Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
HABERTURK.COM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Artık gençler parlamentoya gidiyor. Seçme yaşı 18, seçilme yaşı 30. Bastırdık 25'e indirdik. Yetmez dedik, şimdi 18. Bunlar garip; zor olan seçmektir, seçilmek kolaydır. Biz gencimize inanıyoruz. Artık gençler yönetimde söz sahibi olacak. Gençleri kabineye layık görmeyenler şoke olacaklar şoke" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Adıyaman'da toplu açılış töreninde konuştu. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle: 

TERÖRLE MÜCADELE

"Terör örgütleri başaramayacaklar. Bu ülkeyi asla bölemeyecekler. kardeşi kardeşe kırdıramayacaklar. Bu terör örgütü er ya da geç döktüğü kanda boğulacaktır, hiç endişeniz olmasın. Türkiye Cumhuriyeti devleti hiçbir vatandaşının kanını yerde komadı, komayacak. Bu katillerden de döktükleri kanın hesabını mutlaka soracağız. 

ADIYAMAN'A YAPILAN YATIRIMLAR

Mayıs 2015'te buraya geldiğimde, 710 milyon liralık kamu ve özel sektör yatırımının açılışını yapmıştık. Biz ne aldanan olacağız, ne aldatan olacağız. Bugün de farklı alanlarda Adıyaman'a kazandırdığımız 706 milyon lira yatırım bedeli olan hizmetlerin açılışını gerçekleştiriyoruz. Artık Adıyaman teşvik bölgesinde sınıf atlıyor. Gece gündüz demeden Adıyaman için çalışan tüm kurum ve kuruluşlarımızı tebrik ediyorum. 

"TARİHİN EN ÖNEMLİ REFORMLARDAN BİRİ"

Türkiye 16 Nisan'da sandık başına gidiyor. Bu halkoylamasında Anayasa değişikliğini ve yeni yönetim sistemi konusunda tercih belirleyeceğiz. Türkiye tarihindeki en önemli reformlardan birini gerçekleştiriyor. Bugüne kadar her önemli konuda yanımızda duran, tavrını milli iradeden yana koyan Adıyaman'ın 16 Nisan'da da farkını göstereceğine inanıyorum. Sadece AK Parti'ye gönül veren değil, MHP'ye değil, CHP ve HDP'ye gönül veren vatandaşlarımın da Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine evet demesini bekliyorum. Bu reform farklı, bütünleşeceğiz, toplanacağız. Bu referandum 80 milyonun tamamının geleceği içindir.

"BUNLARI MİLLET KORKUSU SARDI"

Muhalefet sandığın rengini gördüğü için yalan yanlış bilgilerle insanımızın kafasını karıştırmaya çalışıyor. Niçin itiraz ettiklerini izah edemedikleri için süreci rejim tartışmalarına çekmeye çalışıyor. Beyfendiler polemik yapmaktan siyaset yapmaya fırsat bulamıyorlar. 11 yıldan fazla o çatı altında milletvekili olarak görev yapmış birisi olarak bu görüntülerden hicap duydum. Benzer bir tavrı halkoylaması sürecinde sergilemeye çalışıyorlar. Bunların da millete söyleyecek sözleri, ülkenin önünü açacak meziyetleri yok. Hemen ortadan kayboluyorlar. Halkın arasına girmeden, esnafın çayını içmeden, yaşlılarımız halini sormadan halkçılık yaptıklarını sanıyorlar. Kürt kardeşlerimizin yarasına çare olmak yerine bölücü örgütün yanında yer alıyorlar. Sandıktan kaçanlarla, milli iradeye teslim olanlar ortadadır. Bunlar sandıktan evet çıkarsa milletin karşısına nasıl geçeceklerini bilmiyorlar. Bunları millet korkusu sardı. Korkunun ecele faydası yok. 16 Nisan'da evet çıkacak. İşte o zaman maskeler düşecek, gerçek yüzler ortaya çıkacak. Kendine güvenen bu er meydanından niye kaçsın? 

