönünde el kaldırmasına bazı CHP milletvekilleri tepki gösterdi. Bazı CHP milletvekilleri oylama sürerken Bozdağ'ın yanına giderek bir süre kendisiyle konuştu.

MUHALEFET ÖNERGEYE TEPKİ GÖSTERDİ

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, önergenin bir oyla kabul edildiğini belirterek, Bakan Bozdağ'ın son dakika önergesiyle uzlaşmayla çıkacak bir düzenlemede kendilerini kandırdığını söyledi. Özel, 4 günde çıkacak bir düzenlemenin 4 saatte çıkarıldığını ve uzlaşma adına İçtüzükten kaynaklı haklarını kullanmadıklarını ifade etti.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, tasarının 6-7 maddesinin revize edildiğini ve muhalefetle birlikte ciddi iş yaptıklarını dile getirerek, "Önümüzde sorun var. Cinsel suçlarda cezaların artırılmasını birlikte imzaladık.Yeni bir şey yapmıyoruz. Toplumda mağdur olarak anılan bir kesim var. İnsanlar evlenmiş tören yapmışlar, kanundan kaynaklı sıkıntılar olmuş. Adam cezaevinden çıkıp yanlış yaptığında zamanaşımı olsa bile cezaya devam edilecek. Yanlışı olana destek veren bir düzenleme yok. Mesele, kadını çocuğu kollamaktır" diye konuştu.

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay ise düzenlemeyi kabul etmenin mümkün olmadığını ifade ederek, "Bundan sonra bu tür sürprizler gelecekse muhalefet daha ihtiyatlı olacak." dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, "Cinsel istismar" suçunun eşe karşı işlenmesi halinde, soruşturma ve kovuşturmanın şikayete bağlı olma şartının kaldırılmasını öngören yasa teklifi hazırladı.

Tanrıkulu tarafından TBMM Başkanlığına sunulan teklif, Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) değişiklik yapıyor. Teklifle, cinsel kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğrayan kesimlere karşı işlenen suçların caydırıcı cezalarla karşı karşıya kalmasının sağlanması hedefleniyor.

Teklifle, cinsel suçlara bağlı oluşan cinayetlere karşı zedelenen kamu vicdanı duygusunun yeniden tesisinin sağlanması amacıyla, cinsel istismar suçunun eşe karşı işlenmesi halinde soruşturma ve kovuşturmanın şikayete bağlı olma şartı kaldırılıyor.

Teklif, "Cinsel saldırı" suçlarından dolayı hükmün açıklanmasının geriye bırakılamayacağı, ayrıca haksız tahrik ve iyi hal indirim uygulanmayacağını da öngörüyor. Buna göre, çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, 7 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde, 8 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilecek. Sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması halinde, soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikayetine bağlı olmayacak.

Teklifle, cinsel istismar, "17 yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar." olarak tanımlanıyor.

Teklif, fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleşmesi durumunda, 20 yıldan az olmamak üzere, hapis cezasına hükmolunmasını içeriyor.

Teklif, ayrıca 18 yaşından küçük çocukların evlendirilmesine karşı olarak "Rıza" kavramının çocuğa dayatılmasının engellenmesini hedefliyor. Teklif, cebir, tehdit ve hile olmaksızın, 17 yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişinin şikayet aranmaksızın, 8 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması, failin mağdurdan en az 3 yaş ve daha büyük olması halinde şikayet koşulu aranmaksızın, cezasının yarı oranda artırılmasını da kapsıyor.

Bilirkişi Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek, yasalaştı.

Kanunla, bilirkişilerle ilgili temel ilkeleri belirliyor. Buna göre bilirkişi, görevini dürüstlük kuralları çerçevesinde bağımsız, tarafsız ve objektif olarak yerine getirecek. Bilirkişi, raporunda uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacak ve hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacak.

Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacak.

