Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
HABERTURK.COM

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, "Bu PKK terör örgütü eğer bu kadar çok şımartılır, semirtilir, beslenirse bir gün Avrupalı siyasetçilere de zarar verir. Vermedi mi? Verdi. Olof Palme cinayetini unutmasınlar. Avrupa'nın en demokrat, en ılımlı siyasetçilerinden birisi olan Palme'yi PKK öldürdü. Yani Avrupa'nın göbeğinde dahi Avrupalı siyasetçilere karşı suikast yapabilecek bir terör örgütünden bahsediyoruz" dedi.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda soruları yanıtlıyor.

Kurtulmuş, Avrupa ülkelerinin Türk siyasetçilere karşı tavrı için, "Türkiye'nin meşru seçilmiş hükümetinin üyelerine, milletvekillerine orada konuşma izni vermeyenler, polis gözetiminde, polis kontrolünde PKK'nın Avrupa'da mitingler yapmasına, 'hayır' kampanyası yapmasına çok açıktan destek verdi. Bu, anlaşılabilir bir şey değildir. Avrupalı dostlarımız şunu akıllarına koysunlar; terör örgütlerinin iyisi kötüsü olmaz. Bu PKK terör örgütü eğer bu kadar çok şımartılır, semirtilir, beslenirse bir gün Avrupalı siyasetçilere de zarar verir. Vermedi mi? Verdi. Olof Palme cinayetini unutmasınlar. Avrupa'nın en demokrat, en ılımlı siyasetçilerinden birisi olan Palme'yi PKK öldürdü. Yani Avrupa'nın göbeğinde dahi Avrupalı siyasetçilere karşı suikast yapabilecek bir terör örgütünden bahsediyoruz" dedi.

Kurtulmuş şunları söyledi:

"Avrupa'nın ırkçılıktan çok çektiğini söyleyen Kurtulmuş, "Avrupa'da Neonazizm'in, aşırı ırkçılığın, neofaşizmin ayak seslerini duyuyoruz, geliyor. Yakın tarihinde hem Hitler hem Mussolini'nin faşizminden çok çekmiş olan bir Avrupa. Avrupa'nın yakın tarihi, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı arasındaki dönem kanlı bir tarih. Bu kanlı tarihin temel sebebi aşırı ırkçılıktır."

"2014'TE YAPTIĞIMIZ TOPLANTILAR YAPILAMIYOR"

Numan Kurtulmuş, AK Parti'nin Avrupa'daki toplantılarına ilişkin olarak, "Fiilen arkadaşlarımız gidiyor, orada yine görüşmeler yapılıyor fakat maalesef son salon toplantıları yine iptal edildi. Arkadaşlarımız orada vatandaşlarımızın evlerinde sohbetler yapıyorlar, ev toplantıları yapıyorlar. Yani beklenen o büyük katılımlı, geçen 2014 kampanyasında yaptığımız toplantılar maalesef yapılamıyor. Şimdi şunu da söylemeye başladılar. 'Biz oy vermeyi de burada yasaklayabiliriz' noktasına da geldiler. Bu da bizim vatandaşlarımızın meseleye, 'evet’e sahip çıktıklarını çok daha net bir şekilde gösteriyor. Bunu diyen bir ülke, o zaman bir adım sonrası kendi vatandaşlarına da oy vermeyi yasaklayacak demektir. Bunun Türkçesi de bir diktatörlüktür. Bunu eğer sineye çekebiliyorlarsa, buyursunlar yasaklasınlar. Hiçbir güç referandumun iptal edilmesi konusunda başarılı olamaz. Hiçbir gücün buna gücü yetmez" diye konuştu.

Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü:

"İlk haftalarda biraz meselenin ne getirip ne götüreceği bilinmediği için seçmende serin bir duruş vardı. Çok şükür sahada her gün 'evet' tarafının tahkim edildiğini, kararsız olan kitlelerin sistemi anladıkça, detayları öğrendikçe çok ciddi bir şekilde 'evet'e doğru döndüklerini görüyoruz. Hiçbir sorun olmadığını, yükselen bir şekilde 'evet' oylarında toparlanma olduğunu görüyorum."

ELEŞTİRİLERE YANIT

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, yeni sistemde cumhurbaşkanının denetlenemeyeceği iddialarına ilişkin, “Cumhurbaşkanı tam tersine, evet, yetkileri var ama çok da sorumlulukları var. Cumhurbaşkanı asla TBMM'nin üstünde yasa yapma bakımından herhangi bir yetkiye sahip değildir." dedi.

Kurtulmuş şunları söyledi:

"Cumhurbaşkanının çıkaracağı kanun hükmünde kararnameler asla yasaya aykırı olamayacak. Yani bir yasa hiyerarşisi var, anayasa hiyerarşisi var, bu hiyerarşinin altındadır. Yani nasıl hükümet, bakanlar kurulu kararı çıkarıyor aynı şey. Yeni sistemde başbakan olmadığına göre, başbakan yerine hükümetin başı olan cumhurbaşkanı bunları çıkaracak. Çıkardıklarının hiçbirisi yasaya aykırı olamayacak.

