Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
AA

Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Kudret Bülbül, Avrupa'da ciddi bir krizle karşı karşıya bulunulduğunu belirterek, "Göçmenlere karşı, Türklere karşı, Müslümanlara karşı ciddi anlamda bir tepkisellik gelişiyor." dedi.

Almanya'nın Köln kentindeki Radisson Blu Hotel'de Türk STK temsilcileri ile bir araya gelen Bülbül, toplantı sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Avrupa'da son yıllarda artan yabancı düşmanlığını eleştiren Bülbül, "Avrupa'da ciddi bir krizle karşı karşıyayız. Göçmenlere karşı, Türklere karşı, Müslümanlara karşı ciddi anlamda bir tepkisellik gelişiyor. Bunun örneklerini pek çok alanda gözlemleyebilmek mümkün. Türkiye'de bunlardan bir tanesi olmuş olsa herhalde dünya çapında tepki verilir. Türkiye'de Allah korusun bir sinagoga saldırı yapılsa biz de dahil tüm dünya ciddi şekilde tepki gösterir ama Avrupa'da bu tür olaylar adeta sıradanlaştı. Mabedlere, camilere, kutsal mekanlara hemen hemen her gün bir saldırı yapılıyor ve bu olaylar adeta vaka-i adiyeden görülmeye başlandı." şeklinde konuştu.

Avrupa'da giderek artan ırkçılık, yabancı düşmanlığı, faşizm, neo-nazizm'e dikkati çeken Bülbül, "Ülkeler de artan bu ırkçılığa karşı, yükselen göçmen karşıtlığına karşı daha fazla taviz vererek bu sorunları aşabileceklerini düşünüyorlar. Bu hiçbir şekilde doğru bir politika değil. Belki bu noktada önceklikle teslim etmemiz gereken şey, bu krizin Türklerden, göçmenlerden ve İslamdan kaynaklanmadığı, bunun esas itibarıyla Avrupa'nın bir krizi olduğunu teslim etmemiz gerekiyor. Bu Avrupa'nın kendi krizidir, geleceğe dair bir yön arayışıdır, gittikçe içe kapanan, daralan, korkularına teslim olan bir Avrupa'nın karşı karşıya kaldığı bir sorundur." ifadelerini kullandı.

Bu sorunların bugün Türkler, Müslümanlar ve göçmenler üzerinden yansıtıldığını ancak sorunun çok daha derin olduğunu vurgulayan Kudret Bülbül, eğer bu gidişata bir önlem alınmazsa Avrupa'nın geleceği açısından daha karamsar bir tablo ile karşı karşı olunacağı uyarısında bulundu.

"AVRUPA'NIN KARNESİ ÇOK DAHA KARANLIK"

Avrupa Parlamentosunun, AB ile Türkiye arasındaki müzakerelerin geçici olarak dondurulmasına yönelik teklifini de eleştiren Bülbül, şunları kaydetti:

"İnsan hakları ihlalleri konusunda Avrupa'daki son yıllardaki gelişmeleri masaya koysak, Avrupa'nın karnesinin çok daha karanlık olduğunu, çok daha sıkıntılı bir Avrupa ile karşı karşıya olduğumuzu çok rahat söyleyebiliriz. Farklı yaşam biçimlerine karşı gösterilen tepkiler, yaşam biçimlerinin tehdit altında olması, dini inançlara karşı hoşgörüsüzlük, mabedlere karşı yapılan saldırılar Avrupa'daki insan hakları konusunda çok ciddi sıkıntılara işaret ediyor. Bütün bunların yanı sıra Avrupa'nın Suriye karşısında gösterdiği insanlık dışı muamele, Suriyeli göçmenleri insan olarak görmemesi ve onlara karşı bir politika önermemesini AB Parlamentosu gündemine almıyor. Milyonlarca insan orada evsiz barksız, çaresiz, AB'nin tek endişesi acaba bunlar buraya gelirse. Eğer insan hakları diye birşey varsa öncelikle AB Parlamentosunun AB'yi Suriyelileri insan olarak görmeye davet etmesini sağlamak, bu bunlara karşı oluşturması gereken politikalar konusunda uyarması beklenir."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Yeni İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisleri ile Çevre Yatırımları Toplu Açılış Töreni'nde açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı açıklamada Avrupa Parlamentosu'na sert tepkide bulundu ve 'Ey Avrupa Parlamentosu... Siz terör örgütüne çanak mı tuttunuz hayır olsun. Hani PKK terör örgütüydü, siz nasıl böyle karar alırsınız, yardım yataklık yaptığınızın farkında mısınız?' dedi. Avrupa Birliği'nin olağanüstü hal eleştirisiyle ilgili de 'Size ne! Haddinizi bilin, haddinizi!' ifadesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından notlar;

* Arıtma tesislerindeki su park ve bahçelerle sanayide kullanacak. Arıtma sonucu çıkan bu ürünlerde ayrıca İstanbul'umuza katkı sağlanacak. Şehir genelinde 67 kilometreyi bulan dere ıslahı, sterilasyon tesisi de pek çok sorunun çözümüne vesile olacak.