Bilirkişi, görevi sebebiyle kendisine tevdi edilen bilgi ve belgelerin veya öğrendiği sırların gizliliğini sağlamakla yükümlü olacak. Bu yükümlülük, bilirkişilik görevi sona erdikten sonra da devam edecek.

Aynı konuda bir kez rapor alınması esas olacak. Ancak teknik eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebilecek.

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi veya bu sisteme entegre bilişim sistemleri ya da yazılımlar vasıtasıyla ulaşılabilen bilgiler veya çözülebilen sorunlar için bilirkişiye başvurulamayacak.

BİLİRKİŞİLİK DANIŞMA KURULU KURULACAK 

Bu düzenlemeyle görevleri yerine getirmek üzere Bilirkişilik Danışma Kurulu kurulacak. Kurulun başkanı Adalet Bakanlığı Müsteşarı olacak.

Bilirkişilik hizmetlerinin etkin, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı kurulacak.

Kurul, bilirkişilik hizmetlerinin yürütülmesinde yaşanan sorunlar, Daire Başkanlığının görev alanına giren konular, Daire Başkanlığının ve bölge kurullarının yıllık faaliyetleri hakkında önerilerde bulunacak.

Her bölge adliye mahkemesinin kurulu bulunduğu yerde bir bilirkişilik bölge kurulu oluşturulacak. Bilirkişilik bölge kurulları, bilirkişilik hizmetlerinin ilgili mevzuata uygun olarak yerine getirilmesini sağlayacak, bilirkişiliğe kabule ve bilirkişilerin sicile ve listeye kaydedilmesine karar verecek.

BİLİRKİŞİLİĞE KABUL ŞARTLARI 

Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak kişilerde şu şartlar aranacak:

- Affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkum olmamak.

- Daha önce kendi isteği dışında bilirkişilik sicilinden çıkarılmamış olmak.

- Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak.

- Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak. Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak. Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak. Bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşımak.

Kanuna göre, daha önce yaptığı başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamayacak.

Bilirkişiliğe başvuru, ilgilinin yerleşim yerinin veya mesleki faaliyetlerini yürüttüğü yerin bağlı olduğu bölge kuruluna ya da adli veya idari yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonuna yapılacak.

Bilirkişiler, sicile kaydolmak şartıyla yemin ederek göreve başlayacak.

BİLİRKİŞİLİK SİCİLİNDEN VE LİSTESİNDEN ÇIKARILMA ŞARTLARI 

Kanunla, bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma şartları belirleniyor.

Buna göre bilirkişiler; bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi, bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi, bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması hallerinde sicilden ve listeden çıkarılacak.

Bilirkişiler, göreviyle ilgili tutum ve davranışları ile hazırladıkları raporlar konusunda bölge kurullarınca resen veya başvuru üzerine denetlenecek. Hakim veya savcılar, görevlendirdiği bilirkişinin göreviyle ilgili tutum ve davranışlarının veya hazırladığı raporun mevzuata uygun olmadığına ilişkin kanaat edinmesi durumunda, bu hususu bölge kuruluna bildirecek.

Bilirkişi raporlarının özel veya teknik bilgi yönünden içeriğine ilişkin bölge kurullarına başvuru yapılamayacak.

Bilirkişilik sicili ve listesinde kayıtlı olmadan görevlendirilenler, etik ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunanlar, bilirkişilik yapmaktan yasaklanabilecek.

Bölge Kurulu kararına karşı, kararın tebliğ veya ilan tarihinden itibaren 30 gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilecek.

HUZUR HAKLARI ADALET BAKANLIĞI TARAFINDAN KARŞILANACAK 

Kanunla; Danışma Kurulu, bölge kurulları ve bilim komisyonu üyelerine çalışmaları karşılığı toplantı başına yapılacak ödemelere ilişkin düzenleme yapılıyor. Kurulların ve bilim komisyonunun ihtiyaçlarına yönelik harcamalar ile ödenecek huzur hakları ve ücretleri, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak.