"200 YILDIR TARTIŞILIYOR"

Anayasa değişikliği kitapçığının kapağını açmadan söylenen sözler kafanızı karıştırmasın. Mevcut zayıf sistemin yerine güçlü bir yönetim sistemi getirmektedir. Yasama, yürütme ve yargının görev tanımlarını yeniden yapıyoruz. Mesele şahsımın meselesi değildir. Mesele milletimizin daha huzurlu, daha güvenli, daha müreffeh bir geleceğe kavuşma meselesidir. Bu mesele sadece cumhuriyet döneminde değil, yaklaşık 200 yıldır tartışılıyor. Cumhuriyet bir rejim değişikliydi. Bundan dolayı da herhangi bir pişmanlığımız yok.

Türkiye 2007 yılındaki anayasa değişikliğiyle yönetim sistemini değiştirme yolunda ilk adımını attı. Biz bu tercihi bir reformla derli toplu hale getiriyoruz. Göz göre göre gelen bir tehlikeyi önlemek için 1960'da, 1980'de olduğu gibi darbeye maruz kalmayı, ekonomik kriz yaşamayı niçin bekleyelim? Biz ülkemizin yaşadıklarından, başımıza gelenlerden gereken dersi çıkardık. Bu talebimiz yeni değil. Çok uzun zamandır tüm gücümüzle ülkemize yeni bir anayasa ve yeni bir yönetim sistemi kazandırmak için mücadele ediyoruz. Şartlar şimdi uygun hale geldi.

"ÇİFT BAŞLILIK SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GELDİ"

Gerçekten demokrat olan herkes bu ülkede yüzde 50+1 ile işbaşına gelecek cumhurbaşkanının, sorumluluklarını yerine getirme dışında başka gayreti olmayacak olduğunu bilir. Tek adamlık CHP'nin işidir. Bunlar tek parti döneminde il başkanlarını vali yapmışlardır. Basireti bağlananlara, öfkesi aklının önüne geçenlere yapacak bir şeyimiz yok.

Cumhurbaşkanı'nın Başbakan'a Anayasa kitapçığı fırlatmasıyla ülkenin nasıl krize girdiğini biliyoruz. Cumhurbaşkanı'nın doğrudan halkın seçmesiyle bu çift başlılık sürdürülemez hale geldi. Şimdi iki icra sistemi birleşiyor. Biz bir sistem inşa ediyoruz. Biz bu sistemi ülkemizin istikrarı ve huzurun teminadı olarak istiyoruz. Artık gençler parlamentoya gidiyor. Seçme yaşı 18, seçilme yaşı 30. Bastırdık 25'e indirdik. Yetmez dedik, şimdi 18. Bunlar garip; zor olan seçmektir, seçilmek kolaydır. Biz gencimize inanıyoruz. Artık gençler yönetimde söz sahibi olacak. Gençleri kabineye layık görmeyenler şoke olacaklar şoke.

ERDOĞAN GAZİANTEP'TE SESLENDİ: 16 NİSAN YENİDEN DOĞUŞ VE DİRİLİŞİN TARİHİ OLACAK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhuriyetimizin son asırdaki en büyük kazanımı 16 Nisan olacak. 16 Nisan yeniden bir doğuş olacak, yeni bir dirilişin, ayağa kalkışın işareti olacak" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziantep'te istihdam sağlanmasına yönelik atılan adımlar hakkında, "Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nin 15 bin istihdamla katkı verdiğini gördük, çok memnun olduk. 15 bin kişi organize sanayide işbaşı yapacak. Hepsinin de takipçisiyim. Söz verip de yerine getirmeyen, tüm ülkeye ifşa edeceğimi belirtmek isterim" ifadelerini kullandı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziantep'te toplu açılış törenine katıldı. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle.

"GAZİLİK UNVANINI ULUFE OLARAK ALMAMIŞTIR"

"Gaziantep'e en son DEAŞ canilerinin canlı bomba saldırısının ardından taziye için 28 Ağustos'ta gelmiştim. Bu vesileyle bir kez daha terör eylemlerinde ve 15 Temmuz darbe girişiminde verdiğimiz tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Her şehidimiz bu toprakların vatanımız olduğunun tescili olan tapu senedimizdir. 

Burası 1919'da bölgeyi işgale gelen düşman kuvvetlerine Kilis'i, Maraş'ı dar eden Şehit Kamillerin şehridir. Antep savunmasında 6 bin 300 kardeşimiz şehit olmuştur. Bu şehir gazilik unvanını ulufe olarak almamıştır. Canıyla, kanıyla, yüreğiyle sonuna kadar hak etmiştir. 

