Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Anayasa Mahkemesi, 3 mültecinin haklarındaki sınırdışı işlemini durdurmak için yaptıkları bireysel başvuruları karara bağladı. AYM, yüz binlerce Suriyeli ve Iraklı mülteciyi ilgilendiren önemli bir karara imza attı. İşte 3 mülteci için AYM’nin verdiği kararlar...

SURİYE VATANDAŞI AYM’YE GİTTİ

1980 doğumlu Suriye vatandaşı H.S., polis tarafından 10 Aralık 2015’te Ankara Otogarı’nda sahte kimlikle yakalandı. H.S., Türkiye’den Suriye’ye geçip terör örgütlerine katılacağı şüphesiyle idari gözetime alındı. Halen Gaziantep’te idari gözetim altında tutuluyor. “Kamu düzeni güvenliği açısından tehdit oluşturanlar” kapsamında olduğu değerlendirilen H.S.’nin Ankara Valiliği’nce 11 Aralık 2015’te sınırdışı edilmesine karar verildi. H.S., işlemin iptali için açtığı dava sürerken, ülkesine sınırdışı edilmesinin maddi ve manevi bütünlüğü bakımından tehdit oluşturacağını, işkence göreceğini belirterek 31 Ekim 2016’da AYM’ye tedbir talepli bireysel başvuruda bulundu.

AYM, ‘YAŞAMINA YÖNELİK CİDDİ TEHDİT VAR’ DEDİ

Ülkesindeki kaos, etnik ve siyasi durumu ile Sünnilere yönelik mezhepsel baskılar nedeniyle Türkiye’ye sığındığını, illegal faaliyette bulunmadığını, ticaret için Hatay’a giderken yakalandığını savunan H.S., sınırdışı edilmesi halinde zulme maruz kalacağını öne sürdü. H.S.’nin başvurusunu kabul eden AYM, tedbir kararı verdi ve kararda şöyle dedi:

“H.S.’nin Suriye vatandaşı olduğu, kişisel durumuyla ilgili iddialarını dile getirdiği, idare mahkemesinde açtığı iptal davasının halen derdest olduğu; ülkesindeki iç savaş ve istikrarsızlığın devam ettiği, dolayısıyla sınırdışı işleminin gerçekleştirilmesi halinde telafisi imkânsız sonuçların ortaya çıkabileceği anlaşılmaktadır. Başvurucunun ‘yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne’ yönelik ciddi tehlike bulunduğu anlaşıldığından tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.” AYM tarafından yeni bir karar verilinceye kadar H.S., ülkesine sınırdışı edilemeyecek.

BALKAR TÜRKÜ: BENİ ÖLDÜRÜRLER

1972 doğumlu Rusya Federasyonu Kabardey-Balkar Özerk Cumhuriyeti vatandaşı Y.T., yasal yollardan Türkiye’ye geldi. Türk vatandaşı A.T. ile evlendi ve 4 çocuğu oldu. Polisin araç sorgulamasında yurda giriş yasağı olduğu anlaşılan Y.T., idari gözetim altına alındı. Y.T.’nin Yalova Valiliği’nce 30 Ekim 2016’da sınırdışı edilmesine karar verildi. Y.T., işlemin iptali için açtığı dava sürerken, ülkesine iadesinin hayati bakımdan tehdit oluşturacağını, işkence göreceğini belirtip 31 Ekim 2016’da AYM’ye tedbir talepli başvuruda bulundu.

Türk uyruklu olduğunu anlatan Y.T., Kafkasya bölgesinde muhalif ve işgale direnen kesimin baskı altında olduğunu, Kabardey-Balkar bölgesinde Rusya Federasyonu tarafından sistematik asimile politikaları yürütüldüğünü, direnen halka işkence yapıldığını, sınırdışı edilirse muhalif olduğu için işkence göreceğini, işgale karşı direnenlerin ailelerine yardım ettiği gerekçesiyle infaz edilebileceğini iddia etti.

BAŞVURUSU KABUL EDİLDİ

Y.T.’nin başvurusunu kabul eden AYM, tedbir kararı verdi. Kararda, “İdare mahkemesinde açtığı iptal davasının halen derdest olduğu, dolayısıyla bu aşamada sınırdışı işleminin gerçekleştirilmesi halinde telafisi imkânsız sonuçların ortaya çıkabileceği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, içtüzüğün 73’üncü maddesi uyarınca başvurucunun ‘yaşamına ya da maddi veya manevi bütünlüğüne’ yönelik ciddi tehlike bulunduğu anlaşıldığından tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir” denildi. Y.T. de ülkesine sınırdışı edilemeyecek.