Bu düzenleme uyarınca görevlendirilecek bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilecek ve bunlar hakkında Bilirkişilik Kanunu ve ilgili diğer kanun hükümleri uygulanacak. Askeri yargıdaki bilirkişi görevlendirmeleri bakımından da aynı hükümler uygulanacak.

Kanuna göre, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu yerine Adli Tıp Üst Kurulları kurulacak. Genel Kurulun yerine üç ayrı üst kurul kurulmak suretiyle, sistemin hızlı çalışması ve dosyaların mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması amaçlanıyor.

Kanunla, Adli Tıp Kurumunda görev yapan ihtisas kurulu sayısı altıdan sekize çıkarılıyor.

ÜÇ BAŞKAN YARDIMCISI GÖREV YAPACAK 

Adli tıp uzmanı olan Adli Tıp Kurumu başkan yardımcısı sayısı ikiden üçe çıkarılacak.

Adli Tıp Üst Kurulları, Adli Tıp Kurumu Başkanının başkanlığında, ilgili adli tıp ihtisas kurulları başkan ve üyelerinden oluşacak. Üst kurullarda görüşülen konular, daha önce kurum merkezinde veya taşradaki adli tıp ihtisas dairelerinde karara bağlanmış ise Adli Tıp Üst Kurulları toplantılarına kurum merkezindeki ilgili ihtisas dairesi başkanı katılacak ve konu hakkında açıklamada bulunacak.

Adli tıp uzmanlığı ve yan dal uzmanlığı eğitimi, tıpta uzmanlık mevzuatına uygun olarak Adli Tıp Kurumunca verilecek.

Adli Tıp Kurumu Başkanı, Kurumun görev alanına giren faaliyetlerle ilgili olarak, kamu kurum ve kuruluşları ile protokol yapabilecek.

Kanunla, 5 bin 360 kadro ihdas ediliyor.

RAPORLAR ARASINDA ÇELİŞKİLER GİDERİLECEK 

Adli Tıp Kurumu Eğitim ve Bilimsel Araştırma Komisyonu ile Adli Tıp Kurumu Etik Kurulu üyelerini belirleme yetkisi Adli Tıp Başkanlar Kuruluna veriliyor.

Adli Tıp İhtisas Kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet halinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkilerin üst kurullarca giderilebilmesine imkan sağlayacak şekilde yeniden düzenleme yapılıyor. Böylece, ihtisas kurullarının yapısında bulunan klinik branşlarla, benzer şekilde uzman hekimler bulunduran sağlık kurulu raporlarının çelişkisi kabul edilerek dosyanın üst kurulda incelenmesi sağlanıyor.

Fizik İhtisas Dairesi ve Trafik İhtisas Dairesinin raporları, Adli Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamayacak. Bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması halinde raporlar, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımıyla oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenecek ve kesin karara bağlanacak.

Adli Tıp Kurumunda görev yapan ihtisas kurulu sayısının altıdan sekize çıkarılması nedeniyle, ihtisas kurullarının görevleri yeniden belirlenecek. Buna göre, yeni kurulan adli tıp yedinci ihtisas kurulunun görevi, ölümle sonuçlanmayan tıbbi uygulama hatalarına ilişkin işler, adli tıp sekizinci ihtisas kurulunun görevi ise ölümle sonuçlanan tıbbi uygulama hatalarına ilişkin işler olacak.

Adli Tıp Üst Kurulları; Adli Tıp Kurumu Başkanının başkanlığında, ilgili ihtisas kurullarının başkan ve üyeleri ile ilgili adli tıp ihtisas dairesi başkanı veya vekilinin katılımı ile toplanacak. Kararlar çoğunlukla alınacak.

Adli Tıp Üst Kurulları ve ihtisas kurulları, ilgili kişileri gerektiğinde muayeneye çağırabilecek, dinleyebilecek ve her türlü tetkiki yaptırabilecek.

Adli Tıp Kurumunda, mesai saatleri dışında veya resmi tatil günlerinde ölü muayenesi veya otopsi işlemine katılan personele, tavan ek ödeme oranlarının yüzde 20'sine kadar ek ödeme yapılacak.

