Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Çiftevav Sokak’taki Alman Konsolosluğu’nun önünde curcuna hiç bitmiyor. Sabahın köründe yataktan fırlatan gürültü-patırtı, ortalığa saçılan çöpler, apartmanların içinin tuvalete dönmesi, çevre sakinlerine kâbus yaşatıyor...

Habertürk Gazetesi'nden Esra Boğazlıyan'ın haberine göre, Çiftevav Sokak sakinleri, Alman Konsolosluğu’nun önünde yaşanan yoğunluk nedeniyle mahalledeki bazı apartmanların, tuvalete döndüğünü belirtti.

Önceki gün, Beyoğlu Gümüşsuyu’ndan gelen bir mesajla, çevre sakinlerinin nicedir önemli bir sorunla baş başa kaldığını öğrendim. Sabahın köründe başlayan yataktan fırlatan gürültü-patırtı, ortalığa saçılan çöpler, apartmanların içinin tuvalete dönmesi... Böyle bir tabloyla karşı karşıya kaldığınızı düşünün. Kâbus gibi değil mi? İşte Gümüşsuyu Çiftevav Sokak’ta oturanlar, böyle bir kaosun içinde. Hem de öyle birkaç gündür, birkaç haftadır filan değil tam 1.5 yıldır... Peki nedir bu kaotik ortamın nedeni?

TAŞINAN TAŞINANA...

Sokaktaki Alman Konsolosluğu’na vize için gelen Suriyeli mülteciler... Suriyelilerin alım görüşmeleri, konsolosluğun Çiftevav Sokak kapısından yapılıyor. Dolayısıyla sabahın ilk ışıklarıyla birlikte onlarca kişi sokağa doluşuyor, sonrası keşmekeş... Gelin sözü daha fazla uzatmadan bu sokakta yaşayan ancak bir an önce taşınmaya çalışan bir okuyucumuza bırakalım... “İki yıla yakın bir zamandır her sabah 06.00 civarı başlayan gürültüler, 6.45 civarı görevlilerin alıma başlamasıyla artıyordu. Şimdilerde bu saat 07.00’ye çekildi. Sabahın o saatinde demir bariyerler atılıyor, dev demir kapı onlarca kere açılıp kapanıyor. Ve tabii ki kavgalar, tartışmalar, şikâyetler, ağlamalar. Her öğleden sonra ve akşam üzeri kapımızın önünden yiyecek artıklarından şişelere onlarca çöpü topluyoruz. İnsanların yağmur ya da karda sığınacak yerleri, o kadar saat içinde oturacakları bir alan olmadığı için genellikle kapımızın önünde oturmaya çalışıyorlar ki, pek oturulacak yer burada da yok. Ancak apartmanımızın içinde tuvalet ihtiyacı karşılandığına bile şahit olduk.

1.5 yıldır, hafta sonları dışında istisnasız 6.45 ile 7.15 arasında birinin demir bariyeri atmasıyla, kapıyı çarpması, bağırması ya da kavgasıyla uyanıyorum. Ve son dönemde, birkaç aydır, her seferinde bir yere bir şey oldu sanıyor, yerimden sıçrıyorum. Akrabalarımız evimizde kalmak istemiyor, bu “uyandıran” durum nedeniyle. Ve kulak tıkaçları, uyutucu müziklerle yeniden uyuma çabası hiçbir şey fayda etmiyor. Apartmanda çoğunluğun kendi evi. Biz de yıllık kira ödeyen kişileriz, hemen taşınmak bizim için zor ama taşınmak zorundayız.

Bu olay ilk başladığında telefonla bir kere aradım, çıkan beyfendi “Beyoğlu’nda yaşıyorsunuz, alışkın olun böyle şeylere, daha gürültüsüz bir semt seçin” dedi. Ama bu yaklaşımla hayatlarımız gerçekten zorlaşır. Ağlama, konuşma, hatta kavga gürültü, zaman zaman olabilir. Durum kolay değil ve çok insani. Ancak o demir bariyerler ‘atılmadan’, yerine ‘konulabilir’.

Burada sıraya gelen insanlar değişiyor ama görevliler, haftalık ya da günlük görev değişimi yaptıklarını düşünüyorum ama en azından onlar buranın insanların yaşadığı bir mahalle olduğunu düşünüp bağırmayabilir. Belki bir sessiz olma, hatta ‘çöp atmayın’ levhası asılabilir. Ya da belediye ile konsolosluğun işbirliğiyle her gün bu işlem bittiğinde sokağımız süpürülebilir.

‘DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK’

Otobüs durakları misali ama daha uzun ve yatay olanından yatay bir oturma bandı ve yağmurdan koruyacak bir tente oradaki insanlara daha iyi gelebilir sanki. İşte tüm bu şikâyetlerimi Alman Konsolosluğu’na ilettim. Cevap olarak konsolosluk binasının fiziksel olanakları ve tarihi eser niteliğinden dolayı dar bir alanda hizmet verdiklerini söylemişler, sorunların ciddiye alınıp gerekli uyarıların yapıldığını belirtmişler. Fakat değişen hiçbir şey olmadı...”