Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
DHA

Balıkesir'de kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde eylem yaparak hemcinslerine uygulanan şiddete tepki gösterdi.

Balıkesir Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP), bugün saat 16.00'da Alihikmetpaşa Meydanı'nda gerçekleştirdiği basın açıklamasında kadın cinayetlerine, cinsel şiddete ve çocuk istismarına dikkat çekti.

Kadınlar, 'Bu daha başlangıç, mücadeleye devam', 'Kadın düşmanlarından hesap soracağız', 'Asla yalnız yürümeyeceksin' şeklinde sloganlar attı.

Gruba konuşan KCDP Balıkesir Temsilcisi Necla Ast, kadınların yaşadığı olumsuzluklara dikkat çekerek;

"Üzgün değil, öfkeli, yalnız değiliz, örgütlüyüz. Yüzyıllar önce kazandığımız hakları vermeyecek, asla bizi Ortaçağ devletine götürmek isteyenlere teslim olmayacağız. Bizler bu puslu, bu karanlık havayı dağıtacağız. Yaşam hakkımız, özgürlüğümüz ve tüm haklarımız için haklarımızı doyasıya yaşayacağımız laik ve demokratik bir ülke için onuna kadar mücadele edeceğiz" dedi.

MEŞALELİ VE DÜDÜKLÜ EYLEM

Balıkesir Kadın Platformu ise saat 17.30'da 15 Temmuz Demokrasi Meydanı'nda düzenlediği etkinlikle tüm kadınları birlikte mücadeleye çağırdı. Ellerinde meşalelerle meydana gelen kadınlar düdük çalarak seslerini duyurmaya çalıştı.

Eyleme katılanlar, 'Susma haykır, şiddete hayır', 'Erkek vuruyor, devlet koruyor', 'Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin cop, inadına isyan, inadına özgürlük' diye bağırdı.

Açıklama yapan Balıkesir Kadın Platformu Dönem Sözcüsü Ayşe Özkan:

"Bizler erkek egemen sistemin emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz üzerindeki tahakkümüne karşı alanlarda isyanımızı büyütüyoruz. Cinsiyet ve cinsel yönelim ayrımcılığı dahil olmak üzere her türlü ayrımcılığa son verecek, eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik ve barış içerisinde bir yaşam istiyoruz. Savaşa, teröre, şiddete hayır diyoruz. Biz egemenlerin kader diye önümüze koyduğu bu cehenneme razı gelmeyeceğiz. Kendi cennet tasavvurumuz için mücadelemize devam edeceğiz" diye konuştu.

Kadınların eylemi hep birlikte halay çekmeleriyle son buldu.

Doğu ve Güneydoğu'da kadına yönelik şiddet raporunu açıklayan İHD Diyarbakır Şubesi, iki bölgede son bir yılda 94 kadının güvenlik güçlerinin, yada failin erkek olduğu aile içi ve toplumsal yaşamda maruz kaldıkları saldırılar sonucunda yaşamını yitirdiğini belirtti.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle kadına yönelik hak ihlallerinin raporunu açıkladı. İHD Kadın Komisyonu üyesi Gülistan Yalçındağ, bölgede yaşanan çatışmaları süreç ve sonrasındaki sokağa çıkma yasaklarının bölge halkına yaşamayı yasakladığını ileri sürdü. Yalçındağ şöyle dedi:

"25 Kasım 2015- 25 Kasım 2016 tarihleri arasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde bir yıllık raporlarımıza göre 94 kadın güvenlik güçlerinin, ya da failin erkek olduğu aile içi ve toplumsal yaşamda maruz kaldıkları saldırılar sonucunda yaşamını yitirmiştir. En az 39 kadın maruz kaldığı şiddet nedeniyle yaralanmış ve ilgili mercilere başvuru yapmıştır. 26 kadın gözaltında ve gözaltı yerleri dışında, cezaevlerinde işkence ve kötü muameleye maruz kalmışlardır. Çatışmalı süreçten yaratılan mağduriyetin başında kadın ve çocuklara yönelik hak ihlalleri yer almaktadır. Biz insan hakları savunucuları kadına yönelik şiddetin bir insan hakkı suçu olduğunu vurguluyoruz."

Tüketici Başvuru Merkezi (TBM) Hukuk Komisyonu Başkanı, avukat İzzet Doğan, kadına yönelik şiddeti önlemede yasal düzenlemelerin tek başına yeterli olmadığını belirterek, "Bireylerin çocukluktan başlayarak eğitilmesi gerekmektedir. Ailelerin çocuklarının yanında sert tartışmalardan kaçınması çok önemli." dedi.

Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun, 1999da, kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla 25 Kasımı, "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü" olarak ilan ettiğini anlattı.
Bugünün 25 Kasım olarak belirlenmesinin nedeninin 1960ta Dominik Cumhuriyetinde, diktatör Rafael Trujillonun emriyle Mirabal Kardeşlerin tecavüz edilerek öldürülmesi olduğunu aktaran Doğan, bugünün Türkiyede de kadına yönelik şiddetin önlenmesinin anlatılması için fırsat şeklinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yasal önlemlere rağmen kadına şiddetin önlenemediğini dile getiren Doğan, bu konu için sadece yasal düzenlemelerin yeterli olmadığını aktardı.
Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2002 ile 2015 arasında 5 bin 406 kadın cinayeti işlendiğinin görüldüğünü anımsatan Doğan, maalesef bu cinayetlerin 2016 yılında da devam ettiğini bildirdi.

"Okullarda ders olarak okutulabilir"

İzzet Doğan, "Bireylerin daha çocukluktan başlayarak eğitilmesi gerekmektedir. Ailelerin çocuklarının yanında sert tartışmalardan kaçınması çok önemli. Eğitimin ailede başlayıp okulda devam ettirilmesi ve toplum içinde de sürdürülmesi halinde kadına yönelik şiddet olayları en az seviyeye inebilir." diye konuştu.

Devletin kadınları şiddete karşı koruma önlemlerinin tek başına yetersiz kaldığını ifade eden Doğan, "Kadının eğitim seviyesinin yükselmesi, iş yaşamına katılması, ekonomik özgürlüğünün artması, şiddete karşı ayaklarının üzerinde durabileceği ve her türlü şiddete karşı hiç kimseye muhtaç olmayacağı bir yaşam imkanına kavuşturulması gerekmektedir." ifadelerini kullandı.

Geleneksel aile yapısında evin kazancını sağlayan erkeğin ailenin reisi olduğunu anımsatan Doğan, sözlerini şöyle tamamladı:
"Yeni Medeni Kanunumuz ile bu görüş değişmiştir. Şimdi eşler, gelirleri ve emekleri oranında ailenin geçimine katkı sağlamakla yükümlüdürler.

Ayrıca sadakat kurallarına göre eşlerin ailenin gelirlerini, boşa harcamamaları, parayı israf etmemeleri gerekir. Geliri olmayan kadına eşinin ekonomik şiddet göstermemesi, onun ihtiyaçları karşılaması hem etik ve hem de yasal bir sorumluluktur. Ayrıca yuvayı dişi kuş yapar anlayışı kadınların tutumlu olduğunu ifade eder."