‘İRAN VATANDAŞI SOMUT BİLGİ VE BELGE SUNAMADI’

1989 doğumlu İran vatandaşı T.A., 22 Nisan 2015’te Türkiye’ye yasal yollardan geldi. Suriye vatandaşlarına verilen yabancı tanıtım kartlarını kendi adına düzenleyen T.A., 22 Mart 2016’da Hatay’da yakalanıp geri gönderme merkezine teslim edildi. T.A.’nın 22 Mart 2016’da sınırdışı edilmesi ve idari gözetim altına alınması kararlaştırıldı. T.A.’nın bu işlemin iptali için açtığı dava, 3 Ağustos 2016’da reddedildi. T.A., 31 Ekim 2016’da AYM’ye tedbir talepli bireysel başvuruda bulundu. Etnik ve siyasi durumu ile Sünnilere yönelik mezhepsel baskılar nedeniyle Türkiye’ye sığındığını, illegal faaliyette bulunmadığını belirten T.A., sınırdışı edilmesi halinde İran’da baskı ve zulme maruz kalacağını öne sürdü. AYM, tedbir talebinin reddine karar verdi.

Sınırdışı yapılacak ülkede karşılaşılabilecek kişisel risklerin ve buna ilişkin somut bilginin başvurucular tarafından AYM’ye ayrıntılı şekilde sunulması gerektiği kararda belirtildi.

‘YERİN DE VEBAĞLAYICI BİR KARAR’

PROF. DR. ERSAN ŞEN:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi, birbirine benzer. Ölüm cezası, işkence, kötü muamele gibi insan hayatıyla, insanın vücut bütünlüğüyle alakalı konuların yaşanacağının görülmesi durumunda tedbir kararı verirler. ‘Sınırdışı etmeyin, çünkü hayati tehlike yaşayabilir, iade edileceği ülkede başına başkaca musibetler gelebilir’ derler. Yani tedbir kararı ile şahsın esas karar verilinceye kadar sınırdışı edilmemesi istenir. Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamak zorundasın. Anayasa Mahkemesi kararları kendi içinde bağlayıcı ve dışarıya emsaldir, benzer hadiseler için. Suriye’de bir iç savaş var ve bir devlet otoritesi de söz konusu değil, o yüzden AYM’nin kararı yerinde.”

FEVZİ ÇAKIR/GAZETE HABERTÜRK

 

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, AK Parti Seçim İşleri Başkanlığı tarafından parti genel merkezinde düzenlenen etkinlikte, Konya'dan gelen gazetecilerle bir araya geldi.

Konya basınını yakından izlediğini, bir süre önce Konya Basın Konseyinin kendisini ziyaret ettiğini anımsatan Kurtulmuş, Konya basınının temsilcileriyle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kurtulmuş, Türkiye'de yerel basının, her zaman Anadolu'nun kalesi olduğunu söyledi.

Milletin yereldeki sesi, gözü ve kulağı olan yerel basının, milli iradenin kökleşmesi, derinleşmesi için elinden gelen bütün imkanla destek sağladığını vurgulayan Kurtulmuş, Anadolu medyasına teşekkür etti.

Özellikle 15 Temmuz gecesi ve sonraki süreçte Konya medyasının demokrasi sürecine çok büyük katkı verdiğini ifade eden Kurtulmuş, hükümet olarak da Anadolu medyasının kalkınması, daha çok güçlenmesi, sözünün tesirinin artması için üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye hazır olduklarını belirtti.

FETÖ'NÜN ALGI OPERASYONLARI 

FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimi sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulunan Kurtulmuş, örgüt mensuplarının 16 Temmuz sabahından itibaren başlattıkları algı operasyonlarına karşı özellikle Anadolu medyasının duyarlı olmasını istedi.

Kurtulmuş, "Türkiye'de insan hakları ihlalleri olduğu, ekonominin Türkiye'de kötüye gittiği, FETÖ mağdurlarının oluştuğu" yönündeki algılarla insanların zihinlerinin yönlendirilmeye çalışıldığının altını çizdi.

FETÖ ile mücadelenin 3-5 günlük bir şey olmadığına dikkati çeken Kurtulmuş, yanlışlar varsa da düzeltileceğini ifade etti.

