Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Anayasa Mahkemesi'nin partisinin tutuklu milletvekillerine ilişkin karar almamasını eleştirerek, "Anayasa Mahkemesine, yüksek yargıya ve bütün yargıçlarımıza sesleniyorum; Bizim isteğimizde gayrimeşru bir şey yok. Bizim isteğimiz tektir. Bağımsız vicdanınıza ve adalete uygun davranın yeter." dedi.

Önder, HDP TBMM Grup Toplantısı'nda gündemdeki konuları değerlendirdi.

Konuşmasına, 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü'nü kutlayarak başlayan Önder, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyenlerin, vicdanı ve adaleti dile getirdiğini savundu.

Muhalefete yakın araştırma şirketi sahibi olan birisinin ve muhalefetten milletvekillerinin, "Kürtlerin hükümetle anlaşma halinde olduğunu" söylediklerini ve kendisinin Başbakan Binali Yıldırım ile görüştüğünün iddia edildiğini anımsatan Önder, "Külliyen yalandır. Bir görüşme de yok, böyle bir teşebbüste yoktur. Biz bu görüşmeyi ilkesel olarak her zaman talep ediyoruz. Diyaloktan ve müzakereden başka bir yol, demokratik siyasetten başka bir çözücü mekanizma tanımadığımızı defalarca deklare ettik. El altından sanki görüşülüyormuş gibi yapma propagandası bu halkın süzgecinden geçmez. O mercimek kadar aklınızla bunu körükleyip durmayın. Buradan alenen ve açık bir şekilde söylüyoruz, çağrımız var ama ortada böyle bir müzakere ve diyalog yok." değerlendirmesini yaptı.

Önder, HDP milletvekilleri hakkında hazırlanan iddianamelerde şiddetle ilişkilenmek veya şiddeti teşvik etmek gibi anlamlara gelebilecek hiçbir şeyin olmadığını öne sürdü.

Anayasa Mahkemesinin tutuklu milletvekillerine ilişkin karar almamasını eleştiren Önder, "Anayasa Mahkemesine, yüksek yargıya ve bütün yargıçlarımıza sesleniyorum; Bizim isteğimizde gayrimeşru bir şey yok. Bizim isteğimiz tektir. Bağımsız vicdanınıza ve adalete uygun davranın yeter." ifadesini kullandı.

Önder, şöyle devam etti:

"Gerek yargıda gerekse bütün kamu personelinde muazzam bir kıyım yaşanıyor. Yaklaşık 100 binin üzerinde insan işinden, aşından, ekmeğinden ediliyor. Savunması alınıyor mu? Yok. Suçu varsa kendisine söyleniyor mu? Yok. Ne deniyor? Gayet mıy mıy bir yorumla, 'bazı yanlışlıklar olmuş olabilir onun için de bir komisyon kuruyoruz.' diyorlar. Efendiler, sizin için sadece 'bazı yanlışlar' dediğiniz yüzbinlerce haneye açlık, yoksulluk ve sıkıntı olarak yansıyor.

Cemaat, kamuda kendi kadrolaşmasını sağlamak için soruları çalıyordu. Bunlar cemaatten daha tembel ya da daha pervasız. Soruları çalmaya bile üşeniyorlar. Mülakat diye bir şey getirdiler. Yani yandaşlarını formalite olsun diye soruları çalmak zahmetine bile katlanmadan istedikleri kurum ve kuruluşlara yerleştirme operasyonu yapıyorlar. İşte bütün bunlar adalet duygusunu öldüren işlerdir. Bundan sonra 40 takla atsanız ne evetinize müşteri bulabilirsiniz ne kendinizin otoriter, diktatörya hevesler içerisinde olmadığınıza bir tek kişiyi inandırabilirsiniz."