Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

Diyarbakır'da 6-7 Ekim 2014'te, Kobani (Ayn el-Arap) bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde Yasin Börü, Ahmet Dakak, Riyat Güneş ve Hasan Gökguz'un öldürülmesiyle ilgili 41 sanığın yargılandığı davanın duruşmasında, eksiklerin giderilmesi halinde dosyanın, esas hakkındaki mütalaasını vermesi için cumhuriyet savcısına gönderilmesi kararlaştırıldı.

Güvenlik gerekçesiyle Diyarbakır'dan Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine nakledilen davanın duruşmasına, tutuklu 21 sanık, şikayetçiler ve tarafların avukatları katıldı.

Tutuksuz 3 sanık için Diyarbakır'daki mahkemeden telekonferans sistemiyle bağlantı kurulan duruşmada, müdahil Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının avukatı da hazır bulundu.

Duruşma öncesi Mahkeme Başkanı Hüsamettin Okçu, 3 sanık hakkında yakalama kararının devam ettiğini belirtti.

Okçu, gizli tanık "Zümrüt"ün alınan ifadesinde, olayla ilgili fotoğraflarda sanıklardan Yılmaz Uğurlu hariç diğer sanıkları teşhis edemediğini bildirdiğini kaydetti.

Duruşmada söz alan sanık avukatları, daha önceki beyanlarını tekrar ettiklerini dile getirerek, müvekkillerinin tahliyesini talep etti.

Müdahil avukatlar ise sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini isteyerek, eksikliklerin tamamlanması konusunda kararın mahkemenin takdirinde olduğunu bildirdi.

Tutuklu sanıklardan Ali Güler, suçsuz olduğunu savundu. Ailesinin mağdur olduğunu iddia eden Güler, tahliyesine karar verilmesini istedi.

Cumhuriyet Savcısı Abdurrahman Yalçın, üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, delil durumu, kaçma şüphesi gibi gerekçelerle tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamına, 3 sanığın da yakalanmalarının beklenmesine karar verilmesi talebinde bulundu.

Beyanların dinlenmesinin ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar ve suça sürüklenen çocukların tutukluluklarının devamına, yakalanamayan 3 sanık hakkındaki yakalama emirlerinin infazının beklenmesine karar verdi.

Adli Tıp Kurumundan gönderilen DNA raporunun, Kriminal Polis Laboratuvarına gönderilerek raporlandırılmasını kararlaştıran mahkeme, yargılamanın gecikmemesi için raporun mahkeme personelince götürülmesine hükmetti.

Ara kararların yerine getirilmesi durumunda, duruşma günü beklenmeksizin dosyanın mütalaa beyanında bulunulması için cumhuriyet savcısına tebliğine karar veren mahkeme, savcının mütalaasını yazılı sunması halinde tarafların duruşmadan önce haberdar edilmesini karar altına aldı.

Duruşma, eksikliklerin giderilmesi için 15 Şubat'a ertelendi.

ADLİYE ÖNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI

Öte yandan, duruşmanın ardından adliye önünde toplanan mağdur yakınları, avukatları ve Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) yöneticileri ile üyeleri basın açıklaması yaptı.

Gazetecilere davanın geldiği aşamaya ilişkin bilgi veren Avukat Hasan Bozdaş, "Maalesef fiyasko bir soruşturmanın, FETÖ ana davasına dahi konu olmuş fiyasko bir soruşturmanın neticesinde yürüyen bir yarının sonucunu bekliyoruz." dedi.

Özellikle FETÖ ve birtakım yapıların soruşturmayı "bulandırmak" ve azmettiricileri davaya dahil etmemek ve delilleri karartmak için ellerinden gelen her türlü fırsatı değerlendirdiğini belirten Bozdaş, "Mahkeme de ne yazık ki bu karartmalarla uğraşmak zorunda kalmış ve temiz olan delilleri ayıklamakla uğraşmıştır. 12 celsedir yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da mahkemenin vereceği kararın, soruşturma ve kovuşturma safhasından "daha iyi" olacağını umduklarını söyledi.

İDDİANAME

İddianamede Yusuf Er, Yasin Börü, Ahmet Dakak, Riyat Güneş ve Hasan Gökguz'un 7 Ekim 2014'te, Diyarbakır'da terör örgütü PKK/KCK mensuplarınca, "DEAŞ üyesi oldukları" iddiasıyla saldırıya uğradığı belirtiliyor.

Maktuller ile olayda yaralanan Er'in, saldırı üzerine Bağlar semtinde bir daireye sığındıkları, eylemi gerçekleştiren grubun binanın çevresini sardığı ve bu kişileri aramaya başladığı aktarılan iddianamede, eylemcilerin, Er ile maktullerin 5 numaralı dairede olduğunu anlamaları üzerine bir kişinin mutfak balkonundan daireye girdiği ve içeridekilere silahla ateş etmeye başladığı kaydediliyor.

Silahlı kişinin kapıyı açarak, grubun diğer üyelerini de eve aldığı, eylemcilerin ikametgaha sığınanları linç ederek, ateşli ve delici silahlarla yaralayıp üçüncü kattaki camdan aşağı attıkları, birini de sürükleyerek binadan dışarı çıkardıkları anlatılan iddianamede, aşağı atılan ve can çekişen maktullere sopa, taş ve tekmeyle saldırıya devam edildiği kaydediliyor.

Olayda Er dışındakilerin öldüğü, ikametgahın tuvaletine sığınan ve bir süre fark edilmeyen Er'in daha sonra bulunduğu, darbedilerek ve kesici aletle yaralanarak buradan çıkarıldığı ancak Er'in sanıkların elinden kaçmayı başardığı ve 500 metre kadar gittikten sonra bayıldığı da iddianamede yer alıyor.

Sanıkların, 4 maktulü "canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme" suçundan dörder, "devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma" suçundan birer olmak üzere beşer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmaları isteniyor. İddianamede sanıkların, Er'in yaralanmasına ilişkin de ayrıca cezalandırılmaları talep ediliyor.

Diyarbakır'daki izinsiz gösterilerde Börü, Dakak, Güneş ve Gökguz'un öldürülmesiyle ilgili Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 17'si tutuklu 34 sanık yargılanırken, Yargıtay 5. Ceza Dairesi, aynı suçlamalarla ilgili suça sürüklenen 7 çocuk hakkında, çocuk ağır ceza mahkemesinde açılan 2 davanın bu davayla birleştirilmesiyle davada toplam yargılanan kişi sayısı 21'i tutuklu olmak üzere 41'e yükselmişti.