Geçtiğimiz 1,5 yılda Gaziantep terörle mücadelede 33 şehit verdi. Yetmedi, bu şehirde PKK'nın ve DEAŞ'ın alçak saldırılarında 70'e yakın sivil vatandaşımızı şehit verdi. Yetmedi, 15 Temmuz darbe girişiminde 3 Gaziantepli kardeşimiz şahadete erişti. Görüyorsunuz, Gaziantep gazilik unvanını sürekli tazeliyor.

"GELSİN GAZİANTEP'E BAKSINLAR"

Her kim ki, bu ülkede farklı kökenlerden insanlar bir arada yaşayamaz diyorsa, gelsin Gaziantep'e baksın. Türkmeniyle, Kürdüyle, Arabıyla daha pek çok farklı etnik grubuyla işte burada. Her kim ki bu ülkede farklı mezheplerden, meşreplerden insanlar bir arada yaşayamaz diyorsa gelsin Gaziantep'e baksın. Sünnisiyle, Alevisiyle her mezhepten insanıyla tüm Antep burada. Her kim ki, bu ülkede başka ülkeden gelen insanlar iyi misafir edilmiyor diyorsa gelsin Gaziantep'e baksın. 

"15 BİN KİŞİ İŞBAŞI YAPACAK"

Bazı yerlerde sıkıntı varken, Gaziantep'teki fabrikalar, işyerleri harıl harıl çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde bir istihdam seferberliği başlattık. Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nin 15 bin istihdamla katkı verdiğini gördük, çok memnun olduk. 15 bin kişi organize sanayide işbaşı yapacak. Hepsinin de takipçisiyim. Söz verip de yerine getirmeyen, tüm ülkeye ifşa edeceğimi belirtmek isterim. Suriye'deki sıkıntılar sona erdiğinde Gaziantep çok daha büyük atılımın içine girecektir. Şimdiden hazırlığınızı yapın, güzel günler sizleri bekliyor.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ

Türkiye istiklal ve istikbal mücadelesinde yeni bir yol arayışındadır. Reform mahiyetinde bir yenileğe gidiyoruz. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçiyoruz. Bu sistemin ilk adımını 2007 Anayasa değişikliğinde atmıştık. İkinci adım, şahsımın doğrudan seçilmesiydi. Şimdi 16 Nisan'da halkoyuna sunulacak Anayasa değişikliğiyle bu reformun nihai adımını atıyoruz. 

Meclis, AK Parti ve MHP'nin gayretiyle üzerine düşeni yaptı. Her iki lidere ve milletvekillerine teşekkür ediyorum. Şimdi sıra millette. Milli iradede. Biz de bu referandum sürecinde milletimiz tercihini en sağlıklı şekilde yapması için gayret gösteriyoruz. Türkiye demokrasi ile yönetilen bir ülkedir. Herkes tercihinde hürdür, özgürdür. Herkes yaptığı tercihlerin sonucunu bilmek hakkıdır. 

"EN BÜYÜK KAZANIM 16 NİSAN OLACAK"

Bu Anayasa değişikliyle ilgili olarak o kadar yanlış bilgiler yayılmaya çalışılıyor ki, işin aslını bilmezsek biz bile tereddüde kapılacağız. Anayasa değişikliğine ve cumhurbaşkanlığı sistemine karşı çıkan gafiller, ha bire bir şeyler söylüyorlar ama hep yanlış yalan söylüyorlar. Her şeyden önce Türkiye'de rejim değişmiyor. Yürütme ortadan kalkmıyor, Meclis kapanmıyor, yargı etkisiz hale getirilmiyor. Cumhuriyetimizin son asırdaki en büyük kazanımı 16 Nisan olacak.

Demokrasiyi ülkeyi yönetecek cumhurbaşkanını seçme yetkisini doğrudan millete veriyoruz. Millet yetki ve sorumluluğu kime verdiğini bilecek ki, gerektiğinde yakasına yapışsın. Yürütme, yasama, yargı arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlıyor, herkesin işiyle meşgul olmasını sağlıyoruz. Eskiden Cumhurbaşkanı'nın vatana ihanet dışında yargılanabilmesi mümkün değildi, şimdi Meclis araştırması, Meclis soruşturması, yazılı soru yoluyla Meclis'in denetleme yetkisi güçleniyor. 

