Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye ile AB ilişkilerinin dondurulması kararına ilişkin Twitter'dan açıklamalarda bulundu.

Bozdağ "AB, Türkiye ile müzakere sürecini başlattığı 2004'ten bugüne 35 fasıldan sadece 15 faslı açmış;ama açılan hiç bir faslı kapatmamıştır. AB kapısında 53 senedir bekletilen Türkiye,12 yıllık müzakere sürecinde de AB tarafından sürekli oyalanmıştır. AB,Türkiye'ye karşı hiçbir zaman samimi,net ve tek yüzlü olmamış;aksine hep samimiyetsiz,çifte standartlı ve çokyüzlü olmuştur. Müzakere süreci boyunca AB, Türkiye'yi hep oyalamış,haksız yere Türkiye'yi hep suçlamış ve Türkiye lehine hiçbir olumlu adım atmamıştır." dedi.

Avrupa Parlamentosunun aldığı AB-Türkiye müzakere sürecini dondurma kararı ile ilgili "AB'nin bu çok yüzlülüğünün gördüğümüz en son yüzüdür. Avrupa Parlamentosunun Türkiye-AB müzakere sürecini dondurma kararı; önyargı, islamafobi, Türkiyefobi ve vizyonsuzluk sonucu alınmıştır.Bu kararıyla Avrupa Parlamentosu; PKK, FETÖ ve diğer terör örgütleri dahil bütün Türkiye düşmanlarını sevindirmiştir. Ayrıca bu karar; PKK,FETÖ ve diğer terör örgütleriyle etkin mücadele yapan Türkiye'ye fren,bu ve diğer terör örgütlerine destek kararıdır" şeklinde konuşan Bozdağ "Avrupa Parlamentosu; ırkçılığa, ayrımcılığa, islamafobiye, Türkiyefobiye, Türkiye düşmanlığına, çapsız ve vizyonsuz siyasete teslim olmuştur. Avrupa Parlamentosu her ne karar alırsa alsın Türkiye,PKK veFETÖ başta olmak üzere bütün terör örgütleriyle daha etkin mücadele edecektir. AB;Türkiye düşmanlarının,Türkiye'ye ihanet edenlerin,Türkiye'de terör eylemi yapan terör örgütlerinin ve teröristlerin sığınağı olmuştur." dedi.

"AP'NİN KARARI BÜYÜK BİR YANLIŞTIR"

Bozdağ "Avrupa Parlamentosunun Türkiye kararı, tarihi bir hatadır; büyük bir yanlıştır;adil/objektif değildir ve Türkiye'ye yapılmış haksızlıktır. AB;Terör örgütlerinin,Türkiye düşmanlarının ve önyargıların sözcülüğünden vazgeçmeli,Türkiye ile adil ve objektif işbirliğine dönmelidir. AB ülkeleri,ayrımcılık,ırkçılık,islamafobi ve Türkiyefobiye teslim olmuş çapsız siyasi aktörlerden kurtulamazsa,AB'nin geleceği yok olur. Avrupa Parlamentosunun Türkiye kararı, Türkiye'ye zarar vermez;Türkiye'nin büyüklüğüne ve Türk milletinin asaletine gölge düşürmez. Avrupa Parlamentosunun bu kararı, bizim için yok hükmündedir;haksızdır;kıymeti harbiyesi de yoktur; Türkiye'ye zarar vermez." açıklamasında bulundu.

AB Komisyonu Baş Sözcüsü Margaritis Schinas, AB Komisyonunda düzenlenen günlük basın toplantısında Türkiye-AB sığınmacı mutabakatı hakkında açıklama yaptı.

Mutabakatın, karşılıklı güvenen ve taahhütlerin yerine getirilmesine bağlı olduğuna dikkati çeken Schinas, hem AB'nin hem de Türkiye'nin taahhütlerini yerine getirdiğini söyledi.

Baş sözcü, AB'nin Türkiye'ye sığınmacı mutabakatına bağlı olduğunu ve başarılı olması için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını ifade etti.

"AP, AB'NİN EN DEMOKRATİK KURUMU"
Schinas, Avrupa Parlamentosunun (AP), Türkiye'nin AB ile sürdürdüğü müzakerelerin geçici süreliğine dondurulmasını tavsiye eden ve hukuki bağlayıcılığı olmayan tasarıyı kabul etmesi hakkında, "AB Komisyonunun pozisyonunu AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini açıkladı. AP, AB'nin en demokratik kurumu." değerlendirmesinde bulundu.