Diyarbakır'da 4 Kasım'da meydana gelen bombalı saldırının hemen ardından Türkiye'de de faaliyet gösteren bir uluslararası haber ajansının bombanın DEAŞ tarafından patlatıldığına dair haber yaptığını anımsatan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Bu, PKK'nın yükünü üstünden almak içindir. Arkasından bir kaç saat sonra Diyarbakır Valiliğimiz PKK'lıların arasındaki telsiz konuşmalarını tespit etti, bunları medyaya verdi ve bu işin PKK militanları tarafından yapıldığı ortaya çıktı. Buradaki ilginç olan şey şudur: İnsanların acıları, feryatları kulakları doldururken bu uluslararası haber ajansı hangi bilgiyle hareket edip, PKK'nın yükünü hafifletmek için böyle bir girişimde bulunuyor? Algı operasyonlarının uluslararası boyutunu ifade etmek için bunu söylüyorum. Bundan vazgeçtiler ve kısmen özür dilediler."

"NEDEN HDP'DEN ÇAĞRILANLAR İFADE VERMEYE GİTMİYORLAR?" 

Türkiye'den kaçan bazı kişilere, Avrupa'da kapıların sonuna kadar açıldığına işaret eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Terörist cenazelerine katılan, terör örgütünün faaliyetlerinde en önde bulunan bir milletvekili şu anda kaçak. Faysal Sarıyıldız, Avrupa'da resmi toplantılarda ağırlanıyor. Orada verilen birtakım fotoğraflarla 'Türkiye'de 'meşru seçilmiş siyasiler'e haksızlık yapıldığı' imajı yapılmaya çalışılıyor. Anayasa değişikliği gereği AK Parti'den de CHP, MHP'den de milletvekillerinin dosyası açıldı. Bu anayasa değişikliğini TBMM yaptı. Neden HDP'den çağrılanlar ifade vermeye gitmiyorlar? Tamamıyla siyasetten bağımsız bir hukuki süreç devam ediyor. Bu sürecin içerisinde de iki tane milletvekili yurt dışına kaçmış. Bu kaçak milletvekillerine kapıları açanlar, ne büyük bir algı operasyonu yönettiklerini gayet iyi biliyorlar ve bunun üzerinden de Türkiye'yi köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar."

15 Temmuz'dan sonra Avrupa'dan son derece cılız, beklentilerin gerisinde FETÖ'yü kınayan bir kaç demeç geldiğini söyleyen Kurtulmuş, Avrupa'nın en üst düzeydeki siyasi yetkililerinin birçoğunun 15 Temmuz gerçeğini görmezden geldiğini ifade etti.

Kurtulmuş, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Eğer Avrupa Birliği, Türkiye ile dostane ilişkilerini geliştirmek istiyorsa, çok hızlı bir şekilde kararını vermek zorundadır. AB, Türkiye ilişkilerini kuvvetlendirmeyi mi önemsiyor yoksa Türkiye'de bir kaç bin kişiden oluşan FETÖ ya da PKK ile iş birliği yapmayı mı tercih ediyor, kararları kendileri versin. Türkiye, kimsenin müstemlekesi olan bir ülke değildir. Kimsenin, birtakım böyle ihsanlarına muhtaç olan bir ülke hiç değildir. Eğer siz bize mutabakat gereği, serbest dolaşım imkanını vermezseniz, Türkiye de göçmen meselesini kendi topraklarına absorbe edecek, bu kadar yükü yüklenecek bir ülke değildir. O zaman bakın, göçmenlerle nasıl baş ediyorsanız edin."

"TÜM MÜZAKERELERİMİZDE BU KONU GÜNDEME GELİYOR" 

Suriye ve Irak'ta yaşananlar ile Fırat Kalkanı Operasyonunu da değerlendiren Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Münbiç operasyonuna ilişkin şunları kaydetti:

"Bütün askeri müzakerelerimizde, diplomatik müzakerelerimizde bu konu gündeme geliyor. Türkiye'nin tavrı çok açıktır. Münbiç'ten PYD ya çıkacak ya da çıkartılacaktır. Dolayısıyla Amerikalılar Türkiye'nin bu kararlılığını gördüler, YPG üzerindeki baskılarını artırıyorlar. YPG'den ve Amerikalı yetkililerden yapılan açıklamalarda da çok kısa bir süre içerisinde bütünüyle Münbiç'in boşaltılacağı ve Fırat'ın doğusuna bu unsurun geçeceği tespit ediliyor."