* Açılışını yaptığımız 19 çöp aracı, 26 yol süpürme aracı, 2 çevre kontrol botu da İstanbul'u daha temiz hale getirecek. Toplam yatırım bedeli 1 milyar 873 milyon lira olan bu tesis ve hizmetleri şehrimize kazandıran Büyükşehir Belediyesi Başkanı ve ekibini tebrik ediyorum.

* İstanbul'a her şey yakışır. Şair ne demiş; Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim. O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim. Ne güzel demiş. Diğer şair ne demiş; Yaşamıştır derim en hoş ve uzun rüyada. Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan. Rabbim bize inşallah bu şehirde ölmeyi de nasip eder.

* Türkiye sahip olduğu tarihle eşine ender rastlanacak bir millettir. Fatih, Yavuz Selim, Kanuni, Eyüp Sultan burada yatıyor. Anadolu'ya adımımızı attığımız, ilk devletimizi kurduğumuz yıllardan beri gerektiğinde can verdik. 1000 yıllık mücadelenin tek bir günü bile boş geçmemiştir. Selçuklu'dan Osmanlı'ya oradan Cumhuriyet'e uzanan tarihimizde biz  de çalıştık, çabaladık. Önce İstanbul gibi bir dünya şehrine 4,5 yıl belediye başkanlığı yaptım. Haksız adaletsiz bir şekilde ayrılmak zorunda kalınca Türkiye'nin tamamı için yeniden milletimizin karşısına çıktık.

'CUMHURİYET'TEN SONRA YENİ BİR KURTULUŞ SAVAŞI VERİYORUZ'

* Bizi milletimiz ezici bir çoğunluk yüzde 63'le başa getirdi. 19 Kasım, 14. yılı geride bıraktık. Bir yandan içeride dışarıda tuzak ve engellerle mücadele ederken, bir yandan hizmetler getirmenin çabası içinde olduk. Eğitim, sağlık, enerji, tarımda, savunma sanayide, her alanda devrim niteliğinde reformlar yaptık. Cumhuriyet tarihinde yapılanların kat kat fazlasını yaptık. Biz ülkemize, milletimize hizmet için çalışırken birileri de bize çelme takmaya çalışıyor. 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi ardından gelen kapatma davası. Ardından yapılanlar da aynı amaca yönelik.

* Amaç neydi Türkiye'yi hızlı büyüme amacından tüm dostlarına, mağdurlara el uzatan bir ülke yolundan alıkoymak. Nerede garip var, biz oradayız. Neresi olursa olsun. Biz oradayız. Kardeşlerim Türkiye özellikle son 3 yıldır bir ateş çemberinden geçiyor. Bu mücadelenin adını doğru koymak lazım. Cumhuriyet'ten sonra yeni bir Kurtuluş Savaşı veriyoruz. Üstelik bu savaşı tek bir cephede değil askeri, siyasi, ekonomik veriyoruz. Gezi ile çevre hassasiyetini tehdit algısı ile kaos çıkarmak istediler. Bu ahlaksızlara sorun bu ülkeye kaç ağaç diktiniz?

* Biz milyonlarca değil, milyarlarca diktik. Taksim'de 13 ağacın yeri değiştirildi. Bunun için neler yapmadı. Bunlar her şeyi yapar, cibiliyetlerin gereği bu onun için. Bu saldırıyı bir ayda boşa çıkardık.

'BEN HANS'IN GEORGE'UN AĞZINA BAKARAK KARAR VERMEM'

* Ardından 17-25 Aralık emniyet yargı darbesi geldi. Yani FETÖ. Ne dediler, yolsuzluk hırsızlık dediler. Ne kadar siyasi ekonomik dinamik varsa hepsine saldırdılar. Yolsuzluk bunlardaydı. Hırsızın ta kendileri, kendileriydi. İşadamlarını tehdit ediyorlardı. Bunları yaptılar. Bu konuyla ilgili düşüncelerimi söyledim.