Vize serbestisi için Türkiye'nin yerine getirilmesi gereken 7 kriter bulunduğunu anlatan Schinas, Türkiye'nin terörle mücadele kanunuyla ilgili kriterde anlaşmazlık olduğunu, bununla ilgili bir çözüm bulmaya kendilerini adadıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Parlamentosu'nda "Müzakereleri geçici durdurma" kararına sert tepki gösterdi. "Topunuz 'evet' dese ne yazar" diyen Erdoğan, mültecileri işaret ederek, "Bana bak, daha ileri giderseniz bu kapılar açılır bunu da bilesiniz. Öyle kuru sıkı tehditlerden ne ben anlarım, ne bu millet anlar!" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Wow Otel'de KADEM Adalet ve Kadın Kongresi'ne katıldı. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle: 

"Bugün burada bulunan dünyanın farklı ülkelerinden bakan, bilimadamı, STK temsilcisi, akademisyen ve yönetici arkadaşlarımızın her biri kadın konusunu kendi bakış açısıyla değerlendirecektir. Mültecilerden çalışma hayatına, medyadan hukuka kadar geniş bir alanda tartışılacağına inanıyorum. Kadınların sorunlarını çözmeden hiçbir hedefimize ulamanın mümkün olmadığını biliyorum.

Bizim inancımıza göre insanlık, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Adem ile Hz. Havva'dan doğmuş çoğalmıştır. İlk erkek olan Adem'i hangi saygı ifadesiyle anıyorsak, ilk kadın olan Havva'yı da aynı ifadeyle zikrediyoruz. Kuran'ı Kerim'de bizi bir erkek ile bir dişiden yarattığını ifade ediyor. Burada, erkek kadından veya kadın erkekten üstündür diye bir hüküm yok. Yaratılışta bir eşitlik var. Üstünlük ise takvada sözkonusu olabiliyor. Kadınları cinsiyetlerinden dolayı tahkir eden her türlü anlayışı reddediyoruz.

CİNSEL İSTİSMAR YASASI

Cinsiyetten kaynaklanan haksızlık ve adaletsizlik dönemler ve toplumlar üstü sorun olarak karşımıza çıkıyor. Adaletsizlik erkek sözkonusu olunca emeğin sömürüsü olarak gerçekleşirken, kadınlar olunca farklı şekilde ortaya çıkıyor. Evdeki mesaisi görmezden geliyor, işyerinde ayrımcılığa uğruyor. Bir de modern kadın protipi imajına uyma baskısı ekleniyor. Örf, adet, töre denilerek bu dönem kurumsallaştırılmaktadır. Geçtiğimiz 14 yılda çok ciddi mevzuat düzenlemelerini hayata geçirdik. 

Kadın meselesi, son günlerde yoğun bir şekilde öne çıktı. Dikkatimi çeken bu kanun değişikliği teklifinin özenli hazırlanmadığını ve istismara açık olduğunu gördüm. Hükümetimize, Meclisimize ve hatta toplumumuza, bu yasanın daha geniş mutabakatla ele alınmasını tavsiyet ettim. Hükümetimiz de geri çekilmesini kararlaştırdı. Geniş mutabakatla yeniden parlamentomuza gelecektir. 

Siyaset mekanizması elbette sorun çözme yeridir. Ülkemizde yasaların izin verdiği yaşın altında evlilikler söz konusuysa çözümü için gereken adımlar mutlaka atılmalıdır. Öncelikle toplumda bu yönde anlayış değişikliğini yerleştirmek gerekiyor. Bu görev de hükümet ve devletle tüm STK'lara, medyaya ve ailelere düşüyor. Örflerde, adetlerde, geleneklerde kadının istismarı için ne varsa, bunların aykırı unsurlar olduğuna inanıyorum. Yasama, yürütme ve yargı organlarının her türlü çabayı göstermesi şarttır. Kadınlarımıza yönelik adaletsizlik konusunda ilkelerin doğru konulmasını bekliyorum.

MÜLTECİLER SORUNU

Suriye, Irak, Afganistan, Libya, Somali gibi ülkelerde yaşanan çatışmalar, uygulanan zulüm sadece çıkar kavgaları ve mülteci tehdidi bakımından dünyanın gündemine girebiliyor. Mülteci sorunu olmazsa, bu insanların dramı dünyada gündeme gelme ihtimali neredeyse yoktur. 