Toplantıda, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz da bir konuşma yaptı.

Medyanın önemine dikkati çeken Yılmaz, Türkiye'de sosyal medya üzerinden oluşturulan algı operasyonlarıyla çok mücadele edildiğini dile getirdi.

15 Temmuz'dan sonra özellikle uluslararası medyanın çok iyi bir imtihan vermediğini belirten Yılmaz, "Özellikle demokratik ülkeler, müttefik addettiğimiz ülkelerdeki belli medya grupları darbeye uğrayan milletimizin yanında durmak yerine, darbeye karşı verilen destansı mücadeleyi dünyayla paylaşmak yerine farklı bir şekilde olaya yaklaştılar. Algılar ne olursa olsun, gerçek eninde sonunda hakim olur." ifadesini kullandı.

 

Terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı PYD, Suriye Kürt Ulusal Konseyine (ENKS) bağlı Yekiti Partisi'nin ofisini basarak, yöneticilerini kaçırdı.

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, PYD/PKK militanları, Yekiti Partisi'nin Haseke ilinin Kamışlı ilçesine bağlı Amude beldesindeki ofisini 1 saat kuşatmada tuttuktan sonra baskın düzenledi. Militanlar, Genel Sekreter Yardımcısı Hasan Salih'in de aralarında bulunduğu 6 üst düzey yöneticiyi kaçırdı.

PKK/PYD dün de ruhsatsız çalıştığı bahanesiyle partiye ait radyoyu basmış, 2 çalışanı kısa süre gözaltında tuttuktan sonra serbest bırakmıştı. Militanlar, radyoda el koydukları eşyaları ise teslim etmemişti.

"PYD TARAFINDAN ALTI ÜST DÜZEY YETKİLİ ALIKOYULDU"

Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) çatısında yer alan Suriye Kürt Birlik Partisi (SKBP) Genel Sekreteri İbrahim Bıro, SKBP Genel Sekreteri Yardımcısı Hasan Salih'in de aralarında olduğu 6 üst düzey yetkilinin terör örgütü PKK/PYD tarafından alıkonulduğunu doğruladı.

Bıro, düzenlediği basın toplantısında, terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı PYD'ye bağlı silahlı güçlerin Suriye'nin kuzeyinde yer alan Haseke vilayetinin Amude kasabasında SKBP binasına baskın düzenlediğini belirterek, "PYD'nin silahlı güçleri tarafından yapılan baskında, SKBP Genel Sekreteri Yardımcısı Hasan Salih'in de aralarında olduğu toplam 6 üst düzey yetkiliyi alıkoydular." dedi.

Kısa bir süre önce PYD'ye bağlı silahlı güçler tarafından yine ENKS'nin çok sayıda üyesinin alıkonulduğunu hatırlatan Bıro, "DEAŞ'a karşı savaşırken şehit olan bir Peşmerge'nin cenaze törenine katıldıklarından dolayı ENKS üyesi yaklaşık 50 kişi keyfi bir şekilde yakalanıp, PYD'nin zindanlarına atıldı." diye konuştu.

Başı sıkıştığı veya kendisini baskı altında hissettiği zaman PYD'nin ENKS'ye saldırdığını kaydeden Bıro, "Halk eskisi gibi onlara (PYD) destek vermiyor ve her geçen gün zayıflıyorlar. DEAŞ savaşının sonuna doğru geliyoruz. ABD'nin özellikle PYD'ye olan gereksinimi de azalıyor. Onlar da elde ettikleri yenilginin hıncını ENKS'den çıkarmak istiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Rakka savaşı için de ciddi bir hazırlık yapıldığının farkındayız diyen Bıro, şunları söyledi:

"PYD elindeki militan sayısını artırmak için her gün köylere saldırı düzenleyip halkı zorla sözde mecburi askerliğe götürüyor. Bir yandan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nden binlerce Suriyeli Peşmerge DEAŞ'a karşı savaşırken, PYD gidip üniversitede okuyan gençleri mecburi askerlik adı altında savaşa gönderiyor.

PYD, Suriye'nin kuzeyinde elinde tuttuğu bölgelerde ENKS çatısı altında olan Suriye Kürdistan Demokrat Partisi başta olmak üzere birçok partinin üst düzey yöneticilerini hiçbir gerekçe göstermeden alıkoyup zindanlarda tutuyor."