Türkiye'de bundan sonra yüzde 50 artı bir alan cumhurbaşkanı olacak ve hükümet sistemini kuracak. Dolayısıyla halkla daha iyi ilişkiler kurarak halkın taleplerini, beklentilerini karşılayabilecek ve halkın da seçebileceği siyasi figürleri ortaya çıkarması gerektiğini görüyoruz. Bu aslında muhalefete daha büyük bir imkan veriyor."

"3 MİLYON SURİYELİYE VATANDAŞLIK" İDDİASI

Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Evet çıkarsa, 3 milyon Suriyeliye vatandaşlık verilecek" iddiası için "Suriyelilerin vatandaş yapılması diye bir şey yoktur. Bu, tamamıyla seçim malzemesi olarak kullanılıyor, '3 milyon insana vatandaşlık verilecek' diye. Bunlar bizim dostlarımız, kardeşlerimizdir. Biz, onların kendi ülkelerinde de sağlık, esenlik, barış içinde yaşayacakları zeminin oluşması için gayret sarf ediyoruz" dedi.

Kurtulmuş sözlerini şöyle devam ettirdi:

"Biz üç milyondan fazla mülteciyi aldık, vatandaşımız yarım dilim ekmeğini paylaştı. Bu kadar çok mültecinin başka bir ülkeye gelmesi, büyük sosyal olaylara neden olurken çok şükür Türkiye bunu, millet olarak, bir ensar ruhuyla karşıladı. Birtakım sorunlar olabilir ama büyük oranda Suriyeliler meselesi Türkiye için bir sosyal probleme dönmedi. Şimdi bu milletin feraseti, hamiyetperverliğiyle kimse dalga geçmesin. Suriyelilerin vatandaş yapılması gibi bir durum yoktur. Bu tamamıyla seçim malzemesi olarak kullanılıyor. Bunlar bizim kardeşlerimiz, dostlarımızdır."

NORVEÇ'E TEPKİ

Kurtulmuş, Biri askeri ateşe 5 Türk subayın sığınma talebinin kabul edilmesi için, "Norveç'ten darbecilerin iadesini istiyoruz" dedi. Kurtulmuş, "Dün televizyonlarda görüntüleri gördük. İkinci komutan Yaşar Paşa'nın, Kara Kuvvetleri Komutanımız Salih Paşa'nın nasıl derdest edildiği, nasıl orada onları korumak için canhıraş bir şekilde uğraşan yüzbaşının orada vurulduğunu bütün vatandaşlarımız gördü. Bu eşkıyalar, bir atmaca gibi kendi komutanlarının üstüne atlayacak kadar, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin şerefli komutanlarını derdest edecek kadar aşağılık insandır" dedi.

Kurtulmuş şu ifadeleri kullandı:

"Bunu kabul etmek mümkün değildir, bu yanlıştır. Bu açıkçası, FETÖ denilen bu eşkiya çetesine arka çıkmak, bunları korumaktır. Bunu kabul etmediğimizi ifade etmek istiyoruz. Avrupa ülkelerine sığınan ve belki önümüzdeki dönemde de sığınacak olan birtakım FETÖ'cü eşkiyaların derhal Türkiye'ye iade edilmesi, Türkiye ile bu ülkeler arasındaki dostluk ilişkilerimizin bir gereğidir."

OLOF PALME KİMDİR?

lof Palme, 30 Ocak 1927 tarihinde İsveç'în Stockholm kentinde dünyaya geldi. Eğitim hayatına 1948 yılında Stokholm Üniversitesi'nde Hukuk Bölümü'nde başladı ve ardından 1949 yılı başlarında İsveç Öğrenci Brilikleri Federasyonu'nun dış ilişkiler departmanında göreve başladı.

1952 yılına kadar sürdürdüğü görevin ardından İsveç Öğrenci Birliği Federasyonu başkanı oldu ve 1951'de Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.

Siyasete başlaması ilk olarak İsveç Ulusal Öğrenci Birliği'nin başkanlığa gelmesiyle başladı. 1963 yılında Devlet Bakanı, 1965 yılında Ulaştırma ve İletişim Bakanı, 1967'de Eğitim ve Kültür İşleri Bakanı ve 1969'da Parti Başkanlığı yani İsveç Başbakanlığı görevlerini yaptı.

Üçüncü Dünya içerisinde aktif bir rol izleyen Olof Palme, Batı'daki Sosyal Demokratlar ile bir köprü görevi üstlenmiştir.
28 Şubat 1986 gecesinde eşi ve oğlu ile sinema çıkışında iddialara göre PKK'lı terörstler tarafındn uğradığı suikast sonucunda öldürüldü. Olof Palme suikastinin sorgulandığı davada yargılanan ve ardından aklanan tek şüpheli Christer Pettersson, 16 Eylül 2004'te esrarengiz bir biçimde öldü.

Olof Palme'nin adı Türkiye'nin birçok bölgesinde parklara, caddelere ve sokaklara verilmiştir. İsveç'in birçok devlet görevlisi ve başbakanı bu bölgeleri Olof Palme anısına ziyaret etmektedir.