Kapaklarda Aylan bebek, Ümran bebek yer aldı. Sadece Türkiye'de 3 milyonu aşkın mültecinin olduğu, dünyanın değişik yerlerinde mültecilerin olduğu yerlerde sorun sadece Aylan bebek, Ümran bebek midir? Dünyada milyonlarca Aylan, Ümran bebek şefkat, merhamet bekliyor. Onlar için atılan adım var mı; yok! Sahra üstü, sahra altı milyonlarca kadın, çocuk çözüm bekliyor, atılan adım yok.

AB'YE: TOPUNUZ DESE NE YAZAR!

Atılan bir adım var; Türkiye AB'ye girsin mi, girmesin mi? Niye Erdoğan doğru açıklamalar yapıyor. Toplanmışlar, 30-40 kişi, o bildiriye hayır diyor. Ya topunuz 'evet' dese ne yazar! Hiçbir zaman insanlığa dürüst davranmadınız, doğru davranmadınız. Aylan bebeği sahilden siz almadınız, Ümran bebeği siz almadınız. 3 milyon mülteciyi besleyen biziz, verdiğiniz sözleri yerine getirmediniz. Kapıkule'ye 50 bin mülteci dayandığı zaman feryat ettiniz. 'Türkiye kapıları açarsa ne yaparsınız' dediniz, bana bak, daha ileri giderseniz bu kapılar açılır bunu da bilesiniz. Öyle kuru sıkı tehditlerden ne ben anlarım, ne bu millet anlar!

"DÜNYA 5'TEN BÜYÜKTÜR"

Niye ben dünya 5'ten büyüktür diyorum? BM Güvenlik Konseyi'ndeki 5 ülke dünyanın kaderini belirleyemez. Artık dünyada 2. Dünya Savaşı'nın şartları yok. Her din, her etnik unsur, her kıta orada temsil ediliyor mu? Biz ne diyoruz; 196 ülkenin BM Güvenlik Konseyi'nde temsil edilmediği bir BM adalet dağıtamaz, adaleti temsil edemez. Onun içinde bir aldatmaca daha yapmışlar 5 daimi, 15 geçici üye. Yetti ya, yetti bu aldatmaca. Ey 5 daimi üye, gelin artık deyin ki, BM'nin reforme edilmesi lazım, yeniden güncellemesi lazım. 20 daimi üye olacak ve dönüşümlü olacak. Her 2 yılda bir 10 üyesi değişmek suretiyle dünyadaki tüm ülkeler BM Güvenlik Konseyi'nde yerini alacak. Her dinden, her ırktan, her kıtadan temsilciler olacak.

Şu anda 5 daimi üye; Fransa, İngiltere, Rusya; Avrupa. Çin Asya, ABD Amerika'nın bir kısmı. Diğer kıtalardan temsilci yok. 1,7 milyarlık Müslümanlar temsil edilmiyor. Müslümanların derdini kim anlatacak, kim savunacak? Buradan adalet çıkmaz. Ben BM Genel Kurulu'nda bunu işlemek zorundayım. 1,7 milyar için değil, tüm insanlık adına bunu işliyorum. Adalet dolaylı dolaysız her tarafa sirayet eder, aynen suyun sızması gibi.

Derilerinin renkleri, kökenleri, konuştukları dil nedeniyle ötekileştirilen, insanlar dizi oyuncularına gösterilen ilgiden bile yoksundur. Adaletten söz edeceksek, tartışmaya buradaki adaletsizlikten başlamak zorundayız. Sorunun kaynağı olanların bakış açılarıyla meseleleri tartışamaya başladığımızda, ağaçlarla uğraşıp ormanı gözden kaçıranlardan oluruz. Biz birilerine hoş gözükmek adına zulmü alkışlayamayız. Dünyadaki adaletsizlikleri, haksızlıkları dile getirdiğimiz için eleştirilmekten korkup susarsak gelecek nesillere mahcup oluruz.

"ZAVALLIYA BAK"

Ülkemde ana muhalefet partisinin başındaki 'Bu bir yaptırımdır, devamı gelecek' diyor. Zavallıya bak. 53 yıldır bu ülkeye AB kapısını açmayanlar yaptırım mı uyguluyor, ne oluyor battık mı, bittik mi, çöktük mü? 14 yılda Türkiye'yi nereden nereye getirdiğimiz ortada. Batı'nın Türkiye'ye ihtiyacı var.

Şu anda 3 milyon mülteciyi burada barındıran, besleyen Türkiye AB'den destek gelecek diye kapılarımızı açmadık. O varil bombalarının üzerine yağdığı o insanları zalimlerin insafına bırakamazdık. AB'den para gelir mi, gelmez mi diye düşünmedik.