Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
  • Habertürk Android Uygulaması
  • Habertürk iPhone Uygulaması
  • Habertürk Huawei Uygulaması
AA

Kırklareli'nde Fetullahçı Terör Örgütü'nün ( FETÖ) darbe girişimi sırasında Lüleburgaz 65. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığına bağlı kışladan, zırhlı askeri araçlarla İstanbul'a gitmek üzere yola çıkan ve vatandaşlar tarafından otoban girişinde durdurulan 81 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesince Halk Eğitim Merkezi salonunda görülen duruşmaya, eski Tuğgeneral Cemalettin Doğan ve eski Yarbay Latif Çiçek'in de aralarında bulunduğu 38'i tutuklu 81 sanık katıldı.

Duruşmada, tutuksuz yargılanan sanık Yarbay Şener Balıkçıoğlu, hakkındaki suçlamaları reddetti. Darbe girişimiyle ilgisinin bulunmadığını ileri süren Balıkçıoğlu, sıkıyönetim emrini ilk gördüğünde çok şaşırdığını savundu.

Balıkçıoğlu, emri görünce, Tugay Komutan Vekiline bildirdiğini dile getirerek, şunları söyledi:

''O gece Ömer Sel, beni arayarak bir evrak geldiğini söyledi. Ben de Ömer Sel'in yanına giderken yolda astsubay İbrahim ile karşılaştım. Elinde evraklar vardı. Bana hitaben evrağın değişik olduğunu söyledi. Harekat merkezine gittiğimde orada Ömer Sel ile binbaşı Servet Arslan vardı. Üzerinde Genelkurmay Başkanlığınca gönderilen evrağa baktığımızda sıkıyönetim emri olduğunu gördüm ama yazı askeri yazışmalara uygun değildi. 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece Genelkurmay Başkanlığınca gönderilen sözde 'sıkıyönetim' emrinin askeri yazışma kurallarına aykırıydı. Askeri yazışmalarda 'konsey' kelimesi kullanılmaz iken bu yazıda 'konsey' kelimesi geçirilmiş ve korgeneral imzası bulunması gerekirken, tümgeneral imzası bulunuyordu. Yazıda Yurtta Sulh Grubunun başa gelmesi durumunda görev alacak subayların listesi ile görevlendirmeler bulunuyordu. Ben yazının askeri yazışmalara uygun olmadığını söylediğimde Ömer Sel ve Servet Arslan da bana katıldıklarını ilettiler.'' şeklinde savunma yaptı.

Televizyondaki haberlerden ve gelen yazıdan askeri bir kalkışma olduğunu düşündüğünü aktaran Balıkçıoğlu, bu tür bir yazının Genelkurmay Başkanlığınca gönderilmesine anlam veremediğinden tüm personeli uyardığını ileri sürdü.

Tedbir olarak tüm birlik komutanlarını çağırdığını savunan Balıkçıoğlu, şunları kaydetti:

''Bu sırada tugay komutan vekilimizi arayarak hemen gelmesini istedim. Bunu askeri bir grubun kalkışması olarak değerlendirdim. Binbaşı Servet Arslan'dan da Kolordu Komutanlığını araması ve durum hakkında bilgi almasını istedim. Servet bana aynı emrin Kolordu Komutanlığına da gittiği bilgisini verdi. Birlik komutanlarına askeri personelin araçlarına ve silahlarına sahip çıkması emrini verdim. Bunun özel bir durum olduğunu düşünerek hemen tedbir aldım. Tugay komutan vekilimiz geldiğinde yazıyı gösterdik kendisi de 'bu nasıl bir yazıdır' diyerek tepki gösterdi. Tugay komutan vekilimiz yazıyı alarak, makam odasına geçti. Burada Kolordu Komutan vekili şu anda tutuklu bulunan Hidayet Arı'yı aradı. Hidayet Arı da 'Tugay komutanınız yolda, geldiğinde size gerekli emirleri verecek' dediğini duydum. Tugay komutanının izinden dönmesine çok şaşırdım.''