Adli Tıp Kurumu bünyesinde kurulacak ihtisas kurulları ile üst kurullar, 1 Eylül 2017 tarihinde göreve başlayacak.

Kamulaştırma davalarında taşınmaz malın bedel tespiti yapılırken, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartları da dikkate alınacak.

Kamulaştırma davalarında görevlendirilen bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulları tarafından hazırlanan listelerden seçilecek.

Bilirkişi kurulunun üye sayısı, 5 kişiden 3 kişiye düşecek. Bilirkişilerden biri taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar ya da Sermaye Piyasası Kanununa göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları arasından seçilecek.

Bilirkişilerin uzmanlık alanları, kamulaştırılacak taşınmazın niteliği göz önüne alınarak belirlenecek.

Bilirkişi kurulu, taşınmaz malın değerini yasal kriterlere göre tayin ve takdir ederek, gerekçeli raporunu 15 gün içinde mahkemeye verecek. Bilirkişilerce yapılan değer tespitinde, idare tarafından belgelerin mahkemeye verildiği gün esas tutulacak.

Kamulaştırma işlemi tesis edilmeden yapılan fiili ve hukuki el atmalarla ilgili açılacak bedel tespiti ile tam yargı davalarında da Kamulaştırma Kanununda düzenlenen bilirkişiliğe ilişkin hükümler uygulanacak.

BAŞKA UZMANLIĞI OLMAYAN HUKUKÇULAR BİLİRKİŞİ OLAMAYACAK 

Gerçeğe aykırı bilirkişilik yapanlara öngörülen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, 3 yıldan 7 yıla çıkarılacak.

Genel bilgi, tecrübeyle veya hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözünlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacak. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemeyecek.

Bilirkişiler, bilirkişilik bölge kurulu tarafından hazırlanan listede yer alan kişiler arasından seçilecek. Listede bilgisine başvurulacak bilirkişi bulunmaması halinde, diğer bölge kurullarının listelerinden, burada da bulunmaması halinde şartları taşımaları kaydıyla, bu listelerin dışından bilirkişi görevlendirilebilecek.

Ceza yargılamalarında süresi içinde raporunu vermeyen bilirkişiye, hukuki ve cezai sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, ücret ve masraf adı altında hiçbir ödeme yapılmamasına karar verilebilecek. Söz konusu bilirkişi hakkında, gerekçesi gösterilerek gerekli yaptırımların uygulanması bilirkişilik bölge kurulundan talep edilecek.

Ceza yargılamalarında bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacak, hakim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacak.

Bilirkişiye, sarf ettiği emek ve mesaiyle orantılı bir ücret ile inceleme, ulaşım, konaklama ve diğer giderleri ödenecek. Bu ücret ve giderler belirlenirken, Adalet Bakanlığının her yıl güncellenen tarifesi esas alınacak.

GEÇİŞ HÜKÜMLERİ

Düzenlemenin yayımı tarihinden itibaren en geç bir ay içinde Danışma Kurulu ve bölge kurullarının üyeleri, ilgili kurum veya kurullar tarafından seçilecek.

Danışma Kurulunun ilk toplantı tarihi, üyelerin üç yıllık görev süresinin başlangıcı olarak kabul edilecek.

Düzenlemenin uygulanmasına ilişkin yönetmelikler, yayımı tarihinden itibaren en geç 6 ay içinde yürürlüğe konulacak ve bu yönetmeliklerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç 6 ay içinde bilirkişilik sicili ve listeleri oluşturulacak.

Daha sonra sicil ve listelere uygun bilirkişi görevlendirilmesini sağlamak amacıyla Adalet Bakanlığı tarafından bir ilan yapılacak. Bu ilan yapılıncaya kadar mevcut bilirkişi listelerine göre bilirkişi görevlendirilmesine devam edilecek.

Tasarının yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, 8 Kasım Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere birleşimi kapattı.

AA