* Ben Hans'ın George'un ağzına bakarak karar vermem. Ben Hakk'a ve halka yönelerek cevabımı veririm. Halkım idam mı diyor, parlamentoya gelir. Parlamento idam diyorsa bana gelir ben de onaylarım, bunu açıkladım. Şimdi Avrupa Birliği'ndeki birileri niye idam istiyorsunuz diyor, sanane! Demokrasi milli irade değil mi? Milli irade bunu istiyorsa vekillerde bunu istiyorsa yasalara göre Cumhurbaşkanına gelir ben de bu istikamette veririm. Benim 248 tane şehidim var. Bekara karı boşamak kolaydır. Bunlar rahat. Biz dertliyiz dertli. Parlamento yakılıp yıkılacak. Binamız bombalanacak, Boğaz Köprüsü bombalanacak. 36 şehidimiz olacak. Utanmadan sıkılmadan böyle bir şey isteyemezsin diyecek.

* Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyiniz onlar diridir, siz bilemezsiniz. Onların şöyle ya da böyle demesi önemli değil, siz ne diyorsunuz? Milli irade ne diyorsa odur. Anayasa değişikliği hazırlanıyor. Şu anda da görüldüğü kadarıyla iktidar ile MHP ortaklama çalışma sürdürüyorlar. Temmeni ederim ki isabetli adım atılır. Adımla da tabii sayı yeterli değil. Ama ana muhalefetin içinden de destek gelirse hallolur. İktidar ve MHP biz yine de milletimize götürelim. Milletimiz ne der ben biliyorum. Kamuoyu araştırmalarında da görüyorum. Yüzde 72 ile nasıl anayasa değişikliği yaptıysa burada da destek vererek değişikliği yapacaktır. 2014 mali seçimlerinde yine aynı yıl yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Gezi ile 17-25 Aralık'ın siyasi kısmını yapmak istediler. Milletimiz izin vermediler.

'15 TEMMUZ AYNI ZAMANDA BİR İŞGAL GİRİŞİMİDİR'

* Önce Güneydoğu Anadolu'da çukur eylemleri yaptılar. Vatandaş ve güvenlik görevlilerimizin şahadetiyle sonuçlandı. Artık bunlara gereken dersi ilk yapılacak seçimlerde vermemiz lazım. Suriye ve Irak'taki eylemleri DEAŞ ile ülkemize bulaştırmak istediler. 56 kardeşimizi canlı bomba ile Gaziantep'te şehit ettiler. Bunlar aynı akraba. Bunlar bizim üyelerimiz dediler, alakası yok. 6 yaşındaki yavrunun kolu kopmuş bunlar böyle alçak. Bizler dik duracağız.

* İstihbarat teşkilatlarımızın çalışmalarıyla terör örgütü bekleneni vermedi. Mücadele alanını Türkiye sınırları dışına taşıdı. Celabrus'u DEAŞ'dan kurtardık. Rai'yi kurtardık. El Bab'ı kuşattık. 15 Temmuz saldırıların en alçakçasıydı. FETÖ ihanet çetesi çocuğun çocuğun rızkından keserek namuslarına emanet edilen tankları, topları milletin üzerine sürdü. Türkiye 2 fiili darbe, 2 de darbe operasyonu yaşamıştır. Bunlar halkımızın gönlünde derin izler bıraktı. 15 Temmuz kadar ihanet değildi. Türkiye'nin iradesini dış güçlere peşkeş çekmiş güruhun işiydi. 15 Temmuz aynı zamanda bir işgal girişimidir. Devletin silahlarıyla millet katledilmemişti.

* 15 Temmuz TSK içindeki asker elbiseli hainler tarafından gerçekleştiğinden cunta girişimidir. 15 Temmuz günü güneş batarken herkesin bir hesabı vardı. Öngörülmeyen bir hesap devreye girdi. Tüm hesapları bozdu. Milletlerden millet olmadığını şanına şöhretine boşuna sahip olamadığını gösterdi. Tanklara, helikopterlere meydan okudu. Nur mağarasının kapısındaki örümcek ağının gücünü unutmayın. Allah bizimle beraber. Gören gözler bir anda görmüyor. Şair ne diyor; İmandır o cevher ki,ilahi ne büyüktür İmansız olan paslı yürek,sinede yüktür, imanlı yürekler imansız yürekleri bitirdi. Pelsinvanya'ya da göstermiştir. Ya yurtdışına kaçtılar ya da cezaevlerindeler. Hukuk, yasa ne emrediyorsa bunun bedelini ödeyecekler.