Cumhurbaşkanı ve Meclis'ten hangisi isterse seçimleri birlikte yapabilir. Cumhurbaşkanı seçimlere gidebilir, ama seçime gittiği zaman kendisi de yeniden seçilmek durumundadır. Hem milletvekili seçimi, hem cumhurbaşkanlığı seçimi aynı anda yapılır. Değişimin, yenilenmenin önünü kimsenin tıkamaya hakkı yok. Cumhurbaşkanı'nın partisi ile ilişkisini kesmesini engelleyen maddeden de vazgeçiliyor. Bu zaten gerçekçi ve doğru olmayan bir yöntemdi. Sıkıyönetim kalkıyor, gerektiğinde OHAL geliyor. Cumhurbaşkanı sadece bütçe kanunu teklif edebiliyor, onun dışında tüm yasama yetkisi milletvekillerine ait. Utanmadan sıkılmadan Meclis kalkıyor diyorlar, bunların yalanlarından bıktık.

"16 NİSAN YENİDEN DOĞUŞ, YENİDEN DİRİLİŞ OLACAK"

Her şeyden önce yargının bağımsızlığı, tarafsızlığıyla güçleniyor. Disiplin dışındaki askeri mahkemeler kaldırılarak yargıdaki çift başlılık sona erdiriliyor. Gençlere siyaset yolunu açmayanlar bunun yolunu görecekler. 18 yaşındaki gence seçme hakkı veriyorsun da, seçilmeyi niye vermiyorsun? Bir zamanlar bir siyasetçi, 'Taksim Meydanı'nda dört ayaklı merkep koysam seçtirirdim' diyor. Batı'da oluyor da bizde niye olmasın? Benim dedem Fatih 21 yaşında bir çağ kapatıp, bir çağ açtı mı? Onun torunları da bunu yapar mı? 16 Nisan yeniden bir doğuş olacak, yeni bir dirilişin, ayağa kalkışın işareti olacak.

Hala kriz üreten sistemde ısrarın anlamı yoktur. Biz bu sistemi kendimiz için değiştirmiyoruz, milletimiz, ülkemiz için yapıyoruz. Bu ithamı bize yöneltenler bu ülke için dikili ağaçları, hayırlı hizmetleri yok. Biz eksiğiyle, fazlasıyla sistemin bize sağladığı kolaylıkla değil, şahsi kabiliyetimizle bunları başardık. Benim iktidarla sorunum yok. Biz uzun yıllar beraber çalıştığımız arkadaşlarımızla uyumlu bir mesaimiz var. Eskiler bir ipte iki cambaz oynamaz derlerdi. 

MEHMET ŞİMŞEK'İN ATANMASI

Maliye Bakanımız, Başbakan Yardımcımız Mehmet Bey'i ben Merkez Bankası'nın başına getirmek istedim. O dönemin Cumhurbaşkanı 'Olmaz' dedi. 'Mehmet Bey'in hanımı başörtülü falan zannediyor diye mi olmaz diyor' dedim. 'Başörtülü değil, hatta ABD'li' dedim, yok dedi olmaz. Mehmet Bey'i Merkez Bankası başına getiremedik. Böyle yanlışlarla, cins hareketlerle, ideolojik yaklaşımlarla bir yere gelinmez. Bunlardan kurtulmak için bu adımları atıyoruz. 

Herkes yetki ve güç sahibi olduğu zaman orada işler yürümez. Türkiye'yi göz göre göre anayasa kitapçıklarının atıldığı ve istikrar ve güven ortamının sarsıldığı o günlere götürmeye gönlümüz razı değil. Türkiye'nin içinden geçtiği nazik dönemde güçlü yönetime ihtiyaç var. 

FIRAT KALKANI ve GÜVENLİK OPERASYONLARI

Gaziantep'te 56 kardeşimizin şehit olmasından sonra Suriye'ye girdik. Cerablus'a girdik, Dabık'a, El Rai'ye ve son olarak El Bab'a... Bundan sonraki süreçte Münbiç var. ABD ile koalisyon güçleriyle mutabık kalırsak Rakka'yı da DEAŞ denilen o katil sürüsünden temizleyeceğiz. Suriye'de mücadeleyi sürdüren TSK'ya şahsım, milletim adına şükranlarımı ifade ediyorum. Tendürek'te, Besler Deresi'nde, Kandil'de orada mücadele eden askerime, polisime şahsım, milletim adına şükranlarımı ifade ediyorum."