"TUĞGENERAL DOĞAN'IN İSMİ GELEN LİSTEDE VARMIŞ"

Eski Tuğgeneral Cemalettin Doğan'ın, emir astsubayı Kemal Saatçi ile sivil bir araçla geldiğini anlatan Balıkçıoğlu, Yurtta Sulh Grubunun başa gelmesi durumunda görev alacak subayların listesinde Doğan'ın da isminin bulunduğunu söyledi.

Doğan'ın daha sonra Harekat Merkezine gelerek, askeri personele ''Arkadaşlar durumu biliyorsunuz KOKTOD ekiplerini hazırlayın. Hazırlıklar tamamlandığında birlik komutanları bana haber versin.'' şeklinde söylemlerde bulunduğunu vurgulayan Balıkçıoğlu, kendisinin askeri hareketlenme veya siber saldırı olduğunu düşünerek sürekli tedbir aldığını öne sürdü.

Darbe girişiminin yaşandığı gece vatandaşların tepkisine neden olmamak için nöbet değişimlerini bile gerçekleştirmediklerini kaydeden Balıkçıoğlu, ''Sabah saatlerinde vatandaşlar askeriye önünde toplanmaya başlamıştı. Emir astsubayı da sürekli komutanın korunması gerektiğini söylüyordu. Bu sırada Kolordu Komutanımız beni arayarak, 'Şener sana açıkça bir şey soracağım, sen darbeci misin, vatan sever misin?' şeklinde soru yöneltti ben de şaşkınlık içerisinde 'vatanseverim komutanım, emredin' dedim. O da bana 'Senin komutanın darbeci, gerekeni yap. Hadi koçum sana güveniyorum.' dedi ve telefonu kapadı. Ben hemen Servet'in yanına gittim ve 'Servet bi̇r durum varsa bana söyle' dedi̇m, o da bi̇r durum olmadığını i̇letti̇. Servet bir süre sonsa '2. Tabur çıktı' dedi. 'Komutan mı emir verdi?' diye soru yönelttim, hiçbir şey demedi. Hemen tugay komutanının emir astsubayının yanına gittim. Emir astsubayı bana halen koruma gelmediğini belirtti. Ben de 'sizi sadece Kolordu Askeri Savcılığa veririm, kimseye dokundurtmam' dedim. Silahlı ve teçhizatlı bir şekilde Doğan'ın odasına girdim ve bu faaliyetin derhal durdurulmasını istedim. O da bana 'Ben senin notunu aldım, ben emirleri Genelkurmay'dan alıyorum' diye tepki gösterdi. Çok gergindi. Ben daha önceden bu kadar gergin olduğunu hiç görmedim.'' diye konuştu.

Doğan'ı derdest etmek için 7 kişilik bir ekip kurduğunu aktaran Balıkçıoğlu, kaçma ihtimaline karşı tüm giriş ve çıkışlara asker yerleştirdiğini ifade etti.

"TUGAY KOMUTANINI DERDEST EDEREK TESLİM ETTİM"

Lüleburgaz Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cemalettin Doğan hakkında gözaltı kararı gelmesinin ardından Kolordu Komutanlığı Askeri Başsavcılığından talimatların doğruluğunun teyidini aldığını öne süren Balıkçıoğlu, bunun ardından Doğan'ı derdest ettiğini belirtti.

Doğan'ın makamında üniformayla oturduğunu dile getiren Balıkçıoğlu, ''Ben talimatları tugay komutanına arz defterinde sundum. Makamına girdiğimde resmi üniformayla oturuyordu. Kararı inceledi. Ben de 'komutanım artık bitti' diye söyledim. O da bana 'Ben size güveniyorum. Nezaket kurallarına özen gösterilsin. Nizamiyede kimse olmasın. Sivil kıyafetle mi yoksa üniformayla mı teslim olayım?' dedi. Ben de sivil kıyafetle daha uygun olduğunu belirttim. Daha sonra dosyayı alarak Cumhuriyet Başsavcısı, kaymakam vekili ve ilçe emniyet müdürünün yanına gittim. Onları kışla içerisine aldım. Yanlarında koruma polisleri de vardı. Tugay komutanını derdest ederek yetkililere teslim ettim.''