* Kopyalarla, kamu personel sınavlarındaki yolsuzlukların bedelini ödeyecekler. İnsanlar hakkı olduğu halde devlet dairelerine giremediler. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Saraçhane başta olmak üzere İstanbullulara bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Havalimanına indiğimde beni karşılayan bakanımı eşimi torunlarımı karşılayan vücutlarını siper eden, uçaklardan koruyan 10 binlerce kardeşime şükranlarımı iletiyorum. Meydanlara inin dediğimde FaceTime'dan, şükranlarımı iletiyorum. Bu millet yüce bir millet.

* Dün akşam Sancaktepe'de evini ziyaret ettim bir gazi, bir de şehidimizin. Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor diyor şair. Milletimiz o gece cümle aleme ilan etmiştir. Rabbim sizlerden ve tüm İstanbullulardan milletimden razı olsun. Darbe girişimini geride bıraktık. Mücadelemiz bitmedi. Hanım kardeşlerimiz mücadele verdi, 11 hanım kardeşim şehit oldu. Siz Nene Hatunların torunlarısınız.

'EY AVRUPA PARLAMENTOSU... HADDİNİZİ BİLİN, HADDİNİZİ!'

* İçerde PKK, DEAŞ teröristleriyle mücadelemizi sürdürüyoruz. Dışarıda da mücadelemizi sürdürüyoruz. Avrupa Parlamentosu'nun aldığı son kararı gördünüz değil mi? Milletime sesleniyorum; şimdi onlar da tekrar izlesin, neymiş efendim Türkiye'de olağanüstü hal varmış, teröristlerin üzerine çok sert gidiyormuş, teröristleri destekleyenler görevden alınıyormuş, idam cezası tartışılıyormuş, medyaya kısıtlama varmış, vize serbestisinde  72 şarttan 7'si yapılmamış, gümrükle ilgili ekonomi ile ilgili tehdit ediyorlar. Silah veriyorlarmış da silah verilmemesi konusunda karar alacakmış.

* Her gün terör eyleme yapılan bir ülkeye terörle mücadele yapma demek dükkanı kapatıp git demek. Ey Avrupa Parlamentosu siz terör örgütüne çanak mı tuttunuz hayır olsun. Hani PKK terör örgütüydü, siz nasıl böyle karar alırsınız, yardım yataklık yaptınığınızın farkında mısınız? Fransa OHAL'i 3+3+6 ay şeklinde uzattı. Ona böyle bir karar aldınız mı? Seçimler sebebi ile Fransa yeniden uzatmayı düşünüyor. Belki 3 ay daha size ne ya? Bunun kararını hükümet parlamento verir size ne? Bu ülkeyi AP mi yönetiyor, hükümet mi yönetiyor. Size ne! Haddinizi bilin, haddinizi!

* En son mülteci sonunda Avrupa ülkeleri ne kadar insanlıktan uzaklığa düşeceklerini sayısız gazete arşivinde mevcuttur. Türkiye'yi hizaya sokacaklarını zannedenler büyük bir yanlış peşindeler. Bir gün silahlarının namlularını size de doğrultacak.

'DİKTATÖR OLSAYDIM, SEN KAÇIP GİDEBİLİR MİYDİN?'

* Bir tane terörist köşe yazarı. Köşe yazarı müsvettesi. 5 yıl 10 aya mahkum oluyor, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıyor. Almanya'ya kaçıyor. Alman Cumhurbaşkanı ağırlıyor. Ne menem iştir. İngiltere'de yaptığı konuşmada Türkiye'yi açıkhava gazeteci hapishanesine benzetiyor. Peki sen nasıl kaçıp gittin? Seni hukuk hapishaneye koymuyor, serbest bırakıyor sen de kaçıp gidiyorsun. Hadi kalsaydın ya niye kaçtın? Karakter meselesi bu. Diktatör adı başlığını attı, sen kaçıp gidebilir misin ya? Sen diktatör olsaydı hangi zindanlarda olacaktın? Batı bu koynunda bunları besliyor. Bunlara yaptırdıkları konuşmalarla Türkiye değişmez, daha da güçlenecek Allah'ın izniyle.

'AVRUPA BİRLİĞİ'NİN İKİYÜZLÜLÜĞÜNE BİR ÖRNEK: PROPAGANDAYA KARŞI AVRUPA BİRLİĞİ STRATEJİK İLETİŞİM KARARI'

* Avrupa Birliği'nin ve Parlamentosu'nun ikiyüzlülüğü için örnek: Avrupa Parlamentosu 23 Kasım tarihinde, yani ülkemizle ilgili oylama öncesi karar aldı. Propagandaya karşı Avrupa Birliği stratejik iletişim kararı. Bu karar önemli. Bu karar medya özgürlüğü açısından tam tersi tespit ve tavsiyelerle dolu. Avrupa Parlamentosu kendi çıkarları olunca ne kadar kısıtlayıcı olabileceğini bu kararla ortaya koymuştur.

* Özellikle Avrupa Birliği'yle ilişkilerimiz konusunda konuşanlara kararı okusun diyorum. Kararda nefret, şiddet, savaşın kışkırtılması ifade özgürlüğüne girmez deniyor. Sizde olunca olmuyor, bizde olunca niçin kılıf uyduruyorsunuz? Biz terör örgütleri için hukuk kullanınca ifade özgürlüğü, size dokununca ölçüleriniz değişiyor. Dezarformasyon, propaganda savaşın bir parçası, bizde olanlar ne? Bu kavramlar bizi ne güzel ifade ediyor. Bu propagandaya karşı geliştirilen çalışmalarda savunmacı değil, saldırgan olunması isteniyor kim diyor bunu Avrupa. Avrupa Birliği'nin gerçekliği çarptırmayı üye ülkeleri bölmeyi Rusya ile stratejik işbirliğini parçalamayı birlik değerlerini oluşturmakla karşı karşıya kalmasıymış.

* Rusya'ya yönelik bu ithamlar. Biz Avrupa Birliği ülkelerinden bize yönelik isabetli buluyoruz. Terörün propagandalarına karşı savunma değil, saldırı konumunda bulunmasını gayet yerinde buluyoruz. Bir gün önce karara imza atıyorlar, ertesi gün Türkiye'yi sert kısıtlamalardan dolayı eleştiriyor. Biz de bu kararı veren parlamentoyu ciddiye almadığımızı söyleyince morali bozuluyor beyfendilerin. Siz kendinizi ciddiye almıyorsunuz ki ben ciddiye alayım. Sonuç böyle fiyasko olur. Biz kendi yolumuzda ilerlemeye devam edeceğiz. Bu yıl da Avrupa Birliği bizimle olursa hem o hem biz kazanırız. Avrupa Birliği illa başka istikamete gideceğim derse yeni yol arkadaşları bulur ya da  gerekirse tek başımıza yolumuza devam ederiz. Türkiye'yi mutlaka 2023 hedeflerine ulaştıracağız.

* Bölünmüş yol yaptık 18 bin kilometre. Bunu Avrupa Birliği ile mi yaptık. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü Osmangazi Köprüsü'nü Marmaray'ı AB ile mi yaptık. Avrasya Tüneli'ni açıyoruz, Avrupa Birliği ile mi yapıyoruz? Yeni yol arkadaşları bulduk, dimdik durduk. Rabbim yar ve yardımız olsun. Ben bu duygularla bir kez daha hizmete aldığımız araçların şehrimize hayırlı olmasını diliyorum, belediyemizi kutluyorum. Avrasya Tüneli'nin açılışı için sizlerle bir kez daha 20 Aralık'ta bir araya gelmek dileğiyle, kalın salıcakla.

Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul Sağlık Fuarının kapanış programında konuştu. Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye kararına ilişkin "AB Türkiye ile mi, yoksa Avrupa'da kol gezen terör örgütleri ile mi işbirliği içinde olacak bunun kararını vermelidir" mesajını veren Yıldırım, ekonominin temellerinin sağlam olduğunu belirterek "Türkiye'de ekonomi ile ilgili bu dalgalanma bütün dünyada var olan bir durumdur ve geçicidir" dedi. Yıldırım'ın açıklamalarından satırbaşları: 

"SAĞLIK VE ULAŞIM YÜZ GÜLDÜRÜYOR"
Sağlıktaki dönüşümü öyle sıradan bir iş olarak görmeyelim. Vatandaşlarım şunu bilsin ki Türkiye'de AK Parti birçok hizmete imza attı 14 yılda. Ama bu hizmetlerden iki tanesi hep zirvede oldu; biri sağlık, biri ulaşım. Ulaşım ve sağlık hizmetleri iktidarımızın yüzünü güldüren hizmetler olarak devam ediyor. Olmayan işe 'Sağlık olsun' derken demek ki eskiden işlerimizin olmadığı sağlık kurumlarından geri dönüyorduk. Sağlık olsun demekle olmuyor. Gereğini yapacaksınız, vatandaş sağlık hizmetini alacak. İnsanca muamele görecek. Bütün bunlar var çok şükür.

"KORUYUCU SAĞLIK HİZMETİ ÖNEMSENMELİ"
Biz istiyoruz ki son kerteye gelmeden sağlığımızın kıymetini bilelim. Birinci, ikinci, üçüncü kademe sağlık hizmetleri var. Aile hekimleri var. Sağlıkla ilgili sorunlar büyümesin ve ikinci, üçüncü kademe sağlık merkezlerinde birikim olmasın. Sağlık aynen kalp atışları gibi takip edilsin. Koruyucu sağlık hizmetlerini tedavi amaçlı sağlık hizmetlerine göre çok daha fazla önemsememiz gerekiyor.

"AVRUPA BİRLİĞİ KARARINI VERMELİ"
AB bir karar aldı. Milletvekilleri AP'de toplandılar. Bu kararın bizim için kıymeti harbiyesi yoktur. Kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar. İstedikleri kadar karar alsınlar. Aziz milletimizin kararları karşısında boynumuz kıldan incedir. Onun dışındaki kararların bizim için önemi yoktur. Avrupalı dostlarımız mesele Türkiye olunca objektiflikten uzaklaşıyorlar. AP bu kararla kendilerini küçük düşürmekten başka hiçbir iş yapmamıştır. Milletimizin AB'ye zaten azalmakta olan güven duygusu daha da zedelenmiştir. AB Türkiye ile mi, yoksa Avrupa'da kol gezen terör örgütleri ile mi işbirliği içinde olacak bunun kararını vermelidir. Türk milleti bunu beklemektedir. Ben inanıyorum ki bu karar AB liderler zirvesinde hiçbir şekilde dikkate alınmayacak. Avrupa'da vizyon sahibi liderler olduğunu düşünüyorum. 

"TEMELİ SAĞLAM BİR EKONOMİYE SAHİBİZ"
Türkiye ekonomisi son 14 yıl içinde bugünlerde yaşadığımız dalgalanmalara benzer en az beş tane dönem geçirdi. 2006'da, 2009 küresel krizde, Gezi olaylarında, 17-25 Aralık'ta, 15 Temmuz'da Türk ekonomisi zorlu sınavlardan geçti ve bunların hepsini atlatmasını bildi. ABD seçimlerinden sonra bütün dünyada İngiltere hariç euro da dahil para birimleri değer kaybetti. Bunun kaynağı yeni ABD Başkanı Trump'ın uygulayacağı politikalar. 'Ben önce ülkemin sorunlarını bitireceğim' diyor. Yani dışarıdaki ABD sermayesini içeriye çekmek için gerekirse faiz yükselecek. Bu haberler bütün dünyada Trump'ın kazanmasıyla birlikte değer bulmaya başladı. Bunu kalıcı bir dalgalanma olarak görmek büyük bir hatadır. Temeli sağlam bir ekonomiye sahip olduğumuzu bilmenizi istiyorum. Piyasalarımızın, işadamlarımızın ufak da osla tedirginliklerini gidermek bizim görevimiz. Bir parasal tedbirler. Bunlarla ilgili Merkez Bankası çalışmalarını yapıyor. Hükümet olarak biz de dövize olan ihtiyaçta bir sıkıntı yaşanmaması için birtakım önlemler aldık. Dolar cinsinden olan sözleşmeleri Türk lirasına çevirdik.

"EKONOMİDEKİ DALGALANMA GEÇİCİ"
Türkiye'nin düşmanları 'Sermayeye kısıtlama gelecek, döviz çıkışı olacak' gibi aslı olmayan haberlere yer veriyorlar. Bunlar külliyen yalandır. Vatandaşlar endişeye kapılmasın. Türkiye'de ekonomi ile ilgili bu dalgalanma bütün dünyada var olan bir durumdur ve geçicidir. 

"ORADA DA DERSİNİZİ ALACAKSINIZ"
2019'a kadar seçim meçim yok. Vatandaşın kafasını karıştırıp yatırım kararlarını erteletmeye çalışıyorlar. 15 Temmuz'da tanklarla yapmaya çalıştıkları alçakça girişimi Türkiye'nin ekonomisini bozmaya çalışarak yapıyorlar. Orada da dersinizi alacaksınız. Açıkça